Coğrafya Biz Forum
24 Mayıs 2012, 16:32:08 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Image and video hosting by TinyPic

Duyurular: Bozuk linkleri forum yetkilisine bildirmek için 'Moderatöre Bildir' linkini tıklayarak konuyla ilgili sorunu rapor edebilirsiniz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Son Konular Giriş Yap Kayıt  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: şu soruya bakabilir misiniz arkadaşlar?  (Okunma Sayısı 1800 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
tasmanlar

Üye
**

Performans: 6
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88



« : 06 Ocak 2012, 18:51:06 »

Aşağıdakilerden hangisi Sanayi Devriminin doğurduğu sosyo-ekonomik sonuçlardan biri değildir?
a) yeni iş sahaları açılmıştır.
b) sanayi bölgelerine doğru yapılan göçler artmıştır.
c) insan ilişkileri daha karmaşık bir hal almıştır.
d) şehirleşme olayı hızlanmıştır.
e) tarım arazilerinin önemi artmıştır.

12. sınıf ortak sınavında arkadışımızın sormuş olduğu bir soru. cevap anahtarında cevabı c şıkkı olarak vermiş.Fakat ben cevabın e şıkkı olduğunu düşünüyorum.sizce cevap hangisidir.
Logged
Coğrafya Biz Forum
« : 06 Ocak 2012, 18:51:06 »

 Logged
Nesimi BİLGİ

Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #1 : 06 Ocak 2012, 23:07:31 »

Hocam ben de sizinle aynı fikirdeyim. Tarım arazilerinin öneminin arttığı dönem Sanayi Devrimi öncesidir. Sanayi Devrimiyle birlikte toplumsal olarak farklı gelir grupları oluşmuş, sosyal tabakalaşma artmıştır. Bu ve benzeri gelişmeler insan ilişkilerini karmaşıklaştırmıştır.
Logged
costa_55

Deneyimli Üye
****

Performans: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 176



« Yanıtla #2 : 06 Ocak 2012, 23:21:52 »

Sizin de söyediğiniz gibi ;Yanıt "E " hocam diğer şıklar da sosyo-ekonomik olaylar "E " detarım arazilerinin önemi artması sadece ekonomik bir olaydır,doğrudan sosyal bir yönü yoktur.
Logged
SELFATİH

Yeni üye
*

Performans: 6
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 40

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #3 : 06 Ocak 2012, 23:34:47 »

kesin yanıt e dir.tarım arazilerinin değeri azalmıştır. çünkü makineleşme nedeniyle işlenmeyen araziler,meralar ve ormanlar tarım açılarak tarım arazileri büyümüştür.
Logged
tasmanlar

Üye
**

Performans: 6
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88



« Yanıtla #4 : 06 Ocak 2012, 23:50:59 »

vaktinizi ayırıp cevapladığınız için teşekkürler arkadaşlar.
Logged
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #4 : 06 Ocak 2012, 23:50:59 »

 Logged
YALÇINKARADENİZ

Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #5 : 07 Ocak 2012, 00:51:32 »

Toplum Yapısı
Endüstri Devriminin toplumların iç düzeninde ortaya çı­kardığı temel değişiklik, kapitalist ve işçi sınıfların birbirin­den kesinlikle farklı bir biçimde belirmesidir.

Bu konuda İngiltere’nin 18. yüzyılda yaşadığı deneyler başka ülkelerde çok daha sonraları yaşanmıştır. Gerek kapitalizmin, ge­rek işçi sınıfının sorunları bakımından, İngiltere’nin ortaya koy­duğu örnekler, daha sonraları başka ülkelerce de izlenmişlerdir.

Endüstri Devrimine kadar, politik yapısı bakımından Avru­pa’da eşsiz olan İngiltere, bu devrimle, ekonomik bakımdan da eşsiz olma özelliğini kazanmıştır.

Endüstri Devrimiyle, tacir, işveren ve zanaatkâr arasındaki yakınlık ortadan kalkmıştır. Makine ile işverenin zanaatkâr kar­şısında kesin üstünlük kurması sonucunda, zanaatkâr ya kendi meslektaşları arasında işveren durumuna girmiş ve servet sahi­bi olarak diğer zengin sınıflarla eşitliğe ulaşmış, ya da işçi ola­rak kalıp, kısa zamanda basit bir emekçi durumuna düşmüştür.

Endüstri Devrimi ilerledikçe işverenle işçi arasında büyük bir uçurum açılmıştır. Bu devrimden önce, her işçi ileride ba­ğımsız bir usta olmayı ümit edebiliyordu. Fakat devrimden sonra, üretimin bir fabrika işi durumuna girmesi böyle umutla­rı ortadan kaldırdı. "Kendi başına iş sahibi olmak" bir zanaat­kârın normal olarak ümit edebileceği bir şey olmaktan çıktı, çünkü yeni düzende bağımsız iş sahibi olmak için her şeyden önce kapital gerekliydi.

Endüstri Devriminin başlangıç döneminde, bu konuda bir çeşit fırsat eşitliği olduğunu da belirtmeliyiz. Bu dönemde, çok küçük kapitallerle işe girişen bazı kimseler kısa zamanda zen­gin olma olanağı bulmuşlardır. Robert Owen de, ileride görece­ğimiz gibi, çok küçük bir kapitalle işe başlayıp kısa zamanda büyük zenginlik kazanan girişimcilerin parlak bir örneğidir. Fakat fabrika biriminin gittikçe büyümesi, zamanla, bu "fırsat eşitliğini" ortadan kaldırmıştır.

Böylece 18. yüzyıl hızla gelişen kapitalizmin çağı olmuş ve önemleri artan tacirler ve bankerlerin yanı sıra toplumda adeta bir kahraman gibi görülen yari bir endüstri kapitalisti tipi orta­ya çıkmıştır. Fakat toplum içindeki yeri ne kadar güçlü olursa olsun, bu yeni kapitalist sınıf, politik güçlerin toprak sahipleri­nin tekelinde bulunduğu bir ülkede politik bakımdan kolayca değer kazanamamıştır.

İngiltere’de 1688 Devrimiyle burjuvazi, zenginliğini sürdü­rüp arttıracak bir devlet ve politika düzeni kurmuş bulunuyordu. Bu devrimden sonra Whig1 adı verilen, büyük toprak sahibi ailelerin oluşturduğu grup, Londra’nın ve diğer büyük kentlerin tacirleri ve bankerleriyle işbirliği kurmuş ve yenilmez bir güç ola­rak ortaya çıkmışlardır. Yüz yıl kadar bir süreyle politika bu ayrı­calıklı sınıfın tekelinde kalmıştır.sosyolojik.wordpress.com

Yeni sanayici sınıf ve onların izinden giden küçük tacirler burjuvazisi 1688′den beri devlet gücünü elinde bulunduran bu oligarşinin dışında kalıyorlardı. Endüstri Devriminin her adı­mında gücünü arttıran bu yeni sınıf, 18. yüzyılın sonuna ulaşıl­dığında, politik iktidardan payını almak için baskı yapmakta ve parlamentonun yapısında reformun gerektiğini ileri sürerek, geniş bir demokratik programla ortaya çıkmaktaydı.sosyolojik.wordpress.com

Bu sınıf, seçme ve seçilme haklarını genişleterek, parla­mentonun yapısında değişiklik meydana getiren 1832′de ya­yımlanan Reform Kanunundan (Reform Act)2 sonra, parlamen­toya temsilcilerini sokma olanağı bulmuştu. Fakat bu kanunun yapılmasından önce bile, bu yeni sınıfın parlamento üzerinde etkili olduğu ve kendi yararına kanunların çıkmasını sağladığı bir gerçektir.

Endüstri Devrimiyle gittikçe gücünü arttıran kapitalist sı­nıfın karşısında, modern anlamda bir işçi sınıfı da ortaya çık­mış bulunuyordu. Böylece İngiltere, endüstrileşmiş ve sınıflara ayrılmış modern toplumun ilk örneğini vermiş oluyordu.

1 Whig, 1680′den itibaren ortaya çıkan ve egemenliğin sadece taca ait olduğunu ileri süren Stuartların görüşüne karşı olan politik grubun adıdır. Stuartçıların meydana getirdiği politik gruba da Tory adı verilmiştir. Tory’ler, mutlak iktidar­dan yana olan görüşlerine Hobbes’ta dayanak bulmuşlar, buna karşılık Whig’ler de Locke’un eserlerine dayanarak sınırlı monarşiyi savunmuşlardır. 1688 Devri­minden sonra, büyük toprak sahiplerinin oluşturduğu Whig’ler ve bunları des­tekleyen büyük tacirler, 1760′a kadar sarsılmayan bir üstünlük kurmuşlardır. Bu tarihte parti içi çekişmeler yüzünden Whig’lerin kesin üstünlüğü sona ezmiş ol­makla birlikte, grup etkili olmaya devam etmiştir.

2 Bu konuda bkz. ileride "Owen İşçiler Arasında" bölümü, "Emek Pazarları".

Sanayi kentlerinde sürüler gibi toplanan, fabrika hayatının disiplini altına giren ve ekonomik güçlükler altında ezilen en­düstri işçileri zamanla sınıf bilincine varmış ve politik bir güç olarak ortaya çıkmıştır.

İngiliz işçi sınıfının tarihi, kesin olarak, 18. yüzyılın ikinci yarısında başlar. Bundan önce de işçilerin katıldıkları halk ha­reketleri görülmüş olmakla birlikte, işçilerin sayısı ve yoğunlu­ğu ancak 18. yüzyılın ikinci yarısında, bunların modern anlam­da bir işçi sınıfı sayılabileceği ölçüye varmıştır. Fakat bunun he­nüz bir başlangıç olduğunu, sadece bazı endüstri kollarında ve bazı bölgelerde ortaya çıktığını da belirtmemiz gerekir. Hâlâ varlıklarını sürdürebilen küçük, bağımsız zanaatkârların ma­den, gemicilik ve fabrika işçileriyle kader ve çıkar birliği duy­gusuna sahip olmaları kolay olmamıştır.

Endüstri işçileri başlangıçtan itibaren endüstri sistemine kar­şı bir tutum almış ve ondan şikâyetçi olmuşlardır. Çünkü bu sis­tem, işçileri güneşten, ve temiz havadan yoksun konutlarda in­sanlık dışı koşullarda yaşamaya mahkûm etmiş, düşük ücretler karşılığında uzun saatler çalışmak zorunda bırakmıştı. Üstelik bu işçiler yeterince yiyecek de bulamıyorlardı.

Öte yandan, güvenlik ve rahatlık içinde yaşayan diğer sı­nıfları görmek de işçilerin topluma karşı bir düşmanlık duyma­sına yol açıyordu.

İşçilerin içinde bulundukları koşullar o kadar kötüydü ki, elimizde o zamana ait güvenilir resmî kaynaklar bulunmasa bunlara inanmak güç olacaktı.

İşçiler, ortaya çıkan yeni talepleri karşılamak için, büyük bir hızla ve en ilkel sağlık kurallarına bile bakılmaksızın ku­rulan yeni fabrikalarda çalıştırılıyorlardı. Eski ahırlarda ve arabalıklarda bile tezgâhlar kuruluyordu. Erkek -ve artık ge­niş Ölçüde çalışmaya başlayan kadın-işçiler uzun saatler, güçlerinin sonuna kadar çalışmak zorundaydılar. Aldıkları ücretler açlıklarını gideremeyecek kadar düşmüş olduğu için, erkekler kadınların da fabrikalarda çalışmalarına razı olmuş­lardı.

Endüstri büyük gelir getiriyor, fakat bu gelir endüstri kapi­talistlerinin cebine aktığından, işçilerin durumunda bir düzel-

me olmuyordu. İşveren için, canlı bir alet olarak gördüğü işçi, buhar makinesinden çok daha az önem taşıyordu.

"Özel teşebbüs"ün temeli, herkesin yalnızca kendi işiyle il­gilenip, sonuçlarının ne olacağına hiç bakmadan, en yüksek kâ­rı sağlamasıydı. Bunu belirten H. G. Wells, 18. yüzyılın sonla­rında, İngiliz işçisinin içinde bulunduğu ümitsiz ve karanlık durumu "yeni barbarizm" olarak adlandırmıştır.3

Tarım
Köylülerin şehirlere alan ederek endüstri işçisi durumuna girmelerinin nedeni, tarım düzeninde ortaya çıkan değişikliktir. Bu değişikliğe, Endüstri Devrimine koşut olarak Tarım Devrimi adı verilmektedir.

Tarım Devrimi, kısaca, küçük ölçüde ve geçim sağlayan çiftçilikten, kâr elde etme amacıyla ve geniş ölçüde yapılan ka­pitalist tarıma geçiş anlamına gelir. Bu geçişi sağlayan başlıca araç enclosure denilen usul olmuştur.

Enclosure 12. ve 13. yüzyıllardan beri uygulanmakta olan bir usuldü. Köyün ortak mülkiyetinde olan veya sahipsiz bu­lunan toprakların bireylerin eline geçmesini sağlıyordu. Yüz­yıllardan beri, fazla bir şikâyete yol açmadan uygulana gelen ve işlenmeyen toprakların işlenmeye açılmasını sağlayan enc­losure, bu dönemde görülen geniş çaptaki uygulanması sonu­cunda, eski köy topluluğunun ortadan kalkmasına yol açmıştır.

Ortaçağdan gelen eski köy düzeninde tipik köylü bir veya birkaç parça tarlayı elinde bulunduruyor, ayrıca hayvanların ot ihtiyacını da köyün ortak merasından sağlıyordu.

Ancak bu düzen -küçük, dağınık tarlalar arasında sınır olarak ekilmeden bırakılan toprak şeritleri ve patikalar yüzün­den- topraktan yeterince yararlanılmasına engel olmaktaydı. Öte yandan, tarlaların küçük ve dağınık oluşu yüzünden, ve­rimli bir biçimde sulama yapmak ve iyi ürün yetiştirmek de mümkün olmuyordu. Ayrıca, tarla parçalarının dağınık ve köyden uzak oluşu zaman kaybına yol açıyor, köylülerin tarlalarıy­la yalandan ilgilenmelerine olanak vermiyordu.

3 H.G. Wells. Outline of History, Londra, 1961, s. 857.

 

Fakat bütün bunlar, büyük pazarlarla ilişkisi olmayan, sa­dece kendi ailesinin ihtiyacı için ürün yetiştiren küçük çiftçiyi fazla rahatsız edecek şeyler değildi- Ne var ki, ekonomik hayat­taki yeni gelişmelere ayak uydurarak, geniş çapta tarım yap­mak isteyen kapital sahibi kimseler bu eski düzeni değiştirmek istiyorlardı. Bunun için de başvurulan yol enclosure usulüydü.

Bir bölgede enclosure’ün uygulanması için parlamentodan karar çıkması gerekiyordu. Parlamento ise toprak sahiplerinin egemenliğindeydi ve ayrıca o çağda enclosure ekonomik bir ge­reklilik olarak da görülüyordu. Bu bakımdan, parlamento, kü­çük çiftçilerin aleyhine olarak uygulanan enclosure"e engel ol­muyor, tersine, onu kolaylaştırıyordu.

Enclosure’ün birkaç uygulama biçimi olmakla birlikte, o sı­ralarda en çok görülen uygulama şöyle yapılıyordu: Parlamen­todan karar çıktıktan sonra, bir bölgedeki bütün çiftçiler tarla­ları ve ortak otlaklar üzerindeki bütün haklarından vazgeçiyor­lar, buna karşılık da, herkese daha önce ellerinde bulunan hak­larla orantılı olarak yeni bir tarla verilmesi gerekiyordu. Fakat, enclosure masraflı bir usul olduğundan küçük çiftçilerin aleyhi­ne işliyordu. Toprağın bu yeniden dağıtımı işlemi sırasında ya­pılan haksızlıklara karşı itirazlar da yoksul çiftçilerin katlana­mayacakları kadar yüksek masrafları gerektirdiğinden, bu iti­razların uygulamada hiçbir önemi yoktu.

Enclosure usulünün uygulanması sonucunda küçük çiftçi­ler tarlalarını elden çıkarmak zorunda kalıyorlar, kiracılık eden­ler ise çok artan kiraları ödeyemez duruma giriyorlardı. Bunlar er geç bir endüstri şehrine göç etmek veya topraksız tarım işçisi düzeyine düşmek zorundaydılar.

Bütün bu gelişmelerin sonucunda İngiltere "büyük arazi mülkiyetinin klasik vatanı" olmuştur. Şatosu, küçük arazi sahip­lerinin şehre sığınmak için terk ettikleri bir bölgede yükselen bir konta atf olunan şu sözler durumu aydınlatmak bakımından il­ginçtir: "Ben bir efsane deviyim, bütün komşularımı yedim!" 4

4 Felicien Challeye, Mülkiyetin Tarihi, (çev. T. Aytuğ), Remzi Kitabevî, İstanbul, 1944,6.68-69.

hocam iki şıkta doğru cevap değil soru yanlış hazırlanmış
Logged
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #5 : 07 Ocak 2012, 00:51:32 »

 Logged
of

Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #6 : 07 Ocak 2012, 17:27:16 »

doğru cevap e şıkkıdır.sizin kanızı insan ilişkilerinin karmaşıklığı karıştırmış olabilir; ama zaten kalabalık hayat ve iş stresi gibi sorunlar  bu dönemde psikoloji ve sosyolojinin modern anlamda gelişmesini tetiklemiştir.
Logged
serdarhoca

Yeni üye
*

Performans: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 17

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #7 : 07 Ocak 2012, 17:43:04 »

Doğru cevabı net olmayan bir soru. Yorum sorusu olarak klasik sınavlarda uygulanabilir. E seçeneği ekonomik, C seçeneği sosyal sonucu ifade etmektedir.
Logged
Cahit ERAYDIN

VIP Üye
******

Performans: 2064
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4848


Cahit Eraydın Burdur İmam Hatip Lisesi coğ.öğrt.


« Yanıtla #8 : 07 Ocak 2012, 22:25:08 »

Sorunun cevabı C seçeneğidir  çünkü "insan ilişkileri daha karmaşık bir hal alması " toplumsal bir durumdur yani sosyolojiktir,ama doğru cevap olarak söylenilen E seçeneği yani " tarım arazilerinin önemi artması" hem toplumsal hemde ekonomik  alanı ilgilendirir ,ikisi arasında ilişki vardır yani sosyo ekonomiktir, bu nedenle doğru cevabın C seçeneği olduğunu düşünüyorum
Logged

Linkleri görebilmek için,
Kayıt Ol veya Giriş Yap


Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
svc84

Uzman Üye
*****

Performans: 11
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 326


Her akan su yatağını bulur mu...


« Yanıtla #9 : 07 Ocak 2012, 22:32:11 »

sanayileşmeyle beraber ticaret farklı boyutlar kazanmıştır dolayısıyla farklı sektörler ortaya çıkmıştır. insan ilişkileri de daha karmaşık hale gelmiştir diyebiliriz. şahsen cevabının E olduğunu düşünüyorum
Logged
AKSUNGUR19

Üye
**

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 93


With the name of GOD...


« Yanıtla #10 : 10 Ocak 2012, 03:14:09 »

Sayın hocam Evet bence de soru yanlış. Sanayileşmeyle birlikte artan nüfus da tarım arazilerinin önemini artırmıştır. Çünkü makineleşmeyle üretim miktarları ve verimin artmasına bağlı olarak topraktan elde edilen kazanç artmış ve ayrıca nüfusun artmasına paralel olarak tarım ürünlerine duyulan talep de artmıştır. Bu durumda E şıkkı da doğru bir yargıdır. Yani soru hatalıdır...
Logged

Coğrafyam ve otomobilim hayatımdır...

Bize göre değil; siyaha beyaz, zalime pekala, yoksula olmaz demek
tasmanlar

Üye
**

Performans: 6
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88



« Yanıtla #11 : 10 Ocak 2012, 14:29:30 »

Bazı sorularda seçeneklerin arasından en doğrusu ya da en yanlışı istenebilir.a,b,c ve d şıkları daha kesin yargılardır fakat tarım arazilerinin öneminin artması bakış açısına göre değişir. çünkü sanayi devrimiyle birlikte kırdan kente göçler artmış ve bu durum tarım arazilerinin önemini önceki dönemlere nazaran azaltmıştır. sorunun hatalı olmayıp cevap anahtarının hatalı olduğunu düşünüyorum.bence cevap e seçeneği olmalıdır.
Logged
tasmanlar

Üye
**

Performans: 6
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 88



« Yanıtla #12 : 10 Ocak 2012, 17:47:41 »

tabii hüseyin hocama da yürekten katılıyorum..Smiley Tusem'e sevgilerlee.....
Logged
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #12 : 10 Ocak 2012, 17:47:41 »

 Logged
AKSUNGUR19

Üye
**

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 93


With the name of GOD...


« Yanıtla #13 : 10 Ocak 2012, 23:41:39 »

Çook teşekkür ederim sevgili hocam. Kadirhan'ı öpersin...   Smiley
Logged

Coğrafyam ve otomobilim hayatımdır...

Bize göre değil; siyaha beyaz, zalime pekala, yoksula olmaz demek
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #13 : 10 Ocak 2012, 23:41:39 »

 Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2008, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Coğrafya Biz 2003-2012 © | Sadece Coğrafya | Sitemap | Forum Haritası

Sitemizde bulunan tüm içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup, Hak sahipleri tarafından site yönetimine bildirilen dosyalar, paylaşımdan kaldırılacaktır.
Uzmanweb Net coğrafya
Bu Sayfa 0.261 Saniyede 30 Sorgu ile Oluşturuldu