Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nükleer Kanserde % 76 Artış  (Okunma Sayısı 1906 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kt
VIP Üye
******

Performans: 649
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3775



« : 18 Eylül 2008, 19:48:00 »


    Dr. Alfred Körblein’ın 24 yıllık çalışması ürkütücü gerçeği ortaya koydu. Alman Federal Radyasyondan Korunma Ofisi ve Çocukluk Çağı Kanserleri Kayıt Dairesi’nce desteklenen araştırmaya göre nükleer santraller, kanser vakalarındaki yüzde 80’e yakın artışın temel nedeni.

    Alman Çevre Enstitüsü’nden Dr. Alfred Körblein nükleer santrallerin çevreye başta trityum, sezyum ve stronsiyum olmak üzere birçok radyoaktif materyal saldığına dikkat çekerek, “Nükleer santraldaki salım belirli aralıklarla ölçülür. Bu ölçümler Alman Federal Radyasyondan Korunma Ofisi (BfS) tarafından internetten de yayımlanır. Bunun aksini kim söylüyorsa, yalan söylüyordur” dedi.
İstanbul Tabip Odası’da dün, Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Çevre İçin Hekimler Derneği tarafından düzenlenen basın toplantısında araştırmasıyla ilgili bilgi veren Alman Çevre Enstitüsü’nden Dr. Alfred Körblein, BfS ve Alman Çocukluk Çağı Kanserleri Kayıt Dairesi (GCCR) tarafından desteklenen, 1980-2003 yıllarında 24 yıl boyunca yürüttüğü “Nükleer santrallar yakınındaki çocukluk çağı kanserleriyle ilgili yeni Alman çalışması”nın (KİKK) sonuçlarını açıkladı. Körblein, çalışmada nükleer santrallerin 5 kilometre çapındaki çevresinde yaşayan çocuklarda lösemi hızının beklenenden 2.2 kat fazla bulunduğunu belirtti.

ÇALIŞMALARI İNKÂR EDİLDİ • Yürüttüğü çalışmanın ancak 2002 yılında BfS ve GCCR tarafından resmi görevlendirilmeyle yapıldığına dikkat çeken Körblein, “Ben daha 1998’de Alman nükleer santrallerinın beş kilometre çevresinde erken çocukluk çağı kanserlerinde yüzde 54’lük, lösemide ise yüzde 76’lık anlamlı düzeyde artış saptamıştım. Yalnız çevreci bir grup için çalıştığımdan, sonuçlar uzun süre inkar edildi. Ancak, bir Yeşiller Partisi üyesi Çevre Bakanı olduktan ve Hükümet nükleer santrallerin kapatılmasına kararı verdikten sonra, BfS benim sonuçlarımı kontrol edecek bir çalışma yapmaya karar verdi” dedi.
Önceki çalışmanın ekolojik şekilde tasarlandığını yeni yöntemin ise vaka-kontrol çalışması olduğunu söyleyen Dr. Körblein, santrallerin bulunduğu16 yerde görülen tüm beş yaş altı çocuk kanserlerinin kayıt altına alındığını ve üç kanser olmayan çocuğun yaş, cinsiyet ve nükleer santral yeri eşleştirilerek rastgele seçildiğini anlattı. Yaşadığı yerle, yakınındaki nükleer santral arasındaki mesafe ise 25 metre aralıkla, vakalar ve kontroller için tam olarak saptandı. Test edilen ana soru, vakalar ve konrollerin sayısı arasındaki oranın negatif uzaklık trendi gösterip, göstermeyeceğiydi.

“TORUNLARIMI ORADA YAŞATMAM” • Körblein, nükleer santral yakınında oturan kişilerin yıl boyunca dalgalanan radyasyona maruz kaldığına dikkat çekerek, “Bu sabit düşük bir dozla veya doğrusal olmayan bir doz-yanıt eğrisinde etki ortalama doza değil, tepe noktasında olan doza bağlı olarak ortaya çıkabilir” diye konuştu. Körblein bir soru üzerine, yaşlı olduğundan kendisi için değil ama ne çocuklarının ne de torunlarının nükleer santrallerin beş kilometre yakınında yaşamasına izin vermeyeceğini söyledi.

RADYASYON  LÖSEMİDEKİ ARTIŞIN TEK NEDENİ • KİKK çalışmasının sonuçlarının 2007 sonunda resmen açıklandığını belirten Körblein, sonuçlara yansıyan rakamları da açıkladı: “İncelemeye aldığımız 1592 çocukluk çağı kanseri ile 4 bin 735 kontrolde, 593 lösemi vakası ve 1766 kontrolde, odds oranında anlamlı bir negatif mesafe trendi bulundu. Yani, 5 kilometre çapındaki bölgedeki görece risk, tüm kanserlerde 1.6, lösemide ise 2.2’ydi . İkinci kısımda ise kanser yapıcı diğer kanserojen maddelerin (karıştırcı) sonuçlara olan olası etkisi araştırıldı. Araştırma sonucunda, hiçbir karıştırıcının kanserleri tetiklemedi ortaya çıktı. Sonuçta, lösemi sayısındaki artışın tek nedeninin radyasyona maruz kalmak olduğu ortaya çıktı.”

Taraf/İBRAHİM GÜNEL - Istanbul - 17.09.2008
 

Kayıtlı

Dünyayı güzellik kurtaracak...
Köksal AYDIN
Moderator
*****

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2008, 20:04:42 »

İsteğimiz, talebimiz çevre dostu ve tükenmeyen enerji kaynaklarından yana.Ama uzun vadeli yapılmış olan doğal gaz ve petrol antlaşmaları bu umudumuzu baltalıyor.Yetkilileri daha mantıklı davranmaya devat ediyoruz.

Hocam bilgilendirme için teşekkürler.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic