Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Acınacak Halimize Gülünecek Yazılar...  (Okunma Sayısı 4792 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« : 25 Mart 2011, 23:01:48 »


Türkiye'den Japonya'ya Yardım Eli: 500 adet Jeoloji Profesörü Japon Kanallarında Depremi Yorumlayacak
8.9 şiddetindeki deprem ve sonrasında yaşanan felaketlerin yaralarını sarmaya çalışan dost ve kardeş ülke Japonya'ya Türkiye'den yardım eli uzandı. Felaketlerin ardından zor günler geçiren ülkeye dünyanın dört bir yanından yardım yağarken, deprem hakında yorum yapacak uzman sıkıntısının had safhada yaşandığı yerel ve ulusal tv kanallarının ihtiyacını karşılamak üzere Türkiye'den kalkan Çakabey-I fırkateyni, 500 jeoloji profesörlük ilk yardım paketini dün sabah Japonya kıyılarına ulaştırdı.

Profesörler kapışıldı
Yakın tarihinin en şiddetli deprem felaketini yaşayan Japonya'da, afet sonrası ortaya çıkan deprem yorumcusu eksiğini gidermek için Türk Kızılayı'nın çabalarıyla İskenderun Limanı'ndan yola çıkan Çakabey-I fırkateyni, dün sabah ilk sevkiyatın yapılacağı Kushinawa Limanı'na giriş yaptı .

Gemiyi karşılamak için ülkenin birçok bölgesinden akın eden TV kanalları limanda izdihama neden olurken, profesörlerin dağıtımında yaşanan organizasyon bozuklukları yüzünden çirkin görüntüler ortaya çıktı. Yanlarında getirdikleri kamyonlara deprem profesörlerinden beşer onar yükleyen büyük ulusal kanalların yanında birçok küçük yerel televizyon kanalının ise limandan eli boş döndüğü gözlendi.

"Asistanları bile yağmaladılar"
Bölgeye ulaşan ilk yardım paketinin dağıtımında aktif rol oynayan Türk Kızılayı'nın yetkililerinden Sinan Demre, ülkedeki durumun vahametini "İlk partinin dağıtımında büyük sıkıntılar yaşadık ne yazık ki. Ulusal ve yerel kanallar deprem, artçılar ve tsunamiler hakkında konuşacak uzman açığı yüzünden yayınlarını güçlükle sürdürebiliyorlar. Profesörlerimizin yanlarında getirdikleri asistanları bile yağmalandı" sözleriyle ifade ederken, ikinci yardım paketinin en kısa sürede yola çıkarılacağının müjdesini verdi.

İkinci pakette taksici ve berberler de var

Çakabey-II isimli fırkateynde Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'un da bulunacağını kaydeden Demre "Sayın hocamız sadece deprem yorumlarında bulunmakla kalmayacak; bunun yanında sportif kişiliğini ön plana çıkarıp, tsunami dalgalarında sörf yapmak suretiyle Japon halkına bu zor günlerinde bir nebze de olsa moral aşılamaya gayret edecek. Ayrıca sayın hocamız dışında, özellikle elektrik kesintisi yaşanan ve tv kanallarına erişimin olmadığı bölgelerde halkı bilgilendirecek taksici ve berberlerden oluşan 200 kişilik gönüllü bir ekip de oluşturduk" sözleriyle planlanan yardım faaliyetlerini özetledi.

Demre, son olarak "Şu an bu 200 kişilik ekibimize orada en çok kullanacakları temel kalıpların Japoncasını ezberletmeye çalışıyoruz" diyerek, "Merhaba", "Çok büyük geçmiş olsun", "Merkezi Tokyo olsa Japonya biterdi", "Devlet bin kişi diyor ama 30 binden aşağı ölü yok", "Kojukomi'nin dibi komple kaya, orada pek bir şey olmamıştır", "Sırf Kinajaki'de en az 100 milyar dolarlık hasar var", "Esas artçıdan korkacaksın" gibi cümlelerin ezberletilmesinin ardından ekibin göreve hazır olacağını ifade etti.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #1 : 25 Mart 2011, 23:06:01 »

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü: "Bu ne? Ne bu yağan? Ne yağıyor?!"

Bir türlü gelmeyen kar nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, dün sabah başlayan ve yurdun özellikle batı kesimlerini etkisi altına alan yoğun kar yağışının ardından en sonunda haklı çıkmanın gururunu yaşıyor. Kasım ayından beri beklenen kar yağışının, Mart ayının ortasında başlamasıyla birlikte omuzlarından büyük bir yük kalkan Meteoroloji çalışanları, kurumun bahçesinde kar topu oynayıp, naylon dosyalar üzerinde kayarak zorlu geçen kış mevsiminin stresini attılar.


Dün başlayan kar yağışının bugün de şiddetini artırarak devam etmesiyle bu seferki tahminlerinde isabet kaydettiklerinden iyice emin olan Meteoroloji camiası, bu yıl karın tadını en çok çıkaran kesim oldu. Kasım ayından beri yaptıkları "Bu hafta geliyor, yarın kesin başlıyor" şeklindeki tahminlerin bir türlü gerçekleşmemesi nedeniyle kamuoyunda güvenilirliği sorgulanmaya başlayan Devlet Meteoroloji İşleri çalışanları, bu sabah kurumun Ankara Keçiören'deki binası önünde doyasıya eğlenerek itibarlarını tekrar kazanmanın sevincini yaşadılar.
"Kar yağacak dedik mi, demedik mi?"
Kurumun bahçesinde bir süre çalışanlarla birlikte kartopu oynayan Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Rıfat Gelence, daha sonra kısa bir açıklama yapmak için basın mensuplarının karşısına geçti. Açıklamalarına yerden aldığı bir avuç karı basın mensuplarına uzatarak başlayan Gelence, "Bu ne? Ne bu? size soruyorum arkadaşım ne yağıyor şimdi??" sorularına elindeki karı sinirli bir şekilde gazetecilere fırlattıktan sonra yine kendisi yanıt verdi: "Böyle susturular adamı işte... Demek ki neymiş, bundan sonra öyle 2-3 ay yanıldı diye hemen bir kurumla dalga geçilmeyecekmiş... Bu da herkese ders olsun..."

"Biz bugün burada görevimizi yapmanın mutluluğu ile karşınıza çıkıyoruz" diyerek konuşmasına devam eden Gelence'nin "Kaç zamandır biz 'Kar yağacak, kar yağacak' diye bas bas bağırmadık mı? O zamanlar bize kulak asmayanlar, havalar biraz güzel gitti diye kurumumuza laf edenler, espri konusu yapanlar bugün neredeler? Hani? Hiçbirini göremiyorum. Soğuk diye dışarı çıkamadılar heralde" şeklindeki sözleri ise Meteoroloji çalışanları tarafından alkışlarla karşılandı.
"Gün bizim günümüz"
Kurumun bahçesinde kartopu oynayan yetkilerin mutluluğuna da dikkat çeken Gelence, "Bu coşkuyu kimse yadırgamasın. 3 aydır ne çektiğimizi bir biz biliriz bir de Allah... Evde eşlerimizin, çocuklarımızın yüzüne bakamaz olmuştuk. Bugün onların günü, bizim günümüz" dediği sırada yüzüne gelen bir kartopu nedeniyle konuşmasına ara vermek zorunda kaldı. "Kim attı onu? Durun lan geliyorum..." diyerek basın toplantısına son veren Gelence, daha sonra koşarak çalışanlarının arasına karıştı.


Kar topu savaşının ardından, birlikte inşa ettikleri 2.5 metrelik kardan adamın önünde basın mensuplarına poz veren Meteoroloji çalışanları, soğuktan ellerinin uyuşmaya başlamasıyla birlikte hep bir ağızdan "Meteoroloji Marşı"nı söyleyerek kurumdaki işlerinin başına döndüler.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #2 : 25 Mart 2011, 23:12:14 »

Gürcistan'daki Nükleer Sızıntıyı İzlemek İçin Bölgeye Akın Eden Binlerce Vatandaş, Sarp Sınır Kapısı'nda İzdiham Yarattı

Önceki gün Gürcistan'ın Batum şehri yakınlarındaki Kuykysladze Nükleer Santrali’nden sızıntı olduğu yolunda gelen haberlerin ardından komşu ülke alarm durumuna geçerken, olayın duyulmasıyla birlikte bölgeye akın eden meraklı Türk vatandaşları nedeniyle Sarp Sınır Kapısında yığılma yaşanıyor. Nükleer sızıntıyı izleyebilmek için Türkiye'nin dört bir yanında bölgeye akın eden meraklı vatandaşların ortak görüşleri ise, santralde nereden baksanız en az 5 milyon dolarlık hasar olduğu yönünde.


Gürcistan'ın Batum Şehri yakınlarındaki Kuykysladze Nükleer Santrali'nden gelen radyoaktif sızıntı olduğu yönündeki haberler dün sabahtan itibaren ajanslara düşerken, kazayı haber alan binlerce vatandaşımız bagajlarına doldurdukları ayçekirdekleriyle birlikte bölgeye akın ettiler.
Kalabalığı dağıtmak için anons yapıldı

Sızıntıyı ve sonrasındaki kurtarma çalışmalarını izleyebilmek için Türkiye'nin dört bir yanından Kars'a hareket eden vatandaşlar nedeniyle Sarp Sınır Kapısı'daki kilometrelerce araç kuyruğu oluştuğunu belirten yetkililer, "Kaza olduğunu duyan gelmiş. Sık sık 'Arkadaşlar lütfen dağılın, radyoaktif sızıntı bu, görecek bir şey yok' şeklinde anons yapmamıza rağmen halen de gelmeye devam ediyorlar. Tamam insanımız doğası gereği böyle şeyleri izlemeye meraklı ama kanser olacaklar haberleri yok. Normal kaza olsa uçak falan düşse yine neyse, onu biz de izleriz..." sözleriyle, meraklı kalabalığı dağıtma konusunda yaşadıkları güçlükleri dile getirdiler.

Radyoaktif sızıntıyı izleyebilmek için sınır kapısında bekleyen vatandaşlar ise yetkililerin ilgisizliğinden şikayetçiler. Haberi alır almaz Adana'dan yola çıktığını belirten Süleyman Kermeci (42) isimli vatandaş, neredeyse 36 saattir aracı içinde beklediğini belirterek gümrük ve vize işlemlerinin aşırı yavaş yürütülmesi yüzünden binlerce kişinin mağdur duruma düştüğünü ifade etti. Sınır kapısındaki uzun bekleyiş sırasında kaza hakkında yorumlar ve tahminler yaparak zaman geçiren vatandaşlardan bazılarının görüşleri ise şu şekilde:
Vatandaşların görüşleri

Esat Görgünç (32, serbest meslek): Yan dükkandaki esnaf arkadaşımla birlikte otururken pat diye bir ses geldi. Noluyo demeye kalmadan arkadaşım "Kesin Gürcistan'da santral patladı, bu ses onun sesi" dedi. Araçlarımıza atlayıp Van'dan hemen yola çıktık.

Orhan Elemen (39, İddaa bayi): Ben buraya sabah saatlerinde geldim. Saat 7 gibi falan şu taraftan şiddetli bir sızıntı olduğunu biz arkadaşlarla gördük. Öyle bir sızıntı olması için normalde çok büyük çatlak olması lazım santralde. En az 4-5 milyon dolarlık hasar var gibi geliyor. İnşallah sigortası vardır...

Nazım Durancı (61, Emekli): Bu santralı taa 20 sene önce Ruslar yaptı. Daha önce de birkaç defa sızma oldu burada. Ben şahsen kaç defa dilekçe yazdım, "Bu eski teknoloji, kaldırmıyor artık değiştirin bunu" dedim. Valimiz geldi gitti, sözler verildi ama yapılan bi şey yok. Her şey kameralar gidene kadar...

Ersin Özbükey (23, Öğrenci): Evde otururken şiddetli bir ses geldi. Hemen dışarı fırladım. Yalan olmasın ama sesin büyüklüğüne bakılırsa nerden baksanız bi en az yarım kilo uranyum ışımıştır. Hatta daha fazla bile olabilir, ben öyle ortalama bi rakam veriyorum...
 Kadriye Gümüş (44, ev hanımı): Bizler buraya yardımcı olmak için geldik ama sınır kapısından içeri alınmıyoruz, bu da Gürcistan hükumetinin ayıbıdır. Herkes bunu görsün, iyi izlesin. Çekin lütfen çekin, şu rezaleti çekin...

İlhan Herkep (27, İşsiz): Bana kalırsa olayda teknisyenlerin bir günahı yok... Yani füzyona o kadar uranyumu bi anda koyarlarsa tabi öyle olur... Şimdi olmasa yarın kesin ışıyacaktı o madde... Bunlar hep kaçak uranyumdan oluyor...
Gürcü yetkililer: "Neyle uğraşacağımızı şaşırdık"

Sızma haberinin alınmasının ardından Batum kentinin tedbir amaçlı olarak boşaltıldığını ve santral civarına kimseyi yaklaştırmadıklarını ifade eden Gürcistan Enerji Bakanlığı yetkilileri olaya Türk vatandaşların neden bu kadar ilgi gösterdiklerini anlayamadıklarını kaydettiler. Zaten sızıntıdan dolayı canlarının oldukça sıkkın olduğunu ifade eden bakanlık sözcüsü Grezko Tswyckili, içinde bulundukları zor durumu "Sınır kapısının önünü defalarca polis zoruyla dağıttık ancak bir yarım saat sonra bakıyoruz yine bir ton insan birikmiş. Biz de neyle uğraşacağımızı şaşırdık..." sözleriyle ifade etti.

Gürcistan'daki nükleer kazada 2. güne girilirken, sızıntıyı yerinde izleme şansı bularak yurda dönebilen az sayıdaki vatandaşımızın da tedavilerine başlandı.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #3 : 25 Mart 2011, 23:15:36 »

Beklenen Büyük İstanbul Depremi İle İlgili Yetkililerden Rahatlatan Açıklama: "Kocaeli falan komple yok olur ama İstanbul'a bir şey olmaz..."

Yaklaşmakta olduğu öne sürülen büyük İstanbul depremi üzerine çeşitli spekülasyonlar yapılmaya devam edilirken, İTÜ Jeofizik Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şefik Ergeç'in açıklamaları İstanbulluları rahatlattı. Olası bir depremde Marmara ve Trakya bölgesinde büyük çaplı can ve mal kaybının yaşanacağını ancak İstanbul'a hiçbir şey olmayacağını müjdeleyen Profesör Ergeç, "Ne yazık ki bazı semtlerde ufak tefek hasarlar olacak, hatta çevre illerde ortaya çıkan manzaraları TV'den izleyen İstanbullu vatandaşlarımızın moralleri de bozulabilir ancak yine de şu an için endişe verici bir durum söz konusu değil" sözleriyle yüreklere su serpti.

"Fay hattı İstanbul'u hiç ilgilendirmeyen bir yerlere kaydı"

17 Ağustos felaketinin ardından olası bir İstanbul depremi hakkında yapılan öngörülere bir yenisini de İTÜ Jeofizik Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şefik Ergeç ekledi. 1999'dan bu yana ülkenin çeşitli yerlerinde meydana gelen depremler sayesinde Marmara denizinin altındaki fay hattının tamamen İstanbul dışına kaydığını ifade eden Ergeç sözlerine, "Belki ufak çaplı depremlerde 5-10 vatandaşımızı kaybetmiş olabiliriz fakat ne mutlu ki bize, bu sallantılar İstanbul'u Kuzey Anadolu fay hattından neredeyse tamamen kurtarmış durumda" diyerek başladı.

Profesör Ergeç, İstanbul'un olası bir depreme karşı tüm hazırlıklarının sürdüğünü ve bu süreçte ülkede meydana gelen diğer depremlerin kendileri için örnek teşkil ettiğini belirtirken, "Bundan bir süre öncesine kadar İstanbul'u etkisi altına alabilecek, belki tamamen yok edebilecek bir deprem olasılığı sebebiyle diken üstündeydik. Neyse ki, geçtiğimiz yıllarda meydana gelen irili ufaklı birkaç sarsıntı ile şu an için bu tehlike tamamen komşu illere dağılmış durumda. Özellikle Yalova, Tekirdağ, Çatalca, Kocaeli gibi bölgelerin tamamen dümdüz olacağını öngörmekle beraber, İstanbul'da ciddi bir hasar meydana gelmeyeceğini düşünüyoruz" sözleriyle İstanbulluların endişelerini giderdi.
Çevre illerdeki depremler moral bozabilir

Bütün bu olumlu öngörülere rağmen, hiç sorun yaşanmayacağını söylemenin de aşırı iyimserlik olacağını vurgulayan Ergeç, "Tabii her şey bu kadar toz pembe de değil: Çevre illerde ölü sayılarının yüz binlerle ifade edilecek olması İstanbul halkının moralini ciddi ölçüde olumsuz etkileyebilir. Şimdi bazı arkadaşlarımız beni felaket tellallığı ile suçlayacak ama kimse kusura bakmasın, birilerinin çıkıp bunları da söylemesi gerekiyordu" şeklinde konuştu.
Ürkütücü tablo: İstanbullular İnternet'e giremeyecek mi?

Olası bir depremde bazı şehirlerin tamamen haritadan silineceğini ve sadece bundan dolayı yine de İstanbulluların çeşitli önlemler alması gerektiğini dile getiren deprem profesörü Ergeç, "Şimdi tamam, Tekirdağ'dan İzmit'ten geriye pek bir şey kalmayacak olmasına rağmen İstanbul'da pek bir hasar olmayacak. Eğer panikle camdan pencereden atlayan olmazsa can kaybının da olacağını zannetmiyoruz. Fakat maalesef, eğer gerekli önlemler alınmazsa, ne yazık ki İstanbullular depremin ardından birkaç gün boyunca internete giremeyebilirler" sözleriyle, İstanbul'u bekleyen büyük tehlikeye de dikkat çekti.

Kocaeli'nin durumuyla ilgili olarak ısrarla gelen sorulardan biraz sıkıldığı gözlerden kaçmayan Ergeç'in, "Yaa orada muhtemelen taş üstünde taş kalmayacak ama İstanbul'a kesinlikle direkt olarak çok büyük bir etkisi olmayacak bu durumun" açıklaması ise medya mensuplarını bir nebze olsun rahatlattı. Prof. Ergeç, olası bir depremin İstanbul'a olan etkisini en aza indirmek için bugüne kadar yürütülen çalışmaları da şu sözlerle özetledi:
"Gereken önlemler alınıyor"

"Transit yollarda biraz problem olabilir, İç Anadolu'yla bir süreliğine iletişim kesilebilir. Bilhassa oraların, kırsalların tamamen yok olacak olması, İstanbul'a sevk edilecek olan gıda ve endüstri ürünlerinde bir süreliğine sıkıntı yaşanmasına sebep olabilir. Biz bu konuda çeşitli resmi kuruluşlarla eşgüdüm içerisinde bir çalışma başlattık zaten. Şu anda, büyük depremin arından İstanbulluların kesinlikle sıkıntı çekmemesi için ne gerekiyorsa, bunları belirlemek için bir komisyon çalışıyor. Sene sonuna doğru bir harekat planının netleşeceğini söyleyebiliriz..."
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #4 : 25 Mart 2011, 23:21:24 »

Devlet Meteoroloji İşleri Bu Sefer Kesin Konuştu: "Bu yılın en soğuk kışı olacak"

Bir haftadır yurdu etkisi altına alan soğuk ve yağışlı havayla ilgili olarak Devlet Meteoroloji İşleri'nden yapılan açıklamada, bu kış mevsiminin çok büyük ihtimalle yılın en soğuk kış mevsimi olacağı belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Açıklamada, daha önce son bin yılın, sonra son yüz yılın ve bir dönem de son 10 yılın en soğuk kış mevsimi olacağı öne sürülen 2010 Kışıyla ilgili bu kez elde kesin veriler olduğu vurgulanırken, "Buna da şükür, bir ara kış hiç gelmeyecek sandık..." ifadelerine yer verildi.

Tahminler kesin gibi

Devlet Meteoroloji İşleri'ne bağlı uzmanlar, bu sabah düzenlenen basın toplantısıyla, 2010 kışının tam olarak son kaç yılın en soğuk kışı olduğuyla ilgili kamuoyunda yaşanan kafa karışıklığını ve bilgi kirliliğini gidermek üzere medya mensuplarının karşısına geçtiler. Toplantıda söz alan Başmeteorolog Saim Yıldırım, uzman bir kadro tarafından yürütülen hassas ölçümler ve 3 boyutlu bilgisayar simülasyonları yardımıyla yapılan ince hesaplamalar sayesinde bu kez neredeyse kesin gibi olan sonuçlara vardıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Değerli arkadaşlar, bunu ilk ve son kez burada söyleyeceğiz o yüzden iyi dinleyin lütfen. 2010'un Aralık, 2011'in Ocak ve Şubat aylarını kapsayan zaman dilimi, bir başka deyişle 2010 Kışı, bu yıl göreceğimiz en soğuk ve sert kış mevsimi olacak. Sizlerden ricamız, bu konuda yapılabilecek farklı spekülasyonlara itibar etmemeniz ve mümkünse artık bu konuyu kapatmanız yönünde."

"Gaza geldik"
Daha önce basına yansıyan ifadelerle ilgili olarak "Sonbaharda bir iki hafta sürekli yağışlı geçince bizde de haliyle 'Kesin bu kış çok fena soğuk olacak' beklentisi oluştu." diyen Yıldırım, samimi itiraflar içeren konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"O ara ne oldu, kim diğerini gaza getirdi tam hatırlamıyorum ama, 'Son bin yılın en soğuk kışı olacak' şeklinde bir laf çıktı daire içinde. Bize kalsa meteoroloji camiası içinde bir şaka olarak da kalacaktı bu muhabbet, ama sağ olsun arkadaşlarımızdan biri yemeyip içmeyip basına yetiştirince olay kontrolden çıktı." Verilmiş sadakaları var

"Daha ertesi günü o koca koca puntolarla atılan manşetler kabus gibi çöktü üstümüze. Neticede, son bin yıldan açtığımız kış tahmin piyasasını, havaların bir türlü soğumaması nedeniyle kademe kademe indirmek durumunda kaldık. Bir laf söyledik üstümüze yapıştı resmen. İşin enteresanı o dönem bir kişi de çıkıp 'Yahu bu hava sıcaklığı ölçümleri bin yıldan beri kayıt alınıyor mu?' diye sormadı. Eğer soğuklar bu hafta da başlamamış olsa kurum içinde ciddi çalkantılar ve toplu istifalar gündeme gelecekti. Yine Allah yüzümüze baktı..."

"Sayemizde iki çift laf ettiniz"

Kurum olarak tüm iyi niyetleriyle her zaman en doğru tahminleri yapmaya çalıştıklarının altını çizen Yıldırım, "Tamam, bunlar adı üstünde tahmin zaten, üç aşağı beş yukarı bir şey, tutar veya tutmaz. Olasılık hesabına bakıyor bir yerde. Ancak ne olursa olsun, her muhabbet tıkandığında size konuşacak yeni bir konu vermedik mi? Bin yılın soğuğuydu, Afrika sıcaklarıydı bilmem neydi diyerek yıllarca muhabbet arasında oluşan o tuhaf sessizlik anlarını kurtarmadınız mı? Ne olur hayatınıza kattığımız katma değeri düşünün ve artık üstümüze gelmeyin. Ağzından ilk "Bin yılın.." lafını kaçıran meteorolog arkadaşımız utancından Erzurum'a tayinini istedi" sözleriyle kamuoyuna sitemkar mesajlar verdi.

Konuşmasının son kısmında, kışın sert zamanlarına girdiğimiz şu günlerde de meteorologların bir yandan da gelecek yaz mevsiminin hangi seviyede sıcak geçeceğini, hangi periyodun en sıcak yazı olacağını kestirmeye çalıştıklarını da belirten Yıldırım, 2011 yazı ile ilgili olarak şu öngörülerde bulundu: "Büyük de konuşmayalım ama ilk analizlere göre 2011 yılının en sıcak zamanları yaz mevsiminde yaşanacak gibi görünüyor. Şimdilik bu kadarını söyleyebiliyoruz..."

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #5 : 25 Mart 2011, 23:27:05 »

Karadeniz Sahil Yolu Tünel Kazılarında 8 Yıldır Kurtarılmayı Bekleyen Tarihi Madencilere Rastlandı

Şili'deki madencilerin kurtarılmasıyla ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in sarfettiği "Biz olsak 3 günde çıkarırdık" sözleri kamuoyunda tartışmalara yol açarken, bu sabah Zonguldak'tan gelen bir haber tartışmalara son noktayı koyacak gibi görünüyor. Karadeniz Sahil Yolu projesine bağlı olarak Zonguldak Kilimli arasında devam eden tünel kazılarında, senelerdir yer altında bulunan 12 adet madenciye rastlandı. Olayın ardından bölgeye intikal eden arkeologlarca yapılan ilk incelemeler, madencilerin tahminen 2002-2003 senesinden beri toprak altında olduğunu gösteriyor.

Olayın ardından kazı bölgesi kordon altına alınırken, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na bağlı arkeologlarca yapılan ilk incelemede, en yaşlısı 45 - 50 yaşları arasında olduğu tahmin edilen madencilerin tahminen 6 ila 8 yıldır toprak altında olduğu belirlendi. Madencilerin şans eseri iki nemli toprak katmanı arasında kaldıkları için mükemmele yakın durumda günümüze kadar korunmuş olduklarını ifade eden yetkililer, bütün madenciler toprak altından çıkarılana kadar bölgedeki kazı çalışmalarına geçici olarak ara verildiğini duyurdular.

Kazı ekipleri olayı anlatıyor

Bölgedeki çalışmaların durdurulmasına neden olan keşfin birinci elden tanıkları olan kazı görevlileri ise, Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen olayı anlatırken heyecanlarını gizleyemediler:
Mehmet Öztürk (29): Ben arkadaşlardan biraz öndeydim. Kazmayı vurdum, sert bir cisme geldi. Herhalde kayaya denk geldik diye düşünürken diğer taraftan "Kim o?" diye bir ses duydum, neye uğradğımı şaşırdım. Emin olmak için bi iki defa daha yokladım, bu sefer daha kızgınca bir tonda "Kim o?!" sesi geldi. O sırada kendimden geçmişim.

İsmet Kelherdan (37): Mehmet bayıldıktan sonra biz biraz daha eşeledik, orada kapı gibi bi şey varmış, o açılmış işte. İçerden bu madenciler çıktı, ufak bi tartışma oldu aramızda, "Bu nasıl kapı çalmak" gibisinden. Ben orada başıma bir darbe aldım, gerisini hatırlamıyorum.

Semih Mürsel (22): İsmet Ağabey yere yığıldıktan sonra biz alttan aldık. İş biraz tatlıya bağlanır gibi olunca, şefe haber verdik durumu. Sonra işte ortalık karıştı, kazılar durdu, beyaz gömlekli maskeli birileri geldi. Adamların yaşını tespit etmek için karbon testi filan bişeyler yapılacak dediler. Kemiklerine bakacaklardı. Benim içim kaldırmadı, orada fenalaşmışım.

Ailelerin sevinci yarım kaldı

Haberin duyulmasıyla birlikte hayatlarından çoktan umudu kestikleri sevdiklerine kavuşma heyecanlıyla olay yerine akın eden madenci ailelerine kötü haber, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan geldi. Kazılar sırasında bulunan madencilerin zaman aşımı nedeniyle artık kamu malı olduğunu belirten Bakanlık Müsteşarı Ahmet Sinan Erkaçmaz, "Söz konusu işçiler artık bu topraklara malolmuş kültürel birer değer niteliği kazandı. Aileleri, eşleri dostları çok görmek isterlerse incelemelerimiz tamamlanınca biz zaten bu arkadaşları kurumumuza bağlı çeşitli müzelerde sergileyeceğiz. Herkes gibi parasını verip bilet alarak gelirler, flaş patlatmamak ve dokunmamak kaydıyla orada doya doya hasret giderirler." diyerek, olaya duygusal yaklaşmanın doğru olmayacağını vurguladı.
Çalışma Bakanlığı temkinli

Olayın ardından gözlerin çevrildiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer ise, konunun şu noktada Turizm Bakanlığı'nın yetki sahasına girdiğini belirterek, açıklama yapmalarının doğru olmayacağını ifade etti. "Biz olsak 3 günde çıkarırız" derken kendi bakanlığını kastettiğini belirten Dinçer, arkeoloji kazılarının doğal olarak daha özenli, ince bir iş olduğunu, dolayısıyla üç günden çok daha uzun sürebileceğini de sözlerine ekledi. Basın mensuplarının sorularına karşılık Türkiye'nin bir medeniyetler beşiği olduğunun bir kez daha altını çizen Dinçer, soruların adresi olarak Turizm ve Kültür Bakanlığı'nı işaret etmekle yetindi.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #6 : 25 Mart 2011, 23:58:48 »

Doğu İllerine Tur Düzenleyen Seyahat Acentesi, Ramazan Ayının Yaklaşması İle Birlikte Artan İlgiden Dolayı Şaşkın

Doğu Anadolu Bölgesine özel turlar düzenleyen bir çok acente, Ramazan ayının başlamasına az bir süre kala artan ilginin şaşkınlığını yaşıyor. Geçmiş yıllara göre bölgeye gitmek isteyen turist sayısının yaklaşık olarak %350 oranında arttığını belirten turizmcilerin ortak dileği, bu durumun sadece Ramazan ayı ile ilintili olmaması yönünde.

Dönüşler 8 Eylül'e

Eylül ayının ikinci haftasına kadar, Doğu Bölgeleri'ne yapılacak turlar için tüm rezervasyonların dolduğunu ifade eden İf-Tur Seyahat Acentesi Genel Müdürü Serhan Eğilmez "Yani evet, parası tatlı geliyor ama öte yandan da işkillenmiyor değiliz. 8 Eylül'den sonra, bir kişinin bile Doğu'da kalmak istememesi de ayrıca ilginç. Kaç yıldır ortalıkta 'Aslında Doğu'da çok güzel yerler var, bir ara gitmek lazım.' diye dolanan herkes aynı anda rezarvasyon yaptırsa bile bu kadarı olmaz zaten. Ne yalan söyleyelim, aklımıza bazı vatandaşlarımızın sırf iftarlarını daha erken saatlerde açmak için doğu illerini tercih ettikleri de gelmiyor değil. Artık günahları boynuna..." şeklinde konuştu.

Talebin artması ile birlikte, gelen tatilcilere neden bu turları tercih ettiklerini sormaya başladıklarını belirten Eğilmez, "Neredeyse hepsi, keşfedilmemiş güzellikleri görmeye geldiklerini, ne yazık ki bunca yıldır doğu illerimizdeki turizm değerlerinin ihmal edildiğini falan söylediler. Niyetlerini açıkça belli eden birkaç açık sözlü vatandaşımız dışında, kimseden 'Ya bu sıcakta, onca saat orucu kim tutacak?' gibi bir cevap almadık." dedi.

Seferilik şüphesi

"Bazı vatandaşlarımızın da Doğu'ya gitmekle kalmayıp sürekli seyahat halinde olan tur seçenekleri peşine düştüklerine şahit olduk. Bunlar hani öyle genç falan da değillerdi ki 'kanı kaynıyor, yerinde duramıyor' diyesin. İçlerinden bazılarını konuşturmayı başardık, başları önde, seferilikle ilgili bir şeyler mırıldandılar." diyen Eğilmez, kendi acentelerinin kesinlikle böyle şeylere yanaşmadığını, ancak maalesef bazı şirketlerin SeferiTur isminde organizasyonlarla rant peşinde koştukları yönünde haberler aldıklarını da sözlerine ekledi.
Din otoriteleri bilgisizlikten yakındı

Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan İ.Ü. İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç.Dr. Necip Fıtrat ise, vatandaşların bilgisizliğinden yakındı. Fıtrat, "Misal Van'da iftarın İzmir'den daha erken açıldığını öğrenmiş, onu sormaya gelen vatandaşımız oluyor. Bunlara enlem değişmedikçe toplam oruç süresinin aynı olacağını, imsak ve iftar saati arasının hemen hemen birbirine denk olacağını anlatmaya gayret ediyoruz tabii ki, ama insanımızın kafası maalesef bu kadarına artık basmadı." sözleriyle, tepkisini dile getirirken, orta öğretimde coğrafya dersleri ile din kültürü ahlak bilgisi derslerinin ortak işlenmesinin gerekliliğine bir kez daha dikkat çekti.

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #7 : 26 Mart 2011, 00:02:05 »

Küresel Isınmanın Son Kurbanı: Barajlardaki Su Seviyesini Cetvelle Göstermekten Sorumlu Belediye Personeli

Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi'nde yıllardır barajlardaki su seviyesini gösterme görevlisi olarak çalışan Orhan Tekmez, 2010 yılında yağan şiddetli yağmurlar yüzünden, belediyede boş yere kadro işgal ettiği gerekçesiyle işten çıkarıldı. Her kuraklık mevsiminde "geçen seneki su miktarı", "bu seneki su miktarı" şeklinde basında yer alan fotoğraflarından tanıdığımız, ekranların sevilen siması Tekmez, şimdilerde işsizlikle mücadele ediyor.

Konuyla ilgili olarak basına yaptığı açıklamada, bir türlü dinmek bilmeyen yağmurlar yüzünden mağdur duruma düştüğünü söyleyen Tekmez, "Baktılar su seviyesi barajın boyundan aşağı inmiyor, bizim de işimize de son verdiler. Rahmettir, berekettir, yağacak tabii ki, yağsın ama ayıp diye de bir şey var. Temmuz ortasına geldik. Ben de çoluğumunun çocuğumun rızkını bu işten kazanıyorum. Bu yaştan sonra kim beni işe alır? Lanet olsun böyle küresel ısınmaya!" diyerek, devletten en azından bir dahaki kuraklığa kadar kendisine sahip çıkmasını istedi.

Hizmetle geçen 20 yıl

20 senedir elinde cetvelle baraj baraj gezerek devletine hizmet ettiğini belirten emektar belediyeci, açıklamalarına şöyle devam etti: "Fosil yakıttır, sera gazıdır derken mesleğimiz bilerek ve aşama aşama bitirilmek isteniyor. Diğer belediyelerdeki meslektaşlarım da her an işlerini kaybetme korkusuyla diken üstünde oturuyorlar. Tabii ki ben de istemem oturduğum yerden maaş alayım, en başta kendi vicdanım müsaade etmez böyle bir şeye. Birileri nasıl yapılacağını gösterirse, metrekareye düşen yağış miktarını da hesaplayarak devletime hizmet etmeyi sürdürmek istiyorum. Bunu büyükşehir belediyesine de defalarca ilettiğim halde maalesef onlardan da bir destek göremedim. Bu eğitimimle en azından olay yerini parmakla gösteren adam kadrosuna alabilirlerdi. Hiçbir yatırım olmadan "işte o kaçak yapılar", "kaza tam burada oldu" diye olay yerini göstererek dünyanın parasını kazanıyorlar. Bu bizim gibi kalifiye elemanlara haksızlık değil midir?" Basın da sırtını döndü

Konuşmasında basının vefasızlığından da yakınan Tekmez, kuraklık haberi yapabilmek için her yaz kapısını aşındıran, "Orhan Ağabey, Çubuk Barajı'nda senin kadar fotojenik ölçüm yapanı yok" diye övgüler dizenlerin hiçbirisini bu zor günlerinde yanında göremediğini söyledi. "Bir 'geçmiş olsun' demek için bile arasalar bana yeterdi." sözleriyle, basına sitemlerini ileten Tekmez, zor zamanlarında yanında olan ailesine ve eski günleri yad etmek için arada bir kendisini barajda ölçüm yapmaya davet eden Kurtboğazı Barajı esnafına teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.
Aşırı yağışlar ve hava sıcaklığının bir türlü mevsim normallerine ulaşamaması nedeniyle geçtiğimiz ay da tek görevleri Antalya asfaltı üzerinde yumurta kırmak olan 35 yerel muhabirin sözleşmeleri feshedilmişti.

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #8 : 26 Mart 2011, 00:05:46 »

Sel Felaketi Nedeniyle İstanbul'un Bazı Semtlerinde Televizyon Muhabiri ve Kameraman Sayısı Tehlikeli Boyutlara Ulaştı

Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinden (AKOM) bu sabah yapılan açıklamada, haftasonundan beri aralıklarla süren sağanak yağışlar nedeniyle İstanbul'un bazı semtlerinde metrekareye düşen televizyon muhabiri ve kameraman sayısının tehlike sınırlarına yaklaştığı belirtilerek, özellikle sel felaketi yaşanan bölgelerdeki vatandaşlara çok mecbur kalmadıkça sokağa çıkmamaları uyarısında bulunuldu.

AKOM tarafından yapılan yazılı açıklamada, haftasonundan beri devam eden yağışların önümüzdeki bir kaç gün daha süreceği belirtilirken, 1. derece sel riski taşıyan Halkalı, Alibeyköy, Kağıthane ve Küçükçekmece gibi bölgelerde ikamet eden vatandaşların her an kendileriyle röportaj yapmak isteyecek televizyon muhabirleriyle karşı karşıya kalma tehlikesi altında bulunduğuna dikkat çekildi.

Röportaj Kader Değil

Her sel felaketinin ardından bölgelerdeki mağdur sayısını geçtikleri tespit edilen muhabir ve kameramanların en az sel ve sonrasındaki salgın hastalıklar kadar önemli bir tehdit oluşturduğuna vurgu yapan AKOM yetkilileri, canlarının derdine düşen ya da eşyalarını kurtarmaya çalışan vatandaşların, bir yandan da muhabirlerin sorularına cevap yetiştirmeye çalışırken sinir sistemleri üzerinde kalıcı hasarlar oluşabileceğine dikkat çektiler. Doğru ve bilinçli hareket edilmesi halinde röportajlardan kaçınmanın mümkün olduğu da belirtilen açıklamada, televizyon ekiplerine karşı alınabilecek başlıca önlemler şöyle sıralandı: - Mecbur kalmadıkça sokağa çıkmayın. Gerekirse bulunduğunuz mekan tamamen su altında kalana kadar bekleyin.

- İlla dışarı çıkmanız gerekiyorsa yanınızda mutlaka bir adet şnorkel bulundurun. Kameraları gördüğünüzde suyun altına girerek uzaklaşmalarını bekleyin.

- Televizyon ekipleri sizi farkederlerse sakın paniğe kapılıp koşmaya başlamayın. Siz koştukça bir şey var sanıp iyice peşinize takılırlar. Elinizi, avuç içi dışarıyı gösterecek şekilde hafifçe kameraya doğru kaldırıp başınızı öne eğerek hızlı adımlarla uzaklaşın ve kesinlikle arkanıza bakmayın.

- Eğer grup halinde yakalandıysanız içinizden en uzun konuşabileni onlara yem olarak verin. O konuşurken diğerleri kaçsın.

- Röportaj yapan arkadaşınızı kurtarmak için çabalamayın. Derhal oradan uzaklaşın, kendinizi kurtarın.

- Bazı televizyon ekipleri sürü halinde gezerler. Eğer etrafınız böyle bir sürü tarafından sarıldıysa sakın ölü taklidi falan yapmayın, sizi ilginç bulup iyice üstünüze gelirler. Bu durumda yenilgiyi kabul edip mümkün olan en klişe cevapları ("nerede bu devlet?", "seçim zamanı verilen sözler tutulmadı", "bizim zararımızı kim karşılayacak?" gibi) artarda sıralayarak onlara istediklerini verin. Zaten birazdan sıkılıp bir sonraki hedeflerine doğru yol alacaklardır.

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #9 : 26 Mart 2011, 00:09:54 »

Eğitim Sisteminde Köklü Değişiklik: “Hiçbiri” Seçeneği “E” Şıkkından “B” Şıkkına Alınıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’deki eğitim sisteminin çıtasını yükseltmek amacıyla, yedi aydır aralıksız olarak sürdürdüğü çalışmalarına hız verdi. Çalışmalar kapsamında Bakanlık tarafından 81 ile gönderilen genelgeye göre, öğrencilerin “E” şıkkında görmeye alışık oldukları “hiçbiri” seçeneği, bundan böyle “B” şıkkında olacak.

Eğitim sistemindeki en son değişiklikle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla dün öğlen saatlerinde bir basın toplantısı düzenleyen Milli Eğitim Bakanı Fikret ÇELİŞKİ , "gerek bizim bakanlığımız döneminde, gerekse bizden önceki dönemlerde eğitim sistemimizde süren reformlara bugün bir yenisini daha eklemenin haklı mutluluğunu yaşıyoruz. Evladım dinle burayı!" sözleriyle başladığı konuşmasında, "Hiçbiri" seçeneğinin taşınmasının arkasında yatan esas nedenler ve yaşanan süreç hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle son 15 yılda eğitim sisteminde pek çok köklü değişikliğin yapıldığını hatırlatan Bakan ÇELİŞKİ , konuşmasına şöyle devam etti:

"En arka sıradaki üçlünün yerleri de dahil olmak üzere her şeyi değiştirdiğimiz halde maalesef gelinen nokta ortada. Hala yüzbinlerce öğrencimiz sınavlarda sıfır çekiyor. 'Değiştirmediğimiz bir şey kalmış olmalı ki bu çocuklar bu halde' diyerek 8 ay evvel bakanlığımız bünyesinde bir araştırma komisyonu kurduk. Komisyon tarafından mayıs ayı başında sunulan rapor bugüne kadar eğitim sistemimizde sabit kalan tek şeyin E şıkkındaki 'Hiçbiri' seçeneği olduğunu işaret edince radikal bir karar alarak önümüzdeki öğretim yılından itibaren bu seçeneği B şıkkına almaya karar verdik. Tüm milli eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olsun..."

İlk etapta 3000 şık değiştirilecek

Bakanlık olarak şık taşıma sürecinin kolay geçmeyeceğinin ve yaşanabilecek uyum sorunlarının da farkında olduklarının ısrarla altını çizen Bakan ÇELİŞKİ , "Ama dayanışma içinde olursak, birbirimize inanırsak bütün bu güçlükleri aşacağımıza inanıyorum. İlk etapta 3000 adet şık değiştirilecek, öğrencilerin adapte olup olmama durumlarına göre sonraki aşamada 5000 adet sorunun şıkkını da değiştirerek okullara dağıtacağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz müsterih olsunlar lütfen. Yeni sistemle ile ilgili, hatta bu sistemin işlememesi halinde geçeceğimiz bir sonraki sistem ile ilgili tüm çalışmalarımızı yapmış durumdayız." diyerek, önümüzdeki günlerde daha yeni bir sisteme geçebileceklerinin de sinyallerini verdi.
Sırada neler var?

Toplantı sonunda, bakanlık olarak farklı projeler üzerinde çalışmaların halen sürdürüldüğüne de değinen ÇELİŞKİ , "Önümüzdeki yıllarda başarı oranının yükseltilmesi adına cevaplardaki doğru şık sayısının kademeli olarak önce ikiye, hatta üçe çıkarılmasının alt yapı çalışmaları sürüyor. Buna rağmen başarısız olmakta ısrar eden öğrencilerimizi de "Baba Beni Sanayiye Gönder" adını verdiğimiz projemiz kapsamında, bizzat devlet güvencesi ile elinden tutup sanayiye yerleştireceğiz." sözleriyle, ülkedeki eğitim kalitesini yükseltmekte ne kadar kararlı olduklarını gözler önüne serdi.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
seldenaz
VIP Üye
******

Performans: 20
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 720



« Yanıtla #10 : 26 Mart 2011, 07:59:43 »

Şaka gibi.
Unutmaya yüz tutmuş haberleri de hatırladık,teşekkürler...
Kayıtlı
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #11 : 26 Mart 2011, 08:38:05 »

Beklenen Kül Bulutu İçin Hazırlıklar Tüm Hızıyla Sürüyor
Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, İzlanda'daki Ejtayullujviijli yanardağının patlamasının ardından oluşan volkanik kül bulutunun, haftanın ortalarına doğru Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurda giriş yapmasının beklendiğini duyurdu. Bulutun geliş haberi özellikle Edirne'de tatlı bir heyecan yaratırken, ildeki tüm resmi makamlar ve halk, karşılama hazırlıkları için seferber olmuş durumda.

Böylesi 200 senedir görülmedi

Eytajjıliikiavaelj kaynaklı kül bulutunun 2004 senesinde Ankara'nın Çubuk ilçesinde yaşanan hortumdan beri ülkemizde görülen Batılı anlamda ilk doğa olayı olduğunu bildiren Ulaştırma Bakanlığı Basın Sözcüsü Ersin Özbükey, "Arşivlere bakacak olursanız, böyle volkanik kaynaklı bir kül faciasının 200 yıldan uzun bir süredir Avrupa'da dahi görülmediğine şahit olacaksınız. Ülkemizin artık hemen her konuda Batı ile atbaşı gittiği, hatta yer yer Batı'nın önüne geçtiği çok özel zamanlar yaşıyoruz." diyerek uygarlıklar arasındaki uçurumun kapandığı bir döneme girildiğinin altını çizdi.
Edirne gelin gibi

Kül bulutunun giriş yapması beklenen Kapıkule Sınır Kapısı'na ev sahipliği yapan Edirne ilinde ise bugünlerde tatlı bir telaş hakim. Karşılama törenleri için balonlar, bayraklar ve çiçeklerle adeta bir gelin gibi süslenen şehrin dört bir yanında hummalı faaliyetler sürerken, Edirne Valiliği'nden bu sabah yapılan açıklamada, kül bulutu şerefine gece de bir fener alayı düzenleneceği duyuruldu. Karşılama töreninde görev alacak olan öğrencilerin haftanın her günü, günde 10 saat prova yaptıkları Edirne'de, Eyvafujylalujii hakkında açılan şiir yarışmasına rekor katılım olduğu da gelen bilgiler arasında.
TBMM olağanüstü gündemle toplandı

Efyartjuküllülüllü'den gelen kül bulutunun kısa süre içerisinde yurda ulaşacağı haberi üzerine dün olağanüstü toplanan TBMM, yine sert tartışmalara sahne oldu. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen oturumda söz alan AKP Grup Sözcüsü Nihat Doğan'ın, "Her medeni ülke gibi bizim de bu felakete bir isim koymamız gerekir." önerisi genel olarak kabul görürken, verilecek isim konusunda bir uzlaşma sağlanamaması üzerine kapalı oylamaya geçildi. RecepBey, Baturay, Türkbey, Buluthan, Külhanbey ve Yurdaer gibi isimlerin yarıştığı oylama sonucu, kül bulutuna "Şehit Pilot Binbaşı Özer Uzun" adının verilmesine oy birliğiyle karar verildiği öğrenildi.
Oturumdan ayrıca kül bulutu ile ilgili başka bir şeyler yapılması gerekip gerekmediğini belirlemek için bir komisyon kurulması kararı çıktı. Önümüzdeki ay toplanması planlanan komisyonun ilk raporunu 2012 başlarına doğru Meclis'e sunması bekleniyor

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #12 : 26 Mart 2011, 08:41:25 »

Memur Adaylarına Genel Yetenek Sınavı Süprizi
Ekonomik krizin de etkisiyle devlet kadrolarına olan talebin artması üzerine KPSS sınavında bazı değişikliklere gitmeyi planlayan YÖK, çoktan seçmeli sınavın ardından memur adaylarını "solitaire", "mayın tarlası" gibi oyunları kapsayan bir de genel yetenek sınavından geçirmeye hazırlanıyor.

Çoktan Seçmeli Sınav Eleme İçin Yeterli Değil

Her geçen yıl çoğalan aday sayısından ötürü seçim yapmanın gittikçe zorlaştığını belirten YÖK yetkilileri "Çoktan seçmeli sınav artık elemeler için yetersiz hale geldiğinden genel yetenek sınavı yapmak kaçınılmaz bir hal aldı bizler için. İnanın ki 0.1 puanla elenen memur adaylarını görünce mesleğimizden soğur hale geldik. Bu yüzden arkadaşlarla düşündük taşındık, memur adaylarını bir de "Solitaire", "Mayın Tarlası" gibi oyunları içeren bir genel yetenek sınavından geçirmeye karar verdik." diyerek yeni uygulama fikrinin nasıl doğduğu hakkında ipuçları verdiler.

Bayan Adaylara Örgü Ördürülebilir

Sınavın tam olarak nasıl olacağına henüz karar veremediklerini bildiren yetkililer "Solitaire zaten memurlar için yeterince eleyici olacaktır kanısındayız. On kere oynasanız bir kere ancak açılıyor fal... Mayın tarlasını ise adaylar bilgisayara karşı oynayacaklar. Bunların dışında adayların çay ısmarlatma ve iddaa kuponu doldurma becerisini ölçmek ya da bayan adaylara atkı ördürmek de şu an için tartıştığımız konular arasında" şeklinde açıklamalarda bulundular.

Ankara Kontenjanları Azaltılabilir

2010 KPSS'deki tek sürprizin bu olmadığını da vurgulayan yetkililer, "Özellikle 'Ankara memur şehri yaa' klişesine son vermek için önümüzdeki iki-üç sınav döneminde Ankara'ya memur kontenjanı açmamak da yine planlarımız dahilinde" diyerek, memur adaylarının kafasını hepten karıştırdılar.

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic