Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 'İstemezseniz de büyük güç olacaksınız'  (Okunma Sayısı 3216 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« : 07 Mart 2009, 08:43:33 »


Yazının başlığına çıkardığım sözleri "dünyaca ünlü stratejist" olarak takdim edilen George Friedman, geçenlerde İstanbul'da verdiği konferansta sarf etmiş.

"Yeni dünya düzeni ve yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik ve politik konumu" konulu bu konferans pek çok açıdan üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.

Bir kere her şeyden önce, Türkiye'de büyük çoğunluğunu bu ülkeden insanların oluşturduğu bir topluluk karşısında nasıl olup da "İstemezseniz de büyük güç olacaksınız" gibi laflar edilebildiği üzerinde düşünmek gerekiyor. Adamın biri karşısına aldığı bu topluluğa "güney petrolleri"nden bahisle "Güneye gitmek için ekonomik ve siyasi nedenleriniz var. Bu sefer bölge zaten sizin arka bahçeniz. Türkiye hükümetinin politikası nedir bilemem, ama siz güneye gideceksiniz çünkü buna mecbursunuz" türünden laflar edebiliyor.

Karşısındaki topluluğu ve de dışarıdaki toplumu son derece aşağılayan bir "yol haritası" ile karşı karşıya olduğumuz muhakkak. Tamam, bu lafları eden konferansçının aklının köşesinde vardır bir takım niyetler-beklentiler; ama insaf, "jeo-stratejist"liğin saygısızlığın ve kafasızlığın bu kadarına tahammülü var mıdır?

Neler demiyor ki Friedman? Hem de öngörülerinin üzerine "mal bulmuş" gibi atlayanları birkaç boy daha şişirerek.

"Burada mantık herkesin önce kendini kurtarması. Türkiye için de aynı şey söz konusu. (…) Avuçta ulus devlet kaldı bir tek çözüm olarak."

Bu lafları eden kişinin "ulus-devlet"e yabancı bir ülkeden geldiğini unutmayın…

"Ben Türkiye'nin son 5 yılda ekonomideki değişimine bakınca, AB'ye üye olsaydı bu kadar başarılı olacağını düşünmüyorum. Bütün bunların sonunda AB'ye üye olmak istemenin faydasının ne olacağını çok net göremiyorum."

Görüyorsunuz; "AB'nin mahzurları" konusunda fikir beyan etmeyen bir o kalmıştı, sonunda o da tamam oldu…

"(Türkiye) Avrupa ülkeleriyle kıyas bile kabul etmez. Bankacılık sisteminiz güçlü. Siz krizden daha güçlü çıkacaksınız. Halen çok büyük bir askeri gücünüz var."

Hakkını yemeyelim, "ünlü stratejist"in son tespiti yerinde doğrusu. Ama ya "krizden daha güçlü çıkacağımız" öngörüsü? Bizimle dalga mı geçiyor nedir?

"Siz bu bölgeyi şekillendirebilecek ama bunu istemeyen bir güçsünüz. Ama artık bu Türkiye'nin direnebileceğinin ötesine geçmiş durumda."

Demek öyle, demek artık mesele "direnemeyeceğimiz" bir noktaya geldi. Madem o kadar ısrar ediyorsunuz, bölgeyi "şekillendirelim" bari…

Friedman buna niçin "mecbur olduğumuzu" Osmanlıyı hatırlatarak temellendirmeye çalışıyor: "Söylediklerimin çoğunu Osmanlı İmparatorluğundan hareketle söyledim. Türkiye her yöne genişliyor ve etrafında çok zayıf güçler var. (…) En büyük paradoks, bu güce inanmakta en çok zorlananlar Türklerin kendileri."

Neler diyor bu adam, "ser-hôş" mudur nedir? Durduk yerde bu Osmanlı aşkı, bu garip "paradoks"lar da nereden çıktı şimdi?

Konferansçının sadece Türkiye değil, dünya ve Avrupa'nın geleceğine ilişkin öngörüleri de çok tuhaf. Şu öngörüye bakın mesela: "Güney Kore gibi ABD'nin stratejik ortağı olan Polonya, Fransa ve Almanya'nın dinamizmini kaybettiği Avrupa'da ortaya çıkacak yeni güç olacak." (Dünyanın gelecekteki yeni hâkimlerinin hep "ABD'nin stratejik ortakları" arasından çıkması dikkatinizden kaçmıyordur.)

Konferansçıya önerim en yakın zamanda Varşova'da da bir konferans ayarlayıp bu öngörüsünü Polonyalılara da aktarması. Mutlaka onların içinden de bu hayale bayılacaklar çıkacaktır.

Daha fazla vaktinizi almayayım. Ama bitirmeden, Akif Emre'nin konuya ilişkin yayımladığı "Ismarlama Osmanlı haritası" başlıklı yazısından (5 Mart) şu güzel satırları almayı da ihmal etmeyelim:

"Bir yanda anlamından boşaltılmış bir Osmanlıcılık piyasaya sürülürken diğer tarafta yeni haritalar gösteriliyor. Türkiye'yi parçalayan haritalardan felaket tellallığı yapanlar bu kez Osmanlı haritasının başına geçip 'fetih düşü' kuruyorlar."

Yazarımızın şu önemli tespitini de unutmayalım:

"Özellikle muhafazakar ve İslamcı geçmişleriyle bilinen kesimin bu sahte gerçekliğe ram olma riski çok yüksek."

Yazarımız inşallah yanılıyordur. Çünkü bu "sahte gerçekliğe ram olabilen" bir toplum bırakın "tarih bilinci"ni, her şeyden önce "gerçeklik ilkesi"ni yitirmiş demektir.

 Kürşat BUMİN (Yeni Şafak)
Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
yusufdukkel
Uzman Üye
*****

Performans: 85
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 436



« Yanıtla #1 : 07 Mart 2009, 08:54:05 »

bu alıntının kimden olduğunu pek merak ettim doğrusu.Belirtirseniz sevinirim.
Kayıtlı

İskenderun Demirçelik Anadolu Lİsesi
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« Yanıtla #2 : 07 Mart 2009, 08:58:27 »

bu alıntının kimden olduğunu pek merak ettim doğrusu.Belirtirseniz sevinirim.

merakınızı giderdiğime inanıyorum.
Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
lesmer3366
VIP Üye
******

Performans: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 819



« Yanıtla #3 : 10 Mart 2009, 14:15:21 »

Düğün değil bayram değil...  Hayırdır İnşallah!!!!!
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #4 : 10 Mart 2009, 15:26:43 »

Potansiyelin olması önemli değil onu harekete geçirmek önemli.

Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
GEOSKY
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8



« Yanıtla #5 : 10 Mart 2009, 19:43:02 »

bizi Osmanlı'nın çöküşünden beri pohpohluyorlar çünkü bu onlara hareket alanı (tampon bölge) sağlıyor. bankalarımız sağlamış, yok avrupa birliğine girmemiz daha hayırlıymış, yok mükemmel bir orduya sahipmişizde. bunlar hikaye biz  coğrafyacılar milli tarihe bakmayız biz ABD'nin şer eksenine bakarız, Biz dünyanın en gelişmiş ilk on silahına ve bunlara sahip ülkelere bakarız, ülkenin siyasi dinamiğine bakarız sonra da kendimize bakarız. kendimizi görmemiz için başkasın gözlerine ihtiyacımız yok.
Kayıtlı
yusufdukkel
Uzman Üye
*****

Performans: 85
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 436



« Yanıtla #6 : 11 Mart 2009, 11:11:07 »

Stratejist amcanın fikirlerini, niyeti doğrultusunda okumak önemli.Bize neden gaz vermeye çalışıyor.Güçlü bir Türkiye elbette ABD nin işine gelir çünkü hep iyiy ilişkiler içinde olduğumuz ABD bizim bölgede güçlü olmamızdan yana.Ne AB ye diş geçirebiliyor ne Şangay Üçlüsü ne.Ortadoğuyla ilgili planlarında Türkiye'nin yeri çok önemli.Buraya kadar herşey onların bakış açısı.Ama bizim de kendimize ait temellerimiz üzerinde ''yükselmemiz'' gerekmez mi?Eski Osmanlı coğrafyasındaki sıkıntıların temelinde iyi organize olamamışlık ve lidersizlik yatmıyor mu?Bu coğrafyada yaşayan insanların Türkiye ile ilgili beklentileri çok yüksek.Bölge ülkelerinin halklarının problemlerinin temelinde kendi halkından uzak bir yönetim anlayışı içinde olan kişilerin yönetimde olmaları var.Halkından kopuk (sadece kendine işleyen)batı tarzı bir yaşam ve yönetim biçimini benimsemiş insanlar ülkeleri için hiçbirşey yapamazlar.Elin stratejistini eleştirirken ifadelerin içindeki gerçekleri de ıskalamayalım.Coğrafyanın dünyanın ilk anından itibaren herşey (ama herşey)üzerindeki etkisini iyi bilen bizler için bu açıklamalarda iyi okumamız gereken satır araları var bence.''EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL.''
Kayıtlı

İskenderun Demirçelik Anadolu Lİsesi
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic