Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir demokrasi sorunu - Akkuyu nükleer santrali  (Okunma Sayısı 59011 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Enerji Postası
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #45 : 29 Ağustos 2012, 13:24:32 »


Nükleer güvenlik konusunda Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Başkanı Yukiya Amano'dan önemli açıklamaları da takip edebilirsiniz:
http://www.enerjipostasi.com/haber_detay.aspx?k_id=3
Kayıtlı
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #46 : 09 Eylül 2012, 23:01:54 »

08/09/2012 MİLLİYET GAZETESİ
Mehveş Evin
Akkuyu raporunu devlet bile eleştirdi.

http://www.tumkoseyazilari.com/yazar/mehves-evin/08-09-2012-akkuyu-raporunu-devlet-bile-elestirdi.html

Çevreciler, muhalifler ve sivil toplum, nükleere karşı oldukları için “istemezükçü” olarak yaftalanır... Ancak neden karşı oldukları atlanır! Sıkı durun: Akkuyu nükleer santrali için Rosatom’un hazırlattığı  ÇED başvuru dosyası o kadar eksik, yanlış ve gayrı ciddi ki, devletin kurumları bile önemli uyarılarda bulunmuş.
Hatırlatma yapalım: Prosedür gereği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporuna dair ilgili kurum ve uzmanların görüşlerine başvuruyor. Masamda duran yaklaşık 200 sayfalık dosyada tüm bu yazışmalar yer alıyor.
Bazı kurumlar, mesela Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, “ilave edilecek bir görüşümüz yok” şeklinde görüş belirtmiş. Yahut Kültür ve Turizm Bakanlığı, bölgenin herhangi bir turizm merkezi sınırının içinde kalmadığını beyan etmiş...
Ancak haricindeki pek çok kurum, rapordaki eksikliklere, yanlışlara dikkat çekmiş. Buna Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanlığı ve TAEK  (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) dahil!

TAEK’ten kritik sorular
Her şeyden evvel Akkuyu raporu, en önemli sorulara cevap vermiyor. Mesela, bölge halkı ne kadar radyasyona maruz kalacak? Radyasyon ölçümleri nasıl yapılacak? İnanabiliyor musunuz, hiçbiri belli değil! TAEK, raporda bulunmayan fakat yanıtlanması elzem soruları tam altı sayfada sıralamış. Yanıt bekleyen sorular, kısaca şöyle:   
- Radyasyondan korunma ve nükleer güvenlik nasıl sağlanacak? 
-  Nükleer santral için bir acil durum planı var mı?
-  Radyolojik izleme planı var mı? Ölçüm nasıl yapılacak?
-  Tesisin radyoaktif yakıt yönetimi nasıl olacak? Atıklar nasıl (ve nereye) taşınacak, nasıl depolanacak ve en önemlisi, nasıl bertaraf edilecek?
-  Bölge halkı radyasyona ne şekilde maruz kalacak?
-  Bu tesiste kaza olmaması için ne gibi önlemler alındı?
-  Akkuyu’daki “en büyük” kazada ortaya çıkan senaryo nedir?
-  Tesis işletmeden nasıl çıkarılacak? (Not: Bir nükleer santralin ömrü 40 yıldır. Kurulması kadar kapatılması da ciddi bir iştir.)
-  Projenin alternatifleri ne?

Deprem analizi eski
Aslında sadece bu işin 1 numaralı otoritesi olan TAEK’in yukarıdaki maddelerine bakarak, Akkuyu için hazırlanan raporun ne kadar hayati sorulara yanıt vermediğini anlayabilirsiniz... Keşke bununla kalsa!
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, dosyada sunulan bilgilerin jeoloji, hidrojeoloji, ve doğal afet durumları açısından, özellikle tektonik ve tsunami başlıklarında “yetersiz” bulmuş... ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nden Prof. Erdin Bozkurt, dosyada sunulan tüm “depremsellik” bilgilerinin 1990 öncesi raporlara dayandığını belirtiyor. Bu nedenle güncel bir jeolojik çalışma ve fay haritasının çıkarılıp dosyaya eklenmesi gerektiğine işaret etmiş.
Rosatom’un Worley Parsons Nuclear Services ve Dokay Çevre Mühendisliği şirketine hazırlattığı Akkuyu raporu, tam anlamıyla içler acısı. Çevre ve atık yönetimiyle ilgili uzman görüşlerine giremedim, o da yarına...

 

BU SORULARA YANIT VERİN!
Devletin başvurduğu kurum ve uzmanlarının, Akkuyu ÇED dosyasında yanıt bulamadıkları sorular:
-  Doğal afet planı nedir?
-  Planlanan VVER tipi reaktörler dünyada kullanılıyor mu?
-  Jeolojik etüt raporu neden dosyada yok?
-  Santralin denetlenmesi için gereken, ancak Türkiye’de bulunmayan eğitimli kamu personeli açığı  ne olacak?
-  Santralin işletmesi için gerekli (özel) yakıtın üretimi Rusya’da mı yapılacak?
-  Türkiye’de uranyum zenginleştirme tesisi kurulacak mı?
-  Reaktör, bir saldırı karşısında nasıl korunacak?
-  Nükleer santralin civarında yaşayan halkın sağlık araştırması (kanser vakası gibi) raporda neden yok?
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 66
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #47 : 09 Eylül 2012, 23:03:01 »

Göksu deltasını nasıl yok edelim? - Mehveş Evin (Milliyet)   
  09 Eylül 2012 -   



Rosatom’un hazırladığı Akkuyu ÇED raporunda ne Göksu deltasının mahvolacağı yazıyor, ne de nükleer atıkların ne yapılacağı… Nükleer santral, santral soğurtma işlemiyle de bölgeyi harap edecek

Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralle ilgili hazırlanan ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporundaki bazı vahim eksiklikleri dün yazdım. Devletin kurumları –TAEK, Rasathane- bile söz konusu raporu yetersiz bulmuş.
Evet, nükleer santral kurmakta kararlıyız ama ÇED Akkuyu raporunda deprem riski analizi yetersiz, doğal afet planı yok, veriler 30 yıllık, radyasyonun bölgeyi nasıl etkileyeceği incelenmemiş! Şimdi ‘çevre etki değerlendirme’ başlığı altında es geçilen başka vahim sorunlara bakalım.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na raporla ilgili yollanan görüşlerde karşıma en sık çıkan ‘soru’lardan biri, deşarj işleminin ne olacağı. Deşarj, nükleer santralin soğutmak için denizden su çekmesi ve bunu geri boşaltmasına deniyor. Akkuyu raporunu inceleyen pek çok kurum, bu işlemin nasıl yapılacağına dair ayrıntılı bilgi talep etmiş.
Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü, hazırladığı ayrıntılı raporda bu işlemin bölgede geri dönülmez zararlara yol açacağını bildirmiş. Zira mevsime göre sıcaklığı 12-28 derece arasında seyreden deniz suyu, deşarj yapıldığında 35-38 derecelere çıkacak!

Bilim, “Mahvolur” diyor
Bunun anlamı nedir, kafanızda canlandırabiliyor musunuz? En küçük bir ısı farklılığında bile su ekosistemi büyük zarar görür. Planktonlar, balık yumurtaları, kısacası tüm besin zinciri yok olur!
Küresel ısınmanın gezegene getirdiği en büyük felaketlerden biri, deniz suyunun ısınması. Oysa Türkiye, buzulların erimesini beklemeden kendi eliyle Akdeniz’e nükleer santral yaparak bu işlemi hızlandırıyor. Üstelik Kyoto’ya taraf olduğumuz halde!
Mersin Üniversitesi, nükleer santral inşası ve işletiminin Akkuyu’ya 34 km. mesafedeki Göksu deltasının sonunu getireceğini sayfalarca yazmış, araştırmaları referans göstermiş… Buna göre hem endemik türler, hem de nesli tehlikede olan Caretta Caretta, Chelonia Mydas (deniz kaplumbağası) ve Akdeniz fokları yok olacak. Türkiye, böylece taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de çiğneyecek…
Yeri gelmişken hatırlatalım: TC’nin, Caretta Caretta ve kaplumbağaların korunması için Bern Sözleşmesi’ne, Akdeniz’i kirliliğe karşı korunması için Barcelona Sözleşmesi’nde, Göksu deltasını korumak için Ramsar Sözleşmesi’nde imzası bulunuyor.
Bakalım Dışişleri Bakanlığı bu konuda ne diyecek?

Atıklar ne olacak?
Deşarj sorununa, rapor hakkında görüşü sorulan Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden iki uzman da dikkat çekiyor… ‘Deniz suyuna ilişkin mevsimsel değişiklik’lerin raporda yer almadığını belirten mühendisler, boruların denize nasıl yerleştirileceğine dair bilginin olmadığına işaret ediyor… Ulaştırma Bakanlığı bürokratları da ‘boru’ konusunda açık bilgilerin olmayışına dikkat çekiyor.
Başvuru dosyası, mevzuata uygunluk ve hukuken de tartışma konusu. Mersin Üniversitesi, radyoaktif maddelerin bertaraf edilmesiyle ilgili boşluklara dikkat çekmiş. Her şeyden önce, TAEK’in radyoaktif atık yönetmeliği yürürlükte değil! Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın hazırladığı ‘Radyoaktif Madde Kullanımından Oluşan Atıklarla İlgili Yönetmelik’teyse nükleer yakıt
çevrimiyle ilgili faaliyetlere yer verilmemiş…
Anlayacağınız, nükleer santralin en tartışmalı meselesi olan radyoaktif atıkların ne olacağı ‘çevre’ raporunda yok… Artık denize mi gömerler, dağa mı? Yoksa TIR’lara yükleyip radyoaktif maddeleri İstanbul Boğazı’ndan mı taşırlar? Milyonlarca insanın güvenliğini ilgilendiren bu sorular, şimdilik cevapsız.

GÖKSU DELTASI
Biyolojik çeşitlilik bakımından dünyanın sayılı noktalarından biri olan Göksu deltası, Akkuyu’ya 34 km. mesafede.
Göksu deltasında önemli bir bölümü endemik (bölgeye has) binlerce bitki ve hayvan türü yaşıyor.
Kuş göç yollarında bulunan deltada tespit edilen kuş türü sayısı 332. Nükleer santralin açacağı ısı değişimi hepsini etkileyecek.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
komkarbey
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #48 : 22 Mayıs 2013, 16:39:10 »

Nükleer yerine rüzgar
Japonya'da, Fukuşima nükleer felaketinin yaşandığı yere rüzgar çiftliği kurulacak.
Japon Enerji Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Fukushima kıyısına kurulacak 143 rüzgar türbininde 1 GW enerji üretilecek.

16 kilometrelik bir alana yayılacak olan rüzgar santralinin inşaatı 2020 yılında başlayacak. Santral, dünyanın en büyük rüzgar santrali unvanını Japonya’ya taşıyacak...

Japonya'da bir yandan da ülkenin en büyük solar çiftliğinin kurulması için hazırlıklar başladı.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25417461/
Kayıtlı
lesmer3366
VIP Üye
******

Performans: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 818



« Yanıtla #49 : 22 Mayıs 2013, 17:44:40 »

Konu gene hortlatılmış... İşler kesat galiba.....
Kayıtlı
reell
Yeni üye
*

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 10


« Yanıtla #50 : 23 Mayıs 2013, 18:13:32 »

Nükleer santral dünyada 450 tane aktif kullanılan var
genelide 2. dünya savaşı sırasında yapılmış eskimiş
yapmayınca korunacakmıyız
sadece bölgesine mi zararlı

Ermenistan da sınırımıza sadece 15 km uzakta

artık nükleer denizaltılar uçak gemileri var yani hareketli bir gün izmir açıklarında gezebilir bir gün Antalya açıklarında

günümüz bilgisayar teknolojileri ile en küçük anomaliler bile saptanabilmekte

kurulmasın demek ne demek

enerjiyi daha pahalıya kullan ürettiğin ürün sana pahalıya mal osun ucuz satma ve benle de rekabet etme demektir.

iki taksiciden birisinin diğerine tüp taktırma tehlikeli patlayabilir demesi gibi
aynı yola ikiside yolcu götürsün birisi 5 lira masraf birisi 8 lira masraf etsin 8 lira masraf eden tehlikeden uzak değilmi
sen öyle san ikinizde aynı yolu kullanıyorsunuz karşındaki araç LPG Lİ değilmi
Kayıtlı
komkarbey
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #51 : 28 Mayıs 2013, 15:27:16 »

bu Almanların kafası hiç çalışmıyor(!) yılda ne kadar güneş görüyorlarsa milyonlarca avroyu olmayan güneşe yatırıyorlar. Bizler ise.......
Atalar ne güzel demiş su akar insan bakar.....

Güneş Enerjisi Revaçta
Avrupa Birliği ülkeleri güneş enerjisi kazanımında başı çekiyor.

Avrupa Birliği ülkeleri güneş enerjisi kazanımında başı çekiyor. Fakat Asya ülkelerinin, özellikle de Çin'in ileriki yıllarda bu alandaki yatırımlarını daha da artırması bekleniyor. Güneş enerjisinin önemi dünya genelinde giderek artıyor. Avrupa Güneş Pili (Fotovoltaik) Sanayi Birliği (EPIA) tarafından verilen bilgilere göre, 2012 yılında dünyada güneş pili sistemlerinin sayısı büyük bir artış göstererek, 31 GW'lık ek enerji sağlayacak düzeye erişti. Birliğin konu hakkındaki raporu, birçok Avrupa ülkesinde güneş enerjisinin toplam enerji tedariki içerisindeki payının da arttığını ortaya koyuyor.

Örneğin İtalya'da elektrik ihtiyacının yüzde 7'si güneş enerjisinden karşılanırken, Almanya'da da bu oran yüzde 6'yı buluyor. Asya ülkeleri ile ABD'de de güneş enerjisi giderek daha popüler hale geliyor:

Yenilenebilir enerjiler Avrupa'da da yükselişte. Ancak bu yükselişte özellikle güneş enerjisinin payı dikkat çekiyor. Avrupa Güneş Pili (Fotovoltaik) Sanayi Birliği (EPIA) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Avrupa Birliği genelinde 2012 yılı sonunda güneşten sağlanan enerji miktarı 70 GW dolayındaydı. Bunun 12 GW'lik bölümü ise 2012 yılında kurulan güneş enerjisi sistemlerinden kazanıldı. Bu atılımla güneş enerjisi, rüzgar ve doğalgazdan sağlanan enerjiyi geride bıraktı.

Avrupa Güneş Pili Sanayi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Winfried Hoffmann, 2012 yılının yenilenebilir enerjiler açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. 2013 tahminlerinde de iyimser olan Hoffmann "2013 yılında toplam 28 ile 47 GW arasında enerji üretme kapasitesine sahip güneş enerjisi santralleri kurulacağı tahmin ediliyor. Fakat bence enerji üretimi 32 ya da 35 GW arasında kalacaktır" şeklinde konuşuyor.

Almanya başı çekiyor

2012 yılında, dünya genelinde güneş enerjisi sistemlerinin kurulmasında başı çeken ülke Almanya oldu. Evlerin çatılarına ve tarlalara yaklaşık 8 GW'lık kapasiteye sahip güneş panelleri kuruldu.

Avrupa Güneş Pili Sanayi Birliği ABD ile Asya ülkelerindeki artışa da dikkat çekiyor. Birliğin verilerine göre, Çin ve ABD geçen yıla kıyasla iki kat daha fazla güneş enerjisi santrali inşa ederken, Hindistan bu oranı tam beş katına çıkardı. Uzmanlar, 2013 yılında da güneş enerjisine yatırımların süreceği beklentisi içinde. Yeni yatırımların 2012 yılına kıyasla iki katına çıkacağı tahmin ediliyor.

Avrupa Güneş Pili Sanayi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Winfried Hoffmann, güneş enerjisine daha fazla rağbet gösterilmesini, üretim maliyetlerinin düşmüş olmasına bağlıyor ve ekliyor: "Bundan 20 sene önce Almanya'da 1 KW'lık güneş enerjisi 1 euroya mal oluyordu. Şu anki üretim maliyetlerine baktığımızda -ki bazı ülkeler Almanya'nın aldığından 2 kat daha fazla güneş görüyor- 1 KW'lık güneş enerjisi üretiminin 10 centin de altında bir bedeli olduğu görülüyor. Bunlar oldukça düşük rakamlar, birçok ülke güneş enerjisine yatırımın karlı olacağını düşünüyor."

Yeni üretim teknikleri gerekli

Avrupa Güneş Pili Sanayi Birliği, dünya genelinde 2015 yılına kadar güneş enerjisi santrallerinin sayısının 2012 yılına kıyasla iki katına çıkacağı tahmininde bulunuyor. Enerji tedarikinde yenilenebilir enerjilere ağırlık verilmesi için gereken siyasi adımların atılması halinde, bu artışın iki buçuk katı dahi bulabileceği ifade ediliyor. Birliğin Yönetim Kurulu Başkanı Winfried Hoffmann 2020 yılına kadar elde edilecek güneş enerjisinin 2012'ye kıyasla tam altı katına çıkabileceğini tahmin ediyor.

Diğer yandan güneş enerjisi panelleri üreten birçok şirketin fiyat baskısı ve kapasite fazlası gibi sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Hoffmann, enerji piyasasındaki krizin henüz atlatılmadığını vurguluyor ve "Güneş enerjisi sanayii, geleceğe bakmalı ve yeni üretim teknikleri ve fabrikalar sayesinde bugünkü fiyatları sabit tutarak, zarardan kara geçmenin yollarını aramalıdır" şeklinde konuşuyor.

Her ne kadar güneş enerjisi piyasasında üreticiler son zamanlarda zarara uğrasa da Hoffmann geleceğe umutla baktığını ve sektörün bir dönemecin eşiğinde olduğunu vurguluyor. Güneş enerjisinden elde edilen elektriğin tüketici açısından da ucuz olduğunu kaydeden Hoffmann, büyük güneş enerjisi parklarının da bu süreci desteklediğinin altını çiziyor.

http://www.haberler.com/gunes-enerjisi-revacta-4673535-haberi/
Kayıtlı
komkarbey
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #52 : 28 Mayıs 2013, 15:29:44 »

Nükleer atıklar 250 milyon yıl burada duracak
Almanya’da kapatılacak nükleer tesislerden geriye, yüksek radyoaktiviteye sahip tam 17 bin ton atık kalacak. ve 250 milyon yıl boyunca radyoaktif etkisi süren maddeler Gorleben kasabasında bulunan tuz madeninde saklanacak. Halkın protestoları yüzünden hükümet nükleer atığı gömme işlemini şimdilik erteliyor

Almanya, dört farklı yerde nükleer atıkları depolamak istiyor. Gorleben’de nihai depo yeri olarak planlanan tuz madeninde araştırmalar, 1987’den beri sürüyor. Türkiye’den bir grup gazeteciyle olay yerindeyiz

Gorleben
Yerin 840 metre altına inmek, öyle kolay bir iş değil... Önce bize verilen kırmızı tulumları, kaskı ve botları giyiyoruz. “Acil durum” için herkese bir oksijen takımı dağıtılıyor.
Büyük bir asansöre biniyoruz. Arzın merkezine seyahat, 1.5 dakika sürüyor. Kulak tıkanıklığı ve baş dönmesini atlatınca, tabii klostrofobiniz yoksa, karanlık, nemli tuz tünellerinde dolaşmaya hazırsınız.
Bu tuhaf yolculuğu yapmamızın nedeni, Almanya’nın kuzeyindeki Gorleben kasabasında, nihai nükleer atık deposu olarak planlanan tuz madenini görmek... 2022’ye kadar tüm nükleer santrallerini kapatmaya hazırlanan Almanya, yanmış yakıt çubuklarını güvenli bir yerde saklamanın derdine düştü.
Yeri gelmişken, Akkuyu’da planlanan nükleer santralden çıkacak atıkla ilgili Türkiye’nin hiçbir açıklama yapmadığını hatırlatmak isterim. Hükümet, atıkları Rus firmanın “götüreceğini” söyledi. Ya da Türkiye’nin nükleer atığı satın alabileceğini!
Anlayacağınız, Almanya’nın 30 yıldır uğraştığı ve büyük tepkilere neden olan nükleer atık sorunu, bizde ciddiye dahi alınmıyor...

Neden tuz madeni?
Gorleben, tarımla geçinen, küçük, şirin bir kasaba... Ancak tarımdan ziyade nükleer atıkla anılıyor. Halkın protestoları yüzünden hükümet, nükleer atığı gömme işlemini şimdilik erteliyor...
Kolay mı? Nükleer santrallerden arta kalan ve 250 milyon yıl boyunca radyoaktif etkisi süren maddeler, burada saklanacak!
Peki nihai bir depoya neden ihtiyaç var? Almanya’da kapatılacak nükleer tesislerden geriye, yüksek radyoaktiviteye sahip tam 17 bin ton atık kalacak... Uzun vadede, güvenli bir saklama yöntemine ihtiyaç var. Dayanıklılığı, helikopterden bile atılarak kanıtlanan çelik muhafazaya rağmen, terör saldırısı veya bir doğal afette ne olacağını kimse bilemiyor.
Bu yüzden yerin altına, radyoaktif sızıntı olsa bile bunun etrafa yayılmasını engelleyecek bir jeolojik yapıya ihtiyaç var. Tuz madeni, işte bu nedenle seçilmiş.

Uçağı erken uçurduk
Dünyanın hiçbir yerinde nihai depolama yeri mevcut değil. Almanya’da ise dört depolama yeri belirlenmiş: Morsleben, Asse, Konrad ve Gorleben. Fakat süreç sıkıntılı ilerliyor... Hükümet, 1977’de Gorleben’i depo olarak kullanmaya karar verdiğinde, halka danışmamış. 1987’den beri, bölgedeki tuz çözeltilerinin geçirgenliği inceleniyor. Ancak şeffaf olmayan süreç yüzünden nihai depolama alanı halen araştırma safhasında.
Federal Çevre Bakanlığı’nın “Radyoaktif Işınlardan Koruma Dairesi” yetkililerine “Nükleer santralleri yaptınız, nihai depo için geç kalınmadı mı?” diye sorunca şu cevabı veriyorlar:
“Evet, iniş pisti olmadan uçakları uçurduk. Ama bugünkü standartları da 70’lerde geliştirdik. Önemli olan, her türlü hatadan imtina etmek. Tayin edici olan, toplumsal uzlaşı.”

http://gundem.milliyet.com.tr/nukleer-atiklar-250-milyon-yil-burada-duracak/gundem/gundemyazardetay/24.02.2013/1672641/default.htm
Kayıtlı
mustafakavak
Yeni üye
*

Performans: 6
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 47


« Yanıtla #53 : 29 Mayıs 2013, 04:06:29 »

"HER LAFA HER SÖZE VERİLECEK BİR CEVABIM VAR AMA ÖNCE LAFA BAKARIM LAF MI DİYE SONRA DA SÖYLEYENE BAKARIM ADAMI MI DİYE" sözü Mevlana'ya ait yalnız.
Kayıtlı
komkarbey
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #54 : 02 Aralık 2013, 17:10:33 »

Japonlar güneş enerjisine dönüyor

Fukişama'daki nükleer felaketten ders çıkaran Japonya temiz enerjiye dönüyor.

Fukişima'da hala devam eden krizin başlamasından iki yıl sonra, Japonya ülkenin en büyük güneş enerjisi santralini devreye soktu. Denizin üzerine kurulan ve dalgakıranlarla korunan dev güneş panellerinden oluşan santral, 22 bin eve elektrik sağlayacak güçte. Bu da orta büyüklükte bir şehir anlamına geliyor. Kagoshima Nanatsujima Mega Solar Power Plant ismindeki dev güneş enerjisi santralini Japonya'nın büyük elektronik şirketlerinden Kyocera üretti. Deprem ve Tsunami riskinin en az düzeyde bulunduğu Japonya'nın en güney ucunda inşaa edilen santralin, sürekli güneşli olan bu bölgede önümüzdeki on yıllar boyunca kesintisiz olarak elektrik üretmesi bekleniyor. Japonlar Fukişima felaketinden önce de alternatif enerji kaynaklarını desteklemek ve geliştirmek için büyük yatırımlar ve yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyordu. Yeni güneş santralinin açılması, bu çalışmaların hızlandırıldığının bir işareti olarak kabul ediliyor. Özellikle güneş panellerinin etkinliğinin arttırılması ve fiyatlarının düşürülmesi için Japonya üniversitelerinde önemli araştırmalar yapıldığı biliniyordu.

 http://intel.doganburda.com/guncel/item/437-japonlar-gunes-enerjisine-donuyor
Kayıtlı
komkarbey
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #55 : 11 Mart 2015, 17:46:09 »

300 milyon ton radyoaktif çöp ve milyonlarca ton radyoaktif su okyanusa akıyor..

http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/blog/mavi-gezegen/fukusima-felaketi-dort-yildir-suren-bir-nukleer-kriz-100315/blog/52284/
http://america.aljazeera.com/multimedia/photo-gallery/2015/3/photos-disposal-crisis-inside-the-fukushima-exclusion-zone.html
Kayıtlı
komkarbey
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #56 : 18 Ekim 2015, 05:45:04 »

22 soruda Türkiye’de nükleer gerçeği
http://www.hurriyet.com.tr/22-soruda-turkiyede-nukleer-gercegi-30334041

Aralarında 240 bin yıl radyoaktif kalan atıkların bulunduğu bu tonlarca tehlikeli maddenin nasıl saklanacağı, doğadan yalıtılacağı bilinmiyor. Bilim henüz böyle bir sınavdan geçmedi.
Kayıtlı
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic