Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dışa bağımlı yaşamak! İsrail örneği.  (Okunma Sayısı 3784 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
Moderator
*****

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 22 Temmuz 2008, 21:11:11 »


İçimizdeki Tehlike
Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan değerlendirdi. Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı, benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu domates ağırlıklı sebze önemliydi.
Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.  Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların. Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik
sebzeleri ülkesine götürüyordu. Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.
Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum; Cumhurbaşkanı Talat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son  yediğim domateslerin tadı hala damağımda' demişti. Bu konuşma üzerine Toptan, Talat'a 'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri göndereceğim' sözü vermişti. Meclis Başkanı Toptan, kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.
Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?
Gelelim işin teknik meselesine.
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor.
70 tane üniversitemiz,
30 tane ziraat fakültemiz,
50 tane tarım araştırma enstitümüz,
10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.
Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı…
Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail…
Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun haberleri uydurma olabilir ama İsrail tohumu olayında, kesinlikle madalyon diğer yüzü de var.
İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum. İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...
Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.
Gelelim başka doğrulara. Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.  Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.
Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektiniz mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz. Genetik tohum o toprağa da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor. 
Buna en güzel örnek Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.
Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava... Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor. 
Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor. Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!
Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır. 
İkincisi de herhalde biz olacağız. 
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
kt
VIP Üye
******

Performans: 649
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3775



« Yanıtla #1 : 22 Temmuz 2008, 21:21:06 »

   Bir of çeksem...

   Of offffffffffffffffffffffffff !
Kayıtlı

Dünyayı güzellik kurtaracak...
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #2 : 22 Temmuz 2008, 21:32:39 »

Benzer bir konuyu daha önce de tartıştık sanırım ama gerçekler acı.Çözüm yazıda verilmiş zaten.Bunca akademisyen,fakülte,enstitü neye yararlar.Yabancıların çalışmalarını tercüme yapmaktan başka.
Kayıtlı
beylerbeyi68
Uzman Üye
*****

Performans: 36
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 378


« Yanıtla #3 : 22 Temmuz 2008, 21:52:19 »

 GAP bölgesini yerinde gördüğünüzde Ziraat mühendislerinin neden boş gezdiğini anlamakta güçlük çekiyorsunuz.Harran çevresinde bilinçsiz sulama nedeniyle toprağın tuzlandığını,halk deyimiyle çoraklaştığını öğrenince hayretiniz ikiye katlıyor.
Kayıtlı
alperenler8
VIP Üye
******

Performans: 117
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 661


« Yanıtla #4 : 22 Temmuz 2008, 22:03:40 »

GAP bölgesini yerinde gördüğünüzde Ziraat mühendislerinin neden boş gezdiğini anlamakta güçlük çekiyorsunuz.Harran çevresinde bilinçsiz sulama nedeniyle toprağın tuzlandığını,halk deyimiyle çoraklaştığını öğrenince hayretiniz ikiye katlıyor.

Haklısın arkadaşım.Yöreyi bizzat gezmiş ve manzarayı görmüş birisi olarak ancak hayret!... diyebiliyorum..
Kayıtlı

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR,
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #5 : 22 Temmuz 2008, 22:13:49 »

GAP bölgesini yerinde gördüğünüzde Ziraat mühendislerinin neden boş gezdiğini anlamakta güçlük çekiyorsunuz.Harran çevresinde bilinçsiz sulama nedeniyle toprağın tuzlandığını,halk deyimiyle çoraklaştığını öğrenince hayretiniz ikiye katlıyor.
Türkiye'nin gündeminde belki GAp vardı ama henüz hiç bir çalışmanın yapılmadığı yıllarda İbrahim ATALAY hocam akaçlama (drenaj) konusunu anlatırken bu olayı sanki olacakmış gibi anlatmıştı. Yani bu tür çalışmalarda Coğrafyacıların rolünün özellikle projelendirme de önemli olduğunu vurgulamıştı.
Kayıtlı
beylerbeyi68
Uzman Üye
*****

Performans: 36
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 378


« Yanıtla #6 : 22 Temmuz 2008, 23:50:54 »

 Güner bey,size hak veriyorum.Ayrıca İbrahim hocamın bu tarz söylemlerini ben de hatırlıyorum.
Kayıtlı
bilgin_mutlu84
VIP Üye
******

Performans: 443
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 738

İnegöl Özel Altın Nesil Koleji


« Yanıtla #7 : 23 Temmuz 2008, 00:11:27 »

birçok akademisyen bı konuda birşeyler söylüyor ama sonuca baktğımızda değişen hiç birşey olmadığını görüyoruz..
yazıyı okuyunca hayrete düştüm inanılacak gibi değil...
ülkemiz nereye gidiyorum...
topraklarımıza,ormanlarımıza,tarım ürünlerimize.........vb..
en önemlisi de insanlarımıza ne oluyor böyle...
Kayıtlı

Emeğe Saygı
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #8 : 23 Temmuz 2008, 09:13:45 »

birçok akademisyen bı konuda birşeyler söylüyor ama sonuca baktğımızda değişen hiç birşey olmadığını görüyoruz..
yazıyı okuyunca hayrete düştüm inanılacak gibi değil...
ülkemiz nereye gidiyorum...
topraklarımıza,ormanlarımıza,tarım ürünlerimize.........vb..
en önemlisi de insanlarımıza ne oluyor böyle...


Ülkemizde yetiştirdiğimiz akademesyenlerin yetiştirilme anlayışına bakmalıyız. Alanında Dünyanınn en iyisi bile olsa Yabanci dili yetersizse ilerleyebilir mi? Hayır.Bu anlayışla yetişen insanlar ne kadar sizin bizim beklentilerimizi karşılayacak düzeydedir?(İstisnalar hariç)
Kayıtlı
affelay
Yeni üye
*

Performans: 16
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 35



« Yanıtla #9 : 23 Temmuz 2008, 09:48:50 »

en önemlisi de insanlarımıza ne oluyor böyle...


bu sorunun cevabını bulabilirsek, sanırım birçok şeyi de çözmüş olacağız. bize zarar veren her şeyi ne kadar da kolay kabullenebiliyoruz. ne kadar da rahat yaşayabbiliyoruz. bahsettiğiniz ülkenin Dünya için yaptığı güzel bir şeye hiç rastlamadım. nasıl lanetlenmişlerse, aynen devam ediyorlar ve inanın en çok bize ve yakın çevremize zarar veriyorlar.

Allah içimizdeki akılsızlara akıl versin ne diyelim...
Kayıtlı

ADIMLARINI ATTIĞIN YERE ENERJİNİ, BAKIŞLARININ DOKUNDUĞU YERE TEBESSÜMÜ GÖTÜREMİYORSAN HAYATINDA BİR ŞEYLER YARIM DEMEKTİR...
aydınkarataslar
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 23 Temmuz 2008, 21:53:32 »

GAP bölgesini yerinde gördüğünüzde Ziraat mühendislerinin neden boş gezdiğini anlamakta güçlük çekiyorsunuz.Harran çevresinde bilinçsiz sulama nedeniyle toprağın tuzlandığını,halk deyimiyle çoraklaştığını öğrenince hayretiniz ikiye katlıyor.
Türkiye'nin gündeminde belki GAp vardı ama henüz hiç bir çalışmanın yapılmadığı yıllarda İbrahim ATALAY hocam akaçlama (drenaj) konusunu anlatırken bu olayı sanki olacakmış gibi anlatmıştı. Yani bu tür çalışmalarda Coğrafyacıların rolünün özellikle projelendirme de önemli olduğunu vurgulamıştı.
Güner bey,size hak veriyorum.Ayrıca İbrahim hocamın bu tarz söylemlerini ben de hatırlıyorum.
Doğru.16-17 yıl öncesinden bunu ben de hatırlıyorum.
Buradan şu sonuç ortaya ortaya çıkıyor;aslında böyle olacağı bilinmesine rağmen göz göre göre o topraklar tuzlandı.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic