Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Dünyası’nın Başlıca Problemleri  (Okunma Sayısı 3844 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
krater26
Uzman Üye
*****

Performans: 148
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 257



« : 18 Ağustos 2008, 12:06:05 »


Türk Dünyası’nın geleceği hakkında bazı düşünceler ve dilekler vardır. Kuşkusuz bu düşünce ve dileklerin başında, barış, birlik ve beraberlik gelir. Bunun yanında, gelecekte Türk Dünyası için söylenebilecek gelişmeler şunlar olmalıdır, diyebiliriz.
1. Bugün Dünyada 250 milyonu aşkın Türk vardır. Bunlar, Dünya Coğrafyası’na geniş bir boyutta yayılmıştır. Türk grupları kendi arasında dil bakımından biraz zor anlaşılabilmektedir. Lehçeler birbirinden farklılık arz eder. Ayrıca Türk Dünyası’nın konuştuğu Türk diline oldukça fazla sayıda yabancı kelime girmiştir. Türkiye Türkçesi’ne İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Sovyet Türk Ülkeleri dillerine Rusça, Doğu Türkistan diline Çince kelimeler sokulmuştur. Eğer bugün Türk Dünyası insanları birbirleriyle anlaşmakta güçlük çekiyorlarsa, geçmişte yaşanan bu dil yozlaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak için, “Türk Dünyası Dil Kurumu” kurulmalı ve ortak bir dil sözlüğü ortaya çıkarılmalıdır.
2. Gerek doğrudan ve gerekse dolaylı olarak sömürülen Türk Dünyası, kültür bakımından da sömürülmektedir. Bugün Türk İnsanı’nın en muzdarip olduğu konu kültür yozlaşmasıdır. İngiliz, Amerikan, Rus ve Çin kültürlerinin etkileri altında inim inim inleyen Türk Dünyası, bir türlü öz kültürüne kavuşamamıştır. Kültür yozlaşmasının önüne geçilmelidir. Bunun için de, Türk Ülkeleri, kendi arasında ortak Kültür Antlaşmaları imzalamalı ve kültür alış-verişini sağlamalıdır.
3. Türk Ülkeleri’nin tarımı, hayvancılığı, madenleri ve sanayisi farklı gelişme içindedirler. Ülkeler birbirlerine destek verdiği sürece, iktisadi bir bütünlük görülmektedir. Gerçi bu bütünlüğü bozmak için, bugün A.B.D, İngiltere, Fransa, Almanya, Sovyet Rusya ve Çin gibi sömürgeci ülkeler, var güçleriyle çalışmaktadırlar. Türk Dünyası’nın ekonomik sömürüsüne karşı, tüm Türk Dünyası’nın halkları elbirliği yapmalıdır. Bu nedenle; en kısa sürede “Türk Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı” (TÜRKET) kurulmalıdır.
4. Bugün A.B.D, İngiltere, Fransa, Almanya, Sovyet Rusya, Çin gibi kalkınmış ülkelerin kalkınmasında, Türk Dünyası halklarının emeği büyüktür. Bu ülkelerin bilim ve teknik çalışmalarında Türk Bilim adamlarının katkıları büyüktür. Ancak bu katkıların Türk Dünyası’na herhangi bir faydası görülmemektedir. Özlü bir ifadeyle, günümüz Türk Dünyası’nda beyin sömürüsü had safhaya ulaşmıştır. Türk Ülkeleri, bilim ve teknik yönünden birbirlerinin eksiklerini tamamlayabilirler. Bu amaçla “Türk Dünyası Bilim ve Teknik Kurultayı” oluşturmalıdır.
5. Bugün Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’nca, Türkçe resmi dil hüviyetini kazanamamıştır. Oysa çok az nüfusu olan ülkelerin dilleri resmi dil olarak kabul edilmiştir. 250 milyon kişinin konuştuğu Türkçe, resmileştirilmelidir.
6. Birleşmiş Milletlere üye olan ülkelerden beş daimi üyesi (A.B.D, İngiltere, Fransa, S.S.C.B ve Çin), “Veto Hakkı”na sahiptir. Bu ülkelerden S.S.C.B dağılmış, yerine bağımsız devletler oluşmuştur. Çin’de ise, Doğu Türkistan Özerk Cumhuriyeti vardır ve bu ülkenin sorunları, B.M’ de veto edilmektedir. Artık 250 milyon bir insan kitlesini oluşturan, Türk Dünyası'na Birleşmiş Milletler tarafından “Veto Hakkı” tanınmalı ya da beş ülkenin “Veto Hakkı”, eşitlik ilkesine aykırı düştüğünden kaldırılmalıdır.
7. Dünya savaşlarında görülmüştür ki, savaşların sonuçlarını ittifaklar belirlemiştir. Ayrıca savaş esnasında tesis edilen ittifaklar, ülkelerin savunma gücünü önemli ölçüde artırmıştır. Ancak dil ve kültür birliği olmayınca, ittifaklar uzun süreli ve kalıcı olmamıştır. Varşova Paktı’nın dağılmasında dil ve kültür farklılığı önemli rol oynamıştır. Öte yandan NATO’daki etnik, dil ve kültür farklılıkları, bu ittifakın yaptırım gücünü iyice zayıflatmıştır. NATO ve VARŞOVA PAKTI gibi yapay oluşumlar değil, kalıcı ve uzun ömürlü TÜRK DÜNYASI SAVUNMA PAKTI kurulmalıdır.
8. Türklerin tarihte, diğer devletlere olan yenilgileri, hep kardeş kavgaları yüzünden olmuştur. 20.yüzyılda bile, gerek Sovyet Rusya ve gerekse Çin Halk Cumhuriyeti esaretinde kalan Türk ülkelerinde, sürekli olarak kardeş kavgası tezi işlenmiştir. Her ülkede ya da bölgede, Türkler çeşitli adlar altında (Tatar, Kazak, Özbek, Uygur, Karakalpak, Kırgız, Azeri, Yörük, Türkmen gibi .., ) tasnif edilmeye başlanmış ve Türk adı unutturularak, bu Türk boyları birbirine hasım durumuna getirilmiştir. Böylece Sömürgecilerin ekmeğine yağ sürülmüştür. Eğer Türk insanı, dünya da acı çekmek istemiyorsa, artık boy ayrımına son vermeli ve kardeşlik ülküsünü perçinlemelidir. Çünkü; “Birlikten kuvvet doğar.”
9. Eski Sovyetler Birliği içinde yer alan Türk Cumhuriyetlerinin bugünkü sınırları, 1924 ve 1936 yıllarında yapılan düzenlemelerle Ruslar tarafından çizilmiştir. Ruslar, Orta Asya’da çizmiş olduğu sınırlarda merkezi hükümetin yani Moskova’nın menfaatini düşünmüş ve sürekli bağlılığı esas almıştır. Bunun sonucu olarak 1986-1990 yılları arasında, Orta Asya Türk ülkelerinde çeşitli çatışmalar yaşanmıştır. Almatı’da Ruslarla Kazaklar, Duşanbe’de Özbeklerle Tacikler, Fergana’da Özbeklerle Ahıska Türkleri, Oş’da Kırgızlarla Özbekler karşı karşıya gelmişlerdir. Bu karmaşıklığı Sovyet rejimi hazırlamıştır. Mesela Fergana vadisi, testere ile parçalara ayrılmış gibi bir bulmaca ve labirent şeklinde Özbek, Türkmen, Tacik ve Kırgız bölümlerine ayrılmıştır. Böylece Tacik ve Kırgız pastalarının içine bir miktar kuşüzümü; Özbekistan kekinin içine biraz Tacik kuru üzümü konulmuştur. Vadi içine yer alan sulama kanallarının bir kısmı bir ülkede, diğer kısmı başka ülkede bırakılmıştır. Tüm bunlar, gelecekte olabilecek bir bağımsızlığı imkansız kılmak ve merkezi hükümete bağlılığı sağlamak için yapılmıştır.
Sınırların çizilmesinde tarihi, coğrafi ve sosyal özellikler göz önünde tutulmadığı için sorunlar mevcuttur. Bu sorunlar zaman zaman iç karışıklıklara yol açmaktadır. Sorunların çözümü de oldukça zordur. Çünkü etno-coğrafik karmaşıklık hakimdir. Bu karmaşıklık zaman zaman depreşmektedir. Örneğin 1990 yılında, Oş ve çevresinde, Kırgızlarla Özbekler arasında çıkan çatışmalarda, çok sayıda Özbek ve Kırgız ölmüştür. Bunun sebebi olarak, Oş ve çevresinin 1936'da Stalin tarafından bu bölgenin Kırgızistan’a verildiği gösterilmektedir. Buna benzer sürtüşmeler diğer Türk Cumhuriyetlerinde de, yaşanmaktadır. Eğer bu tür anlaşmazlıkların boyutları genişlerse, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri arasında, sınır çatışmaları ve savaşlar çıkabilir. Böyle bir savaş da, sömürgeci ülkelerin ekmeğine yağ sürer. Savaşın kötü sonuçlarını, yine bölge halkı yaşar. Bu nedenle, bugün için, Türk Cumhuriyetleri’ndeki mevcut sınırlar korunmalıdır. Bundan sonra çıkabilecek sorunlar ise, oluşturulacak Türk Ülkeleri Üst Kurultayı’nda çözümlenmeye çalışılmalıdır.
Sonuç olarak ; Şanlı Türk Tarihi üzerine, barış, sevgi, kardeşlik, birlik ve beraberlik kokan Türk Dünyası Coğrafyası’nı inşa etmek, Türk Dünyası gençliğinin en büyük gayesi olmalıdır.


Prof. Dr. Ramazan ÖZEY

alıntıdır!!!!!!
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #1 : 18 Ağustos 2008, 12:17:13 »

Bir takım teşkilatların kurulup bilgi alışverişinde bulunulmasına tarafım ancak şu sömürülme olayına pek iyi bakmıyorum.

Almanya 2. dünya savaşında yenilip 1945'te havlu attığında biz Cumhuriyetimizi 22 yıl evvel kurmuştuk.

Ama gel gör ki adamlar 1945te dağıldıktan sadece 15-20yıl sonra biz de dahil pek çok ülkeden gelişen sanayisinin işçi ihtiyacını karşılamak için işçi talebinde bulundu.

Bizim Türk ve islam dünyasının en büyük hatasını size söyleyeyim.

Bu bilimsel bir bilgi değildir ama gözlemlere dayanılarak böyle bir tespit yapılabilir.

Çalışmamak, araştırmamak, okumamak, herşeyi devletten beklemek....Elin adamları başlarını alıp gidince de onları suçlu ilan etmek, emperyalizm demek vb.

Yani hatalarımızdan başkalarını sorumlu tutmak.

Ne zaman bu başkalarına suçu atma hastalığından kurtulur da kendimiz bir şeyler yapmaya çalışırsak o zaman bir yerlere geliriz.

Bu benim acizane görüşümdür.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« Yanıtla #2 : 18 Ağustos 2008, 12:50:25 »

bu ülkede sahşi menfaatler arka plana atılmadan, insanlardaki bazı davranışlar terkedilmedikten sonra ülkemizin refaha kavuşacağını sanmıyorum.
almanya ve japonya nın ne özellikleri vardı da geliştiler

tek cümle ile: ülkeleri için çalışmak
Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
u.karacan
Uzman Üye
*****

Performans: 210
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 280


« Yanıtla #3 : 18 Ağustos 2008, 14:21:37 »

dokuz maddede sıralanan belli başlı sorunlara katılmamak mümkün değil,sorunların devlet boyutundaki çözümü devlete,yalnız bir türk evladı olarak dilimiz,kültürümüz,sosyal hayatımız,fert olarak sorumluluklarımız,değerlerimiz,inancımızla ve şahsi nitelik kalitemizle, v.s bütünün parçalarıyız...birer birer parçalar olarak bütünün oluşumuna olumlu katkı sağlayabildiğimiz ölçüde türk dünyasının problemlerine çare oluruz...
Kayıtlı

Ne kadar bilirsen bil,söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.(hz.Mevlana)
karakaya291
Sürekli Üye
***

Performans: 53
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 143


« Yanıtla #4 : 18 Ağustos 2008, 14:57:09 »

Çözüm;Çok güçlü bir Türk devletinin var olmasıdır.İnanın gerisi gelecek birlik beraberlik inşallah sağlanacaktır.Fakat çok güçlü nasıl olacağız? Bu ülkemiz için biraz hayal mi?Bu kadar farklı düşüne bilen,karşı tarafın yaptığı hiç bir çalışmayı,başarıyı kabullenemeyen,çıkar çatışmasının en üste tutulduğu,mükemmel bir olayın arkasından hemen iftiraların sıralandığı(ülke satılıyor gibi)bir toplulukta çok güçlü olmak biraz zor ama imkansız değil.
Kayıtlı
Merih Kayra Zencir
VIP Üye
******

Performans: 1124
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1111



« Yanıtla #5 : 18 Ağustos 2008, 17:55:13 »

bu ülkede sahşi menfaatler arka plana atılmadan, insanlardaki bazı davranışlar terkedilmedikten sonra ülkemizin refaha kavuşacağını sanmıyorum.
almanya ve japonya nın ne özellikleri vardı da geliştiler

tek cümle ile: ülkeleri için çalışmak


tamamen hocama katılıyorum.
Kayıtlı

Kayracan
Pinus
VIP Üye
******

Performans: 169
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 797



« Yanıtla #6 : 18 Ağustos 2008, 19:27:36 »

bu ülkede sahşi menfaatler arka plana atılmadan, insanlardaki bazı davranışlar terkedilmedikten sonra ülkemizin refaha kavuşacağını sanmıyorum.
almanya ve japonya nın ne özellikleri vardı da geliştiler

tek cümle ile: ülkeleri için çalışmak

Önce kendimizi sevmeliyiz ama eksiklerimizin de farkında olmalıyız. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Biraz daha sağduyu, biraz daha dürüstlük, biraz daha çalışkanlık....
Kayıtlı
kt
VIP Üye
******

Performans: 649
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3775



« Yanıtla #7 : 18 Ağustos 2008, 21:45:08 »

    Türk dünyasının sorunlarından ziyade, Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin sorunlarının çözümü daha anlamlıdır sanırım.
Kayıtlı

Dünyayı güzellik kurtaracak...
Muhammed Doruk
Yeni üye
*

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 23



« Yanıtla #8 : 11 Aralık 2008, 19:31:01 »

Olmayan problemimiz yok ki her  yerde..
Kayıtlı

Çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile
Uzak kalamam gözlerine...
Yakın olsun isterim ellerime ellerin...
Yanındaki beton binaya yaslanması gibi köhne bir evin...
Seni bir çivi gibi çaktım çünkü beynime...
Ve toplayıp bütün kerpetenleri attım denize...!
Sunay AKIN

Cografyayı içine alan her konuda sunum hazırlayabilirim!
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic