Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Rus gazına kim ne kadar bağımlı?  (Okunma Sayısı 2031 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
u.karacan
Uzman Üye
*****

Performans: 210
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 280


« : 09 Eylül 2008, 09:54:04 »


 Rusya’nın Gürcistan’a müdahalesi Batı ile Rusya arasında gerginliğe yol açtı. Karşılıklı restleşmeler, Avrupa’nın ve Türkiye’nin doğalgazda Rusya’ya bağımlılığını yeniden
gündeme taşıdı. Peki, Rusya’ya kim ne kadar bağımlı?

  -------
-----------------------------------------------------------------------

Gürcistan’ın bağımsızlık ilan eden Güney Osetya’ya müdahalesine, Rusya Gürcistan topraklarına girerek cevap verdi. Olay, bir anda Batı ile Rusya’yı karşı karşıya getirdi. Tırmanan gerilim, Rusya’nın uluslararası ilişkilerde bir araç olarak sık sık kullandığı enerjiyi, özellikle de doğalgazı yeniden gündeme taşıdı. Hatırlanacağı gibi 1998’de ağır bir ekonomik kriz yaşayan, sıfırı tüketen Rusya, yükselen petrol fiyatlarıyla kısa sürede toparlanıp borçlarını tasfiye etti, yatırımlara yöneldi. Bugünse enerji kozu ve gelir fazlasından aldığı güçle dünyaya “Artık tek kutuplu dünya düzeni sona erdi” mesajını veriyor.

Geçtiğimiz ay patlak veren Kafkasya’daki gerilimden ekonomik ilişkiler de büyük zarar gördü. Ve üçüncü ülkeler içinde bunu ilk hisseden, Türkiye oldu. Sadece Gürcistan’la değil, Azerbaycan ve Orta Asya’yla yapılan ticaret de tıkandı. Binlerce TIR haftalarca yollarda bekledi, sevkiyatlar yapılamadı. Arkasından Rusya’nın gümrüklerde Türk mallarına uyguladığı kısıtlamalar geldi. Taraflar, uygulamayı Gürcistan’la ilişkilendirmese de olay, gizli ambargo olarak algılandı. Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Rus mallarına da Türk gümrüklerinde aynı muamelenin yapılacağını açıkladı. Ancak Bakanlar Kurulu misillemeye onay vermedi.

BEŞ ALIP, ANCAK BİR SATABİLİYORUZ

Aslına bakılırsa, misilleme çok fazla bir şey ifade etmeyecekti. Çünkü ikili ticarette denge yok. Türkiye, Rus pazarına iğneden ipliğe yüzlerce hatta binlerce çeşit tüketim malı satmaya çalışırken Rusya, başta doğalgaz ve petrol olmak üzere birkaç kalemde bu malların tamamından kat kat fazlasını Türkiye’ye satıyor. Enerji kontratları uzun vadeli, garantili anlaşmalar olduğu için bir sıkıntı hâlinde Türkiye “almıyorum” diyemiyor, süreci yavaşlatamıyor. Dolayısıyla bizim Rusya’dan gelen gazı kesmemiz söz konusu değil. Olsa bile, aleyhimize işler. Sanayimizi, elektrik üretimimizi ve ısınma sistemimizi Rusya’dan gelecek gaza endekslemişiz. Belki petrol bağlantıları bundan sonra gözden geçirilebilir ama doğalgazda kaynak çeşitlendirmek uzun vadeli bir iş.

Türkiye ile Rusya arasındaki ticarette büyük bir uçurum var ve yaşanan sorunlar sebebiyle bu uçurum biraz daha büyüyeceğe benziyor. Geçen yıl 4 milyar 727 milyon dolarlık ihracat yapılırken 23 milyar 506 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilmiş. Bu yılın ilk yedi ayında da 4 milyar 35 milyon dolarlık ihracata karşılık 19 milyar 688 milyon dolarlık ithalat söz konusu. Yani bir satıp beş alıyoruz.

Rusya, ihracatımızda yüzde 5 paya sahip ve Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya, İngiltere ve Fransa’dan sonra altıncı sırada yer alıyor. İthalatta ise yüzde 15,6’lık payla en başta.

Rusya’ya yaptığımız ihracatın çoğunluğunu tekstil ve konfeksiyon ürünleriyle sebze ve meyveler oluşturuyor. Onun dışında otomobilden televizyona kadar pek çok sanayi ürünü de var. Rusya’dan alınan ürünlerse bahsettiğimiz gibi, en başta petrol ve doğalgaz. Arkasından demir-çelik geliyor.

Rusya’nın ihracatında ise Türkiye’nin payı yüzde 4,76. Hollanda, İtalya, Almanya, Çin ve Ukrayna’dan sonra en fazla ihracat yaptığı ülke Türkiye. İthalatındaki yerimiz de 16. sıra, pay yüzde 1,9.

Botaş verilerine göre, geçen yıl ithal ettiğimiz 36,4 milyar metreküplük doğalgazın yüzde 63,5’i (23,1 milyar m3) Rusya’dan. Rusya, İran, Cezayir, Nijerya ve Azerbaycan’dan temin ettiğimiz gazın yüzde 56’sını elektrik üretiminde, yüzde 22,3’ünü sanayide, geri kalanı da konutlarda kullanıyoruz. Dolayısıyla ekonomi için kritik bir ürün.

Türkiye’nin Rusya ile üç adet alım kontratı bulunmakta. 1986’da yapılan ve şu an yılda 6 milyar metreküplük alımı öngören ilk kontratın süresi 2010’da doluyor. Eğer yenilenmez, oluşan açık başka kaynaklardan temin edilecek olursa bağımlılık bir miktar aşağı çekilebilecek.

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğalgazın parasal değeri yaklaşık 5,5 milyar dolar civarında. Fiyat gizli ancak Rusya’nın geçen yılki ortalama doğalgaz ihraç fiyatı olan 234 dolarla ithalat miktarı olan 23,1 milyar metreküpü çarptığımızda bu rakama ulaşıyoruz. Bu, enerji siyaseti belli olan Rusya’nın riske atamayacağı bir tutar değil. Dolayısıyla, bazılarının dile getirdiği gibi, “Doğalgazda biz ne kadar Rusya’ya bağımlı isek Rusya’da malını satmak için bize o kadar bağımlı” tezi çok gerçekçi değil. Bizden daha az bağımlı olduğu hâlde AB bile bunu söyleyemiyor. Çünkü yaşanan tecrübeler, zaman zaman gündeme gelmiş kesintiler var. Birkaç yıl önce Ukrayna ve Gürcistan’la yaşanan krizler hâlâ hafızalarda.

Türkiye geçen yıl, Rusya devlet gaz şirketi Gazprom’un en fazla doğalgaz sattığı ülkeler arasında Almanya’dan sonra ikinci sıraya yükseldi. Daha önce İtalya vardı ikincilikte. Bu üç ülke arasında en yüksek bağımlılığa sahip olan biziz. Gazprom’un 2006 verilerine göre, Almanya doğalgazının yüzde 37’sini, İtalya yüzde 27’sini Rusya’dan ithal ediyor. Türkiye ise yüzde 66’sını. Oran geçen yıl, Azeri gazının devreye girmesiyle yüzde 63,5’e geriledi.

Bu arada, Rusya’nın geçen yılki dış ticaret fazlasının 152 milyar dolar olduğunu belirtelim. 352,5 milyar dolarlık ihracata karşılık 199,7 milyar dolarlık ithalatı var. Cari işlemler fazlası ise 78,3 milyar dolar.

FİNLANDİYA YÜZDE 100 BAĞIMLI

Ülke, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 5’ini, doğalgaz rezervlerinin de yüzde 28’ini elinde tutuyor. Üretim potansiyelini de yatırımlarla birlikte devam ediyor. Yıllardır dünyanın en büyük doğalgaz üreticisi ve ihracatçısı, geçen yıl da petrol üretiminde Suudi Arabistan’ı az farkla geride bırakarak liderliğe oturdu. Petrol ihracatında da S. Arabistan’dan sonra ikinci sırada yer alıyor.

Avrupa’nın artan doğalgaz ve petrol ihtiyacını kendi kaynaklarından karşılaması mümkün değil. Doğalgazda en büyük arz kaynağı Rusya. Avrupa’nın en uç noktalarına kadar uzanan boru hatları gaz akışını sağlıyor. Tedarikte, Rusya’dan sonra Norveç, Cezayir ve Libya ile tankerlerle alım geliyor.

Rusya’nın geçen yılki 182 milyar metreküplük (Dünya ihracatının yüzde 15’i) doğalgaz ihracatından elde ettiği gelir 42,8 milyar dolar. Bu gazın 153 milyar metreküpü Avrupa’ya gidiyor. Petrol ve petrol ürünleri ihracatı ise 177 milyar dolar civarında. Son yıllarda petrol fiyatlarında görülen yükselişler, Rusya’nın bu kadar büyük paralar elde etmesini sağladı. 1998’de ağır bir kriz yaşayan ülke ekonomisi, yükselen petrol ve doğalgaz fiyatlarıyla kısa sürede toparlanıp borçlarını tasfiye etti, yatırımlara yöneldi. Ve bugün gelir fazlasının keyfini çıkarıyor; enerji kozu ve gelir fazlasından aldığı güçle dünyaya “Artık tek kutuplu dünya düzeni sona erdi” mesajını veriyor.

Rusya, şu anki mali dengeleri açısından herhangi bir restleşme anında doğalgazdan elde ettiği 43 milyar doların tamamını bile riske atabilecek durumda. Kaldı ki, bu rakama Avrupa dışı ihracat da dahil. En kötü ihtimalle ticaret fazlası 152 milyar dolardan 110 milyar dolara, cari işlemler fazlası da 35 milyar dolara iner. Petrolde ise arzın bir miktar kısılması bile fiyatları bir anda patlatır, o da yine Rusya’nın işine gelir. Dünya yeni bir petrol şoku yaşayabilir. Rusya bunun farkında. Tabii ki, Batı da. Ve bu durum, uluslararası arenada Rusya’nın elini güçlü tutuyor.

Sovyetler Birliği petrol ve doğalgazı bir siyaset aracı olarak çok iyi kullanmıştı. Bu gün de Rusya benzeri bir yol izliyor.

Rusya’yı sıkıntıya sokabilecek gelişme, petrol fiyatlarının 1998 yılında olduğu gibi dip yapması, buna bağlı olarak petrol ve doğalgaz gelirlerinin düşmesi olabilir. 150 dolara giden petrolün geri dönüp tekrar 110 dolar civarına inmesi, enerji ithalatçısı ülkeler için iyi bir haber oldu ama yine de yüksek bir seviye. Belki dünya ekonomisinde görülen yavaşlama, fiyatları bir miktar daha aşağı çekebilir. Fakat görünen o ki, petrol ve doğalgazın yerini tutacak enerji kaynakları bulununcaya, güçlü alternatif kaynak ve güzergâhlar geliştirilinceye kadar Rusya, enerji kartını oynamaya devam edecek. Burada şu konuyu da belirtmekte fayda var. Gürcistan’daki durum, Türkiye’nin bu ülke üzerinden geçirdiği, ABD ve Avrupa’nın destek verdiği petrol ve doğalgaz boru hatları ile inşaatı yeni başlayan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının da risk altında olduğunu gösterdi. Yeni açılımlar, hem Türkiye, hem de Kafkaslar için şart. Ve tabii ki Batı için de...



RUSYA’NIN AVRUPA’DAKİ İLK 10 MÜŞTERİSİ*

Milyar m3

Almanya 39,24

Türkiye 23,43

İtalya 21,96

Fransa 9,81

Macaristan 7,53

Çek Cum 7,22

Polonya 6,98

Slovakya 6,24

Avusturya 5,40

Finlandiya 4,67

* 2007TÜRKİYE’NİN RUSYA İLE TİCARETİ (Milyon $)

İhracat İthalat

2005 2.377 12.906

2006 3.238 17.806

2007 4.727 23.506

2008* 4.035 19.688

* Ocak-Temmuz



RUSYA’NIN AVRUPA GAZ PİYASASINDA PAYI*

Ülke Pay (%)

Finlandiya 100

Slovakya 97

Sırbistan 90

Bulgaristan 88

Yunanistan 84

Avusturya 75

Çek Cum. 74

Türkiye 66

Macaristan 61

Slovenya 51

Polonya 44

Almanya 37

İtalya 27

Fransa 23

Romanya 21

Hollanda 7

Belçika 2

* 2006

kaynak:(Aksiyon)
Kayıtlı

Ne kadar bilirsen bil,söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.(hz.Mevlana)
ali_2641
VIP Üye
******

Performans: 716
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1348



« Yanıtla #1 : 09 Eylül 2008, 10:39:02 »

bu kadar şeye rağmen arkadaş gelde kes ilişkilerini olacak iş değil.teşekkürler bilgiler için...
Kayıtlı

« Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.»M.Kemal ATATÜRK
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #2 : 09 Eylül 2008, 10:47:54 »

Kimin kime ne kadar bağımlı olduğu ortaya çıktı.Sonumuz hayrolur inşallah...
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic