Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Arap Baba  (Okunma Sayısı 3609 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
salp
VIP Üye
******

Performans: 815
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1554

süleyman çelebi anadolu lisesi


« : 05 Ağustos 2008, 17:41:30 »


 Arap Baba’nın sırrı çözülüyor
31 Temmuz 2008Arap Baba’nın naşını inceleyen bilim adamları ilk raporlarını açıkladılar. Raporda; Arap Baba’nın ortalama 40 yaşlarda olduğu ve kafası yüzyıllardır iddia edildiği gibi kesilmemiş olduğu açıklandı.Elazığ`ın Harput Mahallesi`nde Arap Baba türbesi içinde bulunan ve mumyalanmadığı halde yaklaşık 700 yıldır bozulmadığı öne sürülen Arap Baba`nın naaşı geçen hafta, Vakıflar Genel Müdürlüğü`nün izniyle bilim adamları tarafından incelendi.
Yüzlerce kişinin ziyaret ettiği türbedeki herkesin merak ettiği sır da böylece açığa çıktı. İncelemeyi yapan bilim adamları İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim görevlisi, dünyaca ünlü adli antropolog Dr. Mehmet Yaşar İşçan ve ekibi. Elazığ`a gidip, inceleme yapan bilim adamları, Arap Baba hakkında asırlık efsaneyi çürütecek önemli tespitler yaptı.

İşte doğrular: `Koku geliyor ihbarları harekete geçirdi`
"Türbeyi inceleme talebi bizden değil Vakıflar Malatya Bölge Müdürlüğü`nden geldi. Bölge Müdürlüğü, `Arap Baba`nın naaşının bulunduğu alanda kokular geldiğine ilişkin ihbarlar aldık` diyerek bilimsel inceleme yapmanızı talep etti.
Bürokratik işlemlerin ardından yaklaşık bir yıl sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü`nün izniyle naaşının bulunduğu yerde inceleme yapmamamıza izin verildi.

Bunun üzerine Argekoloji konusunda uzman Bahar Meryen, Mikrobiyolojisi uzmanı yardımcı Doçent Hüseyin Çokan ve ben 13 Temmuz 2008`de Elazığ`a gittik.
Bölgede 4 gece kaldık. Maskelerimizi ve özel kıyafetlerimizi giyerek, naaşın bulunduğu yere doğru gittik.
Naaşın bulunduğu kutuda iddia edildiği gibi koku yoktu, cesette organizma, böceklenme yoktu. Ancak ortam çok nemliydi. Sıcaklık yüksekti. Arap Baba`nın naaşı uygunsuz bir koşulda bulunuyordu.
Mezarlık 1 metre 80 santimetre metre yüksekliğindeki bir çukurdu. Ancak boştu. Çukurun içinde Arap Baba`nın ailesine ait olduğu düşünülen başka kemikler de .

Arap Baba denilen kişinin naaşı mezardan çıkartılıp yukarıda cam sandığın içinde teşhir ediliyordu. Naaşı ambulansla Fırat Üniversitesi`ne götürdük. Burada Radyoloji Bölümü`ne götürdük. Naaşın 3 boyutlu görüntülerini aldık. Bu teknik Türkiye`de ilk defa bir mumyaya yapıldı..

Bu teknik aracılığıyla, Arap Baba denilen kişinin yaşamındaki gerçek görüntüsünün fotoğrafını çıkarmamız kolay olacak. Cenazeyi Fırat üniversitesi Adli Tıp Kurumu`na geri götürdük. Ertesi sabah tekrar inceledik. Vücudunun yumuşak dokularında bozulma yoktu. Derisi bozulmamıştır. Sağ ayak bileği kemiklerinden çürümüştü.

Arap Baba denilen kişi ortalama 40 yaşlarında olduğunu, güçlü kemik yapısı olan bir vücut yapısı var. Kafası yüzyıllardır iddia edildiği gibi kesilmemiş. Kesilmiş olsaydı mutlaka boynundaki omur kemiklerinde izi olurdu. Öte yandan cesedin yanında bulunan kafatasında da kesik izi yok. Kafatasının alt çenesi de yok. Tahminimiz bu kafatasının bu cesede aitt olmadığı yönünde.
İddia edildiği gibi mumyalanmadığı doğru değil. Biz cesedin yüzyıllar önce, eski bir Türk geleneğine bir teknikle kesinlikle mumyalandığını düşünüyoruz. Bu çalışmanın sonucunda bu tekniği de öğrenebileceğiz.
Çünkü mezarın içinde başka kemik kalıntılarının olması ve yalnızca bir kişinin cesedinin bozulmaması bize bu kişinin eski bir Türk askeri, ya da veya bölgenin önemli bir lideri olduğunu gösteriyor. Eski Türk geleneklerine göre bölgenin önemli kişileri ve genellikle askerleri öldüğü zaman mumyalanır, ailesiyle beraber aynı mezara gömülür.

Arap Baba`nın bölgeye Müslümanlığı yaymak için gelen eski bir Türk askeri olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar var. Bu nedenle yüzyıllar önce mumyalanmış. İzin verilirse mezarda ailesine ait diğer naaşları da incelemek isteriz. Naaş, kokuların geldiği iddiasıyla çözüm bulmak amacıyla 1977 yılında cam sandığa konulmuş. Ancak ilerleyen yıllar da tekrar kokuların gelmesi üzerine 1988 yılında bozulmasını engellemek amacıyla kimyasal solisyonlarla işlem görmüş. Bir çeşit mumyalama tekniği ile naaşın çürümesi durdurulmuş. Ne tür maddeler kullanıldığını araştırıyoruz.

Naaşdan sürekli kokuların gelmesinin en büyük nedeni, 70`li yıllarda çok yağan yağmurun mezarın içine girmesi. Su birikintisi içinde kalan mezarın içindeki naaşın çürümeye başladığı bu nedenle koku şikayetlerinin attığını düşünüyoruz.
Araştırmalarımız devam ediyor. Raporumuzu henüz sunmadık. Ancak önerim naaşın mezarlıkta olması. Cam sandığın sürekli açılması naaşın çürümesine neden oluyor. Bu nedenle naaşın mezarlığa gömülmesini önereceğiz.”          Alıntı
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #1 : 05 Ağustos 2008, 20:17:50 »

Demek ki mumyalama tekniği sadece mısırlılara ait bir şey değil.
Eski Türklerde Önemli askerler de mumyalanıyormuş.Bakalım daha neler öğreneceğiz.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« Yanıtla #2 : 05 Ağustos 2008, 23:22:28 »

3 yıl önce görmüştüm. O zaman kimseye göstermiyorlardı. Kararmaması ve ışık görmemsi içindi. Öyle söylediler. Fakat ben görme imkanına sahip oldum.

Kayıtlı

anafartalar
VIP Üye
******

Performans: 339
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3895

Anafartalar Lisesi Coğrafya Öğretmeni Denizli


« Yanıtla #3 : 06 Ağustos 2008, 06:56:48 »

Demek ki mumyalama tekniği sadece mısırlılara ait bir şey değil.
Eski Türklerde Önemli askerler de mumyalanıyormuş.Bakalım daha neler öğreneceğiz.


Hocam yanlış hatırlamıyorsam Amasya 'da  mumyalar vardı.
Kayıtlı

İnsanlar son ağaç kesilene, son balık tutulana son çiçek koparılana kadar paranın yenmeyeceğini öğrenemeyecektir.
Melik
VIP Üye
******

Performans: 123
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 567


« Yanıtla #4 : 06 Ağustos 2008, 07:52:33 »

Elimizdeki değerleri korumayı ne zaman öğreneceğiz bilmiyorum. Arap Baba'nın naaşını korumamız gerekirdi. Birşeyin kıymetini kaybettikten sonra mı anlamak lazım? İnşallah naaaşın çürümemiş kısımları korunur.
Kayıtlı
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« Yanıtla #5 : 06 Ağustos 2008, 08:43:57 »

herkesin birkez görmesi gerek diye düşünüyorum.
Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
Merih Kayra Zencir
VIP Üye
******

Performans: 1124
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1111



« Yanıtla #6 : 06 Ağustos 2008, 09:59:53 »

Elimizdeki değerleri korumayı ne zaman öğreneceğiz bilmiyorum. Arap Baba'nın naaşını korumamız gerekirdi. Birşeyin kıymetini kaybettikten sonra mı anlamak lazım? İnşallah naaaşın çürümemiş kısımları korunur.

kesinlikle katılıyorum.
Kayıtlı

Kayracan
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic