Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye'de Can Çekişen Bir Yerbilim Dalı:Jeomorfoloji  (Okunma Sayısı 11382 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3595


« : 15 Kasım 2013, 22:31:15 »


TÜRKİYE'DE CAN ÇEKİŞEN BİR YERBİLİM DALI:JEOMORFOLOJİ

Bu sorunun cevabı bireysel başarılar dışında Türkiye’de hiçbir bilim dalının kurumsal bir varlığı olmadığı, dolayısıyla, aslında hiçbirinin yaşamadığıdır. Ama Türkiye’de pek çok bilim dalının uygulaması yapılmakta, mesela tıp gibi bazılarının ise pek çok gayrimedenî ülkeye kıyasla çok da iyisi yapılmaktadır. Bu uygulaması kabul edilebilir düzeyin biraz altında olmakla beraber yapılabilen bilim dallarından biri de jeolojidir. Bu çerçevede iki hafta evvel MTA Jeoloji Dairesinin yaptığı iyi işlerden bahsetmek fırsatını bulmuştum. Ancak yerbilimi branşlarından önemi Türkiye için yaşamsal olan (çünkü, heyelan, sel, genç faylanma, toprak, erozyon, depremlerin neden olduğu yerşekilleri, karst gibi konuları içerir) jeomorfoloji, yani yer şekilleri bilimi, Türkiye’de yavaş yavaş ölmekte, hatta ömrünün son kertelerine de ulaşmış bulunmaktadır. Bunun sebebi, devletin bu bilim dalının önemini hiç ama hiç anlayamamış olması, bu bilimden sorumlu olan kişilerin de yirmili ve otuzlu yıllarda bu bilime büyük bir fenalık etmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Yapılan fenalık, jeomorfolojinin Avrupa geleneğine uyarak coğrafyanın içinde bulunduğu ülkemizde, coğrafyayı edebiyat fakülteleri içine tıkıştırmaktır. Fransızların Vidal de la Blache geleneğinden kaynaklanan bu anlaşılması güç karar, içinde jeomorfoloji, klimatoloji, meteoroloji, hidrografya, oseanografi, kartografya gibi tamamen doğa bilimlerine dayanan branşları da içeren coğrafyayı, adam gibi bir temel fen eğitimden yoksun kılarak, jeomorfologların eksik eğitim görmelerine neden olmuştur. Ancak bu ne jeomorfolojinin ne de jeomorfologların kabahatidir. Kabahat Türkiye’de coğrafyayı coğrafya okumamış insanların eline teslim etmekte olmuştur ki, ne yazık ki o zaman bunun başka çaresi yoktu, zira memlekette coğrafya okumuş tek bir insan mevcut değildi. Jeomorfolojinin olmadığı bir Türkiye büyük zararlarla karşı karşıya kalacaktır. Jeomorfolojiyi kurtarmanın temel yolu, aslında bir kül olarak coğrafyayı kurtarmaktır. Ancak Türkiye’nin günümüzdeki entelektüel yapısı, üniversitelerimizden sorumlu olan kişilerin vizyon ve görgüleri ve nihayet Türkiye’deki coğrafyacı kütlesinin genel bilgi ve görgü düzeyi bunu gereken süratle yapmaya müsait değildir. Dolayısıyla öncelikle ülkenin çok acil bir ihtiyacına cevap verebilmek için, jeomorfolojiyi Avrupa geleneğinden çıkarıp, Amerikan geleneğine göre, coğrafyadan jeolojiye transfer etmektir. Bu transfer çok kolay bir şekilde, YÖK tarafından yapılabilir. Bunun için gerekli müfredat değişikliği minimal olup, bunun tespiti Millî Eğitim Bakanı, YÖK Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanları, Orman ve Köy İşleri Bakanı, MTA ve DSİ Genel Müdürlerinden oluşturulacak bir komisyonla en çok iki hafta gibi bir sürede birkaç toplantıyla yapılabilir. Bu iş için dünyaca tanınan Türk coğrafya ve jeoloji hocaları da bu komisyona alınır. Ancak bu transfer gerçekleştirildikten sonra, şimdi jeomorfoloji ihtisası yapmış olan coğrafyacıların da durumlarının hızla açıklığa kavuşturulması gerekir ki bu da zor bir iş değildir. Birkaç ders farkıyla onlar da yeni statülerine kavuşurlar. Ancak uzun vadede coğrafyayı daha da çok yaralayacak olan bu operasyonun coğrafyaya vereceği zararlar ortaya çıkmadan behemahal coğrafyanın durumunun da iyileştirilmesi lazımdır. Coğrafya sadece tüm bilimlerin en eskisi ve kraliçesi değil, bugün de üzerinde yaşadığı gezegen ile ilişkileri çok ciddî bir krize girmiş olan insanın en çok ihtiyaç duyduğu bilim dalıdır. Coğrafya bilinmeden, ne tıp olur, ne sanayi, ne tarım, ne de insan gibi yaşam.

Prof. Dr. Celal ŞENGÖR...
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
bachus80
Uzman Üye
*****

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #1 : 16 Kasım 2013, 21:15:30 »

vallahi ne denir ki? sayın hocam bu yazıyı paylaştığınız için teşekkür ederim. doğruusunu isterseniz diğer tüm kurumlarda olduğu gibi yök ve türevleri ile ideolojik ve ranta dayalı, bilimsel olmayan ve bilim için değil yalnızca günü kurtarmacılığın bedelidir bu. sayın celal hocam gerçekten taşı gediğine oturtmuş.
Kayıtlı
okuyanus
Uzman Üye
*****

Performans: 179
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 485



« Yanıtla #2 : 17 Kasım 2013, 21:52:49 »

Hocam yazdıklarınızdan sonra hiçlik duygusu içimi kapladı. Ölü coğrafyanın içinde ölü jeomorfoloji
Kayıtlı

yasaklar güvenlik sağlayabilir ama özgürlüğü asla...
nuraybaran
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #3 : 22 Ocak 2014, 12:16:06 »

GÜZEL BİR  YAZI
Kayıtlı
semscoban
VIP Üye
******

Performans: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 568


« Yanıtla #4 : 12 Ocak 2015, 21:10:17 »

teşekkür ederim . yazı biraz eksik gibi. yoksa bana mı öyle geldi
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic