Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çöller ve Harika Canlıları  (Okunma Sayısı 2968 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bülent AVCIOĞLU
Genel Moderator
******

Performans: 1057
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 952



« : 31 Mart 2007, 21:23:20 »


Çöller, normal ağaç ve otların yaşayamayacağı kadar kuru bölgelerdir. Ancak çok özel bitkiler ve hayvanlar buraları yurt edinmişlerdir. Çöllerde çok sıcak günler, çok soğuk geceler nöbetleşe hüküm sürer. Gündüzleri, güneşten gelen ışınların % 90`ı yere ulaşır ve bunun % 90`ı geceleri tekrar havaya verilir. Bunun sonucu bulutların yokluğu, düşük nem ve seyrek bitki örtüsü olarak kendini gösterir. Çöl yüzeyi, devamlı bir bitki örtüsünden yoksundur ve genellikle kayalık veya kumla kaplıdır. Çöller Nasıl Oluşur Çoğu kıtanın iç kısımlarında çöl bulunur. Sahil bölgelerinden esen rüzgarlar iç kısımlara ulaşamadan nem kaybeder ve yağmur yüklerini bırakırlar. Moğolistan`daki Gobi Çölü ile Afrika`daki Sahra Çölü buna güzel bir örnektir. Diğer bir faktör ise, yağmur-gölge etkisi diye bilinen bir olgudur. Eğer nem yüklü bir hava tabakası bir dağla karşılaşırsa, hava tabakası yukarı doğru hareket eder. Hava yükselirken soğur ve içindeki nem yağmur veya kar olarak, dağın rüzgar alan bu kısmına bırakılır. Hava tabakası dağın diğer tarafına geçtikten sonra alçalmaya başlar. Nem içeriğinin büyük bir kısmını kaybettiğinden, hava tabakası kurudur. Alçalırken ısınmaya başlar ve dağın bu tarafında daha da kuru bir ortam oluşmasına sebep olur. Çöllerin çoğu (kuzey ve güneyde) 15 ve 35. enlemler arasında yer alır. Güneşin ışınları ekvatorda dünyaya dik bir şekilde gelir. Bu ışınlarla ısınan hava yükselmeye başlar. Yükselirken soğur ve nemini yağmur halinde bırakır. Yağmur ormanlarında her gün yağış görülmesinin sebebi budur. Atmosferdeki Coriolis hareketi, hava tabakasının kuzey yarımkürede kuzeye, güney yarımkürede ise güneye hareket etmesine yol açar. Kuru olan bu hava tabakası alçalır, 15-35 kuzey ve güney enlemlerde yere ulaşır ve bu enlemler arasında gördüğümüz çölleri meydana getirir. Çöller ayrıca soğuk su içeren okyanus akıntılarına yakın sahil bölgelerinde de oluşabilir. Bu akıntılar üzerlerinde bulunan havayı soğutur ve nem içeriklerinin azalmasına sebep olurlar. Karadan denize doğru esen rüzgarlar da nemin uzaklaşmasında etkili olur. Sahillere ya kın çöllerde bitki ve hayvanların temel su kaynağı sistir. Çöl Çeşitleri Çöller sıcak çöller, yarı-çorak çöller, kıyı çölleri ve soğuk çöller (kar çölleri) olarak sınıflandırılır. Arabistan, Avustralya, Chihuahua, Kalahari, Monte, Sonora, ve Thar çölleri sıcak çöllerdendir ve ekvatora yakın yerlerde bulunurlar. Atakama, Gobi, Basin, İran, Namib ve Türkistan çölleri soğuk çöllerdir. Çöller sıcak da olsa soğuk da olsa, buralarda yaşayan canlılar su eksikliği ve aşırı ısı değişiklikleri ile birlikte yaşayabilmelidir. Çöl Bitkileri Kaktüsler (Cactaceae) gibi tipik çöl bitkileri çok yıllıktır ve kalın, etli gövde veya yaprakları vardır. İçe göçmüş yapraklardaki açıklıklar (stomaları) ve hayvanlara karşı dikenli savunma mekanizmaları vardır. Bu dikenler aynı zamanda bitkinin etrafındaki hava tabakasını da hapsederek, bitkiden su kaybını azaltır. Çöl bitkileri genelde dağınık bir yayılış gösterir. Birçok çöl bitkisi, çok güçlü ışıklara karşı yüzeylerinin minimize olmasını sağlamak için ince ve uzundur. Mesela, Saguaro kaktüsünün bütün gövdesi sadece sabahın erken saatleriyle, akşamın geç vakitlerinde güneş ışığına maruz kalır. Öğle vakti yalnızca gövdelerinin uç kısımları güneşin güçlü ışınlarına maruzdur. Birçok bitkinin yaprakları, ışığı yansıtmak üzere, gümüş renkli veya parlaktır. Bu gibi özellikler bitkilerin ısı stresiyle başa çıkmalarını ve hayvanların sebep olabileceği hasarlardan kaçınmalarını sağlar. Isı ve su streslerinin daha az olduğu yerlerde, kazayağı ailesi (Chenopodiaceae) ve ayçiçeği ailesi (Asteraceae)` ne ait çok yıllık çalılar, aralarında yer yer boşluklar bırakacak şekilde gruplar oluştururlar. Çok sayıda tek yıllık bitki, sadece yağmurları takiben kısa sürede, çok hızlı bir şekilde büyür. Çöl Hayvanları Çöllerde yaşayan hayvanlar arasında memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler, böcekler ve örümcekler bulunur. Memelilere örnek olarak, develer, yarasalar, büyük boynuzlu koyunlar, vaşaklar ve çakallar sayılabilir. Hayvanların vücut dokularındaki biyolojik işlemler nispeten dar bir sıcaklık aralığında gerçekleşir. Bu sıcaklıkların altında veya üstünde yaşayamazlar. Oysa, yılın dört veya beş ayında günlük sıcaklıkların aşırı arttığı çöllerdeki hayvanlar, hem yüksek ısılardan hem de su eksikliğinden kaçınmalarını sağlayacak mekanizmalara sahiptirler. Çöllerde yaşayan binlerce hayvan türünün neredeyse herbirinin kendine has, bazılarını akıl almaz şeklinde tanımlayabileceğimiz, davranışsal veya yapısal özellikleri vardır. Sıcaktan kaçınma Bazı kuş türleri havanın nispeten soğuk olduğu bahar aylarında ürer ve sonra çölü terk ederler. Bazı sinekkuşları ise kış sonlarında üremeye başlar ve bahar sonlarına doğru havalar iyice ısınmaya başladığında ayrılırlar. Pek çok kuş ve bazı memeli türleri, sadece gün doğumu ve gün batımında aktiftir. Birçok yarasa, yılan, kemirgen, tilki ve kokarca gibi hayvanlar aktivitelerini geceyle sınırlandırır ve gündüzleri serin bir oyuk veya mağarada uyurlar. Bu yüzden insanlar genellikle çıngıraklı yılan gibi hayvanlara çöllerde pek rastlamaz. Böcekler, dalların gölge tarafında kalacak şekilde hareket edip dururlar. Tavşanlar, kaktüslerin veya çalıların gölgesini takip ederler. Bazı çöl kertenkeleleri en sıcak zamanlarda bile aktiftirler. Sıcak çöl yüzeyinde çok hızlı hareket eder ve sadece gölgeliklerde dururlar. Bazı türler ise, gölgelik dışında kısa süreli durmak zorunda kaldıklarında, ayaklarından ikisini sırayla çaprazlama kaldırarak, sıcak yüzeyle teması en aza indirirler. Yuvarlak kuyruklu yer sincabı yazın en sıcak kısmıyla kışın en soğuk kısmını uyuyarak geçirir. Böylece hem yazın sıcağından hem de kışın soğuğundan korunur. Çöl kurbağası gibi diğer bazı hayvanlar ise, yerin derinliklerinde yaz yağmurları yağıncaya kadar hareketsiz kalırlar. Bazen bu durumda birkaç sene kalabilirler. Yağmurlar yağıp çukurları doldurduğunda ortaya çıkar, çiftleşir, yumurta bırakır ve vücutlarını bir sonraki uzun uyku için hazırlamak üzere su ve yiyecek depolarlar. Isıyı uzaklaştırma Çöl hayvanları fazla ısıyı vücutlarından uzaklaştırmak için değişik mekanizmalar kullanırlar. Bir çok çöl hayvanının rengi başka bölgelerdeki hayvanlara kıyasla daha açıktır. Bu durum daha az ısı absorbe etmelerini saglamakla kalmaz, avcı hayvanlardan sakınmalarını da kolaylaştırır. Bazı uzuvları ısı kaybını sağlamak için uzun olabilir. Çöl tavşanının uzun kulakları, çok sayıda damarla örülüdür ve gölgelikte dinlenirken hayvanın serinlemesini sağlar. Daha soğuk bölgelerdekilerin kulakları ise daha kısadır. Renkleri koyu olan ve bu yüzden çölde hatırı sayılır miktarda ısı emen akbabalar, buharlaşma yoluyla serinlemek amacıyla idrarlarını bacaklarına boşaltırlar ve böylece serinleyen kan tekrar vücuda dagıtılır. Amerika kıtasındaki bazı hindi ve siyah akbabaların bu davranışını, Afrikadaki bazı leylek türlerinde de görüyoruz. Bu akbaba ve leylek türleri, ayrıca gündüzün sıcaklarından kaçınmak için öğlenleri gökyüzünde süzülerek geçirirler. Su tutma Çöl hayvanlarınca kullanılan su tutma mekanizmaları daha da karmaşıktır. Sürüngenler ve kuşlar metabolik artıkları çözünmeyen beyaz bir bileşik olan ürik asit şeklinde atarlar ve böylece çok az su kaybederler. Diğer bazı hayvanlar gündüzleri derinlerde, nemli topraklara gömülü halde kalarak suyu vücutlarında tutarlar. Avlanan veya leş yiyen bazı hayvanlar ise bütün su ihtiyaçlarını sadece yedikleri besinlerden karşılayabilirler. Ancak çogu memeliler, çözünebilir bir bileşik olan üre ile su kaybettiklerinden, en azından iki günde bir su içebilecekleri bir tatlı su kaynagına ihtiyaç duyarlar. Su elde etme Pekçok çöl hayvanı bitkilerden, özellikle kaktüs ve saguaro gibi sukkulentlerden, su elde ederler. Birçok böcek türü, çöl bitkilerinden su ve nektar elde edebildikleri için çölde bol miktarda bulunur. Onların böyle bol miktarda bulunması ise, böcekle beslenen kuş, yarasa ve kertenkele gibi canlıların çölde geniş yayılış göstermelerini saglar. Kanguru faresi gibi bazı çöl hayvanları su elde etmek ve bu suyu korumak için birden faz la olaganüstü mekanizma kullanırlar. En başta, ısıyı dışarıda tutmak ve kendi nefeslerinden gelen nemi geri kazanmak için yer altındaki yuvalarının girişini kapalı tutarlar. İkinci olarak, böbreklerinde, ürinlerindeki suyu tekrar kazanıp kan dolaşımına aktarmalarını saglayan mikroskobik çıkıntılar vardır. Üçüncü ve en çarpıcı olanı ise, kuru tohumların sindiriminden su elde edebilmeleridir. Bu farelere su verildiğinde bile içmedikleri bilinmektedir. Bu örnekler, çöl hayvanlarınca aşırı sıcaklıklardan ve su azlığından kaçınarak hayatta kalmak için kullanılan hayret verici mekanizmalardan sadece birkaçıdır. Bunların yanısıra, çöllerde, burada değinemediğimiz ilginç davranışlar sergileyen çok sayıda hayvan yaşar. Örneğin, dikenli çöl kertenkelesi; bütün su ihtiyacını sadece yediği karıncalardan karşılamasının yanısıra, onu yemeye çalışan çakala karşı gözünden kan fışkırtarak kendini savunur. Veya bir kaktüse yuva yapan bir terzi kuşu, bir yılana saldırarak yumurtalarını veya yavrularını başarıyla savunur. Genelde çölleşmeden korkulur ve birçok yeşil bölgenin yok olup çöle dönüşmesinden şikayet edilir. Bununla birlikte bazı çöller de yok olmakla karşı karşıyadır. İnsanlar artık, çöller için çok önemli olan su kaynaklarını kendi kullanımları için kanalize edebilmekte ve böylece çöllerin su rejimini degiştirebilmektedir. Böylece şehirler çöl bölgelerine sarkabilmekte ve birçok bitki ve hayvanın yaşadıgı habitatları işgal etmektedir. Fakat, bu canlıların bazılarının sadece o çöle has (endemik) varlıklar olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Zira böylesine özel canlıların bu çok özel ortamda yaşamaları, onların en doğal hakları değil mi?

Bahtiyar Çobanoğlu   
Kayıtlı

Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak
Neler yapmış bu millet, en yakın tarihe bir sor bak.
haliç
VIP Üye
******

Performans: 65
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 769


« Yanıtla #1 : 31 Mart 2007, 21:26:55 »

Paylaşım için teşekkür ederim..
Kayıtlı
izmirbuca
Uzman Üye
*****

Performans: 160
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 407



« Yanıtla #2 : 31 Mart 2007, 21:37:42 »

teşekkürler
Kayıtlı

AVŞAR BEYİ
Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi
Fatma Saygın Anadolu Lisesi
Mustafa NAZ
Genel Moderator
*****

Performans: 1921
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2958



« Yanıtla #3 : 31 Mart 2007, 21:42:48 »

Teşekkürler.
Kayıtlı

Tarsus Cengiz Topel Anadolu Lisesi
Cahit ERAYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2063
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4836


Cahit Eraydın coğ.öğrt.


« Yanıtla #4 : 31 Mart 2007, 22:06:57 »

Teşekkürler Narman hocam...
Kayıtlı



Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
sting
Uzman Üye
*****

Performans: 131
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 467



Site
« Yanıtla #5 : 31 Mart 2007, 22:14:38 »

paylaşım için Tşk...
Kayıtlı

Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 1923 (Atatürk\'ün S.D. II, S. 127)
K.A.L.
Emre Ütenler
Moderator
*****

Performans: 204
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 668



« Yanıtla #6 : 31 Mart 2007, 23:54:56 »

Teşekkürler!
Kayıtlı

Emre ÜTENLER                               Eskişehir Atatürk Lisesi Coğrafya Öğretmeni

http://www.esatalise.k12.tr
baksu
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2641
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4317



« Yanıtla #7 : 01 Nisan 2007, 07:24:35 »

teşekkürler hocam
Kayıtlı


Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bi cevabım var.
Lakin bi lafa bakarım, laf mı diye...
Bi de söyleyene bakarım, adam mı diye...

                                        
engins
VIP Üye
******

Performans: 115
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 953


« Yanıtla #8 : 01 Nisan 2007, 10:50:11 »

Teşekkürler
Kayıtlı

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic