Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ÇETKODER'den su uyarısı!  (Okunma Sayısı 1741 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
Moderator
*****

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 16 Ağustos 2008, 16:39:53 »


Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel merkezi, toplumsal kalkınma, bilinçlenme ve mutabakat adına yaptıkları çalışmalarına bir yenisini daha eklediler. Kuraklık nedeniyle SU tasarrufu için ülke geneli Afişli Kampanya başlattılar.
“Unutmayın su hayat demektir”
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel merkezi, toplumsal kalkınma, bilinçlenme ve mutabakat adına yaptıkları çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek son günlerde küresel ısınma ile beraber artan, dünyanın su sorununa dikkat çekerek, ülkemizde de insan ve doğadaki canlıların yaşamını direk ilgilendiren ve giderek kuruyan su kaynakları ile ilgili ciddi açıklamalarda bulundu ve Dernek olarak özel AFİŞ ler yaptırıp yurdun değişik yerlerine, kamu kuruluşlarına, özel iş yerlerine, otobüs duraklarına, parklara, halı saha, çay bahçelerine ve muhtarlıklara asarak halkı duyarlı olmaya çağıracaklarının altını çizen ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş önemli açıklamalarda bulundu. Dernek bu amaçla ilk etapta; Adana, Adıyaman, Aksaray, Gaziantep, Hatay, Mersin, K.Maraş, Kilis, Konya, Niğde, Osmaniye, il ve ilçelerinde eşzamanlı afişleme işlemine başlayacak.
SU HAYAT DEMEKTİR UNUTMAYIN!
ÇETKODER Genel Başkanı iktisatçı Mustafa Göktaş “Eğer suyu dikkatli kullanmaz isek ve bu hor kullanmayı, hoyrat kullanmayı sürdürürsek, dünyada 2050 yılında çok ciddi boyutta su krizi geliyor. 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun 9.3 milyara ulaşmasının beklenmektedir. İklim değişiklikleri yüzünden 60 ülkede toplam 7 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağı gün gibi aşikardır. Dünyanın yüzde 70’ini kaplayan suyun sadece yüzde 0.3 gibi küçük bölümünün kullanılabilir ve içilebilir durumda olduğunu bilmeyen insanımız suyu çok hor ve yanlış kullanmakta ve tüketmektedir. İnsanoğlunun su ihtiyacını yeryüzü ve yeraltı su kaynaklarından karşıladığını bilmeyen insanımızın doğaya müdahalesi nedeniyle ekolojik dengenin bozulmasına bağlı olarak su kaynaklarının giderek yok olduğunu ve kirlendiğini görüyor ve yaşıyoruz. Dünya genelinde hızlı nüfus artışına oranla su kaynaklarının azalmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki,  kişi başına düşen su miktarının giderek azalmaktadır. Günümüzde bile 6 milyar insanın yaklaşık yüzde 20’sinin güvenli su kaynaklarından yoksun olduğu bilmemiz gerekir.  Bu gün barajlardaki su seviyesinin düşmesi ve göllerin kuruması, kuraklığın artmasını dikkate almaz isek bizi ileride çok daha büyük sorunlar bekliyor. Dünyanın en büyük sorunu olarak gösterilen su kıtlığı ilerde daha ciddi boyutlara ulaşacaktır.  Su potansiyeli açısından kıyaslandığında birçok ülkeye oranla su fakiri olan ülkemiz UNESCO’nun hazırladığı “Dünya Su Gelişme Raporu”nda, su potansiyeli bakımından 45. sırada yer almaktadır. Dünyada su zengini ülkelerde kişi başına düşen su miktarı ortalama 10 bin metreküpün üzerinde iken Türkiye’de bu rakam bu yıla kadar bin 570 metreküptü” dedi.
TARIMDA VAHŞİ SULAMA SİSTEMİNE SON VERİLMELİDİR.
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı iktisatçı Mustafa Göktaş, Yeryüzünde ve altındaki su kaynaklarının giderek azaldığını belirterek “Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de suyun en fazla tarımsal sulamada kullanılmakta ve kontrolsüzlük nedeniyle Türkiye’de tarımsal sulama yüzünden su kaynaklarının giderek yok olmaktadır. Son yıllardaki yağışların azlığı ve kuraklığın etkisiyle özellikle tarımsal sulamanın artmasıyla yeraltına inenden daha fazla suyun çekildiğini görmekteyiz. Örneğin Konya Kapalı Havzası ele alındığında sorun çok net ortaya çıkıyor. Türkiye’nin yeraltı su kaynaklarının önemli bölümünü bünyesinde barındıran havzada yaklaşık 3 milyon kişi yaşıyor. DSİ verilerine göre tarımsal faaliyetlerin ağırlıkta olduğu havzada 30 bin kayıtlı, 30 bin de kaçak kuyudan kontrolsüz su çekiliyor. Son yıllarda yeraltına inen su miktarının yaklaşık yüzde 50’den fazlası çekiliyor. Bu nedenle havzada son 25 yılda yeraltı su miktarı 27 metre düştü. Halen de düşmeye devam ediyor. Yeryüzü kaynaklarına bakıldığında ise Beyşehir Gölü’nün adeta yok olma sürecine girdiğini,Tuz Gölü’nün 35 yılda yarı yarıya küçüldüğünü, Eşmekaya ve Ereğli sazlıklarının artık yok olduğunu görüyoruz. Bu arada ülkemizde bulunan diğer sulak alanların da yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunun da altını çizmek istiyorum. AYRICA  artık tarımda vahşi sulamasisteminden kesinlikle vazgeçilmelidir” dedi.
YEREL, BÖLGESEL, ULUSAL VE ULUSLAR ARASI POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİDİR.
Daha sonra Göktaş, “Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma politikası doğrultusunda, su kaynaklarını tasarruflu kullanma bilinci yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir. Su, hayatın kaynağı, dünyanın 3/4'ü; vücudumuzun % 80'i su. Kana kana içtiğimiz, duş yaptığımız, yağmur olup yağdığında sevdiğimiz ama sel olup aktığında korktuğumuz su. Su insan için çok önemli. Ama öte yandan da dünya nüfusunun artması, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri, suyun yeryüzündeki dağılımı ve kullanım şekli, su ile ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır” dedi.
GERÇEKLERİ UNUTMAYALIM TEDBİR ALALIM
ÇETKODER Genel Başkanı Göktaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünyadaki tatlı suyun %80 i buzul olarak kutuplardadır. Dünyadaki nehirlerin yaklaşık 2/3ü (yaklaşık 300 nehir) sınır ötesi su olarak bir kaç komşu ülke tarafından paylaşılmaktadır. Bu nehirlerin hemen hemen tamamı komşu ülkelerle sorunlara yol açmaktadır. Yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su ile ilgili hastalıklardan dolayı ölmektedir.  2025 yılında dünya nüfusunun üçte biri şiddetli derecede su sıkıntısı çekecektir. Halen dünyada 2,8 milyar insan şehirlerde yaşıyor, bu rakam 2025'te 4,5 milyara yükselecek. Şehirler temiz suya daha fazla ihtiyaç duymakta olup aynı zamanda da daha büyük atık su sorununa yol açmaktadırlar. Şehir nüfusunun artması ciddi su sorunlarını beraberinde getirecektir. Ülkemizdeki 3200 belediyenin yaklaşık 50 adedi kanalizasyon sularını arıtmaktadırlar. Başka bir deyişle nüfusumuzun yaklaşık 50 milyonuna ait kanalizasyon suları doğrudan nehirlere dolayısıyla göl ve denizlere akmaktadır” dedi.
GÖLLERİMİZ VE SU HAVZALARIMIZIN DURUMU VAHİMDİR
Göktaş, Türkiye'nin, 40 yılda Van Gölü'nün 3 katı büyüklüğünde sulak alanını kurutma, doldurma ve su rejimine yapılan müdahaleler sonucu kaybettiğini, önlem alınmadığı takdirde gelecek yıllarda önemli derecede su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceğimizi söyledi. Türkiye'deki toplam 2,5 milyon hektarlık sulak alanın, 1 milyon 300 bin hektarının son 40 yılda kaybedildiğini söyleyen Mustafa Göktaş, Kaybedilen alanın Van Gölü'nün 3 katı kadar olduğunu bu alanların kurutma, doldurma ve su rejimine yapılan müdahaleler sonucunda ekolojik özelliklerini yitirdiklerini vurguladı. Sulak alanların içme suyu sağlama, taşkın kontrolü, yer altı sularının beslenmesi, besin depolama, iklim değişikliğinin kontrolü, doğal arıtım, balıkçılık, saz kesimi, turizm ve rekreasyon olanakları sağlamak gibi hayati işlevleri bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bugüne kadar Amik ve Avlan gölleri, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış, Eşmekaya sazlıkları gibi sulak alanlarını kaybettiğini belirtti. Dünyada iklim dengelerinin giderek değiştiğini, bunun sonucu Türkiye'de de son derece kurak bir kış mevsimi yaşandığına işaret eden Göktaş,  gerekli önlemler alınmaz ise,  gelecek yıllarda sulak alanların yanı sıra özellikle Ege, Akdeniz ve orta Anadolu'daki yağışlarda önemli ölçüde azalma ve buna bağlı olarak daha çok kuraklık yaşanacağını kaydetti. Türkiye'nin her bölgesinin iklim değişikliğinden aynı şekilde etkilenmeyeceğini dile getirerek, ''İklim değişikliği gibi bir sorun olmasa bile su yönetimi ve suya olan bakışı değiştirmezsek Türkiye 2030'lu yıllarda dünya ise 2050 yıllarda ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalacak'' diye konuştu.


Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Merih Kayra Zencir
VIP Üye
******

Performans: 1124
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1111



« Yanıtla #1 : 16 Ağustos 2008, 17:35:56 »

verdiğiniz bu güzel bilgilerden dolayı teşekkürler hocam.
Kayıtlı

Kayracan
alperenler8
VIP Üye
******

Performans: 117
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 661


« Yanıtla #2 : 16 Ağustos 2008, 23:19:49 »

 Bilgiler çok güzel ama durum vahim.Şu Berat Gecesinin yüzü suyu hürmetine Cenab-ı Allah bizlere yardım etsin.Susuzlukla imtihan etmesin inşaallah...
Kayıtlı

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR,
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic