Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Seçme toplumunun son seçimi  (Okunma Sayısı 1436 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
dincert
Uzman Üye
*****

Performans: 39
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 403



Site
« : 15 Mart 2007, 18:49:54 »




İnsan en yakınına ya da arkadaşına, Büyük Gerçeği söylememelidir. Felsefede bu konunun tartışılmışlığı vardır. Büyük Gerçek nedir, küresel ısınma gibi bir gerçektir işte. Söylenmese daha iyi olur.

Sevgililer gününde sinemaya gittim. Öyle çok sinemaya gidebilen biri olmadığımdan benim için tarihi bir gün sayılır. Ne güzel, hangi filmi istiyorsan onu seçiyorsun, hangi koltuğu istiyorsan, önündeki ekrandan gösteriyorsun, tuvalete gidiyorsun, pisuarın önündeki ekrandan gelecek filmin fragmanını bile izliyorsun. Fragman o kadar heyecan vericiydi ki bilet aldığım filme geç kalıyordum az kalsın, neyse ki tuvaletin içinde bir anons işittim: Dördüncü salonda film başlamaktadır. Dördüncü salonda film başlamaktadır!

Koştum ve yetiştim. Film başlamamıştı ama reklamlar oynuyordu. Film, daha önce özel bir DVD'sini izlediğim Uygunsuz Gerçek.

Filmin adından mıdır, içeriğinden midir, yoksa Sevgililer Günü olmasından mıdır, bilmiyorum ama içeride sekiz kişi ya var ya yoktu. Bunların içinde sevgililer yok muydu, vardı. Tam emin olmasam da sevgili oldukları hallerinden belli üç çift vardı, birkaç çift kadını da eklerseniz, iki elin parmakları kadar kişi işte.

Daha önceki gösterimlerdeki ilgiyi bilmiyorum ama sevgiler, mutlu bir gün ve gece geçirmek, mutlu hayaller kurmak için, belki de böyle bir günde Uygunsuz Gerçek'i görmek istemiyorlardı.

İnsan en yakınına ya da arkadaşına, Büyük Gerçeği söylememelidir. Felsefede bu konunun tartışılmışlığı vardır. Büyük Gerçek nedir, küresel ısınma gibi bir gerçektir işte. Söylenmese daha iyi olur.

Büyük Gerçeği söylememek ve öğrenmemek için hayal kurarız aslında. Hayal, bizi yatıştırır, fenalıklardan uzak tutar. Hürriyet gazetesi Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün geçenlerde söylediğini işittiğim, gazeteler hayal satar sözünü yadırgamamak gerekir, onun yaptığı da budur aslında. İnsan doğası da fena olandan uzak durmaya eğilimlidir, insan zihni de öyle çalışır, fenayı gerilere iter.

Talihin soru işareti

Zaten, Küresel ısınmayla ilgili son büyük rapor açıklandığında, Büyük Gerçeğin son durumu büyük gazetelerde büyük haber olmayı başaramadı, birinci sayfada küçük bir haber olmayı da başaramadı.

Hayat devam ediyor tabii ki. Seçenekler sunarak devam ediyor. Bir süre daha devam edecek. Seçenek toplumunu yaşıyoruz. Uygunsuz Gerçek filmine gitmeyi seçen sekiz on kişi vardı, okuyacağımız gazeteyi, izleyeceğimiz kanalı, giyeceğimiz ayakkabıyı seçiyoruz, aşık olacağımız insanı seçiyoruz. Küresel imkanlar bize Japon mutfağı, İtalyan mutfağı da sunuyor. Wagamama'da Japon noodle yiyip Amerikan filmine yetişiyoruz. Küresel imkanlar ve seçenekler mutluluğumuzu artırıyor. Çok talihli sayabiliriz kendimizi.

Küremiz ısınıyor, evet ama şimdilik bu, kara kışı biraz daha insancıl yapmaktan başka bir zarar vermiyor ruhumuza.

Seçenek toplumunun hayalleriyle mutlu bireyi olarak, son zamanlarda internet üzerinden sunulan anketlerin çoğaldığını da fark etmiyor değilim. Hepimiz Ermeni miyiz, Türk müyüz? Kurtlar Vadisi kalksın mı, kalkmasın mı gibi, can alıcı sorular. Hangimiz çokuz, onu görebiliyoruz. Ama bu anket, çoklar arasında bir anket daha çok. Uygunsuz Gerçek filminin sakinlerinin katılacağı bir anket henüz konmuyor. Bu anketin sorusunun nasıl olacağı da belli değil aslında. Filmde Al Gore, bir kefesinde sarı altın külçeler, bir kefesinde mavi yer küre bulunan bir resim gösteriyor izleyicilere ve soruyor:

Hangisini seçiyorsunuz?

Altınları seçebilirsiniz, ama onları nerede harcamak istersiniz?

Marsta, uzay gemisinde, yer altında?

Doğanın seçimi

Seçenek toplumu, son büyük seçimini yapmalıdır, eğer seçme oyununa devam etmek istiyorsa. Doğayı seçmez ise doğa da onu seçmeyecektir. Ancak, birkaç kişinin seçmesi yetmez, ankette çoğunluğu sağlamalıyız. Dünyaya sadık mı olacağız, yoksa bu kadar dünya yeter mi diyeceğiz? Birincisinin çoğunluk olması da yetmez aslında, büyük bir çoğunluk olması gerekiyor. Çünkü durum, yüzde elli yüzde elli aritmetiğinden farklı bir dengede bulunuyor.

Sevgililer güzel hayalleri bozulmasın diye 14 Şubat günü Uygunsuz Gerçek filmine gitmeyi tercih etmemiş olabilir. Güzel hayallerini, fena bir dünya ile bozmak istememişlerdir.

Zaten sevgililer, bir deniz kıyısındaki bankta, baş başa kalmayı neden severler, hayallerini kuracakları boş bir alana bakmak için. O boşluğu kendi hayalleriyle doldururlar.

Ne var, kendimiz ve gelecek kuşaklar için hayal kurduğumuzda, bunun gerçekleşmesi için bir dünyaya her zaman ihtiyaç olacaktır.

Çok para kazanabiliriz, şirketlerimiz olur, ekonominin kırık çizgilerinin oku hep yukarı tırmanabilir, ama bütün bunlar için bir dünya gereklidir. Servetin kendisi, hayatın karşısında yalnızca bir metafordur. Hayat biterse hayal ve metafor biter.


Özcan Yüksek, Referans Gazetesi/17.02.2007
 
Kayıtlı
ergül
VIP Üye
******

Performans: 37
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1037


« Yanıtla #1 : 15 Mart 2007, 19:51:44 »

Teşekkürler.
Kayıtlı
alperenler8
VIP Üye
******

Performans: 117
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 661


« Yanıtla #2 : 15 Mart 2007, 20:24:09 »

  teşekkürler
Kayıtlı

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR,
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic