Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Anadolu'nun Biyolojik Çeşitliliği  (Okunma Sayısı 2604 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AbuzerKadayıf
Deneyimli Üye
****

Performans: 223
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 170



« : 05 Eylül 2007, 00:40:07 »


Avrupa ile Asya arasında, üç tarafı,nitelikleri birbirinden oldukça farklı olan denizlerle çevrili, üç kıta arasında köprü görevi yapan, 779.000 km2 'lif bu yarımada, tomografik özellikleri nedeniyle, kısa mesafelerde değişik iklim kuşaklarını bünyesinde bulundurmaktadır.

Anadolu'nun tomografik yapısı çok farklı olduğu ve özellikle çok kısa mesafelerde ekolojik faktörleri çok büyük ölçülerde değiştiği için, bulundurduğu canlılar,evrimsel olarak zengin bir şekilde çeşitlenmeye uğramış tür ve alt türler cennetini meydana getirmiştir.

Anadolu Jeolojik dönemlerde (yaklaşık 300 milyon yıl önce) tropikal iklim özelliği göstermiş, daha sonra subtropikal iklim özelliği göstermiş (yaklaşık 70 milyon yıl önce) olup, bunun devamında da şimdiki iklim özellikleri oluşmaya başlamıştır (yaklaşık 30 milyon yıl önce).

Bugün kuzeyde; yağışlı, nemli ve ılıman iklim, doğuda kışları soğuk ve kurak bir çeşit Sibirya tipi iklim, güneydoğu kesiminde sıcak ve kurak bir çeşit çöl iklimi, iç kısımda yazları yağışsız, kurak ve sıcak, kışları ise karlı ve soğuk bir iklim; batıda ve güneybatıda yazları sıcak ve kurak, kışları yağmurlu Akdeniz iklimi hakimdir.
Tüm bu bölgelerin kapsadığı alanların içerisinde, deniz düzeyinden yükseklik ve alçaklığa bağlı olarak iklim farklılıkları görülmektedir. Ör; Doğuda Iğdır ovası bir çeşit Akdeniz iklimi özelliği gösterirken, hemen yanı başında bulunan ünlü Ağrı dağı ve platosu bir çeşit Sibirya iklimine sahiptir.

Anadolu, birçok canlının geçmişte ve bugün yayılışını önleyen, zoocoğrafik açıdan büyük önemi olan, dağ silsilelerinden oluşmuş birçok bari yere sahiptir. Bu bari yerler sadece Türkiye'deki canlıların çeşitlenmesini sağlamamış, kıtalar arasında da biyolojik bileşim bakımından önemli farkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu'nun flora ve fauna bakımından tür zenginliği de bu nedene dayanmaktadır. Birçok canlı grubunun evrimsel olarak farklılaşması bu bari yerlerin etkisiyle gerçekleşmiştir. Özellikle buzul dönemlerinde ve buzul sonrası dönemlerde, bu bari yerler, geçişleri büyük ölçüde önlediği için, populasyon farklılaşmalarına ya da yayılışların sınırlanmasına neden olmuştur.

Türkiye diğer biyolojik çeşitliliklerinin yanı sıra omurgazıslar bakımından da bir cennettir. Sadece tür sayısı bakımından değil, varyasyonlarının çeşitliliği bakımından da dikkati çekecek bir yapıya sahiptir. Anadolu hem yatay hem dikey tarandığında, akıl almaz derecede bir biyolojik zenginlikle karşılaşılır. Bunların önemli bir kısmını endemik türler oluşturmaktadır.

Anadolu bir çok yerde koni şeklinde yükselmiş dağlara, ya da platolara sahip olduğu için, yüksek enerjili ışınlardan dolayı, mutasyon oranında ve dolaylı olacakta çeşitlenmede olağan üstü artmalar meydana gelmiştir.

Orijinal Kaynak: http://www.cevre.gov.tr/dogal.html
Kayıtlı

Öküzün dünyası gördüğü otlar kadardır...
AbuzerKadayıf
Deneyimli Üye
****

Performans: 223
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 170



« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2007, 00:40:40 »

BİTKİLER CENNETİ "TÜRKİYE"

Türkiye familya, cins ve tür sayısı bakımından zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Avrupa'nın birçok ülkesi yanında, komşusu olan ülkeler arasında da bitki taksonu sayısı açısından en zengin ülkedir. Türkiye'nin floristik zenginliği Avrupa florası ile karşılaştırıldığında açıkça ortaya çıkar:

FAMİLYA CİNS TÜR
Avrupa 203 1541 12.000
Türkiye 163 1225 9.000

Odunsu bitkiler açısından Türkiye çok çeşitli bir yapıya sahiptir. Ilıman bölgelerde yetişen ve yaygın olarak pek çok ağaç ve çalı türü Türkiye'de de yetişir ve bunlar tek düze ya da karışık ormanlar oluştururlar. Bu ormanlarda yaşayan hayvan grupları da ormanın niteliklerine göre farklılıklar gösterir. Orman ağaçları açısından ilginç bir cins olan meşenin 18 türü doğal olarak yetişmektedir.

Diğer taraftan Türkiye, odunsu Rosaceae taksonları açısından da çok dikkat çekici bir ülkedir. Diğer Orta Doğu ülkelerine göre meyve ağaçlarının, sayıca ve türce bolluğu bu meyvelerin tarımının Türkiye'den köken aldığı fikrini güçlendirmektedir.

Türkiye endemik bitkiler açısında da Dünyanın dikkat çeken ülkelerinden birisidir. 9.000 çiçekli bitki türünden yaklaşık 3.000 tanesi endemik olup bu sayı bütün Avrupa ülkelerinin endemik türlerinin (2.500) sayısından daha fazladır. Endemikler yanında relikte bitkiler ve enklavlar açısından da Türkiye ilginç özelliklere sahiptir.

Türkiye zengin yüksek dağ florası ile bir yandan Orta ve Güney Avrupa diğer yandan da İran-Turanien floristik bölgesiyle ilişkilidir.

Türkiye fitocoğrafik bakımından, holoarktik bölge içine girmekte ise de bu bölgenin 3 farklı floristik elemanını (İran-Turanien, Mediterranean ve Euro-Siberian) barındırmaktadır. Bu nedenle, Türkiye bitki çeşitlenmesi bakımından da bir ülke olmaktan çok bir kıta özelliği göstermektedir.

Türkiye'de en yaygın vejetasyon tipleri maki, iğne yapraklı ya da yaprağını döken ağaçlardan oluşan orman vejetasyonu ile step vejetasyonudur. Bunların yanında bazı ekolojik farklılıklar nedeniyle daha az yaygın formasyonlarda görülür.

Maki vejetasyonu Akdeniz, Ege ve Marmara denizleri çevrelerinde ortalama 0-1000 metreler arasında yaygındır. Karadeniz bölgesinde ise enklavlar halinde, yer yer ve kesintili olarak görülür. Bu vejetasyona ait bitkiler deniz ile ilişikli bazı büyük nehirlerin yer aldığı vadiler yolu ile Ülkenin iç kesimlerine kadar sokulur.

Yaprağını döken orman ağaçları arasında en yaygın olanlar fanus oriyantalis (Kuzey ve Batı Anadolu'da) ile Quercus spp. (Bütün Türkiye'de) dir. Bunlar çoğunlukla tek düze ancak bazı yerlerde karışık ormanlar oluştururlar.

Orman ağaçları arasında en ilginç ağaç türü 3. zaman (Tersiyer) relikte olan sığla (Liquidambar orientalis)'dir. Bu ağaç türü Türkiye'nin Güney Batısındaki nemli vadiler ile taban suyu yüksek alanlara toplanmıştır. Şimdiye kadar sadece Girit adasında yetiştiği zannedilen Hurma'nın Türkiye'nin güneybatısındaki Datça yarımadasında bulunan bazı koylarda da yetiştiği fark edilmiştir.

Türkiye yüzölçümünün %26'sı (20 milyon hektar) ormanlarla kaplıdır. Bu alanların yaklaşık 9 milyon hektarı oldukça iyi, geri kalan 11 milyon hektarı ise bozuk ormanlardır. Avrupa ülkelerinde doğal orman alanları çok az olmasına rağmen (%5) Türkiye'deki orman alanlarının büyük bir kısmını doğal orman alanları oluşturmaktadır. Türkiye'nin ormanlık alanları daha çok Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz 'i çevreleyen dağlara lokalize olmuştur.

Step vejetasyonu, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygındır. Step formasyonu açısından ülkenin doğu ve batısında, bu formasyonu oluşturan tür kompozisyonu farklılıklar gösterir. Yüksek dağ kompozisyonunu oluşturan tür kompozisyonu da kuzey ve güney dağlarında farklıdır.

Yukarıda bahsedilen yaygın vejetasyon tipleri dışında, çok özel ekolojik şartlarda yetişebilen sucul ve halofitik bitkilerin oluşturduğu bitki komüniteleri de vardır.

Orijinal Kaynak: http://www.cevre.gov.tr/dogal.html
Kayıtlı

Öküzün dünyası gördüğü otlar kadardır...
AbuzerKadayıf
Deneyimli Üye
****

Performans: 223
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 170



« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2007, 00:40:58 »

ANADOLU'DA DOĞAL HAYAT

Anadolu zengin bir müzedir. Avrupa kıtasının tümünde bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12.000 kadar olmasına karşın, bu gün Türkiye'de saptanmış bitki türü sayısı hemen hemen bu sayıya yaklaşmıştır; gelecekteki çalışmalarla bu sayının daha da artacağı konusunda kesin kanıtlar vardır. Hayvan türlerinin sayısının ise, Avrupa kıtasında yaşayanların hemen hemen 1.5 katı kadar, yani 80.000'in üzerinde olduğu varsayılmaktadır.

Kıtalar arasında güney-kuzey ve kuzey-güney, bazen doğu-batı ve batı-doğu yönünde göç eden kuşların, kullandıkları köprülerden en önemlilerinden biri Anadolu'dur. Bunun bilincinde olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bu göçmen kuşların varlıklarını sürdürebilmesi için, özellikle sulak alanların korunması amacıyla yoğun çalışmalar yapmaya başlamıştır.

Anadolu topraklarının özenle korunma zorunluluğu sadece hayvan türlerinin çeşitliliği değil, birçok bitki türlerine de anavatan görevi yapmasıdır. Bunların bir çoğu ıslah edilerek insanlığın hizmetine sunulmuştur. Örneğin; kiraz, kayısı, buğday, nohut, mercimek, incir, lale, kardelen, çiğdem. Hatta tarla bitkilerinin %30'u da Anadolu'dan köken almıştır.

Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Kuzeyde, yakın zamana kadar su ürünleri bakımından yüksek verime sahip Karadeniz, ne yazık ki kısmen çevre ülkelerinin; özellikle Orta Avrupa kökenli atıkları boşaltan Tuna nehri dolayısıyla hızla ölmektedir. Doğrudan ya da dolaylı olarak bu güzel iç denizi kirleten ülkelerin kısa zamanda gerekli önlemi almak için girişimlere başlaması tarihsel bir görevdir.

Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan, birçok sucul canlıya geçiş ya da yumurta bırakmak için köprü ve yuva görevi yapan Marmara Denizi de, çevredeki sanayileşmeden ve kentleşmeden dolayı canlılığını hızla yitirmektedir. Son zamanlarda alınan bir çok önleminde yeterli olduğu söylenemez. Ege Denizi kısmen kirlenmesine karşı, bazı bölgeleri hariç hala temiz olma özelliğini sürdürmektedir.

Doğu Akdeniz, her şeye karşın temiz deniz olma özelliğini ve sayıca zengin olmasa dahi, tür çeşitliliğini korumaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti de insanlığın ortak malı olarak nitelediği bu doğa harikası su habitatını korumak için gerekli önlemleri almış ve güney kıyılarında yaygın endüstrileşmeyi önlemiştir.

Orijinal Kaynak: http://www.cevre.gov.tr/dogal.html
Kayıtlı

Öküzün dünyası gördüğü otlar kadardır...
madi06
Uzman Üye
*****

Performans: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 455



« Yanıtla #3 : 09 Eylül 2007, 17:54:59 »

bilgi için teşekkürler...sağolun
Kayıtlı
tonyukuk
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 09 Eylül 2007, 18:33:32 »

Teşekkürler
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic