Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Küresel Kavram Yalanı -Tartışma  (Okunma Sayısı 3621 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kıraç
VIP Üye
******

Performans: 479
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1014


« : 28 Şubat 2008, 19:40:01 »


Değerli meslektaşlarım  son zamanlarada küresel  kavramı  sıkça kullanılmaya başlandı. Bu kavram gerek uygun gerekse uygun olmayan her konuda bilinçsizce kullanılmaktadır ve çok önemli bir kavram yanlışlığı ve kirliliği yaratmaktadır. "Küresel Dünya" "Kürsel Ortam", "Küresel Isınma", Küreselleşme" yine bu kavramlarıa eş olarak globalleşme  kelimesi kullanılmaktadır yani kürsel olan dünyayı yeniden kürselleştirme çabaları devam etmektedir.
Bu kürsel  kavram malesef  son zamanlarda  coğrafya ya  da bulaşmış durumda. Coğrafya konularında   yalan-yanlış kullanılmaktadır. Sizce bu kavramın coğrafya içinde kullanılması ne kadar doğrudur? Bu konuda görüş ve yorumlarınızı belirtirseniz sevinirim.

saygılarımla

Not:Arkadaşlar sizden ricam kes-yapıştır bilgi yorumu yapmayın, kendi fikir ve düşünceleriniz olsun.
Kayıtlı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRKİYE'NİN GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİDİR....
baksu
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2641
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4317



« Yanıtla #1 : 28 Şubat 2008, 19:48:10 »

Sayın Kıraç, güzel bir konu, ancak hemen öncesinde bir hatırlatmada bulunmak daha doğrusu bir yanlışı düzeltmek istiyorum.
İmzanız oldukça anlamlı. Ancak imzanızda geçen "yalnışlık" kelimesini "yanlışlık" olmaldır.

Saygılarımla.
Kayıtlı


Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bi cevabım var.
Lakin bi lafa bakarım, laf mı diye...
Bi de söyleyene bakarım, adam mı diye...

                                        
Kıraç
VIP Üye
******

Performans: 479
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1014


« Yanıtla #2 : 28 Şubat 2008, 19:52:59 »

Bünyamin hocam çok teşekkür ederim. Yanlışlığı düzeltim. Malum gözden kaçmış.
Kayıtlı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRKİYE'NİN GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİDİR....
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #3 : 28 Şubat 2008, 20:05:04 »

   Değerli kardeşim kısaca şunu söyleyebilirim; küreselleşme kavramı kocaman bir balondur ve bazı hakim güçlerin kendi kültürlerini başka toplumlara kabul ettirme çalışmasıdır.Öyle bir ifade ediliyor ki sanki geçmişte medeniyetlerin başka medeniyetlerle hiç ilişkisi yoktu herkes kendi halinde yaşıyordu.Günümüzde geçmişten farklı olan durum günümüzde teknolojiye bağlı olarak uzakların yakın olmasıdır.Küreselleşme kavramı ile bunu ifade etmeye çalışıyorlar fakat küreselleşme kavramı bana göre yukarıda da ifade ettiğim gibi bir kaç kültürün başka kültürlere dayatmasıdır.
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
breave01
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 28 Şubat 2008, 20:29:28 »

Kıraç hocam, Uğur Hocam çok güzel değinmiş. Kendi menfatleri çerçevesinde meydana gelen olayların tüm dünyayı etkilediğine, gerek ekonomik gerek sosyal gerekse askeri konularda artık tüm dünyanın ABD etkisinde olduğuna bütün insanları inandırmak için globalleşmeyi biz de onların ekmeğine yağ sürerek küreselleşmeyi dilimizde sakız yapıyoruz. Kıraç hocam konuyu açtığınız için teşekkürler.
Kayıtlı
vefikpaşa
Uzman Üye
*****

Performans: 24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 240


« Yanıtla #5 : 28 Şubat 2008, 20:42:02 »

Var olan,yaygın olarak kullanılan bir kavrama karşı olmak başka,o kavramın eylem ve sonuçlarına karşı olmak başka birşey olsa gerek.Diyelimki emperyalizm diye bir kavram var bu kavramın varlığına ve kullanımına değil de emperyalizm eylemine karşı olunabilir diye düşünüyorum.Evet güçlü olanın haklı olduğu prensibinin benimsendiği çağımızda birilerinin "doğru budur" dediği bir yaşam biçimi ve kadın erkek modeline dünya milletlerini uydurmaya çalışma gayret ve projesi var.Paylaşan,tasarruf eden,sabreden,kanaatkar vs. toplum  yeterince tüketici olmadığından ,ihtiyaçlarını birilerinin tayin ettiği modaya göre belirlemediğinden,bir şekilde medenileştirilmeli hizaya getirilmeli ... ki kurulu dünya düzeni var olsun.Evet var böyle bir plan,program,niyet ve bunu inkar çözüm olmasa gerek diye düşünüyorum.İyi çalışmalar
Kayıtlı

Güçlü olmak, düşmanını değil, öfkeni yenebilmektir
Kıraç
VIP Üye
******

Performans: 479
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1014


« Yanıtla #6 : 01 Mart 2008, 20:15:25 »

Nedir bu küresel yalan?
 Değerli meslektaşlarım  İkinci  Dünya savaşından  sonra dünyada iki   önemli güç vardı. Biri ABD  diğeri  SSCB yani Sovyet Rusya. İkinci Dünya  Savaşın’dan sonra  bu  iki ülke arasında  “Soğuk Savaş” dönemi başlamıştır ve dünya iki kutuplu bir süreç yaşamıştır. Bu  süreç ve denge Sovyetler birliğinin dağılmasıyla sona ermiştir. 1990 lı yıllardan sonra tek güç haline gelen ABD yeni stratejiler geliştirdi. Bunun üzerine ABD li  siyaset bilimciler  “küreselleşme” veya “globalleşme” adı verilen yeni bir siyasi kavram  geliştirdiler.  Sovyetlerin dağılmasından  sonra tek güç haline gelen ABD  bu kavramla  tüm dünyaya yayılma ve kendini kabul ettirme stratejisine girişti. Bu küresel kavramın hedefin de  ulus devletler vardı. Bu kavrama göre sınırlar olmamalı dünya bir bütün düşünülmeli ve ulus milleti  yok dünya milleti  kavramı olmalıdır. Tabi bu durum en çok  dünya ekonomisine yön veren çok uluslu  şirketlerine ( küresel para çeteleri)  yeni pazarların kapılarını  açıyordu. (Bu  kapsamda  Türkiye’deki tüm önemli kar eden stratejik kuruluş ve madenlerimiz yabacı küresel  sermaye ye  satıldı).
ABD’li siyaset bilimciler daha ileri giderek  “Yeni Bir Dünya Düzeni “  adı altında  sömürgeciliğe yeni bir makyaj yaptılar. Yani modern sömürgecilik küreselleşmeyle başlamıştır. Bu yeni sömürgecilik stratejisinde en önemli engel ulus devletlerdi. Hatta  bu konuda Avrupa Birliği çerçevesinde  Türkiye’ye bazı dayatmalarda bulunuldu. Bu dayatmalar ve tavsiyeler;
-Atatürk posterlerini kaldırın
-Ulus ve vatanseverliği temsil eden kültürel ve milli değerlerden vazgeçin.
-Şehitlik kavramını kaldırın
-İstiklal marşını  kaldırın
-Dinler arası diyaloğ ve hoşgörüyü benimseyin; Bu çerçevede özellikle Ilımlı Müslüman (Hristyanlaşmış Müslüman) projesini  uygulamaya koydular.
ABD ve Avrupa  Birliği  bu dayatmalarda ve tavsiyelerde bulunurken kendilerini birer küreslleşme temsilcisi sayan ülkeler  Peygamber efendimize  her türlü insan dışı saldırılarını eksik etmiyorlardı. Yine ruhani lider  Papa Türkiye’deki bazı cemaat temsilcileriyle el ele dizdize diyaloğ ve hoşgörü masallarını birbirine anlatırken akabinde Peygamber efendimize saldırmayı da ihmal etmiyordu ruhani lider papa.
Yine bize küreselleşin yabancı dilleri benimseyin diye Avrupa  Birliğinin Almanya ile birlikte patronluğunu yapan Fransa’nın  cumhurbaşkanı Şirak bir  sempozyumda Fransızca yerine İngilizce konuşma yapan bir Fransız profesörü protesto ederek sempozyumu  terk etmiş ulusal tavrını en güzel şekilde göstermişti.
İşte böyle bir strateji  ve projenin ürünü olan siyasi  anlamda yeni sömürgecilik olan küresel veya globalleşme kavramlarını coğrafyada kullanmak ne derece  doğrudur sorusunu bizim kendimize sormamız gerekir? Bu kavramları coğrafyada kullanmak doğru değildir hem kavram ve anlam yanlışlıklarına neden oluyor hem de  kavram kirliliği yaratmaktadır.
Örneğin sıkça küresel ısınmadan bahsedilir. Bir kere küreselden kasıt yuvarlak bir cisimdir. Isınan yuvarlak cisim değildir ki küresel  ısınma kavramı kullanılsın, ısınan  dünyaya temas eden atmosferdir.
Yine küresel ortamdan bahsedilir. Küresel olan dünyadır dünyanın ortamı uzay boşluğudur. Oysaki bu kavram  dünya üzerinde yer alan ekosistemler veya bölgeler anlamında kullanılmaktadır.
Küresel ticaretin karşılığı  yuvarlak ticarettir.  Oysa doğru olan dünya ticaretidir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Görüldüğü gibi küresel kavram hem siyasi bir proje kavramı hem de  coğrafyada gerçek anlamları karşılamayan bir manadadır. Coğrafya biliminde kullanılması doğru değildir. Bu görüşler bana aittir. Başka bir arkadaşımızda   bu  kavramların kullanılmasını uygun bulabilir.
Saygılarımla…..
Kayıtlı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRKİYE'NİN GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİDİR....
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« Yanıtla #7 : 01 Mart 2008, 21:12:19 »

Kıraç hocam teşekkürler.

Günlük yaşantımızda kullandığımız sıradan sayılabilecek bazı kavramların irdelendiği zaman ne kadar derin bir anlam taşıyabileceğini görebiliyoruz.

Malesef olumsuz sonuçlarını görünceye kadar amacı tam olarak göremeyebiliyoruz fakat farkettikten sonra da iş işten geçmiş oluyor.

Kayıtlı

vefikpaşa
Uzman Üye
*****

Performans: 24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 240


« Yanıtla #8 : 01 Mart 2008, 21:40:15 »

Bir zamanlar Moskova ve Pekin merkezli düşünen arkadaşlar milli sınırları fevkalade ilkel bulur,sınırların olmadığı dünya vatandaşlığı hülyasını savunurlardı.Bütün bir dünya insanının her açıdan aynileştiği bir dünyayı dünya barışı için elzem bulurlardı.Bu işin bir yanı.Şimdi de bu blokun ters istikametinden farklı bir adlandırma ve yöntemle tektipleştirme çabaları söz konusudur.Ancak burada ötekinin tam tersine olabildiğince küçülmüş,parçalanmış (yönetilebilir)ulus/nesebe dayalı devletlerin varlığı istenmektedir.Neticede her iki dünyanın ortak paydası tektipleştirilmiş insanlardan oluşan bir dünya.Ne sıkıcı ve insan fıtratına ne kadar ters ve insanlığa ne büyük bir zulümdür bu.Oysa her dünya bir alemdir,İnsanlar bir sırra binaen farklı kavimlerden renklerden ,dillerden vs yaratılmıştır.Her kültür medeniyet,yaşam biçimi, çiçek bahçesindeki bir çiçektir.Aynı durum aynı ülkenin folklor,dil ,adet vs için de geçerlidir.Sonuç olarak insanlar iradelerini topyekün devre dışı bırakmazlarsa birilerinin niyeti sadece niyet olarak kalmaya mahkumdur.
saygılar
saygılar
Kayıtlı

Güçlü olmak, düşmanını değil, öfkeni yenebilmektir
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic