Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ayak İzimizdeki Karbon  (Okunma Sayısı 1639 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
consinus
VIP Üye
******

Performans: 120
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 919



« : 07 Mart 2009, 20:36:05 »


İklim değişikliğini durdurmak bizim elimizde.

"Enerji, karbon ve yaşam!" Bu üç kelimeyi, uzun yıllar Türkiye'de, enerji verimliliği üzerinde çalışma yapmama ve iklim değişikliği toplantılarında katılımcı olmama rağmen, hiç aynı eksende düşünmemiştim. Ta ki, iki yıl önce İngiltere'de bir çalışmaya katılana kadar... Orada enerji tüketimi konuşulmuyordu. Bunun yerine her faaliyetin karbon karşılığından ve karbon diyetinden söz ediyorlardı. Hatta enerji tasarrufu ve karbon diyetini o kadar benimsemişlerdi ki, seçim kampanyalarında politikacılar iklim dostu bisikletleriyle boy gösteriyordu.

Yaktığımız ampulden, bindiğimiz arabaya ve buzdolabımıza kadar günlük yaşamda kullandığımız enerjinin üretim ve tüketimi karbondioksit (CO2) salımımızı, bu da iklim değişikliğine etkimizi belirliyor.

Artık Avrupa'nın pek çok ülkesinde, binaların enerji tüketimi bizde olduğu gibi kW/h/m2 olarak değil, kg karbon/m2 olarak gösteriliyor. Politika belirleyiciler, daha fazla yalıtım ve diğer önlemler ile mevcut göstergelerin yüzde 10-15 altına inmeyi vaat ediyor. Çünkü yükselen karbon bütçesine karşı hiçbir şey yapmamanın faturası çok ağır. Üstelik bu fatura tek bir coğrafyaya değil, bütün dünyaya kesiliyor.

Karbonun azaltılmasının maliyeti, 2007'de, dünya gayrisafi hâsılasının yüzde 1'ine, yani Vietnam Savaşı'nın (2007 yılı değerleri ile) maliyetine eşit; 650 milyar dolar. Ve ağır bedelleri ödeyecek olanlar; sellerden, fırtınalardan, kuraklıktan ilk önce etkilenecek olan yoksullar. Yani bugünkü ekolojik borca hiçbir katkısı olmayanlar...
Türkiye'de karbon salımlarının hararetli bir şekilde gündeme gelmesi 2007 yılına rastlıyor. O yıl, yağmursuz geçen kış ayları pek çok bölgede yaz aylarının susuz geçmesine neden oldu. Kavurucu yaz, barajların dibinin görünmesi ve Ankara'da haftalar süren su kesintileri insanların dikkatini iklim değişikliğine çekti.
Gerçekten de kuraklık, iklim değişikliğinin birçok göstergesinden sadece biri. Bir tek kuraklık bile -ki önlem alınmazsa bundan sonra görülecek etkiler çok daha ağır olacak- son iki yıldır iklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları üzerinde daha fazla düşünmemize neden oldu...

Türkiye, 2004'te kişi başına 3,2 ton CO2 eşdeğeri sera gazı salımı ile 4,5 ton olan dünya ortalamasının altında seyrediyordu. (Amerika 20,6; Rusya Federasyonu 10,6; İngiltere 9,9; Çin 3,8; Hindistan 1,2).

Ancak kötü haber: Kişi başı sera gazı salımımız, 2006 yılında 4,55 ton CO2 eşdeğerine ulaştı. Aynı yıl AB'ye üye 27 ülkenin kişi başı sera gazı salım miktarı ortalaması ise 10,4'tü. Biz, kişi başına karbon salımında gelişmiş ülkelerin çok altında olsak da burada bir teselli durumu söz konusu değil. Çünkü Türkiye İstatistik Kurumu verileri, 1990-2006 yılları arasında CO2 salımımızın yüzde 95 arttığını gösteriyor. Yani ülke olarak iklim değişikliğine yaptığımız katkı giderek artıyor. Üretim ve tüketimi ile karbon salımının en büyük nedeni olan enerji ihtiyacımız da son 20 yılda elektrikte yüzde 7-8 ve fosil enerji kaynaklarının ağırlıklı olduğu genel enerjide yüzde 3-4 arttı.
Bu artış bize bir mesaj veriyor: Bir an önce enerji verimliliği programlarına ve karbon bütçe hesaplarına başlamamız gerek.

Peki ne yapabiliriz?
Karbonun azaltılmasında en etkili ve kolay yöntemlerden biri enerji tasarrufu ve enerji verimliliği. Herkes bireysel olarak enerji tasarrufu yapabilir ve atmosfere salınan CO2 'in düşürülmesiyle, iklim değişikliğinin önlenmesine katkıda bulunabilir. Ve Türkiye'de görece bozulmamış yaşam tarzımızı biraz değiştirerek elde edebileceğimiz karbon tasarrufu olanaklarımız, gelişmiş pek çok ülkeye göre çok daha fazla.

--Alıntıdır--
Tülin Keskin
National Geographic

Kayıtlı

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm.                             
Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm.                           
 
Ziya PAŞA


Coğrafyayı anlamak; hayatı anlamaktır!..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic