Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Arktik Toprak Kavgası  (Okunma Sayısı 1439 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
consinus
VIP Üye
******

Performans: 120
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 919



« : 14 Mayıs 2009, 13:56:48 »


Yükselen sıcaklıklar Kuzey Kutbu'ndaki buz takkesini eritirken, beş ülke bu yeni enerji cephesine yönelik taleplerini haritaya dökmek için birbirleri ile yarışıyor. Ödül oldukça büyük. Dünyanın henüz keşfedilmemiş petrol ve doğalgaz kaynaklarının neredeyse dörtte biri, bu uçsuz bucaksız ıssızlık dünyasının deniz tabanı altında yatıyor olabilir.

Rusya Federasyonu'nun Kahraman unvanına sahip sakallı kutup araştırmacısı Artur Chilingarov'un ofisi, başkan vekili olduğu Duma'da (Rusya Parlamentosu'nun alt kanadı), uzun bir koridorun sonunda yer alıyor. Büro girişinde, üzerine resmedilmiş dişlerle dev bir canavarı andıran 150 metre uzunluğundaki nükleer buzkıran gemisi Yamal'ın bir posteri nöbet tutuyor; içerideyse Kuzey Kutup Bölgesi ve Antarktika'nın simgeleri dizili: ahşaptan yapılma, diz boyunda bir penguen ve iki yavrusu, bir çift oyma denizfili dişi ve sekiz tane de minyatür, porselen kutup ayısı.

Duvarlardan birinde Putin'in bir portresi asılı. Chilingarov, deri bir koltukta oturuyor ve hemen yanında, bir tek ayrıntı dışında tamamen normal gibi görünen bir yerküre var. Yerkürenin ekseni, her iki kutup bölgesinin görülebilmesini sağlayacak bir biçimde eğilmiş: Yan yatmış bir Dünya. Moskova'da kış; Chilingarov tarafından Kuzey Kutbu'nun deniz tabanına bir Rus bayrağı dikilerek, diplomatik tartışmalara ve tüm dünya manşetlerinde ani bir heyecan dalgasına neden olacak şekilde uluslararası toprakların fiilen Rus egemenliğine gerçirilmesinin üç ay sonrası.

O meşgul bir adam ve karşısına oturduğumda kibar giriş cümleleri ile zaman yitirmiyor. "Kutup'a ulaşmak yedi gün ve yedi gecemizi aldı," diyor. "Buz kalındı. Kolay bir iş değildi." Chilingarov'un gemileri kutup yakınlarında buzda bir açıklık bulmuş ve bu açıklıktan iki denizaltı, Mir I ve Mir II, suya indirilmiş. Chilingarov ilk denizaltının içindeymiş. Hedefi ise 4200 metre aşağıdaki gerçek Kuzey Kutbu. "Karanlıktı, çok karanlık," diyor Chilingarov dalıştan söz ederken. "Tabii riskliydi de. Ve tabii ki korkuyorduk." Chilingarov ve bir diğer parlamenter, denizaltıdaki yeri için yarım milyon dolar ödemiş bir işadamı olan Vladimir Gruzdev, lombozdan bakıyormuş. İniş, aşağı yukarı üç saat kadar sürmüş; yüzeye dönüş de bir o kadar zaman almış ve bu sırada yüzeydeki buz kütlesi de sürüklenir durumdaymış.

Kısaca, eğer buzdaki açıklığı bulamazlarsa, aşağıda sıkışıp kalacaklarmış. "En kötüsü de," diyor Chilingarov bana, "bizi kurtarmak için kimsenin gelemeyeceğini biliyor olmamızdı". Öğle saatlerinin hemen ardından, Mir I aşağıya, deniz tabanının düz, balçık yüzeyine temas etmiş. Denizaltı okyanus tabanından örnekler toplamış ve ardından, hedef noktasına, robot koluyla titanyumdan yapılma bir Rus bayrağını çamurun içine sıkı sıkı yerleştireceği Kuzey Kutbu'nun merkezine doğru ilerlemiş. "Oraya neden mi bayrak diktik? Eh, ne zaman bir ülke bir şeyler kazansa, oraya bayrağını diker," diyor.

Kuzey Kutbu'nda, yüzey buzu üzerinde pek çok ülke bayrağının dikili olduğuna dikkat çekiyor. Güney Kutbu'nda da bayraklar var. Everest zirvesinde de. "Amerikalılar Ay'a bile bayraklarını diktiler," diye devam ediyor. Titanyum bayrağı ve robot kolu gösteren bir fotoğraf çıkarıyor, etkileyici bir hareketle imzalıyor ve fotoğrafı bana uzatıyor. "Bu, dünyanın en büyük coğrafi başarılarından biri. Rus bayrağı orada olduğu için gururluyum." Ardından, deniz tabanındaki boş yerleri işaret ederek parmağını fotoğrafın üzerinde dolaştırmaya başlıyor. "Bakın şurada ve şurada ve şurada," diyor bana. "Diğer ülkelerin bayrakları için de bir sürü yer var."

Chilingarov, genelde Kremlin'in resmi bir hareketi olarak kabul gören bu ekspedisyonun özel kişiler tarafından finanse edildiğini belirtiyor; Putin, bırakın Kuzey Kutbu'na gidişi emretmeyi, başlangıçta bu dalışın fazlasıyla tehlikeli olduğu uyarısında bile bulunmuş. Bir vatansever, bir politikacı ve bu başarısının kendisini ülke çapında bir kahraman haline getirdiğinin fazlasıyla bilincinde bir insan olan Chilingarov, çok fazla bilinmeyen diğer ayrıntıları geçiştiriyor: Bu fikrin kendisinden değil de, 1997 yılında üç yabancıdan çıktığı, kendisinin ekibe ancak 2007'de gerçekleştirilecek dalışa bir yıldan kısa bir süre kala katılmış olduğu ve deniz tabanından topladıkları örneklerin, gereksiz ve bilime katkısı tartışmalı örnekler olduğu gibi ayrıntılar.

Denizaltıların dönüş yolculuğu ürkütücü olmuş -deniz tabanından yükselen Mir I'i takip eden Mir II, bir buçuk saat boyunca buzda bir delik bulmaya çabalamış- ama dalışın dramatik yanları, varsayılan politik sonuçları tarafından kısa süre içinde gölgede bırakılmış. Yüzeydeki gemilerin bordasında 40'ın üzerinde gazeteci beklemekteymiş ve haberi hızla merkezlerine geçmişler: "Rusya, Kuzey Kutbu Üzerinde Hak İddia Ediyor!" Ve Chilingarov da, milliyetçi alevleri zevkle büyütmekten geri kalmamış. "Kuzey Kutup Bölgesi," demiş bir basın toplantısı sırasında, "zaten hep Ruslara ait bir yerdi"...

Bu dalış, çok kısa bir süre içinde aslında hiç de olmadığı bir şeye, bir keşfe değil de yayılmacı bir harekete dönüştü -abartılı bir turizm faaliyetinden çok, jeopolitikle ilgili bir harekete. Chilingarov'un zaferi Kanada tarafından kabul edilmedi, Danimarka tarafından kınandı ve ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından öfkeli homurtularla karşılandı. Ve Chilingarov bir gecede, kutuplarda yer kapmak için ortaya konan mücadelenin sakallı simgesi haline geldi. Dolayısıyla, eğer bu öykünün -Kuzey Kutup Bölgesi için girişilen yarışın gerçek öyküsünün- Chilingarov hakkında olduğunu düşünen varsa, onu suçlamak haksızlık olur. Ama gerçek bu değil.

Bu, değişmekte olan Kuzey Kutup Bölgesi ile ilgili bir öykü ancak yalnızca bizim beklediğimiz şekilde ortaya çıkan değişikliklere ilişkin değil. Kutup Bölgesi'nin geleceğine ilişkin en önemli değişimler, milyonlarca yıl öncesine dayanan geçmişinde, Triyas ve erken Tersiyer arasında kalan dönemde, Kuzey Kutbu'ndaki ana havzaların henüz şekillenmeye başladığı dönemlerde yaşananlar olabilir. Sözü edilen bu dönemde, süperkıta Pangaea'nın parçaları birbirinden uzaklara sürüklenmekte ve sera gazları, zaman zaman, dünyayı bugünkünden çok daha yüksek derecelerde ısıtmaktaydı. Kuzey Kutup Bölgesi'nin bazı bölümlerinin, belli bir dönem boyunca, neredeyse tropikal olduğunu söylemek dahi olası -bunun nedenlerinden biri, o günlerde küresel çapta sıcaklıkların daha yüksek olması ama daha önemli bir neden de, Kuzey Kutup Bölgesi'nin bazı kesimlerinin her zaman orada olmayışı: Bazı bölümleri, jeolojik zaman içinde, daha sıcak enlemlerden kuzeye doğru sürüklendi.

Petrol ve doğalgaz yataklarının ortaya çıkması içinse, organik madde, ısı, kaya ve basıncın doğru zamanda doğru karışımı gerekliydi. Günümüzde, görünüşe göre, Kuzey Buz Denizi'nin tabanı petrol yönünden zengin -bazı tahminlere göre, dünyanın henüz keşfedilmemiş rezervlerinin yaklaşık dörtte birine ev sahipliği yapıyor. Denizbuzları büyük bir hızla eriyerek, bu suları gemi trafiğine, deniz tabanını da maden arayışına uygun kılıyor. Ve ona sınırı olan beş ülkenin -Kanada, Danimarka (Grönland, Danimarka'ya bağlı), Norveç, Rusya ve ABD'nin- gözü bu deniz tabanına çevrilmiş durumda.

Kayıtlı

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm.                             
Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm.                           
 
Ziya PAŞA


Coğrafyayı anlamak; hayatı anlamaktır!..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic