Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Öğretmenler size sesleniyorum!  (Okunma Sayısı 1567 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KAYIBEN
Sürekli Üye
***

Performans: 25
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 124



« : 16 Şubat 2007, 10:15:36 »


Rıza Zelyut
Öğretmenlere sesleniyorum
--------------------------------------------------------------------------------
 ALINTIDIR

 Sevgili öğretmenler!
Biliyorum ki sorunlarınız pek fazla...
İsteklerinizi kimse duymuyor.
Mesleki gereksinmelerinizi bile yerine getirecek olanaklara sahip değilsiniz.
Yine de o görevi, o temel görevi, öğretmenlik görevini iyi yapmanızı sizden istiyorum.
Eski bir öğretmen olarak...
İsteğim pek basit...
Birinci dersiniz sevgi-saygı olmalı...
Yine biliyorum ki en zor ders budur...
Bu yamyam ortamında çocuklara saygı-sevgi kavramını aşılamak; taştan meyve üretmek gibi olanaksız görünüyor.
Olsun, tek umudumuz sizsiniz...
Başarırsanız siz başaracaksınız...
Çünkü; analar-babalar cahil...
Analar-babalar çocuklarına söz geçiremiyor...
Analar-babalar ilgisiz; boş vermiş; neresi inceyse oradan kopsun diyor.
Siz bunu diyemezsiniz ki...
KÜÇÜK ÖYKÜ
İstanbul'da metroya biniyorum...
Yaşlılar ayakta; gençler oturuyor.
Mikrofondan bir ses: 'Sayın yolcularımız, yaşlı ve muhtaçlara öncelik tanıdığınız için teşekkürler!'
Hani, nerede? Kim bir yaşlıya öncelik tanıyor ki...
Genç... Kulağında cep telefonunun mikrofonu... Oradan sürekli bir cızırtı geliyor: Çıs taka çıs taka çıstaka!
Gözünü kapatmış beynine inen bu çekiç darbeleri ile mutlu bizim genç...
'Beyin kanseri olacak, yazık!' diyorum içimden... Sonra ikinci benliğim; 'Olacak, değil; olmuş! Haline baksana!' diye beni uyarıyor.
Dünyayı unutmuş, hayata gözlerini kapatmış... Kanser de bu olsa gerek...
Kadınlar ayakta, öğrenciler koltukta...
Yüzleri kızarmıyor...
Kimseden etkilenmiyorlar.
Kanser bu olsa gerek... Ahlak aknseri...
Dayanamıyorum: 'Gençler, lütfen yaşlılara ve bayanlara yer veriniz!' diye bağırıyorum.
Gençler bozuluyorlar; başları öne eğiliyor.
Bir ikisi bana düşmanca bakıyor...
Biliyorum yakında birisi beni dövecek.
Fakat dayanamıyorum...
Konuşuyorum...
Birisi konuşmalı; yanlışı göstermeli...
Onu dövebilirler...
Fakat o yine de konuşmalı...
Kadınlar ayakta iken oturan erkek; erkek değildir.
Bu tavır; Türksen Türklüğe yakışmaz.
Müslümansan Müslümanlığa sığmaz...
İnsanlığa zaten uymaz.
AHLAK BUDUR
Ahlakı cinsellikle sınırlı saymak, eksik bir anlayıştır.
Cinselliği ayağa düşürmek; bayağılaştırmak; bayağılı da övmek ahlaksızlığın bir biçimidir.
Gel gör ki yaşlılar ayakta iken otobüs koltuğunda oturan genç de ahlak sorunları olan birisi sayılır.
Bunu gidermek, bu kırığı tamir etmek mümkündür.
Çevreden umut yok. Çünkü vahşi bir orman oldu şehirler...
Aileden de umut kesiliyor.
Çünkü, vahşi kapitalizm, ahlakı paraya çevirdi.
Aile çöktü, çöküyor.
Yine de umudum okullarda...
Bu yüzden öğretmenlere sesleniyorum: Bırakın tarihi, coğrafyayı da öğrencilere önce bunu öğretin:
Büyük ayakta iken küçük, koltukta oturmamalı...
Büyük de küçüğe şefkat göstermeli; gerektiğinden yerini ona vermeli ama yaşlıların gözünün içine baka baka oturma yüzsüzlüğünü insan olan birisine yakıştıramam...
Birinci dersin birinci cümlesi budur... Her derste dikkat çekilecek konu budur...
Kırmızı ışıkta en çok öğrenciler geçiyor.
Yere ambalaj kağıdını en çok onlar atıyor.
'Bunlar da bir şey mi?' demeyin.
Bunları önlemeden, diğer yanlışları engelleyemezsiniz...
Küçüğünden başlayacaksın düzeltmeye ki büyüğe güç yetirebilesin.
Dedim ya...
Aileden umut yok...
Çevre yamyam...
Tarihte, kimyada, Türkçe'de bir iki dakika anlatılacak konudur bu...
Öğrencinin davranışında izlenecek en değerli yaşam ödülüdür bu.
Öğretmen arkadaşlar, bırakın kalemi; söyleyin şunu: 'Benim öğrencim; yaşlı birisi ayakta iken otobüs koltuğunda oturmaz!'


Kayıtlı
KAYIBEN
Sürekli Üye
***

Performans: 25
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #1 : 16 Şubat 2007, 10:21:59 »

Arkadaşlar,sayın Rıza Zelyutun biz öğretmenlere seslenişini okuyunca kendisine hakvermeden geçemedim.Belki bu seslenişi duymayan arkadaşlarımız vardır diyede buraya alıntı yaptım.Fakat bu alıntıda üç cümleyi çıkardım.Sayın Rıza Zelyuttan ve siz öğretmen arkadaşlarımdan bu konuda özür dilerim.O cümlelere katılmadığım için değil ama farklı fikirden görüşten arkadaşlar olabileceği için yeni bir tartışma konusu olmasın istedim. Çünkü o üç cümlelik yazının asıl anafikri unutturmasını istemedim.
Kayıtlı
orhanözcan
Sürekli Üye
***

Performans: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 146



« Yanıtla #2 : 16 Şubat 2007, 12:08:00 »

Teşekkürler hocam.Eminimki bütün öğretmen arkadaşlar bu gibi konularda çok hassastır.Ama bu yazarımızın ricasını samimi buluyorum.
Kayıtlı
Zeki GÜRBÜZ
Genel Moderator
******

Performans: 1698
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3882


Çine Anadolu Öğretmen Lisesi


« Yanıtla #3 : 16 Şubat 2007, 12:15:15 »

Hocam paylaşım için teşekkürler.Sayın Zelyut'un haykırışı gerçekten son derece haklı.Galiba  şu ortamda tek çözüm yolu biz gibi görünüyoruz.
Kayıtlı



    
       
        YURDUM
Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin...
simurgus
Deneyimli Üye
****

Performans: 15
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 169



« Yanıtla #4 : 16 Şubat 2007, 14:39:46 »

zaten bizim ilk amacımız eğitim değilmi? bunu unutanlar varsa hatırlamaları için çok güzel bir yazı payalaşım için teşekkürler.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic