Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeni Birşeyler Söylemek Lazım  (Okunma Sayısı 1788 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« : 25 Aralık 2008, 21:39:52 »


Dünyanın Durumu 2008 kitabı TEMA yayınlarından çıktı. Kitapta yeniliklerin önemi vurgulanıyor. İş dünyasında yeni, çevreci bir yaklaşım, politikada sürdürülebilir stratejiler... Dünyanın Durumu 2008’in konusu “Sürdürülebilir bir ekonomi için yenilikler”


Kitabın önsözünü Yale Üniversitesi, Hillhouse Çevre Hukuku ve Politikası Profesörü Daniel C. Esty yazmış. Worldwatch Institute’nin hazırladığı TEMA’nın Türkçeleştirdiği kitap Esty’nin şu yazısıyla başlıyor;

Dünyanın Durumu 2008, gezegenimizin ve bu gezegen üzerinde yaşayan her bireyin ciddi çevresel sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu açıkça gösteriyor. Sürdürülebilir bir ekonomiye giden yol, sera gazlarının atmosferde birikmesinden, ciddi boyuttaki su sıkıntılarına ve pek çok farklı kirlilik ve doğal kaynak yönetimi sorunlarına kadar çeşitli engellerle dolu. Ama umut verici işaretler de var.
En önemlisi, son yıllarda şirketlerin çevreye yönelik yaklaşımlarında büyük değişiklikler meydana geldi. ABD ve Avrupa’nın eski sistem ekonomilerinden ve gelişmekte olan dünyanın yeni yeni oluşan ekonomik güç merkezlerinde faaliyet gösteren büyük ve küçük ölçekli üretim ve hizmet firmaları, çevrenin uyulması gereken yasal düzenlemeler, ödenecek masraflar ve yönetilecek risklerden ibaret olmadığını görmeye başladı. Toplumlar pek çok farklı kirlilik kontrolü ve doğal kaynak yönetimi sıkıntısıyla karşılaştıkça (ve bunlara çözüm bulmak için önemli kaynaklar ayırdıkça), uygulanabilecek çözümler sunabilenler için piyasalarda önemli fırsatlar doğacak.
Çok sayıda CEO, şirketini yeni yeni gelişmekte olan bu “temiz teknoloji” fırsatı çerçevesinde yeniden yapılandırıyor. Örneğin General Electric CEO’su Jeff Immelt, şirketin yüksek verimlilik sağlayan lokomotiflerini, güneş enerjisi teknolojilerini, su arıtma sistemlerini ve daha temiz bir kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretme ekipmanını tanıtmak üzere bir “ekolojik hayal gücü” kampanyası başlattı. Immelt bunu “hayır işi” olarak yapmadı; bu pazarların yüksek bir büyüme ve kar marjı potansiyeli taşıdığına inanıyor.
Aynı şekilde, birlikte çalıştığım firmalardan biri olan Dow’un CEO’su Andrew Liveris de üst düzey yöneticilerinin, sürdürülebilir kimya, iklim değişimine karşı çözümler, su kaynaklarının kısıtlılığı gibi çevre sorunlarına yönelik gelişmeler ve benzeri alanları hedefleyerek yenilikler getirmesini ve Dow’un gelirlerini arttırmasını bekliyor.
İş dünyası-çevre arayüzündeki hareketlilik elbette ABD ile sınırlı değil. Norveç’te REC, 17 milyar ABD Doları’nı aşan piyasa değeriyle, önemli bir güneş paneli üreticisi haline geldi. Japon Toyota firması, stratejisinin merkezine yakıt ekonomisini ve çevre hassasiyetini oturtarak dünyanın en hızlı büyüyen ve en karlı otomobil üreticisi oldu. Şilili orman ürünleri firması Grupo Nueva, yaptığı her işte çevreye olan duyarlılığını ortaya koyma ilkesini benimsedi.
Bunlara ek olarak son yıllarda dünya genelinde yüzlerce küçük temiz-teknoloji firması kuruldu. Çevresel yenilikler, Ausra ve Solarec gibi güneş enerjisi şirketlerinden Altarock gibi jeotermal enerji üreticilerine, Range ve Coskata gibi selülozik etanol teknolojisi geliştiricilere kadar pek çok yöne gidiyor. Geçtiğimiz yıl, çevresel açıdan yeni girişimlere 100 milyar ABD Doları’ndan fazla girişim sermayesi, özel sermaye, kurumsal araştırma, kalkınma fonlaması ve teknolojik kalkınma için hükümet desteği sağlandı.
İş dünyasındaki yeni çevresel odaklanmanın paralelinde, çevresel gelişmenin ve sürdürülebilir ekonominin anahtarı olarak, yenilikler merkezli önemli bir politika da doğuyor. Çevre yörüngesinde kökten birdeğişim yaratmak için, önemli teknolojik hamleler yapmak gerekiyor.
Çevreyle ilgili yenilikleri nasıl geliştiririz? Yanıt aslında çok net: Özenle yapılandırılmış piyasa-bazlı teşviklerin rehberliğinde özel sektör yatırımları.
Standartları belirleyip “elimizdeki en uygun teknolojileri” tanımlayan birkaç bin resmi yetkiliye bağlı bir teknolojik kalkınma süreci, kaynak yaratılması ve sınanması gereken tüm fikirleri keşfedemez, hatta hayal bile edemez. Harekete geçme işini ticari topluluklarla bırakmak daha mantıklı olacaktır, böylece şirketler gelişme fırsatları hakkında daha geniş düşünebilirler. Üstelik özel sektör, teknolojik kalkınma süreçlerine çok daha fazla maddi kaynak ayırabilir. Gereken maddi kaynak, hükümetlerin ayırabileceği yüz milyonlarca değil, yüz milyarlarca ABD Doları’dır.
Ayrıca özel sektör, teknolojik yenilikler üretme sürecindeki kaçınılmaz riskleri alma konusunda da daha avantajlı. Risk sermayecileri, 10 projeden sadece 1 tanesinden karşılık alınması ihtimalini göz ardı etmez. Oysa resmi kuruluşların böyle bir başarı oranında kalması kesinlikle kabul edilemez. Bütün bunlara ek olarak, şirketler çevresel çözümler ararken en yetenekli kişileri bünyelerine katacak imkanlara sahiptir. İşi bir karşılık alınacağını düşünen girişimciler, bu işe büyük mesai harcayabilir ve ekiplerin de azami çabayı göstermesi için gerekli motivasyonu sağlayabilir.
Ama yinede hükümetlere ve yasalara önemli görevler düşüyor. Her şeyden önce, Çevre Koruma Ajansı, hükümete bağlı çalışan düzenleyici kurumlar ve dünyadaki tüm çevre bakanlarının, teknoloji geliştirme çabalarına odaklanmayı bırakıp, yenilikleri arttıracak ve özel sektörü cezbedecek teşvikler oluşturması gerekiyor. Özellikle de çevreye zarar verenleri maddi cezalara çarptırmaları, böylece de kirliliği önleme ve dudurma çalşımaları yapanları ödüllendirmeleri önem taşıyor.
Çevre arenasındaki iki paralel eğilim, yeniliklere verilen önemin daha da artacağını gösteriyor. Öncelikle, piyasa-bazlı mekanizmalara geçiş ve “hakim ol ve denetle” sisteminden uzaklaşmak, özel sektörün odak noktasını ciddi ölçüde değiştiriyor. Hükümetlerin sadece standartları belirlemekle yetinmeyip kullanılması gereken teknolojileri de dikte ettirdiği geleneksel çevre koruma modelinde, şirketlerin yeniliklere yatırım yapmalarını sağlayacak teşvikler yok. Sadece beklenen yöntemleri ve yasal yaptırımları yerine getiriyorlar. Oysa ekonomik teşvike dayalı bir yaklaşımda şirketler çevreye verilen her türlü zarar ya da tüketilen her doğal kaynak için bir bedel ödemek zorunda kaldıklarından, bu bedelleri ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, “Kirleten Öder İlkesi” ne kadar çok benimsenirse, enerji tasarrufu, kaynak verimliliğini arttırma ve yenilikler konularında toplumun her düzeyinde o kadar büyük bir istek doğuyor.
Yenilik-merkezli bir çevre politikası yaklaşımına doğru bir hareketlenmeyi destekleyen ikinci eğilim, bilgi çağının, ekonomik teşvikleri daha büyük bir doğruluk oranıyla tasarlama imkanı sunması. Geçmişte, bireysel kirlilik yayıcıların ya da doğal kaynak tüteticilerinin izini sürmekson derece zor ve pahalı bir şit. Fakat dijital dünyamızda algılayıcılar, veri toplama teknolojileri ve bilgi yönetimi sistemleri giderek daha ucuzluyor ve kullanımları da kolaylaşıyor. Emisyonların ve kaynak kullanım düzeylerinin izini çok daha kesin bir biçimde sürmek mümkün. Sözgelimi, asit yağmurunu azaltmaya yönelik 1990 tarihli ticaret programı Temiz Hava Yasası, ABD’deki her enerji santraline yerleştirilen sülfür dioksit emisyonunu takip cihazlarına dayanıyor. Ülkedeki her fabrika bacasından, fabrikadan, işletmeden, hatta her otomobilin egzozundan çıkan gazları takip etmek için de benzer izleme ve ölçümleme teknolojileri kullanılabilir. Her sürücüye ay sonlarında neden bir otomobil kirliliği faturası gönderilmesin ki? Araç sahiplerinin daha az yakıt tüketen ve daha temiz otomobiller kullanmasını sağlamak için, araçlarının yol açtığı zararın karşılığını ödemelerini istemekten daha iyi bir yol olabilir mi?
Bilgi teknolojileri, “en başarılı” teknoloji ve politikaları belirlemek ve duyurmak için de kullanılabilir. Gelişmiş bilgi yönetimi sistemleri, performansları ölçmeyi, eğitilimleri izlemeyi, sorunları belirlemeyi ve hangi çevresel önlemlerin etkili olacağının bulmayı çok daha kolaylaştıracaktır. Böylece hükümetler, şirketler, topluluklar ve aileler, iyi sonuçlar vermeyecek projelere ve yaklaşımlara yatırım yapmak yerine, başarılı stratejileri uygulamaya başlayabilirler.
Hepimizin karşılaştığı ürkütücü çevre sorunları karşısında karamsarlığa kapılmak çok kolay. Fakat çevresel yenilik umudu sayesinde en azından uzun vadede iyimserim.
Elbette ki ilerleme kaydetmek için, iş dünyasının çevre konusuna daha da fazla odaklanması gerekiyor. Çevreyi, kurumsal startejilerin temel bir unusuru haline getirmek hiç de zor görünmüyor. Bugün hiçbir şirket ya da sektör, enerji maliyetlerini, kirlilik konusunu ve diğer çevre sorunlarını görmezden gelmeyi göze alamaz. Göze alanlar ise rekabette dezavantaj yaşama riskiyle karşı karşıya kalır. Bu tehditleri ciddeye alan CEO’lar, genellikle yenilik yöntemleri buluyor ve böylece maliyetleri azaltıyor, riskleri daha iyi yönetiyor, yeni gelir kaynakları yaratıyor ve marka sadakatini arttırıyorlar. Çevresel ilerlemenin sürdürülebilmesi için hükümetlerin de akıllı politikalar benimsemesi gerekiyor. Net ekonomik teşvikler verilirse şirketler daha sürdürülebilir bir yola hızlı bir şekilde girerler. Fakat bireysel tüketicilerin, kirlilik ve yenilenemez doğal kaynakları tüketme konusunda oynadıkları rolü daha iyi anlamaları şart. Sürdürülebilir ekonomilerin uygulandığı bir dünyaya doğru ilerlerken, Dünyanın Durumu 2008, yeniliklerin önemini vurguluyor. Kitap, işdünyasının, politika üreten toplulukların ve birey olarak her birimizin atması gereken adımları ortaya koyuyor.

Kaynak: ntvmsnbc.com

Kayıtlı

Kıraç
VIP Üye
******

Performans: 479
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1014


« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2008, 21:45:49 »

Sami hocam paylaşım için çok teşekkürler..İnsanlık geleceği açısından dünyadaki mevcut doğal kaynakların bilinçli kullanılması, çevre dostu enerjilerin devreye girmesi ve çevreyi az tahrip yada kirletecek sanayi ve teknolojik gelişmelerin hayatta geçirilmesi kaçınılmaz bir sonuç olmalıdır.
Kayıtlı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRKİYE'NİN GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİDİR....
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic