Coğrafya Biz Forum
23 Mayıs 2012, 21:53:31 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Image and video hosting by TinyPic

Duyurular: Lütfen özel mesaj veya e-posta ile yardım istemeyiniz. Sorularınız için forumu kullanınız.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Son Konular Giriş Yap Kayıt  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: öğretmenler çok şey kaybetti  (Okunma Sayısı 1432 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
laktoz

Üye
**

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 84

Bu Üyenin Avatarı Yok

« : 28 Aralık 2011, 01:27:54 »

Sözcü yazarı Saygı öztürk'ün yazısının öğretmenler çok şey kabetti kısmını yayımlıyoruz. Öğretmenler şok olacak..
Öğretmenler çok şey kaybetti Öğretmenlerin ne kadar tatilyaptığından habersiz olan ve ilk açıklamasında “Öğretmenlerin 3 aylık tatilini kısaltacağını” belirten Milli Eğitim Bakanı, “eşit işe eşit ücret”ten öğretmenlerini yararlandırmadı ama kendi getirdiği bakanlık bürokratlarının “ikramiyeli” yüksek ücretler almasını başardı. Helal olsun Dinçer’e! Öğretmenine değil, sadece kendi getirdiği kişiler içinçalışıyor.
Öğretmenler nasıl isyan etmesin. AKP hükümeti 2002 yılının Aralık ayında kuruldu. Devralınan tablo ile AKP’li dönemde eğitim-öğretim alınanda neler kaybedildiğine bakalım:

- 2002 yılında bir ilköğretim öğrenci velisi eğitim-öğretim yılı içinde çocuğu için 720 lira eğitim harcaması yapıyorken, 2011 yılındaki harcaması 3 bin 200 liraya yükseldi.

- 2002 yılında eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 17 iken, 2011 yılında bu oran yüzde 6’a kadar geriledi.

- 2002 yılında 2.122 özel dershane varken, 2011 yılında bu sayı 4.099’a yükseldi. Aynı dönemde dershanelere giden öğrenci 606 binden, 1 milyon 234 bine yükseldi.

- 2002 yılında özel okullara giden öğrencilerin sayısı 223 bin iken, 2011’de bu sayı 498 bine yükseldi.

- 2002 yılında eğitimde sözleşmeli, ücretli, vekil vb adlar altında güvencesiz istihdam söz konusu değilken, bugün 60 binden fazla ücretli öğretmen, 15 bin civarında 4-c’li ve on binlerce taşeron yardımcı hizmetli okullarda görev yapıyor.

- Stajyer öğrencilere önceden brüt asgari ücretin üçte ikisi ödeniyorken, bu oran net asgari ücretin üçte birine düşürüldü.

- Kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı 1 Ekim 2008’den itibaren ilk işe girenler için geçerli olmak üzere hem kadınlar, hem de erkeklerde 65’e çıkarıldı.

- 2008 öncesinde kamu emekçileri hastaneye gittiklerinde parasız tedavi olabiliyorken, bugün her adımda katkı ve katılım payı ödemek zorunda.
Zam değil düşüş oldu

- 1 Ocak 2012’den itibaren 1.700 lira maaş alan bir öğretmen, 85 lira Genel Sağlık Sigortası primi ödeyecek. Böylece maaşlarında artış değil, azalma yaşanacak.

- Ocak 2011’de, 1.700 lira maaş alan bir öğretmen 14 küçük altın alabiliyorken, Aralık 2011’de tüm maaşıyla sadece 9 adet küçük altın alabiliyor.

- 2003 yılı öncesinde memuriyet atamalarında “ilk atama yolluğu” ödeniyorken, 2003 sonrasında kaldırıldı.


SÖZCÜ

Logged
Coğrafya Biz Forum
« : 28 Aralık 2011, 01:27:54 »

 Logged
hasanoğlan

VIP Üye
******

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1259

Bu Üyenin Avatarı Yok

WWW
« Yanıtla #1 : 28 Aralık 2011, 10:36:33 »

     Herkes hakettiği bir şekilde yaşarmış.Padişahımız çok yaşa...
Logged

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,
Ve bir orman gibi kardeşçesine

Antalya Yusuf Ziya Öner Fen Lisesi
dağ çileği

Yeni üye
*

Performans: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 41



« Yanıtla #2 : 28 Aralık 2011, 13:01:22 »

BU gün seçim olsa bize kaybettirenler %50 ile yine kazanırlar.
Logged
costa_55

Deneyimli Üye
****

Performans: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 176



« Yanıtla #3 : 28 Aralık 2011, 14:38:45 »

Para neyse de imaj gitti valla....
Logged
aksaray1980

VIP Üye
******

Performans: 39
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 741


"Varlığımdaki yegane mükemmellik Türk olrk doğmdr'


« Yanıtla #4 : 28 Aralık 2011, 17:23:46 »

'Öğretmenliği Kim Bu Hale Getirdi?'
Öğretmenler sorunlarını haykırıyor! 'Sesimizi Duyan Yok mu?'




Her yıl olduğu gibi bir Öğretmenler Gününü daha geride bıraktık. Boş vaatler, medya önünde eski öğretmenlerin ellerini öpmeler , öğretmenliğin en saygın meslek olduğunun kağıtlardan okunmasıyla geldi ve geçti.Peki kim öğretmenlerimizin problemlerinden bahsedip, somut bir çözüm yolundan bahsetti.Cevap: Hiç kimse…Aslında yaklaşık 700 bin öğretmen bu sona hiç şaşmadı.


RECEP AKDAĞ, BEŞİR ATALAY VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLARI


Kendi bakanının sahip çıkmadığı , meslek grubuna kim sahip çıkar değil mi? Özellikle son yıllarda Bakanlığımızı yapanlar kendi personellerini eleştirmekten başka hiçbir şey yapmamışlardır.. Oysa Beşir Atalay İçişleri Bakanlığı döneminde Polislik mesleğini hem maddi hem manevi anlamda yukarı taşımıştır. Personelinin tüm isteklerini dikkate almış tüm kolaylıkları sağlamıştır.Yine Sağlık Bakanlığı döneminde Doktor, Sağlık Memuru ,Ebe ve Hemşireleri döner sermaye ile birçok meslek grubunun ciddi anlamda önüne taşımıştır.Ancak Bakanlarımız , Sendikalarımız yıllardır öğretmenlere yapılan bu haksızlıklara hep susarak ,sessiz kalarak destek vermişler, hep birlikte öğretmenlik mesleğini ayaklar altına almışlardır.Öğretmen için Nurettin Canikli’nin ‘’gidip-gelmekten başka ne iş yapıyorlar , beğenmeyen bıraksın ‘’ sözü ile Bülent Arınç Bakanımız için sanki öğretmenler kişiliksizmiş gibi ‘’Öğretmenlere kişilik kazandırmaya çalışıyor’’ demesi camiamızda büyük tepki görmesine rağmen sendikalarımızca ve bakanımızca sadece izlenmiştir.. Milli Eğitim Bakanlarımız ise sadece söz vermiştir.Verilen sözler tutulmuş mudur ? Hayır… Öğretmenin nereden nereye geldiğini kısaca özetleyelim isterseniz.


YIL 1923…ÖĞRETMEN , MİLLETVEKİLİ MAAŞI EŞİT
Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç , TBBM’de Mustafa Kemal Atatürk’e sorar
-"Paşam; vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?"
Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu an öğretmenlerin sıkıntılarını anlamak istemeyen bir çok insana tokat gibidir…
-" Öğretmen maaşlarını geçmesin."
İşte belki de en güzel örnek bu. Günümüzde ise yeni göreve başlamış bir öğretmenin maaşı 1530 TL civarında iken milletvekili şoförü ve sekreteri bile 3000-3500 TL maaş almaktadır.


YIL 1980-1990 … ÖĞRETMEN , SUBAY , DOKTOR MAAŞI EŞİT
Günümüzde ise askeri personellerin en alt kademesindeki lise mezunu Uzman Çavuşun maaşı 2500-3000 TL , Sağlık Bakanlığının yardımcı hizmetindeki lise mezunu Ebe , Hemşire ,Sağlık Memurunun maaşı döner sermaye ile 3500 TL’yken öğretmen maaşı ek dersle birlikte en fazla 1880 TL’ dir.


YIL 2004-2005… POLİS , İMAM , ÖĞRETMEN MAAŞI EŞİT
Lise mezunu polisler belki de en büyük haklara kavuştukları dönemi yaşadılar.2004 sonrası öğretmenden 400-600 TL fark kazandıkları gibi , askerlikten muaflık , ücretsiz şehir içi toplu ulaşım , %70 ‘ ine lojman hakkı gibi bir çok hak elde etmiştir. İmamlar da yine ek ders , bayramlarda mesai ücreti en az %85 ‘ine lojman gibi haklar kazanarak maddi anlamda öğretmenlere karşı yine fark yaratmışlardır.


YIL 2011 (ARALIK) EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET TARİFESİ
ÖĞRETMEN MAAŞI ,MEMUR- HİZMETLİ MAAŞINDAN DÜŞÜK
Yeni göreve başlamış bir öğretmen 1530 TL alırken , eş ve 2 çocuk yardımı alan bir okul memurunun maaşı 1.894 TL, kadrolu bir hizmetlinin maaşı ise 1.824 TL olarak belirlenmiş .Öğretmene muadil bulunamadığı için hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Sağlık Bakanlığında asıl işi yapan Doktor , Diğer Bakanlıklarda Mühendisler , Askerlerde Teymen… Haydi eşitleyin maaşımızı doktorlarla , teymenlerle ,mühendislerle. Ya da Mustafa Kemal Atatürk söylediği gibi yapın eşitleyin milletvekili maaşı ile öğretmen maaşını…
Sözün özü bu aslında...Öğretmene verilmek istenen mesaj bu.Eğitime en büyük bütçeyi ayırdıkları söyleyenlerin gerçekliği bu.Onlara kalsa OECD ülkelerinde en büyük maaş zammını alan öğretmenler ve öğretmenler fazla maaş alıyor.Bakalım gerçekten öylemiymiş…


OECD ÜLKELERİ İLE TÜRKİYE’DEKİ ÖĞRETMEN MAAŞI KARŞILAŞTIRMASI
OECD tarafından hazırlanan “Bir Bakışta Eğitim 2011” raporunda, öğretmenlerin ülkelere ve satın alma gücü paritesine göre dolar cinsinden 2009’daki yıllık toplam maaşlarına yer verilmiştir. Buna göre 15 yıllık bir öğretmen, OECD ortalamasında 41.700 dolar alırken, OECD ülkelerinden Lüksemburg’da 111 bin 800, Almanya’da 62 bin 900, Fransa’da 35 bin 800, Polonya’da 17 bin 732, İsrail’de 27 bin 100, Krizde olan Yunanistan’da 34 bin 200, İspanya’da 52 bin 600, İngiltere’de 47 bin dolar almaktadır. 2011 yılında Türkiye’de deneyimli bir öğretmen ise 12 bin dolar ile14 bin 725 dolar (ek ders ücreti dahil) arasındadır. Türkiye’deki öğretmen maaşının krizdeki Yunanistan 2 , Lüksemburg 8 katı maaş vermektedir.


OECD Ülkelerinden birçoğu ile ülkemizdeki milletvekili maaşlarının hemen hemen eşit olduğu düşünüldüğünde Eğitime çok önem verdiklerini söyleyenler şimdi ne cevap verecek , dikkatle bekliyoruz.


HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.
Saygılarımızla…
kaynak:  Linkleri görebilmek için,
Kayıt Ol veya Giriş Yap
http://www.abbasguclu.com.tr/egitim/ogretmenligi_kim_bu_hale_getirdi2.html
Logged

Ben gelmedim dava için benim işim sevgi için... (y.E)
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #4 : 28 Aralık 2011, 17:23:46 »

 Logged
laktoz

Üye
**

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 84

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #5 : 28 Aralık 2011, 19:32:32 »

Ben zamanında demiştim oğretmenler daha beter olacak diye,Bekleyin daha ne hallere vdüşecegiz...
Logged
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #5 : 28 Aralık 2011, 19:32:32 »

 Logged
castle344

Uzman Üye
*****

Performans: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 470



« Yanıtla #6 : 28 Aralık 2011, 20:54:39 »

bizim öğretmenler donunu kaybetmediği sürece sorun yok.  alışkanlık yönetenler öğretmenlerden birşeylerini aldıkça bizim öğretmenler ne der  bir daha tekrar edelim der don gider popo üşür belki o zaman iş belli olur
Logged
maksimus

Deneyimli Üye
****

Performans: 20
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 153



« Yanıtla #7 : 28 Aralık 2011, 21:34:13 »

Hiçbir dönemde öğretmenlik mesleğinin toplum nezlindeki değeri bu kadar düşmemişti. Ben aynı zamanda bir desanede haftada bir kaç saat derse giriyorum. Geçenlerde öğrencimle aramda şöyle bir dialog geçti.

Öğrenci : hocam babam öğretmenlik tercih etmemi istemiyor.
Ben : Neden?
Öğrenci : öğretmenliğin hafif bir meslek olduğunu ve öğretmen olacağıma hiç okuma daha iyi diyor.
Ben : kem küm ve mos mor

Dersane çıkışında o kadar moralim bozuktu ki bizi bu hale düşürenlere ne kadar saydım sövdüm bilemiyorum.
Logged
SEDATOYKU

VIP Üye
******

Performans: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 655



« Yanıtla #8 : 29 Aralık 2011, 00:48:51 »

Ekonomik ve sosyal olarak çok şey kaybettiğimiz doğrudur. Yavaş yavaş onurlu duruşumuzu da kaybediyoruz... Öğretmen şamar oğlanına döndü, veli şikayet eder, "öteye git" dediğin öğrenci soluğu mahkeme de alır... Veli gelir posta koyar, cevap verince karakola ifade vermeye gidersin... (bunlar benim okulumda yaşanan rutin durumlar)

Benim emekliliğimi 8 yıl var. Öyle böyle derken geçip gider. mesleğe yeni başlayan, başlayacak olan arkadaşlarımız, meslektaşlarımız için her geçen gün çalışma koşulları kötüleşiyor... Ama hepsinden daha umut kırıcı olan; Öğretmen duruşunun yitip gitmesidir.... saygılarımla...
 
Logged
semscoban

Uzman Üye
*****

Performans: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #9 : 29 Aralık 2011, 09:56:26 »

arkadaşlar sendikalara ve parti merkezlerine gönderdiğim yazıyı lütfan okuyun. ama hiçbirinden olumlu ya da olumsuz cevap gelmedi. anlayacağınız iktidarı muhalefeti memnun....

HÜKÜMETE VE EĞİTİM SENDİKALARINA SORULAR VE SORUNLAR

10 yıldır hükümettesiniz. İmamlara, sağlıkçılara, polislere hatta düz memurlara ekstra zamlar yaptınız. Öğretmenler için özlük haklarına dair –herkese verilen seyyanen zamın dışında- ne yaptınız? O da son seyyanen zamda öğretmenlere bir şey vermediniz. Öğretmenler üniversite mezunu haydi polisi astsubayı anladık, can güvenliği söz konusu.. peki ya lise mezunu imamlara, memura öğretmenle aynı maaşı vermek onun eğitimini hiçe saymak değil de nedir?
Biz öğretmenlere zorlu bir sınav yaparak kariyer basamaklarına ayırdınız. Kimimiz Başöğretmen kimimiz Uzman öğretmen olduk. Uzmanlığın karşılığında bugün 110-120 TL arasında fazla ücret alıyoruz. İyi güzel de bu son zamlarda siz tek kalemde hizmetli ve memura 200-400 TL hatta bazı kurumlarda daha fazla zam yaptınız. Yani öğretmene sınav karşılığı, hatta unvan karşılığı zoraki 110 TL verirken, bir çırpıda gözünüz kapalı üstelik lise mezunu memura 300-400 TL zam yapmak, verdiğiniz unvanı, hatta yaptığınız sınavı hafife almak değil midir?  Bugün başöğretmen ve uzman öğretmen kendi kurumuzda olsun veya başka kurumda olsun ortaokul veya lise mezunu bir memurdan daha az maaş alıyorsa o öğretmenin morali nasıl olabilir? Hangi duygularla sınıfta adaletten bahsedebilir. Çalışma barışı nasıl sağlanabilir? 
İmamlara ek ders ödemeye başladınız, kuran kurs öğreticilerine zaten ödüyordunuz. Ödeyin eyvallah, gözümüz yok. Ancak üniversite mezunu öğretmene ödediğiniz birim ek ders ücreti en azından lise mezununa ödenen ile aynı mı olmalı? O halde neden pratisyen hekimin muayene ücreti ile uzman hekiminki farklı? Ayrıca 40-50 kişilik sınıflarda anlatılan bir ders ile 8-10 kişiye oturarak yapılan bir dersin ücreti nasıl aynı olabiliyor?
Bakanlarımız iki de bir ‘öğretmen ne kadar çalışıyor ki’ mealinde laflar ediyor. Peki branş öğretmenleri ders verildi de, derse mi girmek istemiyorlar. Eğer öyleyse 21 saat normunu öğretmenler mi koydu? Daha da ötesi torpille atananlar, görevlendirme ile gelenler ders sayısını düşürüyor, peki bu atamaları öğretmen mi yapıyor veya istiyor? Bugün üç kuruş ek ders için, okul okul, müdür müdür ders arayan, 3-4 tane okula derse koşturan öğretmenleri neden görmüyorsunuz? Pazarlarda limon, maydanoz satan, öğrencisi geldiğinde görmesin diye kaçacak delik arayan öğretmenlere ne demeli? Yoksa onları bu hale  düşürenlere mi bir şeyler demeli!
Öğretmenin çalışma saatlerinden dem vuran yetkililer, acaba imamlara ek zamlar yapılırken imamların toplam çalışma saatlerine hiç baktılar mı? Günde beş namaz! Zaten camiye gitmese evde kılacak. Bir namaz kaç dakika topla hesapla, öğretmenden daha mı çok çalışıyor? Oysa öğretmen derse geç bile kalamaz. En azından sınıfa saatinde girmek zorunda, ayakta tahtada dersi anlatmak, sınıfa hâkim olmak zorunda. Ha eğer öğretmenler bunu yapmıyor diyorsanız teftiş ve idare sizin elinizde. Çalışmayan öğretmeni idare ses çıkarmasa bile veli şikayet eder. Ona bakarsanız her mesleğin çürük elması elbette vardır. Ama bugün her okulda derse giriliyor, ders anlatılıyor, sistem öngörüldüğü şekilde işliyor. Kaldı ki iki, üç saat dersten sonra öğretmende mecal kalıyor mu? Bunu anlamak için 4-5 saat derse girip ders anlatsınlar o zaman öğretmenin ne yaptığını daha iyi anlarlar. Zaten eğitim sistemimizin temel sıkıntısı bakanlarımızın öğretmen kökenli olmaması daha da acısı bakanlık büroklatlarının öğretmenlik mesleğini belki hiç tanımadan masa başında işe başlamaları. Öğretmenlik kesinlikle sıradan bir memurluk değildir. Onun bir günde anlattığı 5-6 saat ders masa başı işlerin 8-9 saatinden daha ağırdır. İnanmayan ders anlatsın baksın.
   Öğretmen yarım gün çalışıyormuş, öyle mi? Türkiye’nin hemen her yerinde fiziki şartlar gereği normal eğitim yerine ikili eğitim yapılıyor. Bunu isteyen veya yapan öğretmenler değil. Şimdi ikili öğretimde norm saati olan 21 saat bile derse giren bir öğretmen normal eğitimde saat 9:00 da derse gelecek, öğlen tatilini tam olarak yapacak, öğleden sonra 1-2 derse girecek saat 15:00-16:00 da çıkacak. O zaman tam gün çalışmış olmayacak mı? Bunun normal mesaiden ne farkı kalıyor? Halbuki aynı ders saati çalışıyor ama birinde yarım, ötekinde tam gün görünüyor. Yani öğretmen kendi isteği dışında ikili öğretime zorlanıyor, tam günün işi, yarım güne sıkıştırılıyor ve bunun da suçlusu yine öğretmen oluyor?
Ya öğretmenin evde yaptığı işe ne demeli? Yazılı hazırla, grup yap, soruları eşit dağıt, gece 2-3 lere kadar yazılı oku…planlar, zümreler… bunca emeğin karşılığı ne?
   Bir branş öğretmeni dese ki ‘arkadaş ben –büyüklerimizin dediği gibi –tembel öğretmen olmak istemiyorum kendi okulumda 30 saat hatta daha fazla derse girmek istiyorum? Bunu sağlayacak sisteminiz var mı? Ki bugün branş öğretmenlerinin çoğu bunu istiyor, bunu yapabilir misiniz? Hayır, yapamazsınız. Çünkü 21 saat norm  engeli var. Çünkü polis eşi, asker eşi engeli var. Çünkü keyfi atamalar var. Öyle ki –ben yaptım, git mahkemeye başvur, diyecek kadar keyfi davranan yöneticiler var.
   Anayasamıza göre devlet eğitim ve sağlık hizmetlerini ücretsiz sunar. Peki sağlıkta katılım payı alınıyor. Devlet hastaneleri bile ücretli hale getirildi. Hatta belli sayıda ilaçtan fazlasını yazdırmak da ücrete tabi olacak şekilde düzenlemeler yapılıyor. Olabilir, hizmetin yürümesi için bunlar gerekli olabilir. Fakat sonuç şu değil mi; sağlık sektöründe fazla hasta döner sermaye demek, çalışana fazla ücret demek. Peki eğitim sisteminde fazla öğrenci neden eğitim çalışanlarına yansımıyor? Siz kaliteli eğitim verilsin diye, Fen Liselerinde, Anadolu Liselerinde  sınıf mevcudunu 30 olarak belirlemişsiniz. Çok güzel, kaliteli eğitim için gerekli. Ya 40, 50 hatta 60 kişilik sınıflarda ders okutan öğretmenin emeği ne oluyor? Fazladan öğrenci sağlık sisteminde olduğu gibi neden eğitim çalışanına maddi bir gelir getirmiyor? Fazla öğrencinin yazılısı, dersi, projesi ders anlatma zorluğu, .. bunlar neden görünmüyor?

   Hiç kimsenin maaşında, gelirinde gözümüz yok. Ancak onlara verilirken öğretmenler neden ihmal ediliyor? Deniliyor ki öğretmen sayısı fazla. Bu kadar öğretmeni herhalde öğretmenler kendileri atamadı. Bunları bakanlık atıyor. Eğer ihtiyaç yoksa neden atıyor, ihtiyaç varsa neden ücreti ödenmiyor. 200 hatta 300 bin öğretmen fazlalığından bahsediliyor. Neden hala her köşe bucağa eğitim fakültesi açılıyor? Gençlerin geleceği ile bu kadar oynamak hangi vicdana sığar? Düşünün polis ihtiyacınız var, özel sınavı var hem bedensel, hem teorik. Kişi sınavı kazanırsa devlet eliyle okutuluyor. Okurken yurt sorunu yok, eğitim masrafı yok hatta askeri okullarda maaş da alıyor daha ötesi okuduğu yılları hizmetten sayılıyor. İşi garanti. Yıpranması var ve kısa yoldan hayata atılıyor, kendisinden önce üniversiteye girmiş, lise ve üniversitede başarılı abisinden veya akranından önce mesleğe geçiyor daha yüksek maaş alıyor, daha erken emekli oluyor. Ya fakülte okuyanlar; belki başka bir ilde , yurt parası, yemesi içmesi kitapları, harç parası.. her şey kendi cebinden, binbir türlü rezillikle okuyor, zorlu bir KPSS maratonu, sonrasında bir dağ başında bir okulda, aldığı maaş ötekinden daha düşük. Peki öğretmen neden ihtiyaç kadar seçilmiyor, devlet imkanı ile okumuyor ve sonrasında böyle binlercesi açıkta kalıyor?  Bu zulüm değil midir?
   Eşit işe eşit ücret diye bazı düzenlemeler yapıldı. İsme bakılırsa adaletli görünüyor. O zaman şunu ortaya koymak gerekli; öğretmen kiminle eşit? Her meslek erbabına bir şekilde bu yolla zamlar yapıldı. Öğretmeni neye göre mukayese edeceksiniz? Yapılan zamlara bakılırsa öğretmenin eşiti hizmetli hademe ile aynı.  İmamlar ile aynı Çünkü aynı maaşı alıyorlar. Peki Allah aşkına bizim eğitimimizin hiç mi değeri yok?
   Türkiye’de kendi mesleğini yaptığı işle alakalı 4 yıl örgün üniversite eğitimi ile yapan ve öğretmenden daha az maaş alan bir meslek gurubu kaldı mı? Açık öğretim değil, başka bir konuda değil bizzat icra ettiği mesleğin 4 yıllık fakültesini bitiren ve öğretmen kadar az maaş alan başka bir meslek kalmadı. Bence yeni bir bakış tarzı ile eşit eğitime eşit ücret diye yeni bir bakış tarzı getirilmelidir. Öyle ki kişi mesleği ile ilgili mi okumuş yoksa başka bölüm mü? Örgün eğitim mi bitirmiş, yoksa yaygın eğitim mi? Bunları maaşa yansıtmak daha adilce olmaz mı? Aksi taktirde şu anda olduğu şekliyle okuyan kesim zulüm görür. İnsanlar okuduklarına bin pişman olurlar. Zaten öyle de. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de eğitim seviyesi düştükçe kişilerin iş bulma şansı artıyor. Hatta bana göre aldıkları ücret de artıyor.
   Eşit işe eşit ücret deniyor. O zaman  bari branş öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin ücretleri eşitlenmelidir. Unutulmamalıdır ki ülkeler kılıçla alınır ama adaletle korunur.


Logged
Erdal Taşlıçukur

VIP Üye
******

Performans: 27
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1499


beypazarı-ankara


« Yanıtla #10 : 29 Aralık 2011, 10:46:50 »

haklarımızı savunsun diye üye olduğumuz SENDİKACIKLARIMIZ haklarımızın sömürülmesini alkışlamaktan vazgeçerse siz de yanıt alabilirsiniz hocam.
Logged

BENÇOKAYRILIKLARGÖRDÜM
OYÜZDENBİTİŞİKYAZIYORUM
"HERŞEYİ"
ahmetselim

VIP Üye
******

Performans: 142
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1089


Özcan KULAKSIZ Beşiktaş-BİLSEM


« Yanıtla #11 : 29 Aralık 2011, 11:45:10 »

günümüzde artık öğretmenlik diye bir meslek kalmamıştır bizi bu duruma düşürenler yüzünden
Logged

"Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz. “Yürüyeceğim” de, bas ve yürü!"
semscoban

Uzman Üye
*****

Performans: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394

Bu Üyenin Avatarı Yok

« Yanıtla #12 : 29 Aralık 2011, 12:09:53 »

arkadaşlar öğretmenlerin düştüğü onur kırıcı durumun farkındayız. neden hiçbirşey yapmıyoruz? ben şahsım adıma kendi sendikamı çok sıkıştırdım. öyleki kavga noktasına vardık. hangi sendikada olursanız olun, durumumuz kötü hem de çok kötü. bu konuda 16 yıldır üye olduğum sendikayı terk edebilirim. oy verdiğim partiyi değiştirebilirim. hatta ben başabakana bu konuda mektup da yazdım...
maksat tepkisiz kalmamak. hiçbir şey değişmese de...
Logged
Coğrafya Biz Forum
« Yanıtla #12 : 29 Aralık 2011, 12:09:53 »

 Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2008, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Coğrafya Biz 2003-2012 © | Sadece Coğrafya | Sitemap | Forum Haritası

Sitemizde bulunan tüm içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup, Hak sahipleri tarafından site yönetimine bildirilen dosyalar, paylaşımdan kaldırılacaktır.
Uzmanweb Net coğrafya
Bu Sayfa 0.122 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu