Coğrafya Biz

Akademik Alan => Makaleler => Konuyu başlatan: ugur19 üzerinde 27 Ekim 2008, 20:39:30



Konu Başlığı: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: ugur19 üzerinde 27 Ekim 2008, 20:39:30
Prof.Dr. Mikdat KADIOĞLU   

Üniversitelerimiz bir futbol takımı kadar bile



Bunlar normalde burada bulaşmak istemediğim "önemsiz" konulardı. Fakat farkında olmasak da bunlar, havadan-sudan gibi önemli konulara, çevre politikalarımıza, akıl ve bilincimize de zarar veriyor. Yine maalesef, bizi Dünya onuncusu yapan futbolumuzdaki bazı doğru anlayış ve uygulamalar bile üniversitelerimize giremiyor!

Bütün bunları, saygın bir kurumun hakemli bir dergisindeki "küresel ısınma" başlıklı makaleyi okuyup şoke olduktan sonra yazmaya karar verdim. Öyle ki, İstanbul'daki yazarın makamı ve unvanı yerinde ama makalede doğru bilgiyi ara ki bulasın! Zatı muhteremin "makale"sini okuyunca neler öğrendim neler: "Ozon tabakası deliniyor" muş, "şimşek çakmaları ile birlikte ozon oluşuyor"muş ve bir de "Ozon Tabakasını Yok Eden Canavarlar" varmış! "Montreal Protokolü'yle alınan kararların ne ölçüde uygulandığı da bilinmiyor"muş! "Türkiye Kyoto Protokolü'ne 2004 yılında taraf olmuş"muş!..

Dünyadan ve literatürden bihaber olan muhtereme kim bir şey söyleyebilir ki! Bölüm ya da anabilim dalı onlardan sorulur; oradakilerin çoğu zaten onun öğrencisi (yani onları o yetiştirmişmiş!) ve onları işe alan da o. Nankörlük ve saygısızlık olmaz ki, otokontrol ya da etik olsun! Sonuçta işte böyle gençlerimizi yetiştirip bizi de aydınlatıyorlar!

EĞİTİMİN KANSERİ AKADEMİK KENDİLEŞME

Öğretim üyesinin öğrencisini işe alması olarak tanımlanan bilimsel-akademik kendileşme (academic inbreeding), üniversitelerimizin bilimsel gelişmesinin önündeki en önemli problemdir. Çünkü akademik kendileşme, bilimsel çalışmalara ve başarılara zarar verir. Hem kuruma, hem de adaya zarar verdiği için eğitimde bir kanser olarak kabul edilir. Akademik kendileşme, bilimsel zayıflıkları örten "akademik diktatörler" yaratır. Bu nedenle, dünyanın en iyi üniversitelerinde hiç kimse doktorasını aldığı bölümde öğretim yardımcılığı, yardımcı doçent ve öğretim görevlisi kadrosuna atanamaz. Bizde ise rektör bile aynı üniversitedeki hocalar arasından oyla seçilmek zorundadır.

Dikkat; artık futbolda bile olamayan şeyler bunlar! Düşünün; sizin tuttuğunuz takımı oluşturan futbolcular, kendi aralarından birini oylama yaparak teknik direktör seçiyor. Ayrıca sizin takım, sadece alt yapısından yetişen futbolcular tarafından oluşturulsaydı ve emekli olana kadar da aynı takımda oynasalardı, takımınızın ve Türk futbolunun dünyadaki yeri ne olurdu? İşte üniversitelerimiz demokrasi, iyi çocuk, bizim çocuk gibi popülist uygulamalar ile böyle bir duruma düşürülmüş. Sonra da soruyoruz, "Türk üniversiteleri neden en iyi değil?" Türkiye'de kaç kişi, üniversitelerimizdeki bu popülist uygulamaların çok tehlikeli boyutlara ulaştığının farkında ki!

İleri Dünya'da bilimsel gelişmenin temel taşı, fikir ve uzmanlığın değişiminde yatıyor. Türkiye'de ise, örneğin İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü'nden doktorasını almış biri, "Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde iklim dersleri veremez" diye gülünç raporlar düzenleniyor! Sonra da "kimse taşraya gelmiyor", "yeni açılan üniversiteler kağıt üzerinde kaldı", "30 bin öğretim üyesi eksikliği var" gibi gelsin timsahın gözyaşları.

BİLİMDE PARMAK USULÜ SEÇİM OLMAZ

Bildiğim tek doğru bir şey varsa, o da, bilimde parmak usulü seçime yer olmadığıdır. Ne olur; kriterler yani liyakat. Bilimde, zürriyetini devam ettirmek, vb. için kimse kendisini kopyalamaz, yani öğrencisini işe almaz. Ne olur; dünyanın her yerinden konunun en iyisi aranır, bulunur. Eğer bunları yapamazsanız bilim ve teknolojide ilerlemeyi unutun gitsin.

Askerdeyken öğrenmiştim, "Görevi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir!" Yani, acıma veya anaçlık duygusu ile öğrencisini işe alanlar ve demokrasi, vb. gibi sözde seçimler ile üniversiteleri oyalayanlar yanlış yapıyor. Dünyanın terk ettiği bu yanlışları kabul etmek istemeyenler ilim-irfan sahibi olamaz. Çünkü "Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz".

YÖK, Başbakanlık gibi kurumlar, sadece bu konuları düzeltip, ülkemizde doğal sirkülásyonu sağlayabilse, yeni üniversitelerimiz bile uçar! "Hooop fincancı dükkanına fil gibi dalmayalım arkadaş!" diyorsanız, o zaman gelin en azından bundan sonra Güney Kore'yi örnek alalım. "Yeni akademik kadroların yarısından fazlasına kendi mezununuzu alamazsınız" şeklindeki kuralı üniversitelerimizde bir geçiş önlemi olarak yürürlüğe koyalım. Özetle ve unutmadan askerde bağırdığımız gibi "Her şey vatan için" olsun. Ya da artık yalancı çoban gibi kimse ağlamasın!




Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: Köksal AYDIN üzerinde 27 Ekim 2008, 20:59:03
Bilim adamı olup da üniversiteleri eleştirmek daha doğrusu doğruları dile getirmek her babayiğidin harcı değil.Miktad hocaya saygılar, Uğur hocama da teşekkürlerimi sunuyorum...


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: beylerbeyi68 üzerinde 27 Ekim 2008, 21:50:35
Mikdat hocaya sonuna kadar katılıyor ve kutluyorum.Osmanlı'nın yıkılış nedenlerinden olan beşik ulemalığı sisteminin devam ettiğini içerden birinin söylemesi anlamlı.Akıl için yol birken,üniversitelerin akıl dışı yolları seçmesi kanımıza dokunuyor.


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: hamitan üzerinde 29 Haziran 2009, 06:51:30
üniversteleri şimdiye kadar kimler yönetti şimdi kimler yönetiyor. yönetenler kimin fikriyle besleniyorlarsa o fikrin üniverstesi oluyor. dün solculardı şimdi hocacılar metod aynı cemate bağlılık ve emirlere uyma.  hocama sormak istiyorum siz yanlışı için düzeltmek için çalışma yaptınız mı?. 


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: bankizim üzerinde 30 Haziran 2009, 06:49:59
mükemmel  ellerine diline sağlık durum ve çözüm ancak bukadar güzel anlatılabilir




Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: ahmetselim üzerinde 30 Haziran 2009, 07:36:40
maalesef hocamızın tespitleri doğru bizde gelişmiş toplumlardaki gibi bir üniversite ancak hayallerde gerçekleşir burda söyleyemeyeceğimiz çok şey var daha bence


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: geo75 üzerinde 22 Temmuz 2009, 13:56:44
bahsedilen makale ali selçuk biricik'in.


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: cihansteyr üzerinde 05 Mart 2010, 06:25:09
Söz konusu makale sahibi hocamızın öğrencisi değilim hiç bir makalesini ya da kitabını da okumuş değilim ama şöyle  bir meslek yaşamıyla ilgili bir inceleme yaptım da hiç de öyle boş birinine benzemiyor Prof.Dr.Mikdat KADIOĞLU hocamız biraz haksızlık etmiş olmasın ...


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: Badem303 üzerinde 05 Mart 2010, 12:08:17
Zatı muhteremin "makale"sini okuyunca neler öğrendim neler: "Ozon tabakası deliniyor" muş, "şimşek çakmaları ile birlikte ozon oluşuyor"muş ve bir de "Ozon Tabakasını Yok Eden Canavarlar" varmış! "Montreal Protokolü'yle alınan kararların ne ölçüde uygulandığı da bilinmiyor"muş! "Türkiye Kyoto Protokolü'ne 2004 yılında taraf olmuş"muş.
  Bu yanlışları bende öğrendim. Boyle degilse lütfen dogrusunu paylaşırmısınız..


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: zere üzerinde 05 Mart 2010, 23:57:13
Daha öncede yazmıstım Üniversitelerde rektör seçimi yapıpta 10 oy alan adamı rektör yaparsan daha çok konusrusunuz bu memlekette universite meselelerini.


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: memed üzerinde 07 Şubat 2012, 13:20:42
Dersimiz türkçe değil fakat makale ve makalenin türleri var. ozon tabakasının delindiğini vs. vs. vs. haberleri sokakta kime sorsanız söyler yada tvlerde hergün bas bas bağırılır. ya da benim şu yazdığım yazı gibi sokak ağzıyla herkes söyler. Mikdat hocanın burda eleştirdiği bilimin üretilmemesidir. Yoksa o tarz makalelere de ihtiyaç var. fakat burda hocanın vurgulamak istediği bilim üretmedir. yoksa aynı makaleyi oturup ben bir kaç günde yazarım. hem de hiç kitap kullanmadan internetten. hocanın bahsettiği araştırma makaleleri yani bilime katkısı olan makaledir. diğer kısımlar biraz işin dedikodusu şuna göre böyle buna böyle alsana makale vs. vs.


Konu Başlığı: Ynt: Ülkemiz Üniversiteleri Üzerine Bir Eleştiri -Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU-
Gönderen: sis_5154725 üzerinde 18 Ocak 2013, 08:34:08
Balıkesir Ünv. Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü mezunuyum. Coğrafya bölümünden mezun olanlar devletin çok sınırlı kurumunda ve sayıda istihdam edilmektedir. Özel sektörde ise sadece dershanelerde iş bulabilmekteyiz. Şimdi ise Başbakanımızın açıklamasına göre dershanelerin önemi azalacak, çoğunluğu kapatılacak ve özel okula dönüştürülecekmiş. Buda binlerce coğrafya mezununun işsiz kalacağı evine, eşine ve çocuğuna ekmek götürememesi anlamına gelmektedir. Elimizdeki iş imkânları da birer birer gitmektedir.  Bundan da ziyade coğrafya bölümü mezunlarının nerde nasıl istihdam edilebileceği belli bile değil. Mevcut istihdam alanlarına ise çok az sayıda coğrafyacı alınmaktadır. Bizler üniversitelerde belediyecilik üzerine birçok ders aldık. Benim transkiribimdeki belediyecilikle ilgili almış olduğum dersler şunlar: Beşeri Coğrafya, Klimatoloji, Bölgesel Coğrafya, Kültürel Coğrafya, Jeomorfoloji, Nüfus Coğrafyası, Kırsal Yerleşmeler Coğrafyası, Doğal Kaynaklar ve Korunması, Hidrografya, Şehir Coğrafyası, Avrupa Coğrafyası, Ekonomik Coğrafya, Afetler Coğrafyası ve Yönetimi, Coğrafi İstatistik, Coğrafi Bilgi Bilimi, Turizm Coğrafyası, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), Avrupa Birliği ve Havza yönetimidir. Almış olduğumuz bu kadar dersin içeriklerini incelerseniz coğrafyacının belediyecilik için ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. Belediyelerde bu kadar eğitimli personellerin olmadığını biliyorum. Çünkü belediye kanununun personel istihdamında yer almıyoruz. Almış olduğumuz derslerden biride yukarda belirttiğim Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) dersi ve belediye kanununun 14. maddesinde: Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; coğrafî ve kent bilgi sistemlerihizmetlerini yapar veya yaptırır. Coğrafi istatistikleri bir coğrafyacıdan daha iyi kim toplar ve kim analiz edebilir? Belediye kanunun da açıkça yazıyor ve maalesef belediyeler bunun ne demek olduğunu bilmediğinden ve personel istihdamındaki maddede coğrafyacı olmadığından tabir yerinde ise ağzımızla kuşta tutsak kapılar yüzümüze kapatılıyor. Benim sizlerden ricam coğrafyacıların ders içeriklerini araştırın belediyecilikte ne kadar gereklidir bunu araştırır iseniz belediye kanununun personel istihdamı maddesine biz coğrafyacıları da koydurmak için sesimizi gerekli yerlere duyuralım. Kentsel dönüşüm için, planlı şehirler için, belediyeciliğin her alanı için biz coğrafyacıların çok şey yapacağına inanıyorum. Beldiye kanunun personel istihdamı bölümünde Coğrafyacı yazar ise biz coğrafyacılar için belediyeler çok büyük bir istihdam alanını oluşturur. Tabi bizim kadar Coğrafya Bölümlerindeki akademisyenlerimizde uğraşırsa bu kanunda bizimde hakkettiğimiz yeri alacağımıza inanıyorum. Bu zamana kadar yeterince uğraşmayan akademisyenlerimize sesleniyorum bizler nerelerde istihdam edileceğiz, elimizdeki yerlerde bir bir gidiyor. Belediye bizim için çok büyük istihdam alanı bari bu hakkı kazanmaya çalışın. Bizlere sahip çıkın, sesiz çığlığımızı duyun...