Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: göçün mekansal etkileri(yardım)  (Okunma Sayısı 25459 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kodhavuzu
Yeni üye
*

Performans: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 39



« : 01 Mart 2009, 16:42:36 »


bana yardımcı olurmusunuz göçün mekansal etkileriyle ilgili lütfen yardımcı olurn
Kayıtlı
fd61
Uzman Üye
*****

Performans: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 496



« Yanıtla #1 : 01 Mart 2009, 16:43:34 »

bu sunu belki şine yarar

http://s1.dosya.cc/G___NMEKANSALETK_LER_.ppt.html
Kayıtlı
consinus
VIP Üye
******

Performans: 120
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #2 : 01 Mart 2009, 18:16:08 »

Göçün Mekansal Etkileri
Göçlerin yol açtığı mekânsal sorunlar:

1)Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.

2)Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

3)Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

4)Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

5)Önceleri kent dışında bulunan sanayi tesisleri zamanla kent içinde kalır.

6)Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Bu da gecekondulaşmaya neden olur.

7)Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.

8)Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik, kanalizasyon) yetersizlik görülür.

9)Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

10)Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

11)Erkek ve kadın nüfusunda dengenin bozulması.

12)Kentlerde güvenlik bozulur,

13)Kent nüfusu hızla artarken kır nüfusu azalır denge bozulur.

14)Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

15)Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

16)Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

17)Göç alan ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.

18)Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.

19)Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.

 

        Bu göçlerin yol açtığı sosyal sorunlar:

        1-Gelen göçmenler ve mülteciler, genellikle olağanüstü zor koşulların içinden ayrılarak ülkelere gelmektedirler. Ağır yol koşulları, yollarda karşılaştıkları engelleme girişimleri ve müdahaleler, sınırdan geçiş sırasında karşılaştıkları zorluklar ve mevsimlere dayalı doğal engeller, bu insanlarda önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

 

        2- Göç olgusu, bir baskı ya da zorlamaya dayandığından, çoğu zaman bu insanlar kendi statülerini tanımlamaya yarayacak belgelerden yoksun durumda bulundukları için göç veren ve göç alan ülke arasında hukuki bir belgeye bağlanmasında zorluklar yaşanmaktadır.

 

       3- Göç eden kitlenin içine katıldığı yeni doğal ve toplumsal çevreyi, göç alan kitlelerin de içlerine yeni katılan göçmen kitleleri benimseme güçlükleri yaşanmaktadır. Böylece, yeni bir ortak toplumsal yapı oluşumu söz konusu olmaktadır.

 

       4- Özellikle mülteci kitleler, terk ettikleri ülkenin güvenlik makamlarından gizli ve kaçarak geldiklerinden, iki ülke arasında kimi sürtüşmeler ve diplomatik krizler oluşabilmekte, ayrıca gelenlerin bir kısmı da başta terör ve casusluk olmak üzere diğer yasadışı olaylara destek verecek kötü niyet sahibi insanlar da sızabilmektedir.

 

      5- Yer değiştirmeler aileler, özellikle küçük çocuklar ve yaşlı kimseler için çoklukla baskı nedeni olmakta, çoğu zaman yeni bir çevreye uymakta ve yeni dostlar edinmekte zorluk çekmektedirler. Bu süreç içinde artan gecekondulaşma, kentsel hizmetlerin aksaması, işsizlik, göç edenlerin topluma uyumsuzluğu, şehir kültürüne yabancılık ve kültürler arası çatışma gibi sorunlar yaşanmaktadır.

 

6- Göç edenlerin bazıları şehirle bütünleşirken bazıları şehirde ayrı gruplar meydana getirmektedirler. Göç edenlerin şehirleşmesi yani şehre bütünleşmesi için çok uzun zaman gerekmektedir. Göç nedeniyle kültürel farklılıklar düşmanlık ve gerginlik meydana gelmektedir.  

 

7- Kente gelmiş aile çocukları eğitim ve yetenek eksikliği gibi nedenlerle arzuladığı iş ve geleceği elde edemeyeceği düşüncesine kapılan çocukların, suça daha kolay yönelme olasılığı büyüktür. Göçlerin ve gecekondulaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde suç oranlarının şehrin diğer bölgelerine göre yüksek olduğu görülmektedir.  

    Örneğin: İzmir’de gecekonduda oturan nüfusun kentin tüm nüfusuna oranı % 40–45 arasındayken, suç işleyen çocukların yaklaşık % 75'i gecekondu ya da kısmen gecekondu bölgelerinde oturmaktadır

 

8-Ekonomik güçlükler nedeniyle çocukların okula gönderilmeleri yerine ekonomik yönden aileye katkıda bulunma zorunluluğu erken yaşta çalışmak zorunda kalan çocuğun hem eğitimini aksatmakta, hem de iş çevresinde zararlı alışkanlıklar kazanabilmesine yol açmaktadır.

 

 

Göç alan yerlerde oluşan sorunlar :

A- Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.

B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.

C - Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

Ç-Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.

D-Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.

E-Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.

G-Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

H-Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

I- Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

J-Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

K-Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

L-Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

M- Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.

 

Göç veren yerlerde oluşan sorunlar :

A- Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.

B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.

C-Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

D- Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.

        E-Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır.  

 

Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:

1- Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.

2- Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
         3- Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.

4- Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.

5- Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
         6- Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
         7- Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
         8- Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
         9- Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.

10- Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.

         11- Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.

12- Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.

13- Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.

14- Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.

15- Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;

16- Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
        17- Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.
 
--ALINTIDIR--
Kayıtlı

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm.                             
Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm.                           
 
Ziya PAŞA


Coğrafyayı anlamak; hayatı anlamaktır!..
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #3 : 01 Mart 2009, 19:06:46 »

Aradığın cevap burada.Hadi kolay gelsin.

http://www.cografya.biz/forum/empty-t17316.0.html

Ayrıca;

İç Göçün Doğuşu
 
1950’li yıllar; ülkemizde ekonomiden siyasete, sosyal hayattan kültürel hayata kadar toplumu ilgilendiren her alanda ve toplumun her kesiminde radikal değişimler ve dönüşümler yaşanmaya başlanmıştır.
 
v      Ekonomi: Liberalizm,
v      Siyaset: Çok Partili Hayat,
v      Sosyal: Kent merkezlerine girmesi yasaklanan köylüden, birlikte yaşanılan ortama,
v      Kültürel: Tüketim Kültürü.
 
Kentlerimiz açısından bu dönemin getirdiği en önemli olgu iç göç ile bu göçün doğal sonucu olan gecekondulaşma ve çarpık yapılaşmalardır.
 
v      Teşvik Edilen Göç : 1950’li yılarda devletçe göz yumuldu.
1. Beş Yıllık Kalkınma Planı: Teşvik
2. Beş Yıllık Kalkınma Planı: Görmezden Gelindi
3. Beş Yıllık Kalkınma Planı: Sağlıklı Değerlendirme Başladı.
 
Göç Çeşitleri
Göç kavramı iki kategoride değerlendirilmelidir:
 
a)    Gönüllü Göç : Kentin çekiciliğinden kaynaklanan göç.
b)    Zorunlu Göç: Kırsalın iticiliğinden kaynaklanan göç, bu da iki alt grupta değerlendirilmelidir.
             b1) Sosyo-Ekonomik zorluklardan kaynaklanan göç,
             b2) Güvenlik sebeplerinden kaynaklanan göç.
1980 öncesi kentin çekiciliği ve kırsalın iticiliğinden kaynaklanan göç,
1980 sonrası terör, sıkıyönetim, olağanüstü hal uygulamalarının yanı sıra güvenlik nedeni ile köy boşaltma, bölgede yaşanan silahlı çatışmalar, yayla yasağı uygulaması gibi sebepler kitlesel göçü zorlamıştır.
Ek olarak da kimi siyasilerin kentlerde güç kazanabilme çabalarıyla da tetiklenmiştir.
Birinci dönem iç göçe ekonomik ve sosyal şartlar damgasını vurmuştur.
İkinci dönem göç dalgasında ise Güvenlik şartları ve siyaset belirleyici rol oynamıştır.
 
II-            Göçün Etkileri
 
v      Kente
v      Birey’e ve Topluma
Göçlerin olumsuz etkisi hem kentler, hem toplum, hem de birey üzerinde görülmekte, taraflarda yıpratıcı etki yapmaktadır.
 
1-   Kentlere Etkisi
Göç sebebi ile öngörülemeyen nüfusun, kentlere göç etmesinin yol açtığı hızlı nüfus artışı karşısında kentlerde,
      Kentsel Yatırım Maliyetleri Artışı ve Verimsiz Kullanım
      Çarpık Yapılaşma
      Yetersiz Donatı ve Yetersiz Altyapı
gibi önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır.
 
a-   Kentsel Yatırım Maliyetleri Artışı ve Verimsiz Kullanım :
Kentlerde altyapı maliyetlerinin verimli olması için nüfusun 100-300 bin arası olması gerekmektedir. Nüfus arttıkça yatırım maliyetleri de artmaktadır.
 
Örneğin, ulaşım yatırımlarının maliyet farkı şu şekildedir :
Yolcu Sayısı/Saat Ulaşım Türü 1 Km  Yapım Maliyeti
(Milyon Dolar) 1 Yolcu İçin İşletme Maliyeti (Cent)
10.000’den az Otobüs 0.5 3-8
10-15.000 Tramvay 5-15 3-12
15-30.000 LRT 10-30 12-15
25-50.000 Metro 40-90 15-23
Yolcu Sayısı,
10.000’den 50.000’e Çıkınca : Yatırım Maliyeti:
80-180 Kat İşletme Maliyeti:
5-8 kat Artmakta

 
Plansız ve çarpık yapılaşma, sadece kentlerin altyapı ve donatı alan ve tesisleri yönünden yetersiz kalmaları ile sonuçlanmamaktadır.
Bunun yanı sıra, kent kaynaklarının da verimsiz kullanılmasına sebep olmaktadır.
Örneğin; Planlı yapılaşmanın olduğu yerlerde yol alanlarının, toplam alana oranı % 10-15 arasında olması gerekirken, bu oran gecekondu ve kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu yerlerde % 20-30 arasındadır.
 
Bunun Anlamı Şudur :
Gecekondu veya kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerdeki yol ağı, planlı bölgelerin iki katıdır. Bu da; Atık Su, İçme Suyu, Yağmur Suyu, Telekom Hatları, Elektrik Şebekesi, Doğal Gaz Şebekesi, Asfalt, Bordur-Tretuvar gibi yol ile bağlantılı yatırımların iki kat olarak yapılması demektir. Bu da, zaten kıt olan kent kaynaklarının yetersizliğine yol açmaktadır.
Mali yönden bu kaynak israfının yanı sıra, ortalamanın iki katı bir alan asfalt veya benzeri bir sert zeminle örtüldüğünden; ekolojik dengeye de olumsuz etkisi olmaktadır.
Örneğin, Toplu Konut Alanında arazinin % 11’i asfalt malzeme ile kapatılırken, çarpık yapılaşmada bu oran % 28’dir.
 
b- Çarpık Yapılaşma :
Kentlere göç edenler tarafından, öncelikle kentlerin çeperlerindeki kamu arazilerinin işgal edilip, üzerlerine gecekondu olarak tabir edilen binaların yapıldığı gözlemlenmiştir.
İkinci aşamada, kent merkezi ile bu alanlar arasında, iki tarafında bazı özelliklerini alan; ama iki taraftan da ayrışan yeni bir yapı türü doğmaktadır. Bu tür yapıları kaçak ve sağlıksız yapılar olarak tarif etmek mümkündür.
Göç, sadece gecekonduların yapımına yol açmakla kalmamakta, ikinci aşamada talep artışını sağlayarak kaçak yapılaşmayı tetiklemektedir.
 
c- Yetersiz Donatı :
Gecekondu bölgeleri temel kentsel altyapıdan bile yoksun olarak doğmuş yerlerdir. Her ne kadar daha sonraları bu bölgelere, yerel yönetimler eli ile alt yapı hizmetleri getirilmeye çalışılmış ise de, plansızlık sebebi ile bu faaliyetler de ihtiyacı etkin olarak karşılayamamıştır.
Modern bir kentin kurulabilmesi için planlı bir yapılaşma gerekmektedir. Oysa, vatandaşlar tarafından kurulan bölgelerimiz gerekli donatıdan yoksun, plansız ve sağlıksız olarak gelişmektedir. Sonuçta, kamu da, vatandaş da plansız yapılanmanın zararını görmektedir.
 
2-Göçün Toplumsal ve Bireysel Etkisi :
 
İçgöç bireysel ve toplumsal sonuçlar doğurmaktadır.
v      Bireyin davranış ve eğilimleri değişir.
v      Mahallelilik ve komşuluk yerini iş arkadaşlığı ve rekabete bırakır.
v      Geniş aileden – çekirdek aileye geçilir.
v      Göçün asıl tahripkar etkisi ikinci kuşaklarda görülür.
 
Öncelikle Zorunlu iç göçe maruz bırakılanlar :
Güvenlik ve siyasi sebeplerle, zorunlu iç göçe maruz bırakılanların yaşadıkları sorunlar genel olarak diğer göç nedenleri ile gelenlere göre daha zordur. Çünkü, bu insanların bir kısmı geldiği köyünde arazi, sürü sahibi olan ya da en azından zor da geçiniyor olsa, bir iş sahibi olan kişiler iken, bir anda kendilerini kentlerde evsiz, işsiz, aşsız buluvermişlerdir. (Ağrı-Solhan Örneği)
 Ne hazindir ki, Göç mağdurlarının çoğuna adlarına düzenlenmiş tapu olduğu için yeşil kart bile verilmemiştir.
Bu şartlar kişilerde psikolojik rahatsızlıklara yol açmakta, onları ya içine kapanık, ya da saldırgan kılmaktadır. Toplum da bireylerden oluştuğu için, bu şartlar sosyolojik olarak da gettolaşma ve kent barışının bozulması biçiminde kendisini göstermektedir.
 
İç Göçün bireysel ve toplumsal sonuçlarına baktığımızda;
 
a- Bireyin Davranış ve Eğilimlere Etkisi
İç göç sonucu kitleler, yaşadıkları yerlerden sadece coğrafi anlamda ayrılmazlar. Bunun beraberinde yaşadıkları yerdeki sosyal, kültürel değerlerden de ayrılış söz konusudur. As­lında göçün en önemli neticesi, onun birey ve toplumsal davra­nışlar, tutumlar ve eğilimlerde meydana getirdiği köklü değiş­meler ve dönüşümlerde görülür.
Kent, insanı  zorlu bir hayatı yaşamaya davet ediyor. Gerçekten de köyden şehre gelen insanın davranışlarında, eğilimlerinde ve tutumunda, nasıl köklü değişmelerin meydana gel­diğini, günlük gözlemlerimizle tespit etmek mümkündür.
 
b- Mahallelilik ve Komşuluk
Kentlerin hızla gelişmesi ile paralel olarak, birbirlerini yakından tanıyan insan birlikteliği ortadan kalkar.
Herkes kendi iç dünyasında özel bir yaşam biçimi geliştirir. Artık birbirini tanıyan mahallelinin yerini, komşusunu bile tanımayan insanlar alır.
 
c- İş Arkadaşlığı ve Rekabet
Kazanç ve refah düzeyini yükseltmek, birinci öneme sahip amaç olduğundan, insanların hayatı evlerinden ve arkadaş ilişkilerinden çok, iş yerinde geçmeye başlar. Akraba ve komşuluk, yerini iş arkadaşlığına bırakır. Fakat burada da samimi dostluklar yerine, rekabet hakimdir.
 
d-Geniş Aileden – Çekirdek Aileye
Kent yaşamı beraberinde bireyciliği ve çekirdek aile tipini getirir. Geniş aile tipinin ortadan kalkması ile, bireysel yaşamın ağır koşulları altında kendilerini yalnız hissederler. Geçim ve gelecek kaygısı, onun tüm dünyasına yön veren en önemli korkusu haline dönüşür.
Geniş ailede dayanışma, tecrübe ve birikim aktarımı, nesiller arası bağın korunması söz konusu iken, çekirdek ailede bunlar yoktur.
 
e- İkinci Kuşaklarda Tepki
Kırsaldan kentlere gelenler, burada aradıklarını bulamasalar da geri dönmeyi pek düşünmezler.
Birinci kuşak, gecekondu bölgesinin olumsuz şartlarını kendi köyü ile karşılaştırmakta ve yine de yaşantısını (Eğitim, sağlık, istihdam, vb) daha iyi, memnuniyet verici bulmaktadır.
Ancak İkinci kuşak gecekondu bölgesinin insanı; kıyaslamayı köyle değil, yaşadığı şehrin gelişmiş bölgeleriyle yapmaktadır.
Bu da mutsuzluğu, rahatsızlığı, tepkiyi, öfkeyi artırmakta, kentsel gerilimi beslemektedir.
 
 
 
İSTANBUL KENTİNDE GÖÇ DURUMU
Türkiye’mizin en önemli ve büyük kenti olan İstanbul, tarih boyunca göçlerle beslenmiş ve gücünü de bu göçlerden almıştır. Çünkü, önceki dönemlerde İstanbul’a ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan aydın, alim, zengin, kültürlü kişiler göç ediyor ve kentin güçlenmesini sağlıyorlardı.
Fakat 1950 sonrası yaşanan iç göçün sebep olduğu değişim ve dönüşümlerden en fazla olumsuz yönde etkilenen ve gerilim kentine dönüşen şehir İstanbul olmuştur.
1950 sonrası İstanbul nüfus artışı şu şekilde seyretmiştir :
Yıllar % Nüfus
1935-40 23 880.000
984.000
1940-45 16.8   
1945-50 15.7   
1950-55 54.7 1.160.000
1.507.000
1955-60 40.9 1.507.000
1.858.000
1980-90 % 43.3 4.682.000
7.209.000
1990-2.000 % 33 7.209.000
9.916.000

 
Hızla ve kontrolsüz büyümenin tabi neticesi olarak, altyapı ve sosyo-kültürel, eğitsel ve sportif donatılar yönünden yetersiz kalmış, sanayi ve ikametin iç içe geçtiği sağlıksız ve dengesiz bir kent haline dönüşmüştür.
Bu gün İstanbul’a bakıldığında, her türlü ekonomik, sosyal ve kültürel imkanların var olduğu semtlerin hemen yanı başında, insanların son derece sağlıksız koşullarda yaşam sürmek zorunda olduğu mekanların varlığını görmek mümkündür.
Şehirlerdeki mekansal yerleşimle­rin hemşerilik üzerine bina edilmesi sonucu, belli bölgelerden gelenlerin yerleştiği dışa kapalı alanlar oluşmuştur. Rize­lilerin. Sivaslıların. Tuncelilerin. Mardinlilerin, Giresunluların yer­leştikleri mahalleler büyük oranda bellidir. Bu da dışa kapalı toplumsal yapılara yol açmakta, kültürel geçişi engellemektedir.
 
Göçün Kente Yönelik Fiziki ve Hukuki Sonuçları :
 
Göçlerin sebep olduğu psikolojik ve sosyolojik etkileme, sahipsizlik bireysel ve toplumsal sonuçlar doğurmanın   yanı sıra kentte yönelik fiziki ve hukuki sonuçlar da doğurmaktadır.
 
Kentlilik Bilinci Olmayışı
Bu gün bir çok sorunun içinde yaşamakta olan İstanbul’un, en büyük problemi, kentte yaşayanların bu kenti sahiplenmemeleridir.
Parklar, çeşmeler, banklar ve benzeri donatım ve ekipmanlar tahrip edilmekte, çevre hızla kirletilmektedir.
Kentli insanlar, yaşadıkları ve imkanlarından yararlandıkları ve hatta kendileri için sunulmuş hizmetlere, tesislere ve ekipmanlara karşı niçin tahripkar davranışlar sergiler ?
Bu sorunun cevabı açıktır: çünkü kent sakinleri, kent ile kendileri arasında anlamlı ve güçlü bir bağ görmemektedirler. Yani kentlilik bilinci gelişmemiştir.
Kentlilik bilinci kavramı ile ifade edilmek istenen, kentte yaşayanların kentle bütünleşmesi, kendini kente ait hissetmesi ve dolayısıyla kente karşı sorumluluk duygusu taşımasıdır.
Kentlilik bilinci, kentte yaşayanların var olan değişik kimliklerinin (esnaf, sanatkar, Rizeli, Adanalı gibi) yanı sıra bir de içinde yaşadıkları şehirle özdeşleşebilen bir kimliğe sahip olmalarıdır. Daha açık bir ifade ile, İstanbul’da yaşayanların aslen ait oldukları memleket kimliklerinin yanında kendilerini İstanbullu olarak da tanımlayabilmeleri gerekmektedir.
 
Katılım
Bir şehirde yaşayan insanların yaşadıkları şehre karşı ait olma duygusu taşımaları ise o şehri korumaları, geliştirmeleri, şehrin imarı ve yönetimine katılmalarıyla mümkün olabilmektedir.
İnsanların şehri koruması, sahiplenmesi için öncelikle o şehrin içinde olmaları gerekmektedir. Şehrin içinde olmak ise mekansal bağlamda sabit değil, sosyal, kültürel ve siyasal anlamda aktif bir süreçtir.
İnsanlar kentin yönetimine katılabildikleri oranda kendileri ile kent arasında anlamlı köprüler kurabilir ve kentlerini sahiplenirler. Tabii, kentin yönetimine katılmak tek başına yeterli bir unsur değildir. İnsanlar kentte kendi geleceklerini bulabilmelidirler. Kendi geleceği ile kentin geleceği arasında, anlamlı köprüler oluşturan kişiler, kentin geleceği ile daha yakından ilgilenmeye ve kendi gelecekleri için kentin geleceğini önemsemeye başlarlar. Bunun için de kentin insanlara gelecek vaat etmesi gerekmektedir.
Kent ve Öfke (İkinci Kuşak)
Kente karşı öfke hislerine sahip kişilerin kenti sahiplemesi mümkün değildir. Kentlerle kişiler arasında öfke yer almamalıdır. İnsanlar yaşadıkları kente karşı niçin öfke duyarlar? Bunun bir çok nedeni bulunursa da, temelde yatan neden beklentilerinin karşılanmaması ve kentin imkanlarından eşit yararlanamadıkları, dışlandıkları duygusudur.
 
Kuralsızlık, Yabancılaşma
Hızlı ve kontrolsüz genişlemenin yanı sıra kente gelen kişilerin burada insanca yaşayabilecekleri bir ortam bulamamaları ve kendi değer yargılarından hızla uzaklaşmaları iki olumsuz sonuca yol açmaktadır. Bunlardan birincisi kuralsızlık, diğeri ise yabancılaşmadır.
Kentte, kurallara uymamak, bu kuralları fırsat bulduğu anda çiğnemek gibi bir olumsuz davranış biçimi şekillenmektedir. Bunun yanı sıra, kentte aradığını bulamayanlar, toplumdan kendilerini soyutlamakta, yani yabancılaşmaktadırlar.
İstanbul gibi, hızla gelişen kentlerde, yeni gelenler, kentin imkanlarından yararlanamayınca kente  yabancılaşmaya başlarlar. Kentte ikamet edecek yer bulamayan, iş sahibi olamayan ve doğal, kültürel özelliklerinden yararlanamayan insanların, kente yabancılaşması ve bu yabancılaşmanın öfkeye dönüşmesi tabii bir süreçtir.
Bir kesim sahil boyunca, kamuya açık olan alanları özel kullanımlarıyla kapatırlarken, diğer kentliler denizi uzaktan seyrederken, kendilerinin denizle iç içe olamamalarının ortaya çıkaracağı sosyal ve psikolojik refleksin, yabancılaşma ve öfke olması doğaldır. (Beykoz örneği)
Aile kurumunun henüz gücünü yitirmediği toplumlarda, oluşan sosyal ve psikolojik tepkiler aile kurumu içinde önemli oranda azaltılır. Fakat, kentleşme ile birlikte aile kurumunda yaşanan çözülme ve ebeveynin evlatları üzerindeki etkisinin azalması, tepkilerin yumuşatılmasını da engellemektedir. Aile ortamından kopmuş, günümüzde “Tinerci, sokak çocuğu” gibi isimlerle anılan kişilerin kentlerde sebep oldukları tahribat ortadadır.
 

Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
th
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #4 : 07 Mart 2009, 14:38:37 »

göç nedenleRi ve sonuçLarı hakkında bilgi sahibi olan varmıı yardımcı olursanz sevinirimm..=)
Kayıtlı
TLN
Yeni üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #5 : 18 Mart 2009, 14:36:37 »

göç nedenleRi ve sonuçLarı hakkında bilgi sahibi olan varmıı yardımcı olursanz sevinirimm..=)




evet lütfen göcün sonuçlarında neler olmuştur söylermisiniz Smiley
Kayıtlı
consinus
VIP Üye
******

Performans: 120
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #6 : 18 Mart 2009, 14:43:35 »

İnsanlar Neden Göç Eder?
Deprem, heyelan, kuraklık, taşkın, sel, çığ gibi doğal yıkımlar göçlere neden olmaktadır.

Doğal yıkımlardan zarar gören insanlar bulundukları yerleri terk ederek koşulları daha iyi olan yerlere göç ederler. Örneğin ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kişi başka kentlere göç etmişlerdir. Yine 1998’de Bartın’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yaşanamaz hale getirmiş ve göçe neden olmuştur.

Sosyal ve Siyasi Nedenler
Savaşlar, işgaller, devrimler, terör olayları veya dini olaylar göçlere neden olmaktadır. Örneğin Sırpların işgali nedeniyle Bosnalıların bulundukları bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür.

Ekonomik Nedenler
Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu bölgelerde iş olanaklarının az olması, göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere işgücü göçü denir. İşgücü göçleri mevsimlik, kısa süreli veya uzun süreli olabilir. Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.


Göçün Mekansal Etkileri

Göçlerin yol açtığı mekânsal sorunlar:

1)Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.

2)Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

3)Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

4)Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

5)Önceleri kent dışında bulunan sanayi tesisleri zamanla kent içinde kalır.

6)Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Bu da gecekondulaşmaya neden olur.

7)Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.

8)Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik, kanalizasyon) yetersizlik görülür.

9)Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

10)Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

11)Erkek ve kadın nüfusunda dengenin bozulması.

12)Kentlerde güvenlik bozulur,

13)Kent nüfusu hızla artarken kır nüfusu azalır denge bozulur.

14)Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

15)Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

16)Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

17)Göç alan ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.

18)Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.

19)Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.

 

        Bu göçlerin yol açtığı sosyal sorunlar:

        1-Gelen göçmenler ve mülteciler, genellikle olağanüstü zor koşulların içinden ayrılarak ülkelere gelmektedirler. Ağır yol koşulları, yollarda karşılaştıkları engelleme girişimleri ve müdahaleler, sınırdan geçiş sırasında karşılaştıkları zorluklar ve mevsimlere dayalı doğal engeller, bu insanlarda önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

 

        2- Göç olgusu, bir baskı ya da zorlamaya dayandığından, çoğu zaman bu insanlar kendi statülerini tanımlamaya yarayacak belgelerden yoksun durumda bulundukları için göç veren ve göç alan ülke arasında hukuki bir belgeye bağlanmasında zorluklar yaşanmaktadır.

 

       3- Göç eden kitlenin içine katıldığı yeni doğal ve toplumsal çevreyi, göç alan kitlelerin de içlerine yeni katılan göçmen kitleleri benimseme güçlükleri yaşanmaktadır. Böylece, yeni bir ortak toplumsal yapı oluşumu söz konusu olmaktadır.

 

       4- Özellikle mülteci kitleler, terk ettikleri ülkenin güvenlik makamlarından gizli ve kaçarak geldiklerinden, iki ülke arasında kimi sürtüşmeler ve diplomatik krizler oluşabilmekte, ayrıca gelenlerin bir kısmı da başta terör ve casusluk olmak üzere diğer yasadışı olaylara destek verecek kötü niyet sahibi insanlar da sızabilmektedir.

 

      5- Yer değiştirmeler aileler, özellikle küçük çocuklar ve yaşlı kimseler için çoklukla baskı nedeni olmakta, çoğu zaman yeni bir çevreye uymakta ve yeni dostlar edinmekte zorluk çekmektedirler. Bu süreç içinde artan gecekondulaşma, kentsel hizmetlerin aksaması, işsizlik, göç edenlerin topluma uyumsuzluğu, şehir kültürüne yabancılık ve kültürler arası çatışma gibi sorunlar yaşanmaktadır.

 

6- Göç edenlerin bazıları şehirle bütünleşirken bazıları şehirde ayrı gruplar meydana getirmektedirler. Göç edenlerin şehirleşmesi yani şehre bütünleşmesi için çok uzun zaman gerekmektedir. Göç nedeniyle kültürel farklılıklar düşmanlık ve gerginlik meydana gelmektedir.  

 

7- Kente gelmiş aile çocukları eğitim ve yetenek eksikliği gibi nedenlerle arzuladığı iş ve geleceği elde edemeyeceği düşüncesine kapılan çocukların, suça daha kolay yönelme olasılığı büyüktür. Göçlerin ve gecekondulaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde suç oranlarının şehrin diğer bölgelerine göre yüksek olduğu görülmektedir.  

    Örneğin: İzmir’de gecekonduda oturan nüfusun kentin tüm nüfusuna oranı % 40–45 arasındayken, suç işleyen çocukların yaklaşık % 75'i gecekondu ya da kısmen gecekondu bölgelerinde oturmaktadır

 

8-Ekonomik güçlükler nedeniyle çocukların okula gönderilmeleri yerine ekonomik yönden aileye katkıda bulunma zorunluluğu erken yaşta çalışmak zorunda kalan çocuğun hem eğitimini aksatmakta, hem de iş çevresinde zararlı alışkanlıklar kazanabilmesine yol açmaktadır.

 

 

Göç alan yerlerde oluşan sorunlar :

A- Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.

B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.

C - Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

Ç-Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.

D-Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.

E-Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.

G-Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

H-Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

I- Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

J-Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

K-Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

L-Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

M- Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.

 

Göç veren yerlerde oluşan sorunlar :

A- Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.

B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.

C-Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

D- Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.

        E-Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır.  

 

Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:

1- Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.

2- Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
         3- Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.

4- Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.

5- Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
         6- Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
         7- Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
         8- Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
         9- Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.

10- Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.

         11- Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.

12- Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.

13- Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.

14- Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.

15- Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;

16- Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
        17- Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.

18- Türk Ceza Kanunundaki hırsızlık ve gasp suçlarına eşdeğer kabul edilecek yasal düzenlemeler yapılmalı, imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara karşı müdahale ve yaptırım gücüyle donatılmış, meslek odaları, sivil kuruluşlar ve bilim adamları katılımlı, özerk, yerel ve demokratik denetleme kurumları oluşturulmalıdır.

Belki İşine yarar...
Alıntıdır...



 
Kayıtlı

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm.                             
Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm.                           
 
Ziya PAŞA


Coğrafyayı anlamak; hayatı anlamaktır!..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic