Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Niçin önemli-ünlü Coğrafyacı yetiştiremiyoruz?  (Okunma Sayısı 6799 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 04 Temmuz 2008, 10:03:42 »


Edebiyatçı, Tarihçi, Psikolog, Matematikçi vb diye çevremizdeki arkadaşlarımıza veya öğrencilere sorduğumuzda mutlaka bir iki isimden bahsedebilirler.
Ancak Coğrafyacı sorduğumuzda acaba bir isim söyleyebilirler mi?
Hatta Anadolu Lisesi sınavlarında da bununla ilgili bir soru çıkmıştı.Bu soruyu kaç Coğrafya öğretmeni arkadaş yaptı onu da merak ediyorum.Ama geçmişte yaşamış ünlü coğrafyacılardan ziyade merak ettiğim konu günümüzde böyle bir durumun neden olamadığı.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2008, 10:13:55 »

Coğrafyacıların gündemde fazla yer almamaları diye düşünüyorum. Yoksa hepimizin bildiği gibi günümüzde de çok önemli coğrafyacılar var.
Kayıtlı
ozge_001
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 04 Temmuz 2008, 11:06:36 »

neden mi edebiyat desennobel ödülü bile var piskololi insanların ençok uğradıgı dokyorlar piskoloklar tarih desen her an biz tarih dersi veren olaylar ya coğrafya sokaktan geçen insana sorsan çocuğumun derslerinden bir tanesiydi yanlış bilmiyosam der bulun dugu yerin bitki örtüsünü toprağını vb gibi özelliklerini bilmeyen insana coğrayya desen ne anlar belki sorunbizdedir...Tongue
Kayıtlı
bilgin_mutlu84
VIP Üye
******

Performans: 443
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 738

İnegöl Özel Altın Nesil Koleji


« Yanıtla #3 : 04 Temmuz 2008, 11:17:07 »

üniversitedeki hocaların böyle konularda başıçekmesi gerektiğini düşünüyorum ama tabii başka kişiler de çıkabilir aradan
fakat sizinde belirttiğiniz gibi ünlü bazı coğrafyacılar var bizler de dahil olmak üzere sadece onların yapmış oldukları şeylerin üzerine birkaç değişiklikle ilgili bilgiler koyuyuz...yeni bir şey geliştirme gibi durumumuz yok ne yazık ki..
ayrıca belki yeri değildir ama jeomorfoloji ya da jeoloji üzerine doktora yapmış bir çok hocaya rastlamaktayız ama bu güne kadar deprem konusunda herhangi köklü ve ses getirici bir araştırma yaptıklarına tanık olmadım...sadece bizim hocalarımız gibi onlar ne anlarlar uyduruyorlar demeyi ve kabuklarında yaşamayı biliyorlar...sadece derslerd ahkam kesmeyi biliyorlar..
Kayıtlı

Emeğe Saygı
obekdas
Üye
**

Performans: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 71



« Yanıtla #4 : 30 Kasım 2008, 00:24:08 »

Aşkolsun Fazlı baba yı ne çabuk unuttun.
Kayıtlı

Karanlığa bakıp durma
Beni orada arama
Ben burdayım
Güneşin içinde
Akşamlar döndü gündüze
geceler gebe gündüze...
Fatih Oğuz
VIP Üye
******

Performans: 45
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 568


« Yanıtla #5 : 30 Kasım 2008, 15:30:11 »

Obekdas Fazlı baba Fatih Eğitimde ki Fazlı hoca mı?
Kayıtlı
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« Yanıtla #6 : 30 Kasım 2008, 16:41:45 »

ÖĞretmen olara bizler evimizde bir Sırrı ERİNÇ veya Oğuz EROL kitabı bulundurmuyorsak, kendi geçmişimizle yüzleşmeyi bilmiyorsak, yetenekli dürüst insanları akademik hayattan atmak için elimizden geleni yapıyorsak, üstüne üstün yaptığımız işin bir meslek sıfatı bile yoksa tabi ünlü coğrafyacı olmaz.
Kayıtlı

Kıraç
VIP Üye
******

Performans: 479
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1014


« Yanıtla #7 : 30 Kasım 2008, 17:42:59 »

Köksal hocam böyle önemli bir konu açtığınız için size teşekkür ederim.. Ben olaya biraz farklı bakışla değerlendiriyim..
Öncellikle yorum yapan arkadaşlara katıldığımı belirtmek isterim..Türkiye'de iyi coğrafyacı yada bilim adamı yetişmemesinin bir çok nedeni vardır. Ben burda bir kaç önemli nokta üzerinde durmak istyorum..
1.Ülkemizde bilime ve bilimsel çalışmalara gereken önemin verilmemesidir. Ülkemizde çok zeki ve önemli projeler geliştirebilen insanlarımız var. Ancak Ülke olarak ne bu değerli bilim adamlarımıza ne de projelerine sahip çıkabiliyoruz. Hem bilim adamlarına insanca yaşayabilecek ve araştırma yapacak kadar ücret verebiliyoruz ne de projesini gerçekleştirebilmesi için gerekli mali yardımı yapiyoruz. Bir ülkede iyi bilim adamlarının yada coğrafyacının yetişmesi o ülkedeki bilime verilen değerle ölçülür. Ülkenin bakış açısı toplumunda bilme bakış açısını belirler..Örneğin Bir profesörün yada uzmanın tv veya herhangi bir yerde vereceği bir konferansa toplum ne kadar ilgi gösterebiliyor? Yada tv de ne kadar izlenebiliyor? Sizlerde takdir edersiniz ki elbette ço az rağbet görüyor. Ama Bir pop sanatçısı yada pespaye bir kültür olan magazin dünyasından biri oldu mu herkes koşa koşa konsere yada gösterisine gider. İşte olduğumuz nokta budur.
2.Türkiye'de bilimin ve akdemisyenlerimizin en önemli engeli ingilizce sömürgeciliğidir yani yabancı dil sorunudur. Ülkemizde ingilizce biliyorsan sana bilim adamı diyorlar ama bilgin çok inglizcen yoksa sana bilim adamı demiyorlar hatta adam yerine koymuyorlar..Bugün istediğniz üniversitemize gidin çoğu araştırma görevlisinin doktorun veya yard. doçun masasında ingilizce ders çalışma kitaplarını görceksiniz. Malesef bilim üretmesi gereken üniversitelerimiz, ingilizce dersanelere dönüşmüş durumda.. Genç dinamik zeki bilim insanlarımzın tüm enerjisi bilimsel çalışma ve projelerde değil ingilizceyle tüketilmekedir.
Şimidi belki içinizde bazı arkadaşlar diyecek ki yabancı dil bilmeden olur mu bu işler elbette olmaz. Ama Yanlışlık şurda coğrafya bilimyle uğraşiyorsanız siznin için bir ingilizin grameri değil coğrafya yani branş ingilizcesi önemli ama istenen coğrafya yada branş ingilzcesi değil ingiliz kültürü ve grameri yani ingilizce düşüne bilme yetenneğin önemli sorun burda.
Dünyada hiç bir ülke tercümeyle bilim yapmaz ama malesef bizim ülkemizde durum bu. Yabancı dil bilmek önemli keşke birkaçtane bilsek ve çeşitli ülklere ait çalışmaları okyabilsek gelişmelerden haberdar olabilsek.. Ama yukarıda belirttim ingilizce düşünebilme ve grameri bilmek ölçülüyor. Yoksa çoğu akademsiyen branş ingilizcesine çok iyi hakim ama malesef grameri başarıp geçemiyor ve hak ettiği ünvana ulaşamiyor.
Hangi üniversiteye giderseniz gidin ulu öndermizin şu sözünü görürüsünüz "Bilim Tercümeyle değil tetkikle olur" Kendini atatürkçü olarak tanıtan yök ve üniveristelerden sorumlu yetkili kişiler bu çok önemli sözü hayatta geçirebilmiş midir?
Bu bakış açsı toplumda da etkisini göstermekte sağda solda duyuyoruz ingilizce bilim dildiir diye. Birlieri bu yalanı çok bilinçli şekilde üretmiş. Bu koskoca bir yalandır.. İngilizce bilim dili falan değil, ingilizce sadece ve sadece bir sömürge dilidir.Bir alman, Bir fransız yada bir Japon ve Çinli ingilizce mi biimsel çalışma yapiyor asla..Hatta bu ülkeler ingilizceyi konuşmaktan kaçınırlar.. Bakın bu konuda çarpıcı bir örnek vereyim, belki içinizde bunu bilen arkadaşımız vardır. Geçenlerde Fransada bir konferansta Fransız bir bilim adamı ingilizce konuşup sunum yaptığı için Fransız cumhur başkani şirak profesörü ingilizce konuştuğu için protesto ederek konferansı terketmişti...
Bu sorunları ve örnekleri çoğlatmak mümkün..
Sevgilerimle..
Kayıtlı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRKİYE'NİN GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİDİR....
f*e*d*e*r*a*l
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2



« Yanıtla #8 : 01 Aralık 2008, 12:23:52 »

değerli köksal arkadaşım biz coğrafyacılar dersimize belkide pek iyi çalışamıyoruzdur bu yüzden olamazmı
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #9 : 01 Aralık 2008, 15:24:08 »

değerli köksal arkadaşım biz coğrafyacılar dersimize belkide pek iyi çalışamıyoruzdur bu yüzden olamazmı

O da ihtimaller dahilindedir.Umarım hem Coğrafya hem de Coğrafyacılar hakkettikleri yerlere gelir.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
marzuba
VIP Üye
******

Performans: 385
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 992



« Yanıtla #10 : 07 Aralık 2008, 22:08:50 »



Kesinlikle üniversitelerdeki kadrolaşmanın akedemik-liyakata dayalı değilde siyasi görüşe dayalı olması ile alakalı bir durumdur.
Kayıtlı

Eyyy devlet çık artık,şişemizin kadehimizin içinden!!!!
DeDe
Ahmet Aydoğmuş
Genel Moderator
******

Performans: 1411
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1505


« Yanıtla #11 : 09 Aralık 2008, 08:40:51 »

  Herkese iyi bayramlar. Bu konuda ben de tespitlerimi belirtmek isterim. İlk olarak bilim adamının dil bilmesi şart, geçerli dil günümüzde İngilizcedir. Çünkü bilimsel gelişmeleri, araştırmaları takip etmek ancak bu yolla mümkündür.Biz öğretmenler bile bir parça ingilizce bilirsek birçok kaynağa daha kolay ulaşacağımızı artık biliyoruz.
 İkinci olarak da ülkenin genel bilim politikası. Bilgi üretmek günümüzde en önemli ekonomik getiri alanı olmuştur. Bilgi üretmek de bilim adamlarına sağlanan olanaklara paralel gelişir. Japonya gibi çok yüksek milli gelire sahip ülke bunun % 2.5 gibi büyük bir oranını bilimsel araştırmalara ayırıyor. Ürettikleriyle hammadde ve enerji kaynağı olmayan bu ülke dünya çıpında söz sahibi oluyor. ABD gelirinin % 2 civarındaki kısmını bilimsel araştırmalara aktarıyor. Türkiye ise bu ülkelere  göre zaten az olan gelirinin % 1'den azını bu işe ayırıyor. Ne kadar ödenek o kadar bilgi üretimi, bütün mesele bu. Yoksa bizim insanımız zeka yönünden onlardan hiç farklı değil.
 Birçok bilim dalında dünya çapında bilim bilim insanımız var fakat genel sıralamada gerilerde olmduğumuz kesin. Günümüzde coğrafya bölümlerinin başka bilim dalları ile iç içe oluşu ve uzmanlık gerektirmesi bu alanda varlık göstermeme nedeni olarak görünüyor.Coğrafyacı sahada araştırma yapmak zorunda. Dağları, yerşekillerini, kıyıları, şehirleri tarım alanlarını, havyancılık bölgelerini gezerek sonuçlara ulaşır, bu iş için coğrafya bölümlerine ne kadar ödenek ayrılır? Çoğu çalışma yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin kendi çalışmaları ile gerçekleşiyor.
 
Kayıtlı

Emekli Coğrafya Öğretmeni Batıkent / ANKARA
rocky26
Yeni üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 46


« Yanıtla #12 : 10 Aralık 2008, 15:26:49 »

Buradaki herkesin fikirlerine az ya da çok katılıyorum. Ancak öncelikle şunu belirtlmek isterim ki İNGİZLİZCE BİLİM DİLİ DEĞİLDİR. Ha çeviriler yapmak, dünyadan bihaber olmadan yaşamak için dil şart. Ancak bilim dili İngilizce değildir. Önce bilim için gerekli olanakları sağlamak, bilim insanlarını desteklemek, bilimin zevkini 7'den 77'ye herkese aşılamak gerekir ki bilim insanlarına öcü gibi bakılmasın. Sonra günümüzde üniversitelerin durumu gerçekten içler acısı. Artık üniversitelerde hocalara rastlamak mümkün değil. Üniversiteler egoist yuvası ya. Nasıl bir şeydir, ne korkunç bir olaydır bu? İlk adımı atmak devlete düşer. Maddi ve manevi desteklerle bilimi insanlara önce tanıtmak, sonra sevdirmesi gerekir.
Kayıtlı
Göksel DOĞANAY
VIP Üye
******

Performans: 1027
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 891


« Yanıtla #13 : 10 Aralık 2008, 15:35:53 »

Arkadaşlar çok güzel noktalara değinmişler. Aslında bu sorun sadece iyi coğrafyacımızın olmaması ile ilgili değil. Aynı zamanda iyi tarihçi, fizikçi, mühendis doktor vb.. hiç birinde Dünya'da söz sahibi ilim ve sanat adamı yetiştiremiyoruz. Bu durum Osmanlı'nın son döneminden böyle gidiyor. Tarihsel süreç devam ediyor.

        Çok çeşitli faktörler var arkadaşlarda öneli olanlara değinmişler. Benim altını çizmek istediğim nokta da ehli olmayan insanların çeşitli sebeplerle torpil yoluyla belli noktalara gelmeleridir. Malum torpl olayı tüm kurum ve kuruluşlarımızda yadsınamayacak bir gerçektir. Milli eğitim camiasına bir bakın adam Milli Eğitim Müdürü olmuş, iki klimeyi yan yana getiremiyor. Ama birilerinin sayesinde bu noktaya gelmiş. Torpil ve iltimas oldukça kaliteli ilim adamları yetiştiremeyiz.
Herkese İyi Bayramlar...

Kayıtlı
okuyanus
Uzman Üye
*****

Performans: 179
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 485



« Yanıtla #14 : 10 Aralık 2008, 16:36:16 »

Arkadaşlar çok güzel noktalara değinmişler. Aslında bu sorun sadece iyi coğrafyacımızın olmaması ile ilgili değil. Aynı zamanda iyi tarihçi, fizikçi, mühendis doktor vb.. hiç birinde Dünya'da söz sahibi ilim ve sanat adamı yetiştiremiyoruz. Bu durum Osmanlı'nın son döneminden böyle gidiyor. Tarihsel süreç devam ediyor.
Çok çeşitli faktörler var arkadaşlarda öneli olanlara değinmişler. Benim altını çizmek istediğim nokta da ehli olmayan insanların çeşitli sebeplerle torpil yoluyla belli noktalara gelmeleridir. Malum torpl olayı tüm kurum ve kuruluşlarımızda yadsınamayacak bir gerçektir. Milli eğitim camiasına bir bakın adam Milli Eğitim Müdürü olmuş, iki klimeyi yan yana getiremiyor. Ama birilerinin sayesinde bu noktaya gelmiş. Torpil ve iltimas oldukça kaliteli ilim adamları yetiştiremeyiz.
Herkese İyi Bayramlar...
aynen katılıyorum.yanı sıra düşünce dünyamızı korkular biçimlendirmiş bu da üretmeyen bir toplum olmamıza yol açmış özelde coğrafya için de biz öğretmenler ve coğrafya akademisyenlerinde de eksiklikler var.
Kayıtlı

yasaklar güvenlik sağlayabilir ama özgürlüğü asla...
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic