Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: çok önemli proje ödevm 100 almalıyım çünkü sbs mi etkilicekkkk  (Okunma Sayısı 2696 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hepsi40
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


« : 01 Mart 2009, 17:57:21 »


gaptan önce ve sonra şanlıurfa (siz son çaremsiniz bu site son carem lütfen cevabımı uzun uzun en az 2 A4 kağıdı olcak kadar yanıtlaın nolu)
Kayıtlı
baksu
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2641
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4317



« Yanıtla #1 : 01 Mart 2009, 18:05:59 »


gaptan önce ve sonra şanlıurfa (siz son çaremsiniz bu site son carem lütfen cevabımı uzun uzun en az 2 A4 kağıdı olcak kadar yanıtlaın nolu)

Forumda arama yaptınız mı?

http://www.cografya.biz/forum/ynt-haritalarla-gapnufusuillerihidroelektrik-santralleriulasimi-t12019.0.html;msg109491#msg109491

http://www.gap.gov.tr/
Kayıtlı


Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bi cevabım var.
Lakin bi lafa bakarım, laf mı diye...
Bi de söyleyene bakarım, adam mı diye...

                                        
consinus
VIP Üye
******

Performans: 120
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #2 : 01 Mart 2009, 18:33:28 »

GAP ile bölge iklimindeki degişimler
Bölgede yer alan Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt ve Şanlıurfa illerinde 473-835 mm olan yıllık yagışın hemen hemen tumu (%98-99) ekim - mayıs ayları arasındaki dönemde duşerken, haziran-eylul döneminde ise hemen hemen hiç yagış duşmemektedir (Kaynak, 1990). Haziran-eylul döneminde ortalama sıcaklık 25 oC�nin uzerinde olup, buharlaşma ise çok yuksektir (Baylan, 1997).
GAP�ın tamamlanmasıyla bölgedeki mevcut su rezervleri ve geniş alanlarda yapılacak yuzey sulamaları sonucu oluşacak buharlaşma ile bölgenin nispi neminde artış olacaktır. Bölgedeki nemin artışına paralel olarakta sıcaklıgın bir miktar duşecegi, özellikle gece ve gunduz ekstrem sıcaklık farklarında azalmalar olacagı beklenmektedir. GAP�ın önemli bir bölumu olan Diyarbakır�da uzun yıllardan gunumuze kadar iklim verilerindeki degişimlerle ilgili olarak yapılan bir çalışmada; 1929-1990 yılları arasında 61 yıllık ortalama nispi nem % 54.1 iken, 1990 yılından itibaren Bölge�de yapılan baraj ve göletler ile sulama alanlarının artışına paralel olarak %2.4�luk bir artışla ortalama %56.5�e yukselmiştir. Aynı şekilde 61 yıllık ortalama sıcaklık 8.8 0C iken, 1990-1996 yılları arasında bu deger 8.2 0C�ye duşmuştur. Buna karşılık, yılın en soguk geçen Ocak ayı ortalama sıcaklık degerleri uzun yıllar ortalamasına göre 1.6 0C iken 1993-1997 yılları arasında son beş yılda 3.1 0C�ye çıkmıştır (Baylan, 1997).
GAP�ın ekolojik etkilerinin iki ana bölum altında incelenmesinde yarar görulmektedir.
1.Baraj göllerinin meydana getirdigi buyuk su kutlelerinin oluşmasıyla binlerce yıl içerisinde belirli bir denge oluşturan ve kendine özgu canlılara sahip olan akarsu sisteminin özelliklerinin kaybolarak durgun su sistemine geçmesi sonucu sucul ekosistemdeki ekolojik degişimler.
2.Baraj gölleri ve sulama kanallarının neden oldugu kurak bir yapıdan nemli bir iklim yapısının ortaya çıkması, yogun yerleşim, tarımsal faaliyetler sonucu karasal ekosistemdeki ekolojik degişimler.

GAP Bölgesi sucul ekosistemdeki ekolojik degişimler
GAP alanındaki Dicle ve Fırat su sistemlerinde yapılan barajlar farklı tip ve buyuklukte olup, ekosisteme etkileri de farklı olmaktadır.
Bu baraj gölleri ve göletlerin buyuk bir kısmı başta Dicle ve Fırat nehirleri olmak uzere bir çok akarsu uzerinde kurulmuşlardır. Bu yapıların su toplamaya başlamalarıyla birlikte nehir ekosistemine olan etkileri birkaç başlık altında toplanabilir.
1. Abiyotik etki: Barajın su toplamasıyla nehirin alt bölgelerine enerji ve madde taşınımı engellenir (Su debisindeki degişmeler, su kalitesi ve sediment yapısındaki degişimler)
2. Abiyotik etkilerden kaynaklanan ve nehirin ust bölgesi ile alt bölgeleri arasındaki ekosistem yapısındaki ve primer uretimdeki degişimler (örnegin plankton, makrofit ve perifitondaki degişimler). Bu degişimler yıllar sonra ortaya çıkar.
3. Uzun bir zamana baglı olarak ortaya çıkan biyotik degişimler. Bu degişimler birinci ve ikinci degişimlerin etkisi altında özellikle besin zincirindeki degişimler olarak kendini gösterir (Örnegin, omurgasizlar, balık, kuş ve memeli kommunitelerindeki degişimler)
Barajların yapılmasıyla oluşan baraj göllerinde dogal göllerde oluşmayan bazı farklılıklar görulur. Bunlar, baraj gölunun doldurdugu karasal ortamlardaki habitatlar tahrip olması ve su seviyesindeki anormal degişimlerdir. Bu etkiler primer, sekonder ve tersiyer etkiler olarak incelenebilir (Şekil 4).

Şekil 4. Nehir ekosistemine barajların etkisi (Petts, 1984).
Primer Etkiler
Termal rejimdeki degişimler
Sıcaklık bir çok fiziksel, kimyasal ve biyolojik işlemler için önemli bir ekolojik faktördur. Özellikle sıcaklık, pirimer uretimi etkiler. Baraj gölleri termal regulatörler olarak bir çok nehirin karakteristik özelligi olan mevsimsel ve kısa sureli sıcaklık degişimlerine etki eder. Buyuk su kutleleri oransal olarak ısı depolar ve nehirlerden farklı olarak bu baraj göllerinde termal tabakalaşma görulur. Bu durumu Fırat nehiri uzerinde kurulan Keban, Karakaya ve Ataturk Baraj Göllerinde görmekteyiz. Fırat�ın mevsimlere baglı olan ve genellikle soguk su yapısı bu baraj göllerinde tabakalaşma gösteren göl yapısına dönuşmuştur. Yuzeyde mevsimsel ve gunluk su sıcaklıgından etkilenen epilimnion tabakası, bunun altında termoklin ve daha diplerde ise yaz kış sıcaklıgı degişmeyen 4-5 oC sıcaklıga sahip hipolimnion tabakası oluşmuştur.
Revervuarda sediment birikimi
Bir çok baraj gölunde, erozyon ve sulama neticesinde buyuk oranda sediment birikir. Her yıl Fırat nehrinden Keban Baraj Gölu�ne 32 milyon, Karakaya Baraj gölune 31 milyon ton toprak erozyon sonucu akmakta ve tarım alanları toprak kaybederek, baraj gölleri ise bu materyallerle dolarak buyuk zararlar oluşmaktadır (TEMA).
Sediment taşınımı ve depolanmasının hem olumlu hem de olumsuz etkileri görulmektedir. Sedimentler baraj göllerinde yeni habitatlar oluşturur. Ancak özellikle nehir agızlarında sediment birikmesi sonucu baraj göllerinin su tutma kapasiteleri azalır. Örnegin Tunus�un Mellegue baraj gölunun sediment ile dolmasıyla kapasitesinin %92�sini doldurmuştur.
Su kalitesindeki degişimler
Baraj göllerinde su tutulmasıyla birlikte baraj gölunun uzerinde yer aldıgı kara parçasının etkisiyle, su kalitesi fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak degişiklige ugrar. Suyun kimyasal bileşimi nehire göre önemli farklılıklar gösterir. Nehir ekosisteminden farklı olarak, baraj göllerinde sıcaklık tabakalaşmasına baglı olarak da su kalitesi tabakalar arasında farklılıklar göstermektedir. Baraj göllerinin çamurlu dip kısımlarda oksijensiz ortam oluşmakta ve anerob faaliyetlerin artmasıyla metan birikimi söz konusudur. Organik maddenin birikimi keza baraj göllerinde ötrifikasyon için bir tehlike oluşturmaktadır.
Agır metal kontaminasyonu baraj gölleri için potansiyel bir tehlikedir. Civanın inorganik formu dogal olarak bir çok toprakta bulunmakta ve zararsızdır. Fakat baraj gölunun dip bölgesindeki bakteri faaliyetleri inorganik civayı metal civaya dönuşturerek besin zinciriyle organizmalara geçmesine neden olurlar. Besin zincirinin ust kademelerinde konsantrasyon da artmaktadır.
Sekonder etkiler
Plankton and Perifiton
Göllerde bol miktarda bulunan fitoplankton turleri, hızlı akıntılı dogal akarsularda nadiren bulunur. Yalnız göllerden beslenen akarsularda, akıntısı yavaş akarsularda bulunurlar. Akarsu uzerinde baraj göllerinin su tutmasıyla birlikte, hızlı bir fitoplankton gelişmesi başlar. uzerini kapladıgı kara parçasındaki azot ve fosfor suda bu surece olumlu olarak katkıda bulunur. Bir çok baraj gölunde barajın su tutmasından sonraki 4-5 yıl boyunca plankton uretimindeki artış nedeniyle omurgasızlar ve balık populasyonlarının arttıgı, daha sonraki yıllarda ise bu artışın önce duraklama sonra da azalma gösterdigi saptanmıştır. Diyarbakır Devegeçidi baraj gölunde 1980 li yıllarda yukselen balıkçılık son yıllarda buyuk duşuş göstermiştir.
Gölde plankton gelişimi mevsimsel varyasyonlar gösterir. Kış aylarında sıcaklıgın duşmesiyle minimum, ilkbahar aylarında ise maksimum duruma gelir.
Sucul bitkilerin gelişmesi
Hızlı akan akarsularda pek fazla gelişemeyen su bitkileri (Makrofitler), akarsuların durgunlaştıgı ovalık bölgelerde ve baraj göllerinin litoral bölgelerinde hızlı bir gelişim gösterirler. Ancak baraj göllerindeki suyun seviyesinin zaman zaman degişmesi gelişmelerini olumsuz olarak etkilerler. Makrofitlerin artması biyoçesitlilik için önemli fırsatlar dogurmakla birlikte bu tip alanlar aynı zamanda bilharizia taşıyan salyangozlar ve sıtma taşıyan sivrisinekler gibi konak ve ara konaklar için uygun habitatlar da oluştururlar. Buyuk barajların etkisiyle modifiye olmuş habitatlar, dogal olmayan exotik bitkiler, balıklar, salyangozlar, böcekler ve bunun gibi bir çok hayvan turlerinin bu alanlara yerleşmesine neden olurlar. Su sumbulu Eichornia crassipes, su marulu Pistia stratiotes, ve su egreltisi Salvinia molesta gibi yuzen yada su içinde kalan çeşitli su bitkileri yeni habitatlara yerleştikten sonra baraj göllerinin sıg kıyı bölgelerinde ve sulama kanallarında hızla gelişerek, bu alanlardaki organik madde miktarını artırır ve buna baglı olarak sudaki çözunmuş oksijen miktarını azaltırlar. Balıklar ve diger hayvansal turlerin etkilenmesi sonucu ciddi ekolojik problemlere neden olurlar. Su sistemlerini tehdit eden bu bitkisel tehlikelerin önceden önune geçilmesi ile ilgili önlemler sonradan yapılacak işlemlere göre daha ucuz ve kesin başarılara yol açarlar.
Tersiyer etkileri
Tatlısu tur çeşitliligindeki degişimler
Tahminen yeryuzundeki turlerin yalnızca % 10�nu bilimsel olarak isimlendirilmiş ve tanımlanmıştır. Tanımlanan yaklaşık 1.87 milyon mikro-organizma, bitki ve hayvan turunun % 2.4 u Tatlısularda, % 14.7 si deniz ve % 77.5 i ise karada yaşamaktadır (Tablo 1). Balıkların %42 si dere, çay ve nehir gibi kuçuk Tatlısularda kalan % 58 i ise deniz ve okyanuslarda yaşamaktadır.
Tablo 1.Yeryuzundeki çeşitli ortamlar ve bu ortamlardan belirlenen tur yuzdesi.

Ortam
Kapladıgı yuzey
Bilinen tur sayısı
Yuzey alana duşen tur saysayısı(%)
Tatlısu
0.8%
2.4%
3.0
Kara
28.4%
77.5%
2.7
Deniz
70.8%
14.7%
0,2
Simbiyotik
N.A
5.3%
N.A


Ayrıca tatlısu balıklarının buyuk çogunlugu alt enlemlerde bulunmaktadır. Bu durum ekvatora yaklaştıkça baraj göllerinin balık biyoçesitliligine olan etkisi de potansiyel olarak artmaktadır (Şekil 5).
Şekil 5. Balık tur sayısının enlemlere göre degişimi (WCMC 1998).

Tehlike altındaki turlerin çogu sucul çevre ile yakından ilgilidirler. Yalnızca Kuzey Amerikada 1900 lerin başından beri 123 tur yok olmuş . Ayrıca 190 balık, 27 Amfibi, 35 surungen, 84 kus ve 94 memeli turu halihazırda tehlike altında ya da yok olmak uzeredir.
Yumuşakçalar (Mollusca)
Midye (Bivalvia) ve salyangozları (Gastropoda) içine alan yumuşakçalar ekosistemdeki görevleri ve ekonomik önemleri nedeniyle nehir sisteminin çok önemli elemanlarıdır. Dicle ve Fırat havzasında çok sayıda endemik yumuşakça turu bulunmaktadır. Bir çogu ekosistemin saglıgını belirleyen indikatör turlerdir. Amerika�da baraj gölleri oluştuktan sonraki 50 yil içinde yumuşakça turlerinin yaklaşık %40 ile %80 ni bu alanlarda kaybolmuştur (Tablo 2).
Bunlardan tatlısu midyleri filamentli algler, diyatomlar, desmidler ve diger algleri fitle ederek beslenirler. Dolayısıyla barajların sekonder ve tersiyer etkilerinden çok çabuk etkilenirler. Barajların inşasıyla birlikte bunların ureme döngulerinde ciddi bozulmalar görulur. Glochidia adı verilen larvaları balıklar tarafından taşınır ve barajların balık göçlerini engellemeleri neticesinde nehirin ust bölgelerine bunların yayılmaları da engellenmiş olur.
Tablo 2. ABD �nde barajların yumuşakça turleri uzerine etkisi.

Baraj yapım tarihi
Baraj öncesi tur sayısı
Baraj sonrası tur sayısı
Norris, Clinch R. (1937)
40 species (1935-37)
12 species (1990.s)
Center Hill, Caney Fork (1948)
39 species (pre-1940)
2 species (1993)
Cumberland, (1952)
59 species (1947-49)
16 species (1961
Wheeler, Tennessee R. (1936)
>60 species (pre-1935)
18 species (1991)
Demopolis,Tombigbee R. (1936)
50 species (1933-35)
8 species (1954)
Demopolis/Warrior (1954/57)
48 species (pre-1950)
13 species (1972-75)


GAP Bölgesinde yumuşakçalar (Mollusca) filumundan 18 familyaya ait 50' den fazla tur oldugu bilinmektedir. Bunların bir çogu besin zincirinde önemi olmakla birlikte, bazıları tıbbi önem taşımaktadır. Tıbbi önemi olan ve olmayan turler Tablo 3�de gösterilmiştir.
Tablo 3. GAP Bölgesinde dagılış gösteren Mollusca (Yumuşakça) turleri (GAP Bölgesi Çevre Araştırması-Dicle Havzası (Diyarbakır ve Yöresi Çevre Araştırması, T.C.Başbakanlık GAP İdaresi Başk.).

Tıbbi onemi olmayanlar
Tıbbi önemi olanlar
Imparietula arctespira
Theodoxus syriacus
M.praemorsa ferussaci
Imparietula tetrodon
Theodoxus anatolicus
M.praemorsa costata
Buliminus labrosus
Theodoxus cinctella
Melanopsis nodosa
Jaminia lamellifera
Pseudamnicola sp.
Melanoides tuberculata
Jaminia borealis
Pseudamnicola bilgini
Bithynia phialensis
Pene sidonensis
Pseudamnicola intranodosa
Physa acuta
Ceciloides minuta
Hippeutis complanatus
Radix peregra
Calaxis hierosolymarum
Semislsa sp.
Radix auricularia
Monacha obstructa
Ferissisa wautieri
Galba truncatula
Helix cheikliensis
Succinea elegans
Gyraulus euphraticus
Assyriella escheriana
Pomatias rivulare
Planorbis planorbis
Assyriella guttata
Pupilla interrupta
Bulinus truncatus
Unio sp..
Orculella mesopotamica
Ancylus fluviatilis
Unio elongatulus
Orculella sirianocoriensis
Helicopsis derbentina
Unio tigridis
Schileykula commagenensis
Zebrina eburnae
Sphaerium corneum
Schileykula scyphus
Zebrina fasciolata
Pisidium casertanum
Anodonta piscinalis

Pisidium moitessierianum.
Leguminaia wheatleyi

Pisidium annandalei
Corbicula fluminalis

Pisidium personatum


Pisidium subtruncatum




Tabloda gösterilen ve tıbbı önemi olmayan turlerin bir kısmı kara ve tatlısu salyangozu, bir kısmı da tatlısularda yaşayan midyelere (Bivalvia) ait örneklerdir. Daha önce belirtildigi gibi besin zincirinde önemi olan bu hayvanların bazıları da temiz su indikatöru olarak kullanılabilir. Özellikle Theodoxus turlerinin bazıları sadece temiz sularda dagılış göstermektedir.
Midye turleri suyun kimyasal yapısına karşı çok duyarlıdırlar. Baraj göl sularının fiziksel ve kimyasal yapılarındaki degişimlerin yol açtıgı stres ayrıca bu turlerin uremelerinde azalmaya yol açmaktadır (Howells ve ark., 1996). Sıcaklık degişimleri ureme ve buyumelerini etkilemektedir.
Su seviyesindeki degişmeler keza salyangozları etkilemektedir. Litoral zondaki su seviyesinin sık sık degişmesi buradaki sucul organizmaları strese sokarak etkilemektedir (Brown, 1994). Senegal�de baraj yapımından önce nehirin akıntılı olması nedeniyle görulmeyen bilharzia taşıyan salyangozlar baraj gölunde yasama ve artma olanagı görmuşlerdir.
GAP bölgesinde yapılan olan barajlarla sulu tarım alanlarının artması, suyla ilgisi olan canlıların dagılışına direkt olarak etkileyecektir. Bu canlıların başında tatlısularda yaşayan salyangozlar gelmektedir. Çevre koşullarına uymada oldukça başarılı bir canlı grubu olan tatlısu salyangozları daha çok alana yerleşme imkanı bulacaktır. Tatlısularda yaşayan salyangozların direkt olarak insan saglıgına ve hayvancılıga etkisi olmamasına ragmen, dolaylı olarak bazı turleri hem insan saglıgına hem de hayvancılıga zararlı olmaktadır.
Parazit trematodların çogu, uzerinde yaşadıkları anakonak adı verilen canlıdan başka, yaşam döngulerini tamamlamaları için arakonaklara ihtiyaç duyarlar. Bu arakonak genel olarak tatlısularda yaşayan salyangozlardır. Parazit trematodlar içinde en tehlikelisi olan ve insan kanında yaşamaya adapte olan Schistosoma (Trematoda : Platyhelminthes) turlerine tatlısu salyangozları arakonakçılık yapmaktadır. Schistosoma ' ların sebeb oldugu Schistosomiasis (bazı kaynaklarda Bilharziasis), önemli bir paraziter hastalık olup, gunumuzde Uzakdogu, Ortadogu (Turkiye ve İsrail hariç), Afrika ve Guney Amerika' daki bazı ulkelerde görulmektedir. Dunya saglık örgutu raporlarına göre, bu paraziter hastalıgın bulundugu ulkelerde, schistosomiasis, sıtmadan sonra en çok zarar gördukleri ikinci paraziter hastalıktır. Yine Dunya Saglık Örgutu raporlarına göre, Filipinler' de Saglık Bakanlıgı butçesinin yarısına yakın kısmını schistosomiasis ile mucadelede kullanmaktadır.
Son yıllarda, Schistosoma haematobium' um arakonakçısı Bulinus truncatus GAP Bölgesindeki Ceylanpınar�daki Habur çayı ile Akçakale�deki Bolatlar köyunde saptanmıştır (Schutt ve Şeşen, 1989; Şeşen, 1992).
Buyuk karaciger kelebegine arakonakçılık yapan Galba truncatula tatlısulara bagımlı olup, geniş olan dagılış alanının daha da fazla genişleyerek, parazitlerin de yayılmasını ve böylece buyuk ve kuçuk baş hayvanlarda önemli ekonomik kayıplara neden olacagı tahmin edilmektedir (Yıldırım ve Şeşen, 1994; unlu ve ark., 1997).
Kayıtlı

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm.                             
Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm.                           
 
Ziya PAŞA


Coğrafyayı anlamak; hayatı anlamaktır!..
arsimela
Uzman Üye
*****

Performans: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 395



« Yanıtla #3 : 01 Mart 2009, 18:35:05 »

proje notunu bizlerede bildirirsin herhalde... nesli
Kayıtlı
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« Yanıtla #4 : 01 Mart 2009, 18:40:17 »

http://s1.dosya.tc/gap.rar.html

linkte bir adet .ppt bir de .pdf  formatlarında açıklamalar var. umarım işine yarar.
Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic