Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: israil efsanesi bitti mi?  (Okunma Sayısı 1976 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
dreamer99
VIP Üye
******

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 631


« : 05 Ağustos 2011, 22:17:16 »




Türkiye'de ekilen tohumların İsrail'den geldiği iddiasına cevap geldi.

Her yıl ekilen tohumun yerli üreticiye ait olduğu belirtildi...

Türk Tohumcular Birliği Başkanı Hakkı Şafak Ses, Türkiye'de her yıl ekilen tohumun yüzde 96,5'inin yerli üreticilere ait olduğunu söyledi.

     Hakkı Şafak Ses, "Önceleri tohum noktasında ne kadar dışa bağımlıyız konularını tartışıyorduk ancak son zamanlarda İsrail tohumları karşısında yerli tohumun önemli ölçüde değerlendiğini konuşuyoruz. Tohumlarımız yerli mi yoksa İsrail'den mi geliyor ?" şeklindeki soruya şu karşılığı verdi: "Türkiye topraklarına her yıl ekilen tohumların yüzde 96.5'i yerli üreticilerimize ait. Kamuoyunda, biraz da magazinsel bir boyutta yer alan tohum ithalatı ve tohumların ithal olması olayı, gerçekle hiç ilgisi olmayan bir şehir efsanesi. Türkiye'nin yüzde 3,5'lik ithalatının çoğunluğu hibrit sebze tohumudur. Ama o konuda da Türkiye'de şu an 462'yi bulmuş olan tohum sanayici ve üretici firmaları piyasanın yaklaşık yüzde 35'ine hakimdirler. İsrail ve benzeri ülkelerle ilgili ithalatta Türkiye'ye ithal edilen tohumun, yüzde 3,5'lik ithal tohumun sadece yüzde 6'lık kısmı İsrail'den gelmektedir ki, onun karşılığında Hollanda'dan yüzde 51'i, Fransa'dan yüzde 15'i, Almanya'dan yüzde 9'u gelmektedir. Bu konu çok abartılı bir şekilde kamuoyuna sunuluyor. Aslında bunun gerçekle bir ilgisi yok. Şu an sofralarımıza gelen ekmeğimizden, sebzemizden meyvemize kadar üretimi halkımız rahatlıkla emin olmalı ki, yüzde 96'sı Türk çiftçisi ve Türk üreticisinin ürettiği tohumlar ve ondan elde ettiği ürünlerdir."

BİZİ ÇOK ÜZÜYOR

"en çok yerlilik taşıyan bu konuda sanki yabancı hakimiyeti varmış gibi gösterilmesi bizi üzüyor."


TÜRKTOB Başkanı Ses, "GDO'lu tohumlar ve bu tohumlardan elde edilen ürünler nedeniyle meydana gelen kanser vakaları" ile ilgili soruya da "Bu da yine İsrail meselesi gibi ikinci bir şehir efsanesi, ikinci bir yanlıştır. Televizyonlarımızın magazin boyutundaki haberleri arasında bolca yer alan konu GDO'lu tohum konusu. Ben şunu net olarak ifade ediyorum: Türkiye topraklarında GDO'lu tohum ekilmemektedir. Türkiye'ye GOO ithalatı yasaktır. Biyogüvenlik Yasası ile bu güvence altına alınmıştır. GDO'lu tohumu üretmek, dikmek, ithal etmek ve bundan ürün elde etmek Türkiye'de yasaktır. Dolayısıyla GDO'lu tohumlarla üretilmiş ürünlerle kanser olma konusu Türkiye Tohumcular Birliği'nin sınırları içerisinde gündemde olmayan bir konudur. Şundan tamamen eminiz, halkımızda emin olsun, Türkiye topraklarında hiçbir şekilde ne sebzede ne de tahılda GDO'lu tohum ekilmemektedir, üretilmemektedir, ithal edilmemektedir. Bu konu son dönemde alınmış olan, parlamentomuzun geçen dönem aldığı biyogüvenlik yasası ile güvence altına alınmıştır. Bu durum bir nevi kriminal olaydır. Halkımız bu konuda en küçük bir endişe duymasın" cevabını verdi.

BU ANLAYIŞ DEĞİŞMELİ, ENDİŞEYE MAHAL YOK

Bu propagandaların amacının Türkiye'deki sebze meyve üretimini ve üretim alanlarını daraltmak olduğunun altını çizen Ses, insanların tereddüt ederek sebze ve meyve tüketmesi anlayışının külliyen değişmesi gerektiğini de söyledi. Ses; "İnsanlarımızın, tohum yönünden, fide yönünden ve fidan yönünden endişe edecekleri hiçbir konu yoktur. Eğer biz kendi ürettiğimiz sebzeye ilgiyi azaltırsak bu konudaki Pazar payımız azalır. GDO konusunun konuşulduğu programlarda domates biberle çıkılması büyük bir yanlıştır.

Türkiye'de GDO ve sağlığa zararlı bir tohum kaynaklı üretim yapılmamaktadır. Ülkemizde üretilen sebze ve meyvelerden en küçük bir şüphe duymasınlar."

İHA


ülkemizdeki tarım politikaları hakkındaki görüşlerinizi ve tarımdaki son yıllarda meydana gelmiş önemli değişimleri ( tabi varsa) buradan paylaşabilir misiniz arkadaşlar? derslerde tarımla ilgili konuları tartışırken faydası olacak bilgileri paylaşabilirsek bazı konulardaki şehir efsaneleri tabiriyle ifade edilen yanlış bilgileri öğrencilere aşılamamış oluruz... esenlikle

Kayıtlı

DEÜ
alikaratas
VIP Üye
******

Performans: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 820



« Yanıtla #1 : 06 Ağustos 2011, 07:59:12 »

Meclisteki 'GDO' yasası hepimizi ilgilendiriyor
AHMET ÖRS01.11.2009
Yeni bir gıda yönetmeliğine göre bir gıda ürününün üzerinde genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) olup olmadığı belirtilemeyecek. Oysa GDO'ların gelecek kuşaklar ve doğa üzerindeki etkileri henüz meçhul
Size bu hafta lezzetli yiyeceklerden, sağlıklı sebze ve meyvelerden söz etmeyi planlıyordum. Ama gündeme bomba gibi bir haber düştü. Bu sayfanın gündemine ıslak imza, Ergenekon, Kürt açılımı gibi siyasi konular düşmez; bu sayfa yeme içmeyle, damak zevkiyle, sağlıklı sofralarla ilgilenir. Siyasi bombalar birbiri ardına patlar, sansasyonel gelişmeler gazete manşetlerini ve televizyon kanallarını sürekli meşgul ederken, bu sayfayı ilgilendiren siyaset üstü bomba haber büyük ölçüde gürültüye gitti. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve geçen pazartesi günü Resmi Gazete'de yayınlanan bir yönetmeliğe ilişkindi söz konusu haber. Yönetmeliğin başlığı, "Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik" idi ve bana göre en az gündemi meşgul eden siyasi bombalar kadar önemliydi; çünkü hepimizin geleceğiyle ilgiliydi. Bu sayfayı takip eden okurlarım hatırlayacaklardır. Bir süre önce sizlere yeni yasama yılında TBMM'de genleri değiştirilmiş organizmalar (GDO) ile ilgili bir yasa hazırlığının yapıldığını duyurmuş, bizden sonraki kuşakları tehdit edebilecek böyle bir kararı alacak kişilerin ürünlerin maddi getirisini değil, kendi çocuklarının, torunlarının geleceğini düşünerek oylarını kullanacaklarını umduğumu belirtmiştim. Beklenmedik bir gelişme oldu ve GDO'larla ilgili yasadan önce, uygulamanın nasıl yapılacağına ilişkin bir yönetmelik yürürlüğe girdi. Yasanın neler içereceğini henüz tam olarak bilmiyoruz ama "Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir" özdeyişine göre, bu yasanın da nasıl bir mantıkla hazırlandığını şimdiden kestirmek mümkün. Eğer hâlâ GDO'ların ne olduğunu bilmeyen kaldıysa, küçük bir hatırlatma yapayım: Gen teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte, dünyanın en gelişmiş teknolojilerine sahip birkaç dev sanayi kuruluşu tarımsal bitkilerin ve hayvanların bazı genlerini bambaşka bitki ya da hayvanların genleriyle değiştirerek verimi ve dayanıklılığı artırmayı başardılar. Ancak bu uygulama dünya üzerinde tarım ve hayvancılığın başladığı günden bu yana süregelen doğal gelişme çizgisini kökünden değiştiriyor. Büyük maddi olanaklara sahip bu firmalar geliştirdikleri GDO'lu ürünlerin insan sağlığına zararlı olmadığı tezini büyük kampanyalarla dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalışıyor. Çünkü patentini ellerinde tuttukları GDO'lu ürün ya da tohumdan büyük kazanç sağlamaktalar. Buna karşılık birçok bilim insanı, geleneksel anlamda doğal olmayan bu yeni bitki ve hayvanların, bunları doğrudan ya da dolaylı tüketen insanlar üzerinde ya da yetiştirildikleri çevrelerde uzun vadede vahim sonuçlar doğurabileceğini ve bunun bir daha geri dönüşü olamayacağını öne sürüyorlar. Tartışmalar böyle devam ederken, geçtiğimiz hafta başında yayınlanan yönetmelikte çok ilginç ayrıntılar yer alıyor. Örneğin Madde 5/3'te, "GDO'lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleriyle bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır," deniyor. Aslında insan sağlığına zararlı olmadıkları varsayımıyla ithalat kapıları açılan GDO'ların bu hükümle bebekler ve çocuklara zarar verebileceği kabul edilmiş oluyor. Eğer zararlıysalar, bebeğini emziren annenin yiyeceklerinde bulunan, serbestçe satılabilecek GDO'ların süt yoluyla bebeklere geçmeyeceğini kim garanti edebilir? Ya da bebek ve çocukların besinlerinde kullanılması yasaklanan bu ürünlerin yetişkinler için tehlike oluşturmayacağına nasıl güvence verilebiliyor? Madde 5/2'de ise daha tuhaf bir ifade var: "İthal edilen, üretilen veya dağıtımı yapılan GDO'lu gıda veya yemin çevre, insan veya hayvan sağlığı açısından olumsuzluğu tespit edildiğinde, gıda veya yem işletmecisi sağlığı ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak, Bakanlığı, diğer ilgili mercileri ve tüketicileri acilen bilgilendirmek ve söz konusu gıda veya yemi, piyasadan geri çekmek zorundadır."

GDO YOKTUR DEMEK YASAK
Özetle firmalara "Şimdilik bu ürünleri ithal edip satabilirsiniz. Ama zararlı olup olmadıklarını sürekli takip edecek, eğer böyle bir durum varsa, bize bildirecek, malınızı da piyasadan çekeceksiniz," deniyor. Sigara örneğine uygulayacak olursak, sigara üreticilerine devletin, "Sigaranızın kansere yol açıp açmadığını araştırın. Eğer açtığını saptarsanız, bize bildirin, ürününüzü de piyasadan çekin," demesi gibi bir şey bu. Ama yönetmeliğin en harika bölümü Madde 5/8'de yer alıyor: "GDO'suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO'suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz." Yani THY uçağında yemek tepsilerine kocaman bir etiket konup "Yemeklerimizde domuz eti yoktur" yazılabiliyor, meyve sularında "içeceklerimizde katkı maddesi yoktur" ibaresi serbestçe bulundurulabiliyor ama bir ürünün üzerinde gelecek kuşaklarımızın, ülkemiz doğasının üzerindeki etkileri henüz bilinmeyen GDO'ların olmadığını belirtmek yasak! Bu insan haklarını, bilgilenme, tüketici özgürlüklerini hiçe sayan maddenin tek bir gerekçesi olabilir: Eğer böyle bir yazı konursa, kimse GDO'lu ürünleri almaz. Diyeceksiniz ki, "Almazsa almasın." Ben de sizin gibi düşünüyorum. Ama birileri GDO'ların mutlaka gündelik yaşamımızın bir parçası olmasını istiyor ve dev GDO firmalarının işine gelmeyen "Bu üründe GDO yoktur" ibaresini onların ticari başarısını engellemesin diye yasaklama yoluna gidiyor. Değerli okurlarım; her geçen gün organik ürünler satan pazarlara, mağazalara rağbet artıyor. Bir yandan da ciddi firmalar saygın sertifikasyon firmalarından aldıkları denetim raporlarını gururla ekleyerek doğal ve organik gıda maddelerini ürün paletlerine katıyorlar. Çünkü birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi, bizde de halkın beslenme konusunda bilinçlendiğini, gelecek kuşaklara sağlıklı bir ülke bırakmayı istediklerini görüyor, onlar da buna katkıda bulunuyorlar. Bu son yönetmeliğin toplumdaki sağlıklı yiyecekler konusundaki bilinci daha da güçlendireceğine, atılan yanlış adımların ise er geç geri alınacağına inanıyorum. Yeter ki iş işten geçmesin...


gördüğünüz gibi mesele bizim kendi tohumlarımızı yetiştirip yetiştiremediğimiz değildir.Mesele gdo'lu ürün sorunudur.Yasalarla bu konularda gerekli açıklıkların kapatılmamış olmasıdır.bu da gelecek için sorun yaratır.
Kayıtlı

\\"Rabbim Allah\\'tır de, sonra doğru ol!\\"
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic