Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?  (Okunma Sayısı 5193 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gunban
VIP Üye
******

Performans: 1535
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2505


Güzel günler göreceğiz; güneşli günler, .....


« : 12 Mart 2008, 11:52:03 »


 
  USAK'ın 'Krizlerden İyileşmeye:Türkiye Ekonomisi Nereye' Raporu Yayımlandı. Raporda Türk Ekonomisinin İyi ve Kötü Yönleri Masaya Yatırılarak Şu Verilere Yer Veridi.



 Uluslar arası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK), Türkiye ekonomisinin, 2001 krizinin ardından uygulanan programla ciddi bir iyileşme kaydettiğini belirlerken, ancak hala çözülemeyen yapısal sorunları nedeniyle ekonomideki "pembe tablo"nun "dramatik biçimde" değişebileceği uyarısında bulundu.
 USAK, 2008 yılındaki ilk çalışması olan "Krizlerden İyileşmeye: Türkiye Ekonomisi Nereye" (From Crisis to Recovery: Quo Vadis Turkish Economy) başlıklı raporunu yayınladı. Raporda, Türkiye ekonomisindeki temel makro ekonomik göstergeler ve finans sektöründe 2001 krizinden 2008'e kadar olan dönemde kaydedilen gelişmeler ayrıntılı verilerle ele alındı. Raporda ayrıca, Türk ekonomisinin temel sorunları ve bunlara yönelik çözüm önerileri ortaya konuldu.

-İKİ KRİZ, REFORMLAR İÇİN KONSENSUS YARATTI-

Türkiye'nin Kasım 2000 ve Şubat 2001'de olmak üzere iki sert kriz yaşadığı anımsatılan raporda, bu krizler yüzünden Türkiye'nin sosyo ekonomik düzeninin kaotik bir yapıya büründüğü ve Türk finansal sisteminin çöküşe çok yaklaştığı belirtildi. Krizlerin finans sektörü ve reel sektördeki sorunların çözümü için gerekli reformların yapılması yönünde bir konsensusa da yol açtığı belirtilen raporda, kriz sonrası dönem boyunca Türkiye'nin makro ekonomik yapıyı güçlendirme ve IMF programında öngörülen hedefleri tutturma konusunda kayda değer bir başarı sergilediği anlatıldı.

-CARİ AÇIK VE İŞSİZLİĞİ AZALTMADA BAŞARISIZ-

 Ancak kriz sonrası dönemde Türkiye'nin, 2008'e gelindiğinde "Ekonomide Aşil'in topuğu" olarak nitelendirilen iki önemli makro ekonomik sorunun çözümünde başarısız kaldığı anlatılan raporda, bunların "cari işlemler açığı" ve "işsizlik" olduğu belirtildi.
 2001'den önce Türkiye'nin finansal sisteminin çok kötü bir yapı arz ettiği, basiretli gözetim, kurumsal denetim ve düzenlemenin yetersiz olduğu ve uluslar arası kuruluşlardan yeterli düzeyde destek olmadığı hatırlatıldı. Kriz öncesinde bazı Türk bankalarının formel kredi değerleme ve risk yönetimi tekniklerini uygulamadığı da belirtilen raporda, krizin finans sektörünün kendisini yeniden yapılandırması ve kötü oyuncuları oyun sahasından kovmak için bir "şans" da yarattığı anlatıldı.
 Yaşanan krizle, oyunun kuralları ve hayatta kalma yönteminin değiştiği, Türk bankacılık sektörünün rekabet gücünün dramatik biçimde artırdığı, her türlü riski yönetme kapasitesine kavuştuğu kaydedildi.
 2001 krizinin ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Merkez Bankası, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi düzenleyici kuruluşların otonomi ve finansal kuruluşları denetlemede önemli güç kazandığı vurgulandı.
 Merkez Bankası'nın statüsüne ilişkin yasal düzenlemelerin Banka'ya siyasi isteklere göre değil ekonominin rasyoları ve gereklerine göre para politikası oluşturma olanağı sağladığı kaydedildi. Banka'nın yasal statüsündeki değişikliğin ardından Türkiye'nin enflasyona karşı mücadelede elinin güçlendiği ve enflasyon oranlarının belirgin biçimde düşüşe geçtiği belirtildi.

-"PEMBE TABLO DRAMATİK BİÇİMDE DEĞİŞEBİLİR"-

Raporda, kriz sonrası dönem için şu değerlendirme yapıldı:
"Türkiye mali disiplin ve sıkı para politikası uygulayarak ekonomisini düzeltti. Hükümet ve para otoriteleri arasındaki eşgüdüm ve işbirliği beklenmedik bir başarı sağladı. Ancak, Türkiye ekonomisi hala köklü yapısal sorunlara sahip ve pembe tablo, bünyesindeki sorunlara bağlı olarak dramatik biçimde değişebilir. İzleyen yıllarda, küresel likiditede yaşanacak olası daralma, cari açığın finansmanında sorun çıkarabilir. ABD ve Avrupa ekonomilerinde 2008'deki yavaşlama, tüketim daralması Türkiye'nin büyüme performansını olumsuz etkileyebilir ve bu da Türkiye'nin işsizlik sorunda yangına benzin olur."

-ÖNERİLER-

 Raporda, Türkiye ekonomisinde var olan ya da çıkması olası sorunlara karşı bir dizi öneri sıralandı. Bu kapsamda Türkiye'nin mali disipline ve dikkatli para politikalarına devam etmesi, reformların ekonomi, hukuk ve eğitimi de kapsayacak biçimde hızla gerçekleştirilmesi, iyi tasarlanmış ve erişilebilir sanayi politikalarının mümkün olan en kısa sürede geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
 Türkiye'nin sürdürülebilir ekonomik büyüme hedefine yönelik olarak kaynaklarını az verimli sektörlerden daha verimli sektörlere ve katma değeri yüksek ürünlere (örneğin tarımdan sanayiye) yönlendirmesi önerildi.
 Türkiye'nin rekabet gücünün gelişmiş ülkeler düzeyinin altında, ihraç ürünlerinin katma değerinin hala tatmin edici düzeylerin uzağında olduğu belirtilerek, bunun da kur dalgalanmalarına karşı kırılganlık yarattığı kaydedildi. Türk ihracatçıların ürünlerinin kalitesini artırması gerektiği belirtilen raporda, "Turquality" gibi hayati programlar altında Türkiye'de verimliliği ve inovasyonu sağlayacak kaynakların geliştirilebileceği anlatıldı.

-KAYIT DIŞI EKONOMİ REKABET GÜCÜNÜ KIRIYOR-

Kayıt dışı ekonominin Türkiye'nin rekabet gücünü azaltan önemli bir faktör olduğu belirtilerek, bunun hem reel hem de finansal sektöre doğrudan ve dolaylı zararlarının olduğu kaydedildi. Kayıt dışılığın işsizlik sorununun çözümüne de olumsuz etki yaptığı belirtilirken, hükümetin yer altı ekonomisiyle mücadeleye daha fazla ağırlık verebileceği ifade edildi. Bu doğrultuda Türk vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi önerildi.

-YABANCI SERMAYE İÇİN YATIRIM ORTAMI İYİLEŞTİRİLMELİ-

 Türkiye'ye 2004 sonrası dönemde artan doğrudan yabancı sermaye girişlerinin, mevcut niteliği ve sektörel dağılımına rağmen, ülkeyi dış spekülatif şoklara karşı kırılganlığını azaltacağı belirtildi. Doğrudan yabancı sermayeyi imalat sanayiine çekmek için Türkiye'nin mevzuatını düzenleyerek, bürokrasiyi azaltması ve yatırım ortamını iyileştirmesi gerektiği vurgulandı. Özelleştirmeden sağlanan gelirlerin de alt yapı ve telekomünikasyon yatırımlarına harcanması önerildi.

-SEÇİMLER MALİ DİSİPLİNİ BOZDU-

 Ekonomi politikalarının başarısında temel olan Merkez Bankası ve Maliye politikaları arasındaki eşgüdümü Türkiye'nin 2001-2006 arasında gösterdiği belirtilen raporda, 2007 seçimlerinin ise mali politikalarda zafiyete yol açtığı ifade edildi. Bu bağlamda sosyal güvenlik başta kalan reformların tamamlanması gerektiği uyarısı yapıldı.

-HÜKÜMET DÜZENLEYİCİ KURUMLARA BASKIDAN KAÇINMALI-

 Bu arada hükümetin, özellikle Merkez Bankası başta olmak üzere düzenleyici kuruluşlara baskı yapmaktan kaçınması gerektiği vurgulanırken, Merkez Bankası'na da "Bağımsızlık tuzağı"na düşmemesi uyarısı yapıldı.
 Türkiye'deki sermaye piyasasının dış şokları göğüsleyecek ve kamu tasarruflarını toplayacak güçte olmadığı, bu güçsüzlüğe bağlı olarak da yatırımları finanse edecek düzenli kaynak yaratılamadığı belirtildi.

-KOBİ'LERDEN BÜYÜK İŞLETMELERE GÜÇ KAYMASI-

Özelleştirme uygulamalarına ve AB üyelik hedefine bağlı olarak Türkiye'nin küresel ekonomik sisteme entegrasyonunun arttığı belirtilen raporda, bu entegrasyonun iki önemli sonuç ortaya koyduğu anlatıldı. Bunlardan birinin KOBİ ve emek gücüne dayalı işletmelerden büyük işletmelere ve uluslar arası sermayeye güç kayması olduğu, bu kaymanın izleyen yıllarda gerilim yaratmaya aday gözüktüğü ifade edildi. Ekonomik elitlerin kalıcı dengeli bir büyüme için KOBİ'lere önem vermesi ve Türkiye'nin kalkınmasındaki asimetrik gidişi dengelemesi gerektiği vurgulandı.
 Entegrasyonla ortaya çıkan ikinci önemli olgunun ise bu güç değişimiyle eş zamanlı yaşanan demokratikleşme süreci olduğu kaydedildi. Kriz sonrası dönemde Türkiye'nin, izleyen yıllarda AB'yi önemli bir çıpa haline getirecek olan AB direktifleri doğrultusunda demokratikleşme yönünde kayda değer bir gelişim gösterdiği kaydedildi.(ANKA)

 
Kayıtlı


Dört nala gelip uzak Asya\'dan
Akdeniz\'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim........
ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #1 : 12 Mart 2008, 12:30:07 »

   Açıkçası pek de iyi noktaya gitmiyor.Bizzat Merkezi Bankası Başkanı olası bir krize dikkat çekmedi mi?Teşekkürler Güngör Hocam...
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
gunban
VIP Üye
******

Performans: 1535
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2505


Güzel günler göreceğiz; güneşli günler, .....


« Yanıtla #2 : 12 Mart 2008, 12:35:45 »

   Açıkçası pek de iyi noktaya gitmiyor.Bizzat Merkezi Bankası Başkanı olası bir krize dikkat çekmedi mi?Teşekkürler Güngör Hocam...
Öğretmenim; benim görüşlerimi az çok tahmin ediyorsundur. Sizce, sorunun kaynağı ne? Dolayısıyla çözüm nedir.?
Kayıtlı


Dört nala gelip uzak Asya\'dan
Akdeniz\'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim........
ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #3 : 12 Mart 2008, 12:42:32 »

  Sizin fikirlerinizi bildiğim için şöyle cevaplayayım.Sorun açık seçik ortada durmakta.Çözüm malum...Ayrıca devlet yönetiminde pazarlamacı anlayıştan kurtulmak lazım yoksa durum daha da kötü olacak.(Çünkü bunun adı özelleştirme değil bambaşka bir şey.)
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
gunban
VIP Üye
******

Performans: 1535
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2505


Güzel günler göreceğiz; güneşli günler, .....


« Yanıtla #4 : 12 Mart 2008, 12:53:18 »

Uğur ELMACI  Öğretmenim, kısaca; gerçek anlamda siyasi ve ekonomik bağımsızlığın kazanılmadığı noktada çözüm zordur diyebilir miyiz.?
Kayıtlı


Dört nala gelip uzak Asya\'dan
Akdeniz\'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim........
ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #5 : 12 Mart 2008, 12:58:54 »

  Gayet güzel ve öz ifade etmişsiniz Güngör hocam...
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
Jön_Türk
VIP Üye
******

Performans: 164
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 732



« Yanıtla #6 : 12 Mart 2008, 15:30:28 »

 Özelleştirmede bahsediyorsak özelleştirmenin ne olduğunuda bilmemiz gerekir.Yanlış anlaşılmasın kimse bilmiyor tek ben biliyorum değil demek istediğim.
 Şimdi bir çok insana sorsanız özelleştirmeyi kamuya ait olanın özel teşebbbüse satılması olarak yorumlayacaktır.kBir yerde de doğrudur.Oysa özelleştirmenin mantığı "bir kurum yada kuruluşun kendi sektöründeki diğer kurum yada kuruluşlarla rekabet edebilir hale getirilmesi" olmalıdır.
 Bizim ülkemizde olduğu gibi sat  kurtul,yada sattıyysam ben sattım mantığı değil.
 Ekonomiye gelince sürekli dinliyor ve okuyoruz.Türk ekonomisi freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı hızla iniyor.Bu durumda çarpışma anında şiddetde gün geçtikçe büyüyecek.
 Zaman bence aleyhimize işliyor.Yanılmak istiyorum ve umarımda yanılırım. 
Kayıtlı
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 12 Mart 2008, 16:59:40 »

Hocam ekonomistler yakın bir zamanda kriz beklentisi içindeler (inşallah yanılırlar) Ama işsizlik artıyor, enflasyon herzaman yüksekti daha da yükseliyor..

Büyüme oranında küçülme var..

Dış borç 400 millyar dolara dayanmış durumda..

Döviz yükseliyor yani ortada iyi giden bişey yok aslında ama sadece pembe tablo çiziliyor..

Bu özelleştirme mantığını akıl ve mantık kabul etmiyor, herşeyi sattılar sata sata memleketin tapusu kaldı! Peki satacak bişey kalmadığında ne yapacaklar merak ediyorum, iyimser değilim yani..
Kayıtlı
tonyukuk
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 12 Mart 2008, 17:45:41 »

Ekonomi iyi gidiyor!
Kime göre? Sayalım mı ?
1. Ülkeyi yönetenler
2. Onların kayıtsız şartsız destekleyicileri ve şakşakcıları
3. Büyük basın ve medyamız
4. Enfilasyonun % 4 olduğunu inanalar ve bunun için bizlere sadaka olarak 2+2 yi layık görenler
5. 2+2 yi çok bularak bunların bir kısmının kendilerine aidat olarak kesilmesini isteyen onurlu sendikalarımız
6. Kendilerinin aldığı maaşı az bularak türlü dalaverelerle maaşlarını artırmaya yönelik yasa teklifi üretmekten bıkmayanlar ve sağlık harcamalarında kendilerini gazilerimizle aynı sınıfta görmek isteyenler
7. Özelleştirme sürecinde devlet kuruluşlarını 3 otuz paraya alanlar
8. Ve onları 3 otuz paraya satanlar! Satın efendiler. Daha nereye kadar bu pembe tabloyla göz boyamayı sürdüreceksiniz. Düşünün ki ailenin ekonomik durumu kötü. Bugün buzdolabını yarın çamaşır makinesini ertesi gün tv nu satarak günü kurtardık. Dışarıdan aslanlar gibi görünüyoruz değilmi. Ama bir gün uyandık ki evde üstümüzü örten yorgandan başka birşey kalmamış. Cumhuriyetin 80 yıllık birikimi bir çırpıda yok olmak üzere.
Ekonomi kötüye gidiyor?  Kime göre?
Bunun cevabını da siz verin.
Kayıtlı
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 12 Mart 2008, 17:56:37 »

Hakan hocam bu açıklamaya şapka çıkarırım ben..
Kayıtlı
tonyukuk
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 12 Mart 2008, 20:34:22 »

Tugay az bile yazdım. Burası yeri olmadığı için daha fazlasını söyleyemedim. Sen beni az çok tanırsın.Daha çok şey söylemek isterdim.
Kayıtlı
Jön_Türk
VIP Üye
******

Performans: 164
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 732



« Yanıtla #11 : 12 Mart 2008, 20:37:27 »

Galiba ondokuz mayıs mezunları işe el koydu.Burdayım ve bilinki yalnız değilsiniz.
Kayıtlı
tonyukuk
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : 12 Mart 2008, 20:40:26 »

Buralarda yalnız olmadığımızı bilmek bizleri daha güçlü kılıyor. Tüm 19 Mayıs Mezunlarına sevgiler
Kayıtlı
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 12 Mart 2008, 20:40:47 »

Galiba ondokuz mayıs mezunları işe el koydu.Burdayım ve bilinki yalnız değilsiniz.
Eyvallah hocam görünen köy klavuz istemezmiş..
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic