Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bu Bildiriyi Lütfen Okuyun- Prof.Dr. Celal ŞENGÖR-  (Okunma Sayısı 2330 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« : 29 Ağustos 2008, 13:18:12 »


   Arkadaşlar aşağıdaki bildiri IV. Kuaterner Çalıştayında Prof. Dr. Celal ŞENGÖR tarafından ifade edilmiştir.Dünyaya kendisini kabul ettirmiş bu değerli Jeoloji Profesörümüzün özellikle son paragrafta yazan yorumlarına dikkat çekmek isterim.Ülkemizin coğrafya bölümlerinde de coğrafyanın öneminin vurgusu üzerinde durulması dileklerimle...


KUATERNER’DE JEOLOJİK SÜREÇLERİN HIZLARI: JEOLOJİK
GEÇMİŞİN YORUMUNA YARDIMCI MI ENGEL Mİ?
A. M. C. Şengör1

Modern jeolojinin doğmasını sağlayan en temel fikir hiç şüphesiz aktüalizm (güncelcilik)
yöntemidir. Bu yöntemin temeli, geçmişte olup zabıtları günümüze ulaşabilmiş süreçlerin günümüzde
sürmekte olan süreçlerle aynı türden olduğu varsayımıdır. 18. yüzyılın son çeyreğinde James Hutton
tarafından vurgulanan bu yöntemin türevlerinden biri de Sir Charles Lyell’in savunduğu
üniformitariyanizm (tekdüzecilik) görüşüdür. Tekdüzecilik geçmişte olan jeolojik olayların tempolarının
da günümüzde olanlar gibi olduğunu savunur. Gerek Hutton ve gerekse Lyell, vazettikleri fikirleri çok
geniş sınırlar içinde düşünmüşlerdir. Örneğin Hutton, Cebelitarık boğazının herhangi bir nedenden ötürü
tıkanması halinde tüm Akdeniz’in kuruyacağını jeolojik olayların imkânları dahilinde düşünmüş, Lyell
da, Kuzey Amerika’daki Büyük Göllerin âfet şeklinde boşalmaları halinde tüm kıt’anın seller altında
kalması ihtimalini tekdüzeciliğin çerçevesi içinde bırakmıştır.
Ancak, her şeye rağmen gerek aktüalizm gerekse de üniformitariyanizm ne dereceye kadar
sağlıklı kılavuzlardır? Hattâ bu iki görüşün asla kılavuz kabul edilmemesini gerektiren durumlar var
mıdır? Bir diğer deyişle, jeolojik geçmişte hiç günümüzdekilere benzemeyen olaylar veya
günümüzdekinden çok değişik hızlarda cereyan eden olaylar var olmuş mudur? Bu sorular değişik
jeologlarca değişik şekillerde cevaplanmıştır. Örneğin, faylanma ve kıvrımlanma olaylarının belirli
fazlara bağlı olaylar değil de sürekli cereyan eden olaylar oldukları bugün hemen tüm jeologlarca kabul
gören bir fikirdir. Ancak güncel fay ve kıvrımlar üzerinde yapılan jeodezik gözlemler, bu hareketlerin,
yalnızca birkaç milyon yıl sürmeleri durumunda dahî gerçekçi olmayan boyutlarda yapılar üretmelerinin
kaçınılmaz olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla bugünkü faaliyeti geçmişe doğru uzatmak imkânsız
görünmektedir. Bu durum, kopeojenik (yani litosferi kesen) tektonik olayların etüdünde olduğu gibi,
falkojenik (yani litosferi yalnızca büken) olayların incelenmesinde de aynıdır.
Sedimantasyon olaylarında ise bambaşka türden bir sorunla karşılaşmaktayız: Birbirine çok
benzeyen sedimantasyon ortamlarında sedimantasyon hızları birbirlerine en ufak bir benzerlik
göstermemektedirler: Örneğin geniş akaçlama havzlarını aşındıran Huang-ho (Sarı Nehir) deltasını yılda
268 metre büyütürken, dev Mississippi deltasını yılda 91 metre, koca Tibet platosunu aşındıran Yangtze
ise yalnızca 23 metre büyütebilmektedir. Firth of Clyde da çökelme hızı yılda 300 metre kadarken,
Alabama eyaleti sahilinde aynı ortamı barındıran Mobile Bay yılda 3 kilometreye yakın çökel
biriktirmektedir. Yalnızca bugün dahi aralarında büyük farklılıklar gösteren bu ortamlar, geçmişte nasıl
davranmışlardır? Örneğin, dünya okyanuslarında kırıntılı çökelmesinin Kretase’den sonra büyük bir artış
gösterdiğini biliyoruz. Çok benzer farklılıklar, aynı iklimde, aynı eğimde toprak erozyon hızları arasında
da görülmektedir.


Peki jeolog günümüzün süreç hızlarını geçmişe bir kılavuz olarak kullanabilir mi? Bu sorunun
cevabı, jeolojinin karakterini de aydınlatan bir derstir: Jeolog asla tüm sistemi içermeyen yorumlara itibar edemez. Bir sürecin hızı, onu etkileyen tüm süreçlerin cins ve hızları bilinmeden değerlendirilemez. Bu
nedenle jeolojik geçmiş hakkındaki baştan kurma denemeleri her zaman çok büyük hata payları taşır.
Herhangi bir bölge nesiller boyu, pek çok değişik bakış açısı ve yöntem ışığında incelenmedikçe, orasının
jeolojik tarihçesi hakkında kabaca bile olsa tatminkar bir sonuç elde edilemez. Bu nedenle jeolog
olabildiğince bir coğrafyacı gibi düşünmek, kendisinin geçmişin coğrafyacısı olduğunu unutmamak
zorundadır. Coğrafi yöntemi benimsememiş Werner, Elie de Beaumont, Stille, Peter Vail gibi jeologların
düştükleri büyük hatalar jeoloji tarihçesinde karşımızda ibret alınacak vesikalar olarak durmaktadır. Aynı
şekilde bir Kuaterner jeoloğu da aslında bir coğrafyacı olmak zorunda olduğunu unutmamalıdır.
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« Yanıtla #1 : 29 Ağustos 2008, 17:35:05 »

Celal hocadan bahsedildiğinde bu sitede pek de hoş olmayan konular ortaya çıksa da hocam yine döktürmüş. Hocam her hafta gazetedeki köşesinde çok güzel yazılar yazıyo ki bunların çoğunda coğrafya ya dair müthiş belirlemeler ve övgüler var. Ama biz coğrafyacı olarak neredeyiz ve özellikle de akademisyenlerimizi bu sürecin neresinde bu durum tartışmaya açıktır.

Bu konuda hocamın çok güzel bir kitapçığı var. Bu tip konularla ilgilenen başta Uğur ELMACI ve diğer arkadaşlarıma mutlaka okumalarını öneririm. Cogito Dergisinin eki olarak yayınlamış Jeolojik Zaman, Celal Şengör kitapçığı çok kaliteli güzel bir materyaldir. Bir gün rastlarsanız mutlaka edinmenizi öneririm.
Hoşçakalın...
Kayıtlı

SEYHANS
Yeni üye
*

Performans: 20
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 34



« Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2008, 18:26:38 »

uğur hocam bilgilendirme için teşekkürler..
Kayıtlı

illa ki coğrafya..
ali_2641
VIP Üye
******

Performans: 716
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1348



« Yanıtla #3 : 29 Ağustos 2008, 18:43:21 »

bu güzel paylaşım için teşekkürler.Kafamda şimşekler çaktırmaya başladı...tekrar teşekkürler..++
Kayıtlı

« Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.»M.Kemal ATATÜRK
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic