Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cemrenin bilimsel açıklaması nedir?  (Okunma Sayısı 5763 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yengeç
Yeni üye
*

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 29


« : 10 Mart 2011, 07:32:45 »


Cemrenin bilimsel açıklaması nedir? 21 Mart olsa bahar başlangıcı olarak açıklayabiliriz.Ama bu tarihten önce sırasıyla havaya,suya,toprağa düşüyor denmekte.Normalde suya en son düşmesi gerekmez mi?Teşekkürler.
Kayıtlı
DeDe
Ahmet Aydoğmuş
Genel Moderator
******

Performans: 1411
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1505


« Yanıtla #1 : 10 Mart 2011, 17:23:08 »

  Bu konuda Sayın Mikdat Kadıoğlu'nun coğrafya öğretmenleri grubunda paylaştığı bir yazıyı aynen ekliyorum.

Havayı Aşağıdan Isıtmak ve Cemre*

Halkımızın arasında yaygın olarak baharın müjdecisi olarak bilinen sıcaklığın artması olayına cemre denir. Cemre, birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan bir ısıtıcı güçtür (Meydan Larousse, 1969). Cemre üç tanedir: Birinci Cemre havaya (19-20 Şubat), İkinci Cemre suya (26-27 Şubat) ve Üçüncü Cemre de (5-6 Mart) toprağa düşer. Her cemrenin düşüşüyle hava sıcaklığı artar, cemrelerin arasında ise sıcaklık küçük bir düşüş görülür (Ana Britannica, 1986).

Böylece cemre, havanın aşağıdan değil de sanki yukarıdan aşağıya doğru ısındığını ifade eder. Meteorolojik folklörümüzdeki önemli yeri ve küresel ısınmada havanın ısınması konusunun önemi nedeniyle cemre burada kısaca ele alınmıştır.

Öncelikle sanıldığı ve cemrenin açıklandığı gibi güneş ışınları atmosferimizi doğrudan ısıtmaz: Diğer bölümlerde açıklandığı gibi yeryüzeyi, güneş ışınlarını yuturak önce kendi ısınır, sonra atmosferi ısıtır (Lutgens ve Tarbuck, 1989). Açık bir günde, atmosferin alt tabakasından geçen güneş enerjisi, yeryüzeyi tarafından yutulur. Dolayısıyla yeryüzeyi ısınır. Yüzeydeki hava ısındıkça, yüksekteki havadan daha az yoğun hale gelir. Isınan hava yükselir ve daha soğuk olan hava çöker. Yükselen hava, genişler ve soğur. Su buharı, bulut damlacıkları şeklinde yoğunlaşarak, hal değişim ısısından dolayı, havanın ısınmasını sağlar. Bu sırada dünya karbondioksit ve su buharı tarafından yutulup tekrar yayınlanan, kızılaltı ışınları yayınlar. Gazların yoğunluğu, dünya yüzeyinde daha az olduğundan, yutma işleminin büyük bir kısmı, yüzeye yakın katmanlarda gerçekleşir. Dolayısıyla, atmosferin alt tabakaları aşağıdan yukarıya doğru ısıtılmış olur.

Cemre

 

Cemre, kelime karşılığı olarak kor halindeki ateş anlamına gelmektedir. Diğer bir anlamı ise, Müslümanların hac sırasında Mina vadisinde attığı taşlardan meydana gelen yığındır. Divan şairlerinin, cemre zamanlarında baharın gelmesi dolayısıyla, önemli kişilere yazdıkları övgü şiirleri de Cemreviye olarak bilinmektedir. Meteorolojik bir olay olarak bilinen cemre ise takvimlerde ilkbahardan önce birer hafta aralıkla havaya, suya ve toprağa düştüğü inanılan ısıtıcı (ısıl) güç veya sıcaklık yükselmesi olarak tanımlanır (M. Larousse, 1966).

 

Bazı kaynaklara göre, cemre sözcüğüyle adlandırılan sayılı günlerin, takvim klimatolojisine nasıl girdiği bilinememektedir. Cemrelerin, yılın 180 gün süren soğuk yarısı olarak ayırt edilen Kasım döneminin 100. gününden sonra, sıcaklığın yükselmesiyle ilgili gözlem birikimini, kora benzetilen bir enerji kaynağıyla açıklama düşüncesinden kaynaklandığı söylenebilir. Birinci Cemrenin 20 Şubatta havaya, İkinci Cemrenin 27 Şubatta suya, Üçüncü Cemrenin 6 Mart’ta (artık yıllarda 5 Mart) toprağa düştüğü varsayılır. İstanbul’da 60 yıllık dönem için yapılan bir araştırma, cemrelerin kıştan bahara geçilirken ortalama sıcaklık eğrilerinin yükselmeye başladığı dönemin başlangıcını belirledikleri ve bu dönemde mevsim normallerinin üzerindeki az ya da çok bir sıcaklık artışıyla çakıştıklarını ortaya koymuştur. Cemreler arasındaki günlerdeyse, sıcaklıklarda az da olsa bir düşüş olduğu saptanmıştır. Aynı araştırmaya göre her üç cemre dikkate alındığında, bir iki günlük farklarla bu tarihlerde %42 olasılıkla, iki cemre dikkate alındığındaysa %74 olasılıkla belirgin bir ısınma gerçekleşmektedir. Aynı kaynağa göre cemrenin tıptaki anlamı ise, halk arasında karakabarcık, kabarcık, kabarcuk, ateşgöynüğü ya da yanıkara adlarıyla bilinen iltihaplı çıban olarak tanımlanmaktadır.

 

Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü (1993)'ne göre cemre, Şubat’ın 21, 28 ve Mart’ın 7 sinde havaya, suya ve toprağa düşüp bunları ısıttığına ihtimal verilen hadise için kullanılan tabir olarak belirtilmektedir. Nevsal-i Ragıp' ta cemreler başlıklı yazıda (birinci sene, 1324 s. 195) Ahmet Rasim Bulüg-ul-ereb'in üçüncü cildinden tercüme ettiği kayıtlarda şu şekilde ifade edilmektedir: "Cemre ve dönemleri hakkındaki rivayetler üç kısma ayrılır. Bunun ikisi ananelere göre yapılmıştır.

1)  Bazı rivayetlere göre Arapları bir kısmı çok soğuk dönemlerde mağaralara girerler ve kendileriyle birlikte koyun, inek, öküz ve sair hayvanları da yanlarına alıp kendilerine bir mevki tayin ettikleri gibi hayvanları için de yerler tahsis ederek ateş yakarlardı. Soğuğun azaldığını hissettikleri zaman sıra ile söndürürlerdi. İşte böylece "sukut-u cemerat" tabir ettiler ve her birine de "sukut-u cemre" dediler.

2)  Diğer bir deyişe göre Çin zenginlerinden bazıları soğuğun şiddetli zamanlarında evlerinde üç soba ve ocak yakarlar, soğuk kırıldıkça sobaları birer birer söndürürlerdi. Buna da sukutu cemerat denilirmiş. Bu tanımdan dolayı cemrelerin düşmesi tabiri, hava, toprak ve suda soğukluk şiddetinin kırılmasını ifade etmektedir. Bana kalırsa bu uzak bir ihtimaldir, çünkü sukut-u cemerat tabiri Arap tabiridir. Çinlilerin adetleri o dönemlerde Araplar arasında bilinmiyordu.

3)  Bazı eserlerde belirtildiği üzere cemre üç yıldızdan ibarettir. Bunlar sıra ile tarf, hen'a ve cephe yönündedir. Bunlara cemre denilmesinin sebebi parlak ve bir çeşit kırmızılığa meyilli olmalarıdır. Düştüğü denilmesi de guruba meyilleri anlamındadır. Şöyle ki, Şubatın yedinci günü (miladi 21), güneşin doğumundan öğleye kadar olan vakitte guruba temayül edince suda ısınma meydana gelir. Şubatın on dördüncü (miladi 28) sabahında guruba başlayınca havada ısınma belirtileri görülür. Şubatın yirmi birinci (miladi Mart 7) burç vakti toprakta ısınma meydana gelirmiş. Bu nedenle ilkine "cemre-ül-ma", ikinciye "cemre-ül-hava", üçüncüsüne de "cemre-üt-türab" denilmiştir."

 

Eskiler seneyi Kasım (kış) ve Hızır (yaz) olmak üzere yılı ikiye ayırmışlardı. Kasım 180, Hızır 186 gündü. Kasım günleri 8 Kasım' da başlar. Kasımın kırk altısında, kırkgün anlamına gelen erbain, seksen altısında elli gün anlamına gelen hamsin girer. Böylece kışın en soğuk zamanları sayılan doksan gün geçmiş olurdu. Kasımın 105’inde (19-20 Şubat) birinci cemre havaya; 112’sinde (26-27 Şubat) ikinci cemre suya; 119’unda (5-6 Mart, Şubatın 29 çektiği dört senede bir 5 Mars’ta) üçüncü cemre toprağa düşer. Buna göre de önce havanın, sonra suyun, sonra da yerin ısındığı kabul edilmektedir.

 

Yukarıda belirtildiği üzere, cemre olayı hakkında birbirinden farklı bir çok açıklama mevcuttur. Bunun yanısıra, incelenen bütün kaynaklardan, cemre ifadesinin çok eski zamanlardan beri kullanıldığını görmekteyiz. Ancak, cemrelerin düşme tarihleri hakkındaki bilgiler kaynaklara göre değişmektedir. Bu da cemrelerin tarihlerinin tam olarak bilinemediğini ortaya koymaktadır.

 

Cemre olayına benzer olarak, ABD'deki "Ocak erimesi" örnek gösterilebilir. Amerikan Meteorological Society'in (AMS, 1959) tanımına göre; meteorolojik bir tekillik karakteristik meteorolojiksel şartın belli bir takvim zamanında veya yakınında oluşmaya eğilim gösterir. Örneğin, "Ocak ısınması" ABD'nin kuzeydoğusunda Ocak ayının son haftalarında her yıl tekrarlanan bir hava olayıdır. Bu olay, don olayının sona ermesi, kar veya buzun erimesini ifade etmektedir. Meteorolojistler, bunun gibi belli bir takvim zamanlarında tekrar eden olayları meteorolojik tekillik olarak adlandırıp, atmosferik değerlerin frekans dağılımı ve istatistik analizlerini yaparak bir özellik içerip içermediğini  incelemişlerdir. Yağış, siklonik-antisiklonik hava oluşma sıklıkları veya mevsimleri takvimleştirmeye çalışmışlardır.

 

Bu çalışmalardan birinde Brier ve diğ., (1963) Yağış Takvimleştirme Araştırması olarak ABD'nin 63 yıllık günlük yağış miktarı verisinin istatistiksel analizini yapmıştır. Yağış miktarının bir eğilim içerip içermediğine bakmış ancak sonuçlar yağış anomalilerinin belli takvim zamanı civarında oluşma eğilimi içermediğini göstermiştir.  Brier ve diğ., (1963) yağış miktarı verilerinin zamansal serilerini istatistiksel olarak analiz etti, üç zaman serisinde büyük ve küçük anomalileri tespit etti. Yaklaşık 100 istasyondan aldığı  yağış verilerini, her bir gün 365.2422 astronomik yıldaki durumuna göre 0-1 arasında indeks değeri vererek  yılı 100 eşit parçaya böldü. Her döneme student-t testini uyguladı. Elde edilen sonuçlar biraz anlamlı olmakla beraber, yağış takvimleştirme çalışması için kesin kanıt olamamaktadır. Yağış verilerinin rastgele olmadığı yapılan çalışmalarda gösterilmiş, ancak bunun kaynağı kesin olarak gözlenememiştir.

 

Guttman (1990) ABD Kuzeydoğusunun Ocak tekilleşmesine istatistiksel olarak incelemiştir. Guttman 112 yıllık New York, Central Park, Ocak ayı günlük maksimum ve minimum sıcaklık ortalama ve orta değerin salınımlarının zaman serilerini analiz etmiştir. Zaman serilerinin düzgün olarak değişmediği ve veriler oldukça değişken olduğundan kesin bir sonuca varmak için uzun periyotlu kayıtlara ihtiyaç duyulmuştur.  Verilerde gözlenen 8 Ocak-25 Ocak soğuma eğilimi "Ocak erimesi" için kesin kanıt oluşturacak nitelikte değildir. Gözlem yöntemi, kullanılan aletin, kurulan yerin çevre şartlarına göre verilerdeki klimatolojik olmayan etkilerinden kaçınmak için günlük değerlerden ziyade maksimum ve minimum sıcaklıkları analiz edilmiştir. İstatistiksel analiz sonucu Central Park'da ki Ocak ısınma ve soğuma olaylarını kesin olarak göstermediği fakat eğilim gösterdiği sonucuna varılmıştır.

 

Barry ve Chorley (1992) tekillikler ve doğal mevsimleri belirlemek amacıyla Avrupa ve Britanya üzerinde araştırma yapmışlardır. Siklonik veya antisiklonik hava şartlarının oluşma zamanlarının ve mevsimlerin başlama tarihlerinin frekans dağılımlarını çıkarmışlardır. Yapılan tekillik analizlerinde yağış ve Ocak erimesi gibi olayların  düzenli olarak aynı tarihlerde oluştuğuna dair kesin kanıtlar bulunamamıştır. Görüldüğü gibi çalışmalarda bu tür olaylar sırasında bazı eğilimler tespit edilebilmiş, ancak atmosferin dinamik yapısındaki küçük değişikliklerin etkileri tam olarak bilinemediğinden sonuçlar çok kesin olamamıştır.

 

Tekillik çalışmalarına başka bir örnek de, Barry ve Chorley (1992) bazı özdeyişlerde belli bir tarihten sonraki günkü hava şartlarının ifade edildiğini belirtmektedir. Örneğin, St. Swithin gününden sonra İngiltere'de 40 gün hava açık veya yağışlıdır. Tekillik ve Doğal Mevsimler adlı çalışmalarında, siklonik veya antisiklonik hava koşullarının oluştuğu dönemleri ve mevsimlerin başlama zamanlarını belirlemişlerdir.

 

Düzenli olarak Avrupa'da en çok oluşan bazı meteorolojik tekillikler vardır. Bu tekilliklere ilaveten başlıca mevsimsel eğilimler tanınabilir ve Britanya Adaları için Lamb' ın saptadığı beş doğal mevsim vardır (Barry ve Chorley, 1992).

 

Meteoroloji mühendisi Yasemin Yılmaz 1997 yılında halk dilinde cemre olarak adlandırılan sayılı günlerin sadece Kandilli Rasathanesi’nde gözlenen 82 yıllık kaydedilen hava sıcaklık gözlemlerinde, gerçekten mevcut olup olmadığını araştırmak için ayrıntılı bir çalışma yapmıştı.

 

Amerikan Meteoroloji Birliği (AMS) tanımına göre cemre de bir meteorolojik tekilliktir. Bu tekilliğin analizini yapmak amacıyla uzun yıllara ait maksimum (gündüz) ve minimum (gece) sıcaklık verileri incelemiştir. Sıcaklık verilerindeki herhangi bir tekillik özelliğini bulmak için homojenlik ve trend testlerinden yararlanılmıştır. Farkların kareleri yöntemin hesaplanan bazı istatistik parametrelere uygulanarak bir benzerlik katsayısı da geliştirilmiştir.

 

İklimdeki zayıf değişikliklerin, başlıca sirkülasyon merkezlerindeki büyük değişikliklere ve sıcaklıktaki rastgele etkilere neden olabileceğini düşünmekteyiz. Sıcaklık değişim verilerine ilave olarak, hazırlanan frekans dağılımları cemre gibi muhtemel tekillikler ortaya koyabilir. Bu özellikler, verilen bir tarih için her yıl aynı yönde ve verilen bir yıl için sıcaklık değişiminin ekstrem olduğu tarihlerde, iki veya üç gün süren sıcaklık değişimleridir. Yılmaz çalışmasında diğer yöntemlerin yanısıra, ele alınan periyoda ait sıcaklık değerlerinin grafiklerini hazırlayarak frekans dağılımlarını da incelemiştir.

 

Tekillik analizi olarak incelenen, cemre olayının bir günlük, çok küçük zaman ölçeği olmasından dolayı sonuçlar çok belirgin olamamaktadır. Sıcaklık verilerine ait istatistik parametrelerin değişim grafiklerinden, cemrelerin düştüğü belirtilen günlere yakın zamanlarda veya o günleri kapsayacak şekilde bazı dönemlerin diğer günlerden farklı olduğu gözlenmiştir. Cemrelerin düşme tarihleri olarak belirtilen günlerin kaynaklara göre farklı olması, bu olayın tarihlerinin değişken olduğunu düşündürmektedir. Bu sebeple her cemre için 2-3 günlük bir zaman aralığı söz konusu olmaktadır. Cemrelerin oluşma tarihleri ve kaç günlük bir olay olduğu belirsiz olduğu için, grafiklerdeki diğer günlerden farklı olan bu dönemlerin her birini cemre olarak adlandırabiliriz.

 

Bu durumda, havaların ısınmaya başlama tarihlerinin (cemreler) bilinen günlerden farklı olması beklenebilir. İkinci ve üçüncü cemre günlerine ait grafiklerde diğer günlere nazaran belirgin artışlar göze çarpmaktadır. Bununla beraber ikinci ve üçüncü cemrelerin tarihlerinin yaklaşık olduğu ve üçüncü cemrenin ikinciye nazaran daha belirgin olduğu düşünülmektedir. Uzun zaman ölçeğine sahip yağış veya mevsim tekillik analizleri, birçoğu tartışmalara neden olmasına karşın belli zaman aralıklarında anlamlı sonuçlar vermişlerdir.

 

Yılmaz tarafından yapılan çalışmada çok kesin olmasa da cemrelerin düştüğü dönemler civarında bir sıcaklık artışının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca cemre günlerinin arasında sıcaklıklarda düşüşler vardır. Grafiklerden, maksimum sıcaklıklara ait sonuçların cemre olayını daha iyi gösterdiği anlaşılmaktadır. Özellikle toprağa düştüğü söylenen, üçüncü cemre diğerlerine nazaran daha belirgin bir şekilde gözlenmektedir.

Cemrelerin oluşma tarihleri ve kaç günlük olaylar olduğu belirsizdir (Yılmaz, 1997). Bu dönemdeki sıcaklık artışları cemre olarak adlandırılır. Dolayısıyla cemrenin mutlaka sözkonusu tarihlerde düşmesi beklenmez. Hatta sıcaklık ortalaması grafiklerine göre birinci cemrenin yaklaşık beş gün daha önce (15 Şubat) düşmesi gerekir. Yine sıcaklık ortalaması grafiklerine göre en belirgin olan cemre üçüncü cemredir. Gün içindeki sıcaklık salınımları bile çok değişken olan atmosferin, yılda bir kez ve günlük olarak gerçekleşen bir olayını açıklaması kolay değildir.

Aslında bu çalışmanın aynı noktada havaya düşen cemre için, hava; suya düşen cemre için, su; toprağa düşen cemre için, toprak sıcaklıklarının birlikte incelenerek ve birden fazla istasyona ait veriler kullanılarak geliştirilmesi gerekir. Maalesef ülkemizde ölçme ve veri toplamaya (ve de dağıtmaya!) gerekli önem verilmemektedir ve böylece ülkemizde bir noktada uzun süre ölçülmüş toprak, su ve hava sıcaklığı bulmak neredeyse imkansız...

Kaynak:

*Bildiğiniz Havaların Sonu: Küresel İklim Değişimi ve Türkiye

Kayıtlı

Emekli Coğrafya Öğretmeni Batıkent / ANKARA
ilka37
Üye
**

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 82



« Yanıtla #2 : 10 Mart 2011, 18:18:31 »

ayrıntılı açıklama için teşekkürler. iklim konusunu anlatırken her sene öğrencilerim sormaktaydı, şimdi yazınızı çıkarıp sınıflara asacağım....
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic