Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: "Türkiye Almanya'yı İkiye Katlar" (Güneş Enerjisi)  (Okunma Sayısı 6860 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« : 20 Nisan 2011, 10:02:18 »


Küresel çapta enerji fiyatlarını yukarı çeken gelişmelerin ardından, alternatif enerji yeniden gündeme geldi. Güneş enerjisi açısından, bu pazarın lideri olan Almanya'nın tam iki katı potansiyele sahip olan Türkiye'de, yerli ve yabancı yatırımcılar dört gözle gerekli yasal sürecin tamamlanmasını bekliyor.




Güneş, rüzgar ve biyoenerji, küresel çapta uzun zamandır ciddi projelerin gerçekleştiği bir piyasa haline geldi. ABD, İngiltere, Çin ve Japonya gibi dünyanın büyük ülkeleri, yeşil enerji olarak tanımlanan bu kaynakları hükümet teşvikleriyle destekliyor.
Türkiye’de ise her ne kadar rüzgar enerjisi alanında daha ciddi bir ilerleme kaydedilse de güneş enerjisi konusunda yasal bazı engeller bulunuyor.
 
Yenilenebilir enerji alanında Türkiye’nin önemli şirketlerinden olan GSR Enerji’nin Genel Müdürü İsmail İnci ile, yenilenebilir enerjinin Türkiye’deki varlığı, devam eden projeler ve özellikle güneş enerjisinin geleceğini konuştuk.
 
Küresel çapta yenilenebilir enerji alanındaki faaliyetlerin arttığı bir süreçteyiz. Türkiye’de bu alanda neler gerçekleşiyor? Özel sektörün yenilenebilir enerji piyasasından beklentisi ne?
 
İbrahim İnci: Açıkçası en önemli şeylerden bir tanesi hükümet politikası, bürokrasi. Artık adını ne koyacaksak… Maalesef şu aşamada yapılması gereken çoğu şeyin tamamlanmadığını görüyoruz. Bu da yenilenebilir enerji faaliyetlerinin tüm Türkiye’ye yayılmasını engelliyor. Örnek vermek gerekirsek, yenilenebilir enerji konusunda öncü ülkeler Almanya ve İspanya’yı dikkate alabiliriz. Bu ilki ülke yaklaşık 30 yıldır bu işin içinde. 1991’de yenilenebilir enerji İspanya’da bir üniversite projesi olarak başladı. Avrupa’nın güneş enerjisi alanında en büyük üretim şirketlerinden biri olan Isofoton, bir İspanyol şirketi. Aslında yola bir üniversite projesi olarak başladılar ancak şimdi bu işten en çok kar edenler arasında yer alıyor.
    
Peki yenilenebilir enerji konusunda Türkiye’deki en büyük eksik ne?

İnci: En büyük eksik, Almanya ve İspanya gibi ülkelerde küçük çaplı girişimcilerin bile kar edebildiği, şebeke sistemi. Yenilenebilir enerjinin her kademesi yurtdışında direkt olarak, birden fazla kullanıcının faydalanabileceği bir şebekeye bağlanıyor. Yani siz, evinizde ya da apartmanınızın bahçesine ya da otoparklarına yerleştirdiğiniz güneş panellerinden elektrik üretip, bundan kar eder hale gelebiliyorsunuz.

Siz kullanmasanız da ürettiğiniz elektriği satarak para kazanabiliyorsunuz. Ortak şebekenin olması yatırım maliyetlerinde yüzde 30-40’lık bir düşüşün yaşanmasını sağlıyor. Akü kullanmıyorsunuz, bu şekilde aküden tasarruf ediyorsunuz.
 
Şebekeye verdiğiniz elektrikten kar ediyorsunuz. Yani siz ürettiğiniz elektriği şebekeye pahalıya satıp, siz kullanacağınız zaman ucuza satın alıyorsunuz.
 
Peki Türkiye’de böyle bir ortak şebeke kullanımı sistemi var mı?
 
İnci: Aslında her türlü yönetmelik çıktı. Maalesef hala, sadece lisanslı ya da büyük yatırımcıların işine yarayacak tarzda bir sistem kuruluyor. Sade vatandaş ya da küçük çaplı yatırımcılar olarak şu aşamada ortak şebeke sistemine başvuramıyorum. Çünkü bürokratik ya da yasal süreç devam ediyor. Türkiye’de onlarca şirket devletin yenilenebilir enerji alanındaki düzenlemelerinin tamamlanmasını bekliyor.
 
Orada da şöyle bir açık söz konusu: Çift yönlü sayaç meselesiyle alakalı bürokraside bazı engeller var. Çift tarafa mı KDV’lendirilecek yoksa tek tarafa mı? Bu aşamada bir fikir birliğine varılamadı.
 
Peki yönetmelik de şu aşamaya kadar nasıl bir yol kat edildi?
 
İnci: Yönetmeliğin güzel yanlarından biri saatte 50 KW üretime kadar herhangi bir sınırlama getirmemesi. Yenilenebilir enerji alanında saatte 50KW’ye kadar üretim yapabilirsiniz.
 
Saatte 50 KW demek, aynı anda 50 tane su ısıtıcısının çalışması demek. Bir evin günlük elektrik ihtiyacı, ortalama olarak en fazla saatte 3.5 ya da 4 KW. 50 KW oldukça ciddi bir rakam. Altı saat güneş aldığınızı düşürseniz, bir köyün bütün elektriği karşılanabilir.
 
Şu anda günde 50 KW üretim yapan kurumlar var mı?
 
İnci: Ne yazık ki yok. Kurulum maliyetleri göz önüne alındığında yatırımların büyük çaplı ya da profesyonel amaçlı olduğu görülüyor. Aslında bürokratik engeller aşılırsa, küçük çaplı üretime geçecek binlerce girişim var. Piyasa açıldığı zaman talep patlaması olacak.
 
50KW üretim için ne kadar bir yatırım gerekli?
 
İnci: 50KW aslında oldukça büyük bir rakam. Sanayi üretimleri filan için gerekli olabilir. Ancak sade bir vatandaş 4,5 KW'lik üretim yapacak paneller alabilir. 10 KW paneller olarak düşünürsek, bu iş için 40 bin euro gibi bir paraya ihtiyacınız olacaktır. 10 KW panellerle, 5 saatlik güneşlenme yaparsanız, 50KW elektrik elde ederseniz.
 
Peki ne kazanacağım?
 
İnci: Buradan kazandığınız rakam, günlük 5KW üretseniz, 50KW olacak. Bunun 45 KW’sini, 13.3 dolardan satabilirsiniz. Bu şekilde yeşil enerji teşvik edilmiş oluyor.
 
Şu anda yenilenebilir enerjide yatırımlar ne yönde?
 
İnci: Şu anda herhangi bir şebekeye ihtiyaç olmayan alanlarda yatırımların gerçekleştiği görülüyor. En güzel örneği, İstanbul Belediyeler Bakım Ulaşım Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin (İSBAK) trafik lambaları. Dikkatle bakarsanız, lambaların yanlarında flaşörler vardır. Şebekeyle çalışmıyor. Türkiye’de sadece bu aşamada işler yapılabiliyor. Türkiye’de en büyük kuruluş, saatte 42 KW üretim yapabiliyor. Aslında 42 KW yurtdışındaki üretim göz önüne alındığında utanılacak bir rakam.
 




Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren kaç şirket var?
 
 
İnci: Faal olarak çalışan şirket sayısı 50 taneyi geçmez. Üretim yapanlarsa 10 taneyi geçmeyecek. Ancak bu alanda projeler üretenlerin sayısı 1000’i geçebilir. Projelerin hayata geçmesi için yönetmeliğin açıklanması gerekiyor. Geçtiğimiz aylarda yönetmelikle ilgili yeni açıklamalar yapıldı. O süreçte yenilenebilir enerji sektöründeki şirket sayısında patlama oldu. Ancak istikrarlı bir süreç yok Türkiye’de. Piyasa bir açılır gibi oluyor bir kapanıyor.
 
Ne kadar yatırım yapılıyor?
 
İnci: Açıkçası bu sektördeki bütün şirketler, yönetmeliğin geçmesini bekliyor. Hazırlıklarını tamamladı birçoğu ancak net rakamları söyleyemem. Piyasa yeterli doygunluğa geldi. Artık harekete geçmeyi bekliyor. Piyasa birden açılınca talep karşılanamayacak. Talep patlaması yaşanacak.
 
Güneş enerjisi potansiyeli nedir?
 
İnci: Türkiye, güneş enerjisi konusunda oldukça yüksek potansiyeli olan bir ülke. Türkiye, Avrupa’nın güneşlenme oranı en yüksek ülkelerinin başında geliyor. Bu konuda İspanya ile aynı kefeye bile konabiliriz. Ancak Almanya’nın iki katı kadarız. Almanya bu kadar düşük güneşlenme oranına sahipken, bu kadar büyük çaplı yatırımlar yapıyor. Bu yüzden Almanya’nın örnek alınması gerekiyor.
 
Hangi bölgelere yönlenilmeli?  
 
İnci: Güneş panellerinden en fazla verimin alınacağı yerlere. Güneşi fazlasıyla alan ancak soğuk olan yerler. Yüksek alanların tercih edilmesi gerekiyor. Adana mı Van mı derseniz, akıllara ilk tercih Adana gibi gelse de aslında verim Van’dan alınacaktır. Güneş panellerinin olduğu yerde nemin olması pek de tercih edilir bir şey değil. İki şehri sadece örnek olarak veriyorum. Ancak Türkiye’nin herhangi bir noktasının Almanya’dan daha fazla güneş aldığını belirtmek isterim.
 
Dezavantajları nelerdir güneş enerjisinin?            
 
İnci: Güneş enerji panellerinin çevreye verdiği hiçbir zarar yok. Rüzgar türbinleri gibi değil. Büyük rüzgar türbinleri kuşları öldürüyor ancak güneş panellerinde böyle bir şey risk yok.
 


Güneş panellerinin ömrü kırk yıldır. Ekonomik ömrüyse 25 yıl. Geri dönüştürülebilir malzemeden üretilir. Bakım yapmanız bile gerekmiyor. Sadece temizliği yapmanız yeterli. Rutin bir bakıma ihtiyaç yok. Oldukça düşük bir bakım maliyeti var. O da panelleri değil sistemi kontrol edecektir.
 
O zaman yenilenebilir enerji sektöründe büyük çaplı istihdam olanaklarının gerçekleşeceğini söyleyebiliriz değil mi?
 
İnci: Kesinlikle. Elektrik şebekesi kurulacak, sayaç imalatı gerçekleşecek, montaj yapılacak. Az da olsa bakım yapacaklar olacak. Elbette bürokratik engellerin aşılması durumunda açılacak şirketler sayısına göre, en az 50 bin kişiye istihdam sağlanabileceğini tahmin edebiliriz.
 
Nükleer enerjiyle, güneş enerjisi alanında bir kıyaslama yapılabilir mi?
Kesinlikle hayır. Türkiye’nin tamamını güneş panelleriyle kaplasanız bir nükleer santralden elde edilecek elektriğe ulaşamazsınız."
 
GSR kaç yıllık bir şirket?
 
İnci: Çok yeniyiz. Mayıs 2010’da kuruldu. Ancak 3 yıldır bir fiil bu işin içindeyiz. Şu anda protitip imalatımız var güneş enerjisi alanında üretim yapmıyoruz. Rüzgar türbinleriyle ilgili dağıtım şirketi olarak çalışıyoruz. Şebekesiz ürünlerin akülerini ve LED ekranlarının tedarikini sağlıyoruz.
 
Siz ne kadar yatırım yaptınız bu üç yıl içinde?
 
İnci: Şu anda kadar 10 milyon TL kadar. Geri dönüşünü bekliyoruz, piyasanın açılmasını bekliyoruz. Türkiye şartlarına uygun bir Ar-Ge çalışması içindeyiz.
 
Yabancı yatırımcıların Türkiye’deki yenilenebilir enerji sektörüne bakışı nasıl?
 
İnci: Kocaman gözlerle baktıklarını söyleyebilirim. İnanılmaz hevesliler. Bizimle de bağlantıya geçen çok sayıda firma var. Piyasa açıldığı anda büyük çaplı, milyon dolarlık projeler olacağını söyleyebilirim.
 
Türkiye’de üretici ve yatırımcıyı teşvik edecek kararlar alınmıyor ne yazık ki. Seçimlerden sonra yönetmeliğin geçmesi gerektiğini düşünüyoruz.
 
 ygocmez@hurriyet.com.tr


Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
karakaya291
Sürekli Üye
***

Performans: 53
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 143


« Yanıtla #1 : 20 Nisan 2011, 11:14:57 »

****"Nükleer enerjiyle, güneş enerjisi alanında bir kıyaslama yapılabilir mi?
Kesinlikle hayır. Türkiye’nin tamamını güneş panelleriyle kaplasanız bir nükleer santralden elde edilecek elektriğe ulaşamazsınız."
 
Kayıtlı
karakaya291
Sürekli Üye
***

Performans: 53
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 143


« Yanıtla #2 : 20 Nisan 2011, 11:20:11 »

  Sanayi ürünleri kullanmayacaksanız ya da bu ürünleri pahalı olmasından yakınmayacaksanız( daha ucuza  başka ülkelerden gelenleri tercih etmeyecekseniz), klima almayacaksanız,klimalı olan otellere ve alışveriş merkezlerine girmeyecekseniz,buzdolabı çamaşır makinası,bulaşık makinası kullanmayacaksanız,hem oturma odasına ya da salona hem de mutfağa 100 ekran televizyon almayacaksanız, bütün odaların,sınıfların ve iş yerlerinin   lambalarını neredeyse 24 saat açık bırakmayacaksanız; "SÖZ VERİYORSANIZ"(Nükleere karşı çıkanlar) ben de karşıyım...

   Bence dünyanın en pis ve tehlikeli enerji kaynaklarından olan fosil yakıtları elektrik üretiminde kullanmayacaksanız(termik elektrik santrallerini),petrol ve doğal gaz fiyatlarının çok yüksek olmasından şikayetçi olmayacaksanız; "SÖZ VERİYORSANIZ",bende karşıyım...

   Dedem ve ebem gibi hava kararır kararmaz gaz lambasını( ya da idareyi) yakıp romantizme dalacak, sabah horoz sesiyle kalkacaksanız ;"SÖZ VERİYORSANIZ" bende karşıyım

   Yok biz teknolojinin getirdiği bütün nimetlerden sonuna kadar faydalanacağız diyorsanız; HES' lerden rüzgar enerjisine, güneşten dalga enerjisine,jeotermalden biyoenerjiye ve termikten nükleer enerjiye kadar her şeyden en üst seviyede faydalanmaya EVET diyorum.

   "Yüz yılımızın güçlü ülkeleri enerji sorununu halletmiş ülkeler olacaktır...."
Kayıtlı
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #3 : 20 Nisan 2011, 17:02:47 »

 Sanayi ürünleri kullanmayacaksanız ya da bu ürünleri pahalı olmasından yakınmayacaksanız( daha ucuza  başka ülkelerden gelenleri tercih etmeyecekseniz), klima almayacaksanız,klimalı olan otellere ve alışveriş merkezlerine girmeyecekseniz,buzdolabı çamaşır makinası,bulaşık makinası kullanmayacaksanız,hem oturma odasına ya da salona hem de mutfağa 100 ekran televizyon almayacaksanız, bütün odaların,sınıfların ve iş yerlerinin   lambalarını neredeyse 24 saat açık bırakmayacaksanız; "SÖZ VERİYORSANIZ"(Nükleere karşı çıkanlar) ben de karşıyım...

   Bence dünyanın en pis ve tehlikeli enerji kaynaklarından olan fosil yakıtları elektrik üretiminde kullanmayacaksanız(termik elektrik santrallerini),petrol ve doğal gaz fiyatlarının çok yüksek olmasından şikayetçi olmayacaksanız; "SÖZ VERİYORSANIZ",bende karşıyım...

   Dedem ve ebem gibi hava kararır kararmaz gaz lambasını( ya da idareyi) yakıp romantizme dalacak, sabah horoz sesiyle kalkacaksanız ;"SÖZ VERİYORSANIZ" bende karşıyım

   Yok biz teknolojinin getirdiği bütün nimetlerden sonuna kadar faydalanacağız diyorsanız; HES' lerden rüzgar enerjisine, güneşten dalga enerjisine,jeotermalden biyoenerjiye ve termikten nükleer enerjiye kadar her şeyden en üst seviyede faydalanmaya EVET diyorum.

   "Yüz yılımızın güçlü ülkeleri enerji sorununu halletmiş ülkeler olacaktır...."



Hocam yukarıdaki açıklamalarınıza HES hariç katılıyorum ancak olaya başka bir pencereden daha bakılması gerekir. Düne kadar ben de aşırı nükleer enerji karşıtı düşüncelere sahiptim. Ama 2040 yılında tamamen çölleşecek bir ülkede yaşıyoruz (Nasa verileri). Yani özellikle su gücünden  (barajlardan) yeterince faydalanmamız gelecekte mümkün gibi gözükmüyor. O yüzden nükleer enerjiye muhtaç kalacağımız hatta bunun bile yetmeyeceği alternatif enerji potansiyelimizden fazlaca yararlanmamız gerektiği ortadadır. Şimdi vurgulama yapmak istediğim önemli noktaları aktarayım:

1: 2005 yılı itibariyle dünyada toplam 443 nükleer enerji santrali çalışır vaziyettedir 23 tane de inşaat halinde proje var ama aynı yıla kadar toplam 110 adet santral kapatılmıştır (bazıları yeni tamamlanmasına rağmen). Neden?

2:"Türkiye'nin 24 yıl sonraki enerji ihtiyacı yüzde 160 artacak." Bu önemli gerçeğe rağmen İletim Teknolojisinin düşüklüğü nedeniyle bugün üretilen toplam enerjinin ancak % 68'i kullanılabilmektedir. Aynı gerçeğe rağmen özellikle Doğu bölgelerimizdeki toplam kaçak oranı  %64, ülke toplamında (2006) %20'dir. Nükleer Enerji projeleri yerine getirildiğinde ise toplam üretimdeki payı en iyi tahminle %18 olacağı söyleniyor. Şimdi çarpıcı soru geliyor: BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA NÜKLEER ENERJİYE HARCANACAK OLAN PARANIN SADECE ONDA İKİSİ İLE TÜRKİYE'DEKİ KAÇAK ELEKTRİK İLE İLETİM TEKNOLOJİSİNDEKİ EKSİKLİKLERİN GİDERİLEBİLECEĞİ BİLİNMESİNE RAĞMEN BU KARLI GİRİŞİM NEDEN YAPILMIYOR?

3: Temiz enerji konusunda Almanya NEDEN taklit edilmiyor ve AR-GE konusunda NEDEN yetersiz bir politika güdülüyor?

4: Nükleer atıklar nereye gömülecek? (Herşeyin çakma yöntemlerle yapıldığı bir ülkedeyseniz en çok endişelenmeniz gereken konu bu olmalıdır!)

Hes konusunda şu vidyoyu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum:
Ayrıca Zeitgeist belgesel serisini (özellikle 3.sünü) mutlaka izlemelisiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=RCMmc_uVpI4
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
karakaya291
Sürekli Üye
***

Performans: 53
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 143


« Yanıtla #4 : 20 Nisan 2011, 19:45:29 »

1.Hocam son yıllarda kapatılan nükleer santrallerinin tamamı eski(üçüncü nesil)....
2.Kaçak elektrik sonuçta tüketilen (para ödemeden de olsa) enerji.Kişi başına tüketilen elektrik enerjisinde(kaçaklar dahil) gelişmiş ülkelerin hala çok gerisindeyiz.
3.Taklit ediliyor.Son on yıl içinde faaliyete geçen rüzgar santrallerine bakarsak bunu daha iyi anlarız.
4.Nükleer artıklar nereye gömülecekten çok yıllardır boğazlardan geçen nükleer artık taşıyan gemileri düşünsek daha iyi olurdu(montrö boğazlar sözleşmesinden dolayı geçme diyemiyoruz.) ya da çok daha tehlikelisi hemen yanı başımızda dünyanın en tehlikeli  yani en eski ve ilkel nükleer tesisi olan ermenistandaki santrali düşünmemiz gerekiyor.bu belgeseli yapanlar biraz oralara kafa yorsalar çok daha iyi olurdu)MERSİN -Akkuyu nun atıklarını rusya, sibiryaya götürecek.
5.Yıllardır su akar Türkler bakar dediler.ABD ve diğer emperyalist devletler en temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan sularımızın üstüne baraj yapmamızı engelliyor dediler.Şimdi ülkede mühendislerimiz arttı, teknolojimiz gelişti, en önemlisi hem devletin hem de özel sektörün sermayesi arttı.heryer barajlarla donatılıyor.Bazılarının işine gelmiyor,duygu sömürüsü yapıyorlar.en temiz enerji kaynağı dediğimiz her santralin, iddia ediyorum (rüzgar,dalga,güneş ,akarsu vs...) ilerde olumsuz özellikleri gündeme gelecektir.Dolayısıyla herşeye karşı çıkmak çok kolaydır...
Kayıtlı
lesmer3366
VIP Üye
******

Performans: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 819



« Yanıtla #5 : 22 Nisan 2011, 10:08:26 »

nükleer karşıtları merak etmesin kimse bu teknolojiyi Türkiyeye vermez 1970lerden beri tırmalıyor ama alamıyoruz. deneme yanılmaylada olacak birşey değil. Bu işler artık sınırlandırılmış  tekellere alınmış... Lazımsa tabiki yapılacak ve kaynaklar çeşitlendirilecek tabi bu iş artık 5 milyona yakın insanın yaşadığı Çukurovada zor. yer seçimi yapıldığı 1970lerde yaklaşık 1-1.5 milyon insan vardı çukurovada.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic