Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gıdalardaki MSG nedir?...  (Okunma Sayısı 1853 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mustafa NAZ
Genel Moderator
******

Performans: 1921
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2958



« : 29 Ocak 2009, 15:22:41 »


Arkadaşlar mail'ime gelen bir yazıyı paylaşmak istedim aslında çok önemli bir konu.Daha öncede şu linkte   http://www.cografya.biz/forum/empty-t3779.0.html GDO lu ürünlerle ilgili bir yazı paylaşmıştım.Buda benzer bir konu. 

   
    > MSG NEDİR?...
   
    > MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.
   
    > MONO SODYUM GLUTAMAT
   
    > Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel
    > olarak algılanmasını sağlıyor.
   
    > Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
   
    > Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda
    > üreticilerinin bir çoğu MSG'yi karlı olduğu için kullanıyorlar.
   
    > MSG ZARARLI MI ?
    > Buna okuduktan sonra siz karar verin.
   
    > Bu madde Nörotoksin.
   
    > Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve
    > buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA
    > (Epilepsi)
   
    > Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı)
    > Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.
    > Büyüme hormonu baskılanması.
    > Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.
    > Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.
    > Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki
    > bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.
   
   
    > Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği
    > CİPS'lerde çok kullanılmakta.
   
    > Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar,
    > renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.
   
    > Şimdi diyeceksiniz ki,
   
    > Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.
   
    > Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri
    > insaf, merhamet gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar
    > etmek, çok daha büyümektir.
   
    > Bu mamuller, al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda
    > sunulur. Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça
    > rastlarsınız. Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de
    > beyinlerimize kazınır adeta. Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen
    > bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz. Mesela Cips.
   
    > Semt pazarlarında 3 kg. patatesi 1 ytl.ye alabilirsiniz. Oysa ki 50
    > gram CİPS 1 liradır. Yani 1 kg. Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin
    > farkında bile değiliz. Olumsuz etkileri de cabası.
    > Ya bu mamulleri üretenler !....
   
    > Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik
    > ve doğaldır.
   
    > Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,
    > burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var
    > mı?
   
    > Ben henüz rastlamadım.
   
    > Gelelim genel sağlık boyutuna;
   
    > Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına
    > bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile
    > tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ
    > çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının
    > ülke nüfusunun % 12'sine çıkması ve benzerleri.
   
    > Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.
   
    > Hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. Bu da
    > madalyonun diğer karlı yüzüdür.
   
    > Karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar
    > bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun ciddiyetini
    > anlayabilenimiz var mı?
   
    > Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.
   
    > Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında
    > yetersiz kaldığından, yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.
   
    > Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli
    > olmasını istemezler. Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde
    > edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.
   
    > Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık
    > tehlikesi yaklaşan bir dünyada,
   
    > Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir
    > dünyada,
   
    > Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada
   
    > yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
   
    > Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.
   
    > Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.
   
    > YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !.....
   
       
     


Kayıtlı

Tarsus Cengiz Topel Anadolu Lisesi
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #1 : 29 Ocak 2009, 20:53:09 »

İnsanımız beslenme konusunda biraz daha bilinçlense bu tür ayak oyunlarına gelmez ama çok yol almamız lazım.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
emre72
VIP Üye
******

Performans: 71
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1154


« Yanıtla #2 : 29 Ocak 2009, 20:59:03 »

Özellikle asitli içecekleri artık eve sokmamak lazım. Faydalı olduğuna dair bir satır yazı yok.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic