Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Imf'nin kuruluşu ve amaçları!  (Okunma Sayısı 10990 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 24 Temmuz 2008, 09:42:08 »


IMF’NİN KURULUŞU
Milletlerarası para fonunun temeli 1944’te ABD’nin New Hampsive eyaletinde Bretton Woods kentinde toplanan, Birleşmiş milletler para ve maliye konferansının neticesinde atılmıştır. Bu konferansta uluslararası para fonu ve dünya bankasının kurulması kararlaştırıldı. 8 Mart 1948’de fiilen Washington’da faaliyete geçti. Başlangıçta üye sayısı 44 olan IMF 1970’li yıllarda 116 ülkeye çıktı. Bu sayıya Türkiye’de dahildir. Bugün ise 130’un üzerinde üyeye sahiptir. Fon’un yapısal grafiği şöyledir: Fon’un bir genel kurulu vardır. Yılda birkaç kez toplanır. Her üye devlet bu kurula bir guvernar ve onun yerini alacak bir yardımcıyla katılır. Guvernarler konseyi kurumun en yüksek organıdır. Kurumun başında bir genel müdür vardır. Ayrıca Genel Kurulun seçtiği bir yönetim kurulu bulunur. Yönetim kurulu 5 üyeden oluşur. Bu 5 üye fon’a katılmış payı en yüksek olan ülkelerdir.

KURULUŞ AMACI
Fon’un amaçları arasında esası teşkil eden, II. Dünya savaşı sonrasında harabe ve mezarlığa dönen Avrupa ülkelerini desteklemek ve mali imkanlar sağlayarak, dünya ekonomisinde ortaya çıkmış ve çıkabilecek olan kısa vadeli ödemeler bilançosu problemlerinin çözümüne yardım etmektedir. Ayrıca dünya ticaretini geliştirmek, uluslararası dayanışmayı sağlamaktadır. (Bu amaç görünen resmi amaçtır)
Resmi olmayan amaçlar ise birinci derecede yetkili ağızlardan belgelerle aktaracak olursak:
Dünya bankasının 77’li yıllarda başkanı olan Mc Namara şöyle diyor: -Kredi verdiği ülkelerin ekonomik politikalarına müdahale etmek, milli sanayiinin kurulmamasına azami gayret göstererek ve banka yatırımlarına yön vermektir. (Yeniden Milli Mücadele Dergisi 13. Eylül 1977) Belge No: 1 Bir Alman Maliye Bakanlığı yetkilisi “IMF’nin güçlü devletlerin güçsüz devletler üzerinde bir baskı aracı” olduğunu söyleyerek ekliyor: -Ne bizim, ne de Amerika’nın İtalya üzerinde baskı yapma gücü vardır. Ama IMF bunun çok fazlasını yapabilir. Uluslararası örgüt olarak milli hisleri rencide edip bize karşı doğabilecek rahatsızlıklara da sebep olmazdı.

“IMF’DEN KREDİ ALMANIN ŞARTLARI NELERDİR?”
IMF gibi kredi kaynakları ve para fonları bir ülkeye kredi verirken güvence isterler. Bu güvenceler hazine garantileri, siyasi tavizler, kendi yararlarına olacak ekonomik gelişmeler içeren istikrar programlarıdır. Dış ödemeler dengesi bozulmuş, dış borçları çoğalmış ülkelere kredi vermezler. Değerli büyüğümüz Bahaeddin Karakoç ağabeyimizin dediği gibi “verirsen alırlar, vermezsen almazlar! Yukarıda verdiğiniz beş belge’de kredi almanın şartları yetkili ağızlardan açıklanmıştı. Kısaca tekrar edecek olursak: Kredi kuruluşlarının uzmanları tarafından hazırlanan proje ve programlar uygulamak, tavsiye kararlarını kabul etmek, büyüme hızını düşürmek, sendikaları darbelemek, vergiler, zamlar ve hayat pahalılığı.

TUZAK NASIL ÇALIŞIYOR?
IMF, 1946'dan bu yana tuzağına düşürdüğü 48 ülkeden 32'sinin ekonomisini çökertti, kendisine bağımlı hale getirdi. Borç batağına sürüklenen ve fakirleşen ülkelerde, IMF'ye güvenmenin faturası çok ağır oldu. Milyonlarca aç insan sokaklara döküldü, ayaklanmalar, darbeler birbirini izledi. Uluslararası araştırmalarıyla ünlü Bryan Johnson ve Brett Schaefer verilerine göre, IMF'den borç alan 48 ülkede, kişi başına düşen zenginlik açısından hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Bu ülkelerden 32'sinin ekonomisi ise çok daha gerilere gitti, ülkeler ve insanlar fakirleşti. IMF tuzağının faturası sadece ekonomik kriz olarak değil, bazı ülkelerde halk ayaklanması, kanlı olaylar, yağmalamalar, darbeler olarak çıktı. IMF'ye şu anda 182 ülke üye. Bu ülkeler IMF'nin yönetiminde de söz sahibi. Daha doğrusu öyle sanılıyor. Zira bu söz sahipliği, herkesin koyabildiği paraya bağlı. Örneğin ABD'nin oy hakkı 17.35. ABD'yi Japonya 6.22, Almanya 6.08, Fransa 5.02, İngiltere 5.02 ve Suudi Arabistan 3.27 oy oranı ile izliyor. Türkiye'nin IMF yönetimindeki etkinliği ise sadece 0.46. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin IMF yönetimindeki söz hakkı şekilsel bir aldatmacadan öteye gitmiyor. IMF, gelişmekte olan bir ülkeye girerken, güya 'ihracatı ve geliri artıracak, refah sağlayacak' paketler uygulatıyor. Ancak nedense ithalat ihracattan daha çok artıyor. Köyden kente göç ve işsizlik patlıyor. Eldeki küçük ve orta büyüklükteki işletmeler ağır koşullara dayanamayıp kapılarına kilit vuruyor. Buna karşılık bazı rant gruplarının karı artıyor. Tabii bu rant grupları ve onlarla bağlantılı politikacılar, kalenin içten ele geçirilmesinde aktif rol alıyor. Sağlam temeller üzerine kurulu, uluslararası piyasalarda rekabet gücüne kavuşmuş büyük grup ve bankalar ise IMF eliyle kurdurulmuş ve olağanüstü yetkilerle donatılmış kurullar tarafından ele geçiriliyor. Bu grupların varlıkları uluslararası sermayeye yok pahasına pazarlanıyor.

İŞTE IMF’NİN TUZAĞINA DÜŞEN ÜLKELERDEN BAZILARI: ASYA KAPLANI, EVSİZLER VE İŞSİZLER ÜLKESİ OLDU
'Asya Kaplanı' olarak nitelenen 80'lerde büyük ilerlemeler kaydeden Tayland, 90'lı yılların ortasında tökezledi ve parası yabancı güçlerin saldırıszına uğradı. Tayland IMF'nin ekonomi politikalarını uygulamak zorunda kaldı. Yani, çok ağır bir kemerleri sıkma politikası başlattı. Bunun üzerine siyasi kriz patladı, ekonomi tamamen çöktü.

50 YILLIK BİRİKİM BİR ANDA YOK OLUYORDU
50 yıl boyunca işçi ve emekçilerin kan ve teri üzerinden dev bir sanayi kuran Güney Kore sermayesi, 1997’de patlak veren Asya ekonomik krizi ile, o güne dek kaydettiği bütün sınai-teknolojik ilerlemeleri kaybetti. Japonya’nın ardından, bir de iyice gelişen Güney Kore sanayisi ile rekabet etmek istemeyen ABD, fırsatı iyi değerlendirdi. Krizi bitirmek bahanesiyle ülkeye akıtılan 30 milyar dolarlık dev IMF kredisinin karşılığı, ülke tarihinde görülen en ağır “yapısal uyum paketi” oldu. Kemerler sıkıldı ama ülkenin en büyük sanayi kuruluşları ve bankaları yabancıların eline geçti. Yabancı sermaye, bu banka ve sanayi kuruluşlarının gelirlerini dışarıya taşımaya başladı. IMF, Güney Kore'nin içine düştüğü bu durumu Global piyasalara entegre olmak diye yutturdu. Benzer “yapısal uyum” programları Asya krizinin etkilediği tüm bağımlı ülkelerde uygulandı.

1945 yılında kurulan Uluslararası Para Fonu'na (IMF) 1947 yılında üye olan Türkiye, 1961 yılında imzaladığı ilk stand-by anlaşmasından bu yana yakasını IMF'den kurtaramıyor. Türkiye IMF'nin 184 üyesi arasında halen bir düzenleme ilişkisi içinde bulunan ülke sayısı 43 iken, IMF'den kredi kullanan ülkelerin sayısı 2007'de 6'ya düştü. Bu ülkeler sırasıyla Türkiye, Irak, Dominik, Peru, Uruguay ve Makedonya. Altı ülkeye kullandırılan toplam kredi ise 11 milyar 874 milyon dolar. Parasal desteğin 10 milyar 59 milyon dolarını sadece Türkiye kullanıyor. Diğer 5 ülkenin kullandığı krediler, Türkiye'nin yanında cep harçlığı bile sayılmayacak kadar düşük.
Türkiye'den sonra en borçlu ikinci ülke olan Irak'ın kullandığı kredi miktarı bunu çok açık gösteriyor. Irak'ın IMF'ye borcu 717,2 milyon dolar. Yani Türkiye, IMF'ye Irak'tan 15 kat daha fazla borçlu durumda. Diğer 4 ülkenin borçları ise sırasıyla şöyle; Dominik 661,3 milyon, Peru 258 milyon, Paraguay 98 milyon ve Makedonya 78,5 milyon dolar.
Araştırmacı:Hüseyin BAYHAN


Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2008, 09:59:18 »

Ülkeyi yönetenler ne diyor.Bugün istesek IMF'ye olan borcumuzu sıfırlarız. Sıfırlayın o zaman diye kimse de sormuyor.
Kayıtlı
anafartalar
VIP Üye
******

Performans: 339
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3895

Anafartalar Lisesi Coğrafya Öğretmeni Denizli


« Yanıtla #2 : 24 Temmuz 2008, 11:16:44 »

Ülkeyi yönetenler ne diyor.Bugün istesek IMF'ye olan borcumuzu sıfırlarız. Sıfırlayın o zaman diye kimse de sormuyor.

Bizde bir söz vardır hocam "Borç Yiğidin kamçısıdır" Anlayamadığım nokta ise  bu ülkede bizden başka yiğit yok mu ?
Kayıtlı

İnsanlar son ağaç kesilene, son balık tutulana son çiçek koparılana kadar paranın yenmeyeceğini öğrenemeyecektir.
aydınkarataslar
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 25 Temmuz 2008, 06:30:11 »

Bunlardan yakamızı tez zamanda kurtarmamız lazım.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic