Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kentlerin Tarihî Gelişimi  (Okunma Sayısı 5692 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AbuzerKadayıf
Deneyimli Üye
****

Performans: 223
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 170



« : 31 Ekim 2008, 16:22:25 »


Kentler genel olarak eski medeniyetlerin geliştiği Mısır, Mezopotamya, İndus vadisi ve Çin'in doğusundaki ovalık alanlarda kurulmuş ve daha sonra Avrupa ve Amerika'ya geçmiştir. En eski kentlerin ortaya çıkışı M.Ö. 6000-5000 yıllarına dayanmaktadır; bu kentler büyük nehirlerin taşkın ovalarında kurulmuştur. Bu kentlerin kurulması ile birlikte, bilgi birikimi ve teknik alanda gelişmeler meydana gelmiştir. Bu durum çeşitli uygarlıkların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Örneğin büyük nehirlerin taşkın alanlarında yapılan yoğun tarım bir bakıma fazla sayıda insanın toplanmasına imkân vermiştir. Bu ise toplum içerisinde mesleklerin oluşmasına, mesleklerde ihtisaslaşmaya, sanat ve diğer kültürel alanlarda gelişmelere neden olmuştur.

İlk kentler; Nil vadisinde, Fırat ve Dicle nehirlerinin kenarlarında, Çin'de ise S anırmak boyunca kurulmuştur. Bunların, etki alanları az olduğundan ve kentli sayıları nüfus geçimini topraktan sağladığından nüfusları da pek fazla olmamıştır. Örneğin, arkeolojik kazılara göre Sümerlere ait olan kentlerde nüfusun 7 bin ile 20 bin arasında olduğu sanılmaktadır.

Kentlerin kurulması beraberinde siyasî otoritenin ortaya çıkmasına neden olmuş ve tarihte ilk kent devletleri, krallıklar ve imparatorluklar sahneye çıkmaya başlamıştır. Meselâ Akad Kıratlığı M.Ö. 2752'de, Babil Krallığı M.Ö. üçüncü binli yıllarda kurulmuş ve çevredeki sahaları da etki alanı içerisine almıştır. Bu durum kentlerde nüfusun artmasına neden olmuştur. Örneğin Mezopotamya'da nüfusu 100 bini aşan kentler gelişmiştir. Akdeniz kıyılarında ticaret merkezi olarak başlangıçta kurulan yerleşim birimleri, zamanla Akdeniz'de çeşitli ülkeler arasında ticarî münasebetleri elinde tutan ve düzenleyen, deniz ulaşımını sağlayan ve bu nedenle de zenginleşen, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde fevkalâde ileri olan kentler hâline gelmiştir. Bunlara örnek olarak Fenikelilere ait kıyı kentleri verilebilir. M.Ö. ilk bininci yılda Akdeniz kıyıları boyunca "polis" adı verilen birçok kentler kurulmuştur; özellikle Anadolu kıyılarında Milet, Efes, Patara ve hatta Truva önemli kentler arasına girmiştir.
Roma İmparatorluğu döneminde kentlerin ve kent hayatının daha da geliştiği görülmektedir. Bu dönemde, deniz ve kara yolu ağındaki ilerlemeler- kentlerin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca zaptedilen bölgelerden alınan vergilerin yatırıma dönüşmesi, buralarda üretilen tarım ürünlerinin bir bölümünün kentlerde pazarlanması kentin ekonomik yönden canlanmasına ve güçlenmesine neden olmuştur.-Bu dönemde, Roma, Atina ve İstanbul vb. büyük önem kazanmıştır.

5. yüzyılın başlarından itibaren yeni kentler kurulmaya başlanmış, eski   kentler   ise   gelişmelerini   sürdürmüştür.   Bilhassa   Orta   Çağ'da kiliselerin de desteklediği loncaların kurulması ile kentler iktisaden gelişmiş, kent fonksiyonlarını artırmış, buna bağlı olarak da kent nüfusunda artışlar meydana gelmiştir. Meselâ, Orta Çağ'da bazı Avrupa kentlerinde nüfus 50 bini geçmiş ve 14. asırda Paris'in nüfusu 250 bine ulaşmıştır.
Avrupa'da 15. ve 18. yüzyıllar arasında ticarî, dinî ve siyasî değişmelere paralel olarak kent hayatında yeni bir dönem başlamıştır. Özellikle Rönesans, kentlerin gelişmesine önemli katkı sağlamıştır. Nerede ise Avrupa'nın tüm kentleri, yeniden bir yapılanmaya girmiş; kentlere opera, tiyatro, çarşı ve meydanlar yapılmıştır ve bunlar mimarî değeri yüksek heykel gibi birçok sanat eserleri ile süslenmiştir. Bu dönemde kentlerin nüfisları da artmıştır. Örneğin nüfusun; Londra'da 250 bin, Napoli'de 240 bin, Milano'da 200 bin, Lizbon, Palermo ve Roma'da ise 100 bine ulaştığı belirtilmektedir. Bu devrin kent hayatındaki diğer bir önemi de düz, geniş ve iki yanı ağaçlı caddelerin inşası ile artan nüfusun yerleşmesi için çok katlı binaların yapımıdır. Bunun yanında 16. ve 19. yüzyıllarda Avrupa'da ve iskân faaliyetleri gelişen ülkelerde kral veya prenslerin ikamet ettikleri sarayların etrafında ve askerî kışlaların çevresinde kentler ortaya çıkmıştır. Bu devrede. Avrupa'da barok kentlerinin, çevreden merkeze doğru gelen yolların birleştiği yerlerde * geliştiği, özellikle akarsuların boylarında yer aldığı, kentin geometrik bir esasa göre şekillendiği görülmektedir. Örneğin Budapeşte, Prag, Lyon, Viyana gibi kentlerin gelişmesinde akarsuların önemli etkisi olagelmiştir. Diğer ülkelerdeki kentler de ayrı bir gelişim sürecine girmiştir. Tokyo, Delhi, San Franscisco, Washington D.C. ve Chicago gibi birçok kentin plânları, yeni ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenme sürecine girmiştir. Buna örnek olarak Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi verilebilir.

17. yüzyıldan itibaren kentler hızla gelişmeye başlamıştır. Bunun temelinde; büyük tüccarın, arazi sahiplerinin, sermayedarların kentlerde toplanması yatmaktadır. Bu ise ticarî yönü ağır basan kentlerin gelişmesine imkân hazırlamış, sermaye sahipleri kentlerde iş merkezleri, işletmeler vb. kurmaya başlamış; böylece banker ve sarraf toplumu ortaya çıkmıştır. Sanayi Devrimi ile birlikte yapılan yatırımlar yeni iktisadî faaliyet kollarının yaygınlaşmasına, özellikle fabrikaların kurulması ve üretimin artmasına, ulaşımın gelişmesine yol açmıştır; bu da beraberinde hızlı nüfus artışına neden olmuştur.

Kent hayatında önemli gelişmelerden biri de 19. yüzyıldan itibaren kenar mahalle veya banliyölerin ortaya çıkmasıdır. 1800'lü yılların ortalarından itibaren demir yolu ve tramvayla yapılan ulaşım, hem banliyölerin önemini artırmaya hem de gelişmelerini hızlandırmaya başlamıştır. Son yıllarda ise büyük kentlerin çevresindeki banliyöler büyük önem kazanmaya ve ayrıca birer rekreasyon sahası olmaya yönelmiştir.

Dünyada günümüzdeki anlamı ve fonksiyonları itibariyle esas kentleşme hareketi, Sanayi Devrimi ile başlamıştır. Kentler; fabrika bacalarının tüttüğü, ulaşım, ticaret, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yürütüldüğü, yüz binlerce ve hatta milyonlarca insanın barındığı birer merkez hâline gelmiştir. Örneğin, Londra 1800 yılında 1 milyon nüfusa sahip iken, 1850'de 2 milyon, 1890*da 5 milyon ve 1991'de kent merkezi 7 milyona ulaşmıştır. Avrupa'da 1800 yılında nüfusu 100 bini aşan 22 kent mevcut iken, 1890'da 120'ye ulaşmıştır.

Kentleşme, 20. yüzyılın en önemli olgusu hâline gelmiş, birbirlerinden fonksiyon itibariyle farklı olan kentler ortaya çıkmış ve kentlerde yaşayan nüfus oranı devamlı surette artış göstermeye başlamıştır. Örneğin 1800'de dünyada nüfusunun % 3'u 5000 ve daha fazla olan kentlerde ve % 2,4'ü de 20 000 ve daha fazla olan kentlerde yaşamaktaydı. Dünyada 1850-1900 yılları arasında 20 000 ve daha fazla nüfuslu kentlerde yaşayan nüfus oranı artarak % 9.2'ye ve 1960'da ise % 33'e yükselmiş, günümüzde ise % 55'ı aşmış bulunmaktadır (Tablo 2.1).
Dünyada kentleşme oranının en geri olduğu bölgeler Güney ve Güneydoğu Asya'dır. Kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Kuzey Amerika ile Doğu Asya (Japonya, Güney Kore)'dır (Tablo 2.1 ve Şekil 2.3).
Tablo 2.1. Kentlerde yaşayan dünya nüfusunun yıllara göre yüzde oranları

Kentler genel olarak eski medeniyetlerin geliştiği Mısır, Mezopotamya, İndus vadisi ve Çin'in doğusundaki ovalık alanlarda kurulmuş ve daha sonra Avrupa ve Amerika'ya geçmiştir. En eski kentlerin ortaya çıkışı M.Ö. 6000-5000 yıllarına dayanmaktadır; bu kentler büyük nehirlerin taşkın ovalarında kurulmuştur. Bu kentlerin kurulması ile birlikte, bilgi birikimi ve teknik alanda gelişmeler meydana gelmiştir. Bu durum çeşitli uygarlıkların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Örneğin büyük nehirlerin taşkın alanlarında yapılan yoğun tarım bir bakıma fazla sayıda insanın toplanmasına imkân vermiştir. Bu ise toplum içerisinde mesleklerin oluşmasına, mesleklerde ihtisaslaşmaya, sanat ve diğer kültürel alanlarda gelişmelere neden olmuştur.
İlk kentler; Nil vadisinde, Fırat ve Dicle nehirlerinin kenarlarında, Çin'de ise S anırmak boyunca kurulmuştur. Bunların, etki alanları az olduğundan ve kentli sayıları nüfus geçimini topraktan sağladığından nüfusları da pek fazla olmamıştır. Örneğin, arkeolojik kazılara göre Sümerlere ait olan kentlerde nüfusun 7 bin ile 20 bin arasında olduğu sanılmaktadır.
Kentlerin kurulması beraberinde siyasî otoritenin ortaya çıkmasına neden olmuş ve tarihte ilk kent devletleri, krallıklar ve imparatorluklar sahneye çıkmaya başlamıştır. Meselâ Akad Kıratlığı M.Ö. 2752'de, Babil Krallığı M.Ö. üçüncü binli yıllarda kurulmuş ve çevredeki sahaları da etki alanı içerisine almıştır. Bu durum kentlerde nüfusun artmasına neden olmuştur. Örneğin Mezopotamya'da nüfusu 100 bini aşan kentler gelişmiştir. Akdeniz kıyılarında ticaret merkezi olarak başlangıçta kurulan yerleşim birimleri, zamanla Akdeniz'de çeşitli ülkeler arasında ticarî münasebetleri elinde tutan ve düzenleyen, deniz ulaşımını sağlayan ve bu nedenle de zenginleşen, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde fevkalâde ileri olan kentler hâline gelmiştir. Bunlara örnek olarak Fenikelilere ait kıyı kentleri verilebilir. M.Ö. ilk bininci yılda Akdeniz kıyıları boyunca "polis" adı verilen birçok kentler kurulmuştur; özellikle Anadolu kıyılarında Milet, Efes, Patara ve hatta Truva önemli kentler arasına girmiştir.
Roma İmparatorluğu döneminde kentlerin ve kent hayatının daha da geliştiği görülmektedir. Bu dönemde, deniz ve kara yolu ağındaki ilerlemeler- kentlerin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca zaptedilen bölgelerden alınan vergilerin yatırıma dönüşmesi, buralarda üretilen tarım ürünlerinin bir bölümünün kentlerde pazarlanması kentin ekonomik yönden canlanmasına ve güçlenmesine neden olmuştur.-Bu dönemde, Roma, Atina ve İstanbul vb. büyük önem kazanmıştır.
5. yüzyılın başlarından itibaren yeni kentler kurulmaya başlanmış, eski   kentler   ise   gelişmelerini   sürdürmüştür.   Bilhassa   Orta   Çağ'da

kiliselerin de desteklediği loncaların kurulması ile kentler iktisaden gelişmiş, kent fonksiyonlarını artırmış, buna bağlı olarak da kent nüfusunda artışlar meydana gelmiştir. Meselâ, Orta Çağ'da bazı Avrupa kentlerinde nüfus 50 bini geçmiş ve 14. asırda Paris'in nüfusu 250 bine ulaşmıştır.
Avrupa'da 15. ve 18. yüzyıllar arasında ticarî, dinî ve siyasî değişmelere paralel olarak kent hayatında yeni bir dönem başlamıştır. Özellikle Rönesans, kentlerin gelişmesine önemli katkı sağlamıştır. Nerede ise Avrupa'nın tüm kentleri, yeniden bir yapılanmaya girmiş; kentlere opera, tiyatro, çarşı ve meydanlar yapılmıştır ve bunlar mimarî değeri yüksek heykel gibi birçok sanat eserleri ile süslenmiştir. Bu dönemde kentlerin nüfisları da artmıştır. Örneğin nüfusun; Londra'da 250 bin, Napoli'de 240 bin, Milano'da 200 bin, Lizbon, Palermo ve Roma'da ise 100 bine ulaştığı belirtilmektedir. Bu devrin kent hayatındaki diğer bir önemi de düz, geniş ve iki yanı ağaçlı caddelerin inşası ile artan nüfusun yerleşmesi için çok katlı binaların yapımıdır. Bunun yanında 16. ve 19. yüzyıllarda Avrupa'da ve iskân faaliyetleri gelişen ülkelerde kral veya prenslerin ikamet ettikleri sarayların etrafında ve askerî kışlaların çevresinde kentler ortaya çıkmıştır. Bu devrede. Avrupa'da barok kentlerinin, çevreden merkeze doğru gelen yolların birleştiği yerlerde * geliştiği, özellikle akarsuların boylarında yer aldığı, kentin geometrik bir esasa göre şekillendiği görülmektedir. Örneğin Budapeşte, Prag, Lyon, Viyana gibi kentlerin gelişmesinde akarsuların önemli etkisi olagelmiştir. Diğer ülkelerdeki kentler de ayrı bir gelişim sürecine girmiştir. Tokyo, Delhi, San Franscisco, Washington D.C. ve Chicago gibi birçok kentin plânları, yeni ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenme sürecine girmiştir. Buna örnek olarak Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi verilebilir.
17. yüzyıldan itibaren kentler hızla gelişmeye başlamıştır. Bunun temelinde; büyük tüccarın, arazi sahiplerinin, sermayedarların kentlerde toplanması yatmaktadır. Bu ise ticarî yönü ağır basan kentlerin gelişmesine imkân hazırlamış, sermaye sahipleri kentlerde iş merkezleri, işletmeler vb. kurmaya başlamış; böylece banker ve sarraf toplumu ortaya çıkmıştır. Sanayi Devrimi ile birlikte yapılan yatırımlar yeni iktisadî faaliyet kollarının yaygınlaşmasına, özellikle fabrikaların kurulması ve üretimin artmasına, ulaşımın gelişmesine yol açmıştır; bu da beraberinde hızlı nüfus artışına neden olmuştur.
Kent hayatında önemli gelişmelerden biri de 19. yüzyıldan itibaren kenar mahalle veya banliyölerin ortaya çıkmasıdır. 1800'lü yılların ortalarından itibaren demir yolu ve tramvayla yapılan ulaşım, hem banliyölerin önemini artırmaya hem de gelişmelerini hızlandırmaya başlamıştır. Son yıllarda ise büyük kentlerin çevresindeki banliyöler büyük önem kazanmaya ve ayrıca birer rekreasyon sahası olmaya yönelmiştir.

Dünyada günümüzdeki anlamı ve fonksiyonları itibariyle esas kentleşme hareketi, Sanayi Devrimi ile başlamıştır. Kentler; fabrika bacalarının tüttüğü, ulaşım, ticaret, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yürütüldüğü, yüz binlerce ve hatta milyonlarca insanın barındığı birer merkez hâline gelmiştir. Örneğin, Londra 1800 yılında 1 milyon nüfusa sahip iken, 1850'de 2 milyon, 1890*da 5 milyon ve 1991'de kent merkezi 7 milyona ulaşmıştır. Avrupa'da 1800 yılında nüfusu 100 bini aşan 22 kent mevcut iken, 1890'da 120'ye ulaşmıştır.
Kentleşme, 20. yüzyılın en önemli olgusu hâline gelmiş, birbirlerinden fonksiyon itibariyle farklı olan kentler ortaya çıkmış ve kentlerde yaşayan nüfus oranı devamlı surette artış göstermeye başlamıştır. Örneğin 1800'de dünyada nüfusunun % 3'u 5000 ve daha fazla olan kentlerde ve % 2,4'ü de 20 000 ve daha fazla olan kentlerde yaşamaktaydı. Dünyada 1850-1900 yılları arasında 20 000 ve daha fazla nüfuslu kentlerde yaşayan nüfus oranı artarak % 9.2'ye ve 1960'da ise % 33'e yükselmiş, günümüzde ise % 55'ı aşmış bulunmaktadır (Tablo 2.1).
Dünyada kentleşme oranının en geri olduğu bölgeler Güney ve Güneydoğu Asya'dır. Kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Kuzey Amerika ile Doğu Asya (Japonya, Güney Kore)'dır (Tablo 2.1 ve Şekil 2.3).
Tablo 2.1. Kentlerde yaşayan dünya nüfusunun yıllara göre yüzde oranları

Bölge          1950   1990   2000 (tan.)
Kuzey Amerika   64   74   78
Avrupa      56   75   79
Rusya Federasyonu45   74   79
Doğu Asya   43   73   79
Çin           12   23   50
Güneydoğu Asya   -   27   38
Güney Asya   15   26   39
Lâtin Amerika   41   69   77
Afrika           15   31   45
Okyanusya   61   70   74
Dünya           29   47   55
Kaynak: The Future of Urbanization'a göre Fellmann ve diğ.'den) Dünya genelinde kent nüfus artış oranları ise bölgelere göre farklı bir şekilde değişmektedir. Genel bir ifade ile nüfus artış oranı çok yavaş olan gelişmiş ülkelerde kent nüfus artış oranı da çok azdır. Buna karşılık nüfusu hızla artan az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde kent nüfus artış oranı % 6'ları aşan çok yüksek bir seviyede seyretmektedir. Bu ülkelerde kırlardan kentlere göç, kent nüfusunun hızla artmasına neden olmaktadır.

Türkiye'de kentleşme ve kent nüfusu hızlı bir artış sürecine girmiştir. 1927'de yapılan ilk nüfus sayımında nüfusun % 80'i kırlarda yaşamaktaydı. Bu oran 1990'da % 41'e 1997'de ise % 35'e düşmüştür. 1965'te nüfusu 100 binin üzerinde olan kent sayısı 14'ten 1990'da 66'ya, 1997'de ise 83'e yükselmiştir. Nüfusu 500 OOO'in üzerinde olan kent sayısı 1990'da 7'den 1997'de 9'a çıkmıştır. 1990'da 1 milyonun üzerinde olan İstanbul, Ankara ve İzmir'e 1997'de Bursa ve Adana da eklenmiştir. Eskişehir, Kayseri, Gazi Antep, Konya, Denizli hızla gelişen kentler arasındadır.

1990'lı yıllardan itibaren özellikle Marmara, Ege, Akdeniz ve Güney-doğu Anadolu'daki kentlerin nüfuslarında önemli artışlar olmuştur. Bu artışlardaki en önemli neden iç göçlerle kentlere gelen nüfustur.


Kuzey Amerika   64   74   78
Avrupa        56   75   79
Rusya Federasyonu45   74   79
Doğu Asya   43   73   79
Çin                12   23   50
Güneydoğu Asya   -   27   38
Güney Asya   15   26   39
Lâtin Amerika   41   69   77
Afrika                15   31   45
Okyanusya   61   70   74
Dünya                29   47   55
Kaynak: The Future of Urbanization'a göre Fellmann ve diğ.'den) Dünya genelinde kent nüfus artış oranları ise bölgelere göre farklı bir şekilde değişmektedir. Genel bir ifade ile nüfus artış oranı çok yavaş olan gelişmiş ülkelerde kent nüfus artış oranı da çok azdır. Buna karşılık nüfusu hızla artan az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde kent nüfus artış oranı % 6'ları aşan çok yüksek bir seviyede seyretmektedir. Bu ülkelerde kırlardan kentlere göç, kent nüfusunun hızla artmasına neden olmaktadır.

Türkiye'de kentleşme ve kent nüfusu hızlı bir artış sürecine girmiştir. 1927'de yapılan ilk nüfus sayımında nüfusun % 80'i kırlarda yaşamaktaydı. Bu oran 1990'da % 41'e 1997'de ise % 35'e düşmüştür. 1965'te nüfusu 100 binin üzerinde olan kent sayısı 14'ten 1990'da 66'ya, 1997'de ise 83'e yükselmiştir. Nüfusu 500 OOO'in üzerinde olan kent sayısı 1990'da 7'den 1997'de 9'a çıkmıştır. 1990'da 1 milyonun üzerinde olan İstanbul, Ankara ve İzmir'e 1997'de Bursa ve Adana da eklenmiştir. Eskişehir, Kayseri, Gazi Antep, Konya, Denizli hızla gelişen kentler arasındadır.

1990'lı yıllardan itibaren özellikle Marmara, Ege, Akdeniz ve Güney-doğu Anadolu'daki kentlerin nüfuslarında önemli artışlar olmuştur. Bu artışlardaki en önemli neden iç göçlerle kentlere gelen nüfustur.

Kayıtlı

Öküzün dünyası gördüğü otlar kadardır...
eylül
Üye
**

Performans: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 98



« Yanıtla #1 : 01 Kasım 2008, 18:23:44 »

şehirlerin tarihsel gelişimiyle ilgili notlarınız için teşekkür ederim .Kaynak olarak nelerden yararlandınız.
Kayıtlı
laden
VIP Üye
******

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 500

Merhaba güzel gün


« Yanıtla #2 : 02 Kasım 2008, 15:53:38 »

paylaşımlarınız için çok teşekkürler.kaynağı ben de merak ettim doğrusu.
Kayıtlı

Bursa Ertuğrulgazi Lisesi
erme
Yeni üye
*

Performans: 65
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 36


« Yanıtla #3 : 02 Kasım 2008, 19:11:40 »

valla ne diyeyim saolasın arkadaşım güzel paylaşım
Kayıtlı
Sercan Yarim
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #4 : 30 Kasım 2008, 12:17:07 »

Emeğinize Sağlık Öğretmenim Güzel Paylaşım
Kayıtlı
damla maviş
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #5 : 22 Aralık 2008, 15:27:05 »

emeyinize ve kolunuza sağlık çok güzel birpaylaşım olmuş çok teşekürler paylaşım için hocam tamda bukonuya giriş yapacakıtık yarın çok sağolun hocam
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic