Coğrafya eğitimine başka bir pencereden bakma denemesi
Gönderen
eyurudur
COĞRAFYA EĞİTİMİNİN ÖTEKİ YÜZÜ**
Yrd. Doç. Dr. Eren YÜRÜDÜR*
Coğrafya eğitiminin iki yüzü vardır. Birincisi, coğrafyayı yer adlarından veya dağların, nehirlerin, ülkelerin sayısal bilgilerinden ibaret sayan salt olgusal ve tanımlayıcı yüz. Büyük ölçüde eğitim sistemlerinin yanlışlığından ve coğrafya eğitimcilerinin tutumundan kaynaklanan coğrafyanın bu sevimsiz yüzünden coğrafyacılar da yaygın olarak şikâyetçidir. Coğrafyanın bir de öteki yüzü vardır. İnsanların merak dünyasına hitap eden, onları dünyanın harikulade güzellikleriyle buluşturan, insanoğlunun doğayla olan ilişkisini anlamamıza ve yorumlamamıza yardım eden sevimli yüzü. Bu yazıda coğrafya eğitiminin bu ikinci yüzünü kısaca tanıtmaya çalışacağız. Belirttiğimiz gibi, birçok kişi için coğrafya bir yer adları bilimidir ve herkes bu bilimin temel bilgilerine doğal olarak sahiptir. Belki de bu nedenledir ki, çoğu insan coğrafyayı bildiğini düşünür. Bu durum bazen önemli bir konuda bilimsel görüşe ihtiyaç duymamak veya genel olarak toplumu ve onun yaşama alanını etkileyecek kararlar almada ortaya çıkacak etkileri kestirememek şeklinde; bazen de günlük hayatta insanların yanlış kararlar vermeleri şeklinde sonuçlar ortaya çıkarabilir. Çoğu coğrafyacının muzdarip olduğu bu yüzeysel bakış sadece ülkemize özgü bir durum değildir. Bu yüzeysel ve sığ bakışın ne denli yaygın olduğunu Amerikan Coğrafya Eğitimi Ulusal Konseyi’nin coğrafya eğitiminin önemini belirtmek için yayınladığı bildirgede de görüyoruz: “Çoğu kimse için coğrafya yer adlarının nereye ait olduğunu bilmekten ibarettir. Belli yerleri ve onların özelliklerini bilmek önemlidir, okumak için alfabenin veya aritmetik için çarpım tablosunun önemli olduğu gibi. Coğrafya yeryüzündeki coğrafi yerlerin ve onların birbiriyle olan ilişkisini inceleyen bilimdir. Coğrafya bilgisi genellikle kişinin kendi topluluğunu incelemekle başlar ve kişinin daha büyük deneyim kazanmasıyla genişler. Demek ki, coğrafya çocuklar için ev ile okul ve uzaktaki dünya arasında kavramsal bağ kurma imkanı sağlar” (NCGE). Coğrafya insanın yaşama alanı olan yeryüzüne bağlı doğal ve beşeri çevre olaylarını dağılış, bağlantı ve neden-sonuç ilkeleri çerçevesinde ve insanla ilgi kurarak inceleyen, sorunları belirleyerek çözüm önerileri getiren bir bilimdir. Çoğu insan için coğrafya dağların ve yerleşim birimlerin adlarını bilmek gibi algılansa da, genellikle coğrafyanın önemi ve etkisi algılanandan çok daha derindir. Bu bağlamda coğrafya, Doğanay’ın, (2000) da belirttiği gibi, dış siyasette yol gösterici, ekonomik yatırımlarda belirleyici, sosyal amaçlı yatırımlarda kolaylaştırıcı bir bilimdir. Amerikan Coğrafya Eğitimi Ulusal Konseyi coğrafyanın önem ve etkisini şu başlıklar altında belirtmiştir: 1. Coğrafya öğrencilere önemli beceriler öğretir. 2. Coğrafya öğrencilerin dünyayı öğrenmelerine yardım eder. 3. Coğrafya uluslar arası anlamaya katkı sağlar. 4. Coğrafya kendi ülkemizi tanımamıza yardım eder. 5. Coğrafya bilgisi daha iyi yurttaş olmada yardımcı olur. 6. Coğrafya ekonomik kaynakların ve ilişkilerin tanınmasını sağlar. 7. Coğrafya geçmiş için önemli ipuçları sağlar. 8. Coğrafya insan ile çevre arasındaki var olan çift yönlü ilişkiyi anlamamızı sağlar. Eğitim sistemindeki ilgisizliğe rağmen aslında coğrafi bilgiye olan ihtiyaç karmaşıklaşan dünyamızda artmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri küreselleşmedir. Bilindiği üzere küreselleşme, gelişmiş iletişim ve ulaşım sistemlerinin dünyanın büyüklüğünü hiçe sayan taşıma güçleriyle çeşitli ekonomik, sosyal ve kültürel değerleri dünyaya büyük bir hızda yayması sonucu yerküre üzerinde zaman ve mekânı küçülten, dolayısıyla da dünyanın değişik mekân ve kültürlerini aynılaştıran bir olgudur. Aynı süreç çeşitli çevre sorunlarını da küreselleştirmiştir. Doğal kaynakların ölçüsüz tüketimi, çevresel değerleri önemsemeyen ekonomik yatırımlar, atmosfere, sulara ve toprağa bırakılan çeşitli atıklar vb. çok sayıda uygulama ile sonuçları dünya genelinde hissedilen çevre sorunları da ortaya çıkmıştır. Sera etkisinin artmasıyla ortaya çıkan küresel ısınma, ozon tabakasındaki açılma, okyanus akıntılarının fiziksel, kimyasal özellikleri ve yönlerindeki değişmeler, iklim değişmeleri, orman yangınları, su, toprak ve hava kirliliği, doğal bitki örtüsünün ve hayvan topluluklarının yok edilmesi gibi çeşitli sorunlar, hiçbir coğrafi olayın diğerinden bağımsız olamayacağı ilkesiyle dünyanın biyosfer bütünlüğü içerisinde değerlendirilmeye başlamış, yani bu sorunlar ülke sınırlarını aşarak küreselleşmiştir. Gerek ülkeler, gerekse uluslar arası toplum küresel bazda çevresel tehditleri algılamakta ve olası sonuçların etkilerini azaltmak, sorunların nedenlerini ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli tedbirler almaya devam etmektedir. Bu önlemler ulusal ve uluslar arası ölçekte çevre hukuku ve buna bağlı yaptırımlar-cezalar oluşturmak, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla baskı grupları oluşturmak ve eğitim hizmetleri vermek şeklinde olmuştur. Ülkelerin ekonomik ve kültürel nitelikleri, uluslar arası baskılara direnme güçleri vb. faktörler, alınan önlemlerin etkili olması ya da olmaması konusunda belirleyici bir rol oynamaktadır.
Yaşlı dünyamızın yüz yüze kaldığı bu sorunları kronik hale getiren en önemli faktör üreten ve tüketen çoğu insanın bu sorunları tam anlamıyla fark etmemesidir. Başka bir ifade ile insanlar büyük bir rahatlıkla gerçekleştirdikleri günlük işlerinin çevrelerinde oluşturacağı değişikliklerden habersizdirler ya da en azından, bağlantıları algılayamadıkları için, bütünü görme yeteneğinden yoksundurlar (Van Matre,1999:4). İster yerel isterse küresel ölçekte ortaya çıkan bir sorun olsun, bunların çözümünde uzun soluklu tedbirler alınması ancak toplumların eğitilmeleriyle mümkündür. Bu bağlamda yaygın ve etkin bir coğrafya eğitimi bu sorunlara gerçek ve kalıcı çözümler bulmada önemli katkı sağlayabilir. Coğrafya eğitimi ve öğretiminde batı dünyasındaki ortaya çıkan uyanış henüz ülkemizde görülmemektedir. Batı ülkelerinde coğrafya eğitimi erken çocukluk dönemine dahi yayılıp, 2–5 yaş grubundaki çocuklara coğrafya eğitiminin nasıl verileceği araştırılırken (Fromboluti ve Seefelt, 1999), ülkemizde coğrafya dersleri ve bunların haftalık ders saatleri azaltılmış, müfredat programı ise ezberci niteliğini sürdüre gelmiştir. İlköğretimde Milli Coğrafya ve Milli Tarih dersleri Sosyal Bilgiler adı altında toplanmış ve coğrafya konuları azaltılmıştır. Meslek liselerinde ve düz liselerin fen ve matematik alanlarında coğrafya dersleri gereksiz bir ders olarak algılanmıştır (Doğanay, 2002:332). Bu konuda bir diğer olumsuz gelişme Eğitim Fakültelerinin 2006–2007 öğretim yılında uygulamaya konulan yeni programlarında Sınıf Öğretmenliği ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Programlarında coğrafya derslerinin azaltılmış olmasıdır. Coğrafya dersinin eğitim programlarında daha fazla yer alıp almaması gerektiği konusunu bu kısa yazıda temellendirebilecek durumda değiliz. Bizim amacımız, hangi oranda ve biçimde yer alırsa alsın, coğrafyanın ve coğrafi konularının öğretiliş biçiminin ve öneminin eğitim sistemlerinde iyi değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmektir. Birçok ülkede daha etkili bir coğrafya eğitimi için düzenlemeler ve çalışmalar yapılmıştır. İngiltere’de “Coğrafya Eylem Haftaları”, ABD’nde “Coğrafya Farkındalık Haftası” gibi organizasyonlar coğrafyanın popülerliğini arttırmak ve tanıtımını yapmak amacıyla düzenlenmişlerdir. Ayrıca, bu ülkeler okullarındaki coğrafya eğitimini etkinleştirmek için çeşitli projeleri uygulamaya sokarak program değişikliklerine gitmişlerdir. Coğrafyanın yanlış algılanmasında ve sevilmemesinde katı müfredat programlarının oluşturduğu ezberci yaklaşımın ve bir türlü bunu esnetemeyen öğretmenlerin rolü inkȃr edilemez. Bütün yöneticiler, program yapıcılar da coğrafyayı bu şekilde tanımışlar, olumsuz saydığımız bakış açılarını böyle kazanmışlardır. İlköğretimde uygulamaya konan yeni program anlayış ve uygulamaları bu olumsuz durumu değiştirmek için bir fırsat olabilir. Yapılandırıcı yaklaşımın temel prensip oluşturduğu yeni hayat bilgisi ve sosyal bilgiler ders programları ezberci sistemi ortadan kaldıracak gibi görünmektedir. İlköğretimde yer alan hayat bilgisi ve sosyal bilgiler dersleri coğrafya konularının ilk ele alındığı dersler durumundadır. Son dönemde yapılandırıcı yaklaşımla programlanan bu dersler, coğrafya konularının doğru öğrenilmesi ve coğrafyanın doğru algılanması açısından önemli bir fırsat oluşturmuştur. Çünkü bu programlar, her ne kadar coğrafi bilgiyi yine geleneksel şekilde algılasa bile, öğrenci merkezli bir yaklaşımı benimsemekte ve öğrencilerin bireysel öğrenmelerini desteklemekte, ilişki kurmaya yönlendirmektedir. Çevresinde gerçekleşen olay ve olgular arasındaki bağlantıları kuran bir birey coğrafyanın ilkelerinden birisini gerçekleştirmiş olacaktır. Neden- sonuç bağlantıları kurma ilk üç sınıftaki hayat bilgisi derslerinin kazandırdığı bilimsel beceriler arasında yer almaktadır. Böylece, coğrafyanın iki ilkesi öğrencilerin kazanımları arasında yer almaktadır. Coğrafya için bir diğer önemli ilke dağılıştır. Genel ve daha belirgin olay ve olguların dağılışından başlayarak öğrencilerin yaş ve gelişim düzeylerine göre daha karmaşık dağılış olgularını algılamaları ve gözlemeleri sağlanabilir. Problemleri tespit etme ve çözüm için çaba gösterme, hayat bilgisi ve sosyal bilgiler derslerindeki temel kazanımlardan birisi olarak görülmektedir. Böylece kapsadığı coğrafya konuları açısından eksik olsa da, öğrencilere kazandırılacak tutum ve davranışlar açısından daha öncekilere nazaran çok daha iyi programlara sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Coğrafyayı sadece tanımlama ve/veya betimleme bilimi olarak görmek en yaygın yanlışlardan biridir. Çocukların henüz olgusal bilgilere sahip olmadığı eğitimin ilk kademelerinde coğrafya eğitiminde olgusal bilgiler ağırlıklı olarak yer alabilir. Ancak, Stanley’in (1960) de belirttiği gibi, bu aşamada olgusal bilgi vermek bir amaç değil, bir araçtır. Tüm bilim alanlarında olduğu gibi, coğrafyanın asıl amacı anlamak ve yorumlamaktır. Bu anlama ve yorumlama amacı doğrultusunda coğrafya, doğa bilimleri tarafından incelenen fiziksel realite ile sosyal bilimler tarafından incelenen sosyal realite arasında köprü kurma işlevi görür. Coğrafyanın üstlendiği görev, yeryüzünün anlamlı ve belirgin fiziksel ve kültürel özelliklerini tanımlayarak bunların dağılımını, bölgesel oluş biçimlerini çözümlemek ve yorumlamak; bunların temel unsurlarını, altında yatan varlıkları ve güçleri açıklayarak anlaşılır hale getirmek; bölgesel kurumlara ve yerleşim birimlerine göre nedensel olarak nasıl ilişkilendiklerini göstermektir. Yapılandırıcı yaklaşımla hazırlanmış hayat bilgisi ve sosyal bilgiler programları sınıf öğretmenleri ve sosyal bilgiler öğretmenlerimizin hareket alanlarını genişletmekle beraber, yüklerini ve yorgunluklarını arttırmıştır. Çünkü etkinlikler hazırlamak, bireysel farklılıkları dikkate almak, titiz değerlendirmeler ve izlemeler yapmak gerekmektedir. Ancak, coğrafya konuları öğrenimi açısından ortaya çıkan aksaklıkların telafisi de ancak öğretmenlerimizin (kısa vadede) fazladan çabasıyla mümkün görünmektedir. Küresel ve yerel sorunların algılanması, çözülmesi, ülkesini, milletini ve tüm insanları seven, tanıyan bireyler yetiştirilmesinde coğrafya ve coğrafya konularının öğretimi oldukça önemlidir. Tarih boyunca fedakarlığını göstermiş olan öğretmenlerimizin bu yükün altından da layıkıyla kalkacağına şüphe yoktur. Coğrafya eğitiminde ve coğrafya konuları öğretiminde, öğrenci yaş grubuna göre farklılaşan, çeşitli öğretim yöntemleriyle coğrafya dersleri ya da coğrafya konuları daha zevkli ve öğretici hale getirilebilir. Bu bağlamda gezi-gözlem yöntemi, öğretmenlerin coğrafya konuları öğretiminde sıklıkla kullanması gereken bir yöntemdir. Ayrıca; drama, gösteri, gazete veya dergi hazırlama, coğrafya hikȃyeleri yazma/yazdırma, fotoğraf günleri, sergi hazırlama vb. yöntemler coğrafya ders veya konularını cazipleştiren yöntemlerdir. En önemlisi ise öğretmenlerin coğrafya bilimine karşı tutumlarını gözden geçirip, öğretimi ile ilgili hayallerini özgür bırakmalarıdır. Ya da onu tutkulu bir aşkla sevmeleridir (Orr, l994: 43).
Etkin bir coğrafya eğitimi için sınıf, sosyal bilgiler ve coğrafya öğretmenlerinin şu üç temel unsuru göz önünde bulundurmalarının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz: 1. İnsanlar doğaları gereği coğrafi konulara ilgilidirler. Bu gizil gücü harekete geçirin: Çoğu coğrafi fenomen ve mekan insanların görmeye can attığı görkeme ve gizemli bir yapıya sahiptir. National Geography televizyon kanalının tüm dünyada yakın ilgi görmesi, National Geographic Magazine dergisini her ay on bir milyondan fazla kişinin satın alması, bazı zenginlerin milyonlarca dolar vererek uzay seyahatlerine katılmaları bu ilgi ve merakın tipik örnekleridir. 2. Coğrafya sevgi yükler, sevgiden yararlanın. Sevgi tanımakla başlar. Bir yerde yaşamak orayı tanımaktır. İnsanlar bulundukları yerde yaşadıkça orayı tanırlar, tanıdıkça da sevgileri ve bağlılıkları artar. Bu sevgi, köyünden kasabasına, ilçesinden iline ve ülkesine doğru genişler. Coğrafya insanlara yurdunun doğal ve kültürel güzelliklerini tanıtarak onlarda yurt sevgisini geliştirir. Bunun yanı sıra, yeryüzündeki kültürel farklılıkları tarihsel ve çevresel ilişkileriyle tanıtarak insanların farklı kültürlere karşı hoşgörülü olmalarına katkı sağlar. 3. Coğrafi varlıklar estetik boyut içerirler. Coğrafi konuların öğretiminde öğrencilerin güzellik duygusunu harekete geçirin. Hangimiz bir şelalenin veya nehrin akışından, dağların harikulade görünüşünden, gökyüzünün gizeminden, güneşin doğuşundan ve batışından etkilenmeyiz? Pamukkale travertenlerini ilginç kılan estetik değerden başka nedir? Bu yönüyle coğrafya çoğu bilimin sahip olmadığı bir avantaja sahiptir. Bu nedenle, bir dağın yüksekliğinden önce onun doğal güzelliğine dikkat çekin. Dünyanın yarıçapının uzunluğunu ve hareketlerini öğretirken onun uzaydan çekilmiş harikulade görüntülerinden yararlanın. Şairlerin, ozanların doğaya ve doğal varlıklara yönelik yazdığı veya söylediği mısralardan yararlanın.
Sonuç olarak, insanların yaşadıkları dünyayı daha iyi tanımaları, insan-çevre ilişkisinde ortaya çıkan sorunları kavramaları, çözümlemeleri ve çözüm aramaları, ülkelerini tanımaları ve sevmeleri iyi planlanmış etkin ve etkili bir coğrafya eğitimi ile mümkündür. Coğrafya eğitiminin sevimsiz yüzü tüm eğitim sistemlerinin bir realitesi olsa da, gelişmiş toplumlar bu durumu kavramış ve buna yönelik tedbirler alma çabasına girişmişlerdir. Ülkemizde ise coğrafya biliminin önemi pek kavranmış görünmemektedir. Eğitim programlarındaki yeni gelişmeler coğrafyanın sevilen ikinci yüzünü harekete geçirmek için önemli fırsatlar ortaya koymaktadır. Ümidimiz, her zamanki gibi, eriyerek dünyayı ışıtan saygıdeğer öğretmenlerimizdedir. **İlköğretmen Dergisinde yayınlanmıştır * Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Tokat Kaynaklar Doğanay, H., (2002), Coğrafya Öğretim Yöntemleri, Aktif Yay., Erzurum Doğanay, (2000), Coğrafyaya Giriş, Çizgi Kitabevi Yay., Konya Fromboluti, C., S.& Seefelt, C. (1999), Early Childhood: Where Learning Begins Geography, (edited by Linda Darby), U.S. Department of Geography, Office of Educational Research and Improvement, National Institute on Early Childhood Development and Education. Lambert, D. & Balderstone, D., (2000), Learning to Teach Geography in the Secondary School, Routledge, London, U.K. Lewis, Pierce, (1985). “Beyond Description”, Annal of the American Geographers, 75(4), pp. 465-477. NCGE (National Council for Geographic Education), “The Importance of Geography in the School Curriculum”, Eric SO 028 726. Orr, D.,W., (1994), Earth in Mind: On Education, Environment ,and the Human Prospect, Island Press, Washington DC, U.S.A. Stanley, R. W. (1960). “The Role of Geography in General Education”, California Geographer, 1, pp. 26-34. Van Matre, S.,(1999), Earth Education: a new beginning, Published by The Institute for Earth Education, Greeenville, West Virginia, U.S.A Tümertekin, E.& Özgüç, N., (2004), Beşeri Coğrafya İnsan, Kültür ve Mekan, Çantay Kitabevi Yay., İstanbul