Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sözde ’sulak’ alanlarımız  (Okunma Sayısı 1592 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gürsel
VIP Üye
******

Performans: 17
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 560



« : 08 Mart 2007, 22:09:06 »


Sözde ’sulak’ alanlarımız          Hürriyet

TÜRKİYE’nin 135’i uluslararası öneme sahip irili ufaklı yüzlerce sulak alanı bulunuyor. Bunların birçoğu çevresel duyarsızlık yüzünden ölüm kalım savaşı veriyor.

İşte o sulak sulak alanlardan bazıları: Meriç Deltası, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü, Manyas Kuş Gölü, Akyatan Lagünü, Çamaltı Tuzlası, Büyük Menderes Deltası, Göksu Deltası, Seyhan ve Ceyhan Deltaları, Işıklı Gölü, Burdur Gölü, Beyşehir Gölü, Eğirdir Gölü, Eber Gölü, Akşehir Gölü, Tuz Gölü, Seyfe Gölü, Sultan Sazlığı, Ereğli Sazlıkları, Küçük Menderes Deltası, Gediz Deltası, Gölcük Gölü, Marmara Gölü, Demirköprü Barajı, Salda Gölü, Yarışlı Gölü, Karataş Gölü, Çorak Gölü, Acıgöl, Gölhisar Gölü, Akgöl, Saroz Körfezi, Tuz Gölü (Çanakkale), İğneada Longozu, Uzungöl, Sera Gölü, Sarıkum Gölü, Tortum Gölü, Erzurum Ovası, Çıldır Gölü, Aktaş Gölü, Kuyucalı Gölü, Aygır Gölü, Deniz Gölü, Gavur Gölü, Van Gölü, Erçek Gölü, Keşiş Gölü, Sultan Gölü, Tuzla Gölü, Yeşilırmak Deltası, Ladik Gölü, Edremit Körfezi, Gönen Çayı Deltası, Tödürge Gölü, Hafik Gölü, Lota Gölü, Otlukbeli Gölü, Amik Gölü, Yenişehir Gölü, Borabay Gölü, Kulu Gölü, Samsam Gölü, Uyuz Gölü, Kozanlı Saz Gölü, Bolluk Gölü, Tersakan Gölü, Mogan ve Eymir Gölleri, Sarıyer Barajı, Karamuk Bataklığı, Karakuyu Gölü, Hirfanlı Barajı, Eşmekaya Gölü, Hazar Gölü, Azaplı Gölü, Sazlıöz Gölü, Mekil Gölü, Balıkdamı, Kocaçay Deltası, Bafa Gölü, Büyük Çekmece Gölü, Küçük Çekmece Gölü, Yeniçağa Gölü, Efleni Gölü, Abant Gölü, Sünnet Gölü, Çubuk Gölü, Karagöl, Haçlı Gölü, Bulanık Gölü, Akdoğan Gölü, Seki Gölü, Kaz Gölü, Arin Gölü, Nazik Gölü, Nemrut Gölü, Tarsus Deltası, Kovada Gölü, Hotamış Sazlığı, Güllük Sazlığı, Köyceğiz Gölü, Avlan Gölü, Gölovası Gölü, Girdev Gölü, Kestel Gölü, Simav Gölü, Hersek Gölü, Sapanca Gölü, Gökçeören Gölü, Acarlar Gölü, Balık Gölü, D. Beyazıt Sazlığı, Sarısu Bataklığı, Kurkapanı Gölü, Şehli Gölü, Turna Gölü, Yüksekova Sazlığı.

Kurutmayı yasakladık

ÇEVRE ve Orman Bakanı Osman Pepe, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda şunları söyledi: "Türkiye genelinde tüm sulak alanların çevresindeki kaçak kuyuların, kaçak ve ruhsatlı yapıların yıkımı için valiliklere gönderdiğimiz genelgeyle talimat verilerek, sulak alanların korunması konusunda gereken ne olursa yapılması istenerek, sulak alanların doldurulması ve kurutulması yasaklanmıştır. Bu konuda, 2007 ile birlikte sulak alanlarını kirleten ve zarar verenlere cezai uygulamalara da başlandı. Sulak alanların korunması konusunda tüm kurum ve kuruluşlar, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmezlerse özellikle iç bölgelerimizde içme suyu temini dahi tehlikeye girebilecek ve çölleşme tehdidiyle karşı karşıya kalınabilecektir."

"KURAK ALANLAR GÜNÜ"

1997 yılında bizim de imzaladığımız Ramsar Sözleşmesi’ne yani Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’ne rağmen Türkiye su kaynaklarının yarısını kaybetti. Bugün o imzayı attığımız günden bu yana 10 yıl geçti. Göller, sazlıklar, ırmaklar, dereler kurudu. Birkaç yıl öncesine kadar 4 bin metreküp olan kişi başına su miktarı 1430’a düştü.

BUGÜN 2 Şubat, Dünya Sulak Alanlar Günü. Kısaca imzaya açıldığı kentin adı ile bilinen Ramsar Sözleşmesi’nin (SULAK ALANLARIN KORUNMASI SÖZLEŞMESİ) imzaya açıldığı gün olan 2 Şubat Günü, 1997 yılından bu yana tüm dünyada sulakalanların korunmasına yönelik kamuoyunun bilinçlendirilmesi amacıyla değişik etkinliklerle kutlanıyor. Ancak Türkiye’de neredeyse "Kurak Alanlar Günü" olmuş durumda. Doğa Derneği’ne göre, Türkiye, 135’i uluslararası öneme sahip irili ufaklı yüzlerce sulak alanı ile bu konuda Avrupa ve Ortadoğu’nun "şanslı ülkeleri" arasında yer alıyor. Ancak Türkiye 20. yüzyıl boyunca özellikle 1960’tan sonra, yaklaşık 1 milyon 400 bin hektar sulak alan habitatını geri dönüşü olmayacak biçimde kaybetti. Bu da Türkiye’nin toplam yüzölçümünün yüzde 1.7’sine tekabül ediyor. Son 20 yılda kişi başına düşen su miktarımız da 4 bin metreküpten 1430 metreküpe düştü. Yani Türkiye’nin son 40 yılda, su kaynaklarının yüzde 50’sini kaybetti.

YANLIŞA DEVAM

Kuş Araştırmaları Derneği Genel Koordinatörü Osman Erdem’in verdiği bilgiye göre; Türkiye 1997 yılında Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’ne taraf oldu. Sözleşmeye taraf olurken Kayseri’deki Sultan Sazlığını, Kırşehir’deki Seyfe Gölü’nü, Göksu Deltasını, Kuş (Manyas) Gölü’nü ve Burdur Gölü’nü, 1998 yılında Uluabat Gölü’nü, Seyhan Deltası’nda yer alan Akyatan Lagünü’nü, Gediz Deltası’nı, Kızılırmak Deltası’nı, 2005 yılında ise Yumurtalık Lagünleri ile yeryüzünde bir başka benzeri bulunmayan Konya ilimizdeki Kızoren obruğu ve Meke Gölü’nü Sözleşme Listesine dahil ettirdi. Tüm dünyaya, özellikle Sözleşme Listesine dahil ettirdiği alanlar olmak üzere sınırları dahilindeki tüm sulakalanlarını koruyacağını taahhüt etti. Ancak, daha aradan 5 yıl geçmeden sadece ülkemizin değil Avrupa ve Ortadoğu’nun da en önemli sulakalanlarından biri olan Sultan Sazlığı kurutuldu. Uluslararası sözleşmelere atılan imzalara ve taahhütlere rağmen maalesef tüm dünyada terk edilen yanlış politika ve uygulamalara devam ediliyor, göllerimiz birer birer kuruyor.

İÇMEYE BİLE YOK

Akarsularımızın durumu da farklı değil, Büyük Menderes, Gediz, Ergene, Seyhan, Ceyhan gibi önemli akarsularımız her geçen gün biraz daha kirleniyor ve kullanılamaz hale geliyor. Yeraltı sularımız her yıl biraz daha azalıyor. Orta Anadolu’da yer altı su seviyesi son 15 yılda aşırı kullanım nedeniyle 17-18 metre düştü ve bu düşüş artarak devam ediyor. Yakın gelecekte kaçak kuyuların kapatılması ve suyun daha tasarruflu kullanılması gibi radikal tedbirler alınmadığı takdirde tüm Orta Anadolu’da bırakın sulama suyunu, içme suyu bulmak dahi sorun olacak.

Hayati ve ekonomik değerler

YETKİLİLER, bulundukları bölgenin su rejimini dengelemekte katkıları bulunan sulak alanların diğer işlevlerini şöyle sıraladılar:

Bulundukları yörenin iklimini stabilize ederler.

Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini kullanarak suyu temizlerler.

Çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptirler.

Balıkçılık, tarım, hayvancılık, saz üretimi ve rekreasyonel kullanımlar açısından yüksek bir ekonomik değere sahip olup, bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlarlar.



Kayıtlı

EĞİTİMDİR Kİ BİR ULUSU YA ÖZGÜR,BAĞIMSIZ ONURLU YÜKSEK BİR TOPLULUK BİÇİMİNDE YAŞATIR YA DA BİR ULUSU TUTSAKLIK VE YOKSULLUĞA GÖTÜRÜR.
ÇÜNKÜ ; "KAYNAŞMIŞ BİR MİLLETHALİNE GELMENİN ,ÇAĞDAŞLAŞMANIN,KALKINMANIN ,HÜR VE DEMOKRATİK BİR TOPLUM OLABİLMENİN EN ETKİLİ ARACI EĞİTİMDİR " 16 TEMMUZ 1921 ANKARA
M.KEMAL ATATÜRK


BURSA NİLÜFER ALİ KARASU ANADOLU LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic