Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nükleer santral karşıtı bilim insanları bildirisi  (Okunma Sayısı 3103 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« : 10 Mart 2007, 18:51:33 »



Nükleer santrallar yolu ile elektrik elde edilmesi, bütün diğer enerji elde etme teknolojileri ve yatırımları gibi; teknolojisi ve yer seçiminden tutun da normal çalışma koşullarında ve kazası halindeki sağlık ve çevre etkileri, beklenen fiat artışlarına rağmen süreklilik arzeden tamamen dışa bağımlı yakıt desteği gereksinimi; savaş halinde koruma zorluğu; radyasyonlu atıklarının yok edilmesi, ekonomik ömür sonu santral sökümü ve bütün bunların maliyet hesaplarına değin, bilimin bütün dallarını ve toplumun bütün çıkar gruplarını ilgilendiren teknik bir konudur. Bu nedenle, meslek eğitimi, danışmanlık kurumları ve bilirkişileri oluşturan bizler, halen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmekte olan "Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı” nedeniyle, sağlıklı ve güvenli bir toplum ve onun geleceği için, nükleer enerji ve nükleer santrallar hakkındaki bilgi ve görüşlerimizi sizlerle paylaşmayı görev biliyoruz:



1.   Çok sınırlı ve düşük yoğunluktaki tıbbi ve endüstriyel amaçlı kullanımları dışında, çevreye yayılan zararlı radyasyonun en önemli kaynağı olan nükleer santral kazaları ve radyoaktif atıkları; karşılaştığımız çevre sağlığı risklerinin ağırlık derecesini gösteren “Risk Uzayı” dediğimiz bilimsel tabloda en ağır risk grubu olan hem "gözlemlenemez", hem de  "denetlenemez" riskler arasındadır.
2.   Nükleer santral kazaları ve atıkları kaynaklı radyasyon, gözlemlenemez olduğu için etkisi geç anlaşılan ve insanlık ve bilim tarihi bakımından yeni; bu nedenle bilimin ve risk altındaki toplum çoğunluğunun yeterince bilmediği riskler grubunda; denetlenemediği için de korkutucu, dünya çapında felaket yapıcı; sonuçları öldürücü, gelecek kuşaklar için çok tehlikeli; kolayca azaltılamayan ve miktarı giderek artan; gönüllü hizmetin olmadığı ve yürürlükteki yasalara uygun olmayan riskler grubundadır.
3.   Nükleer santral ve zararlı radyasyon konusunda Türkiye'nin hukuk metinlerinde nükleer suç
ve cezası tanımlanmamıştır. Riskin kabulüne ve cezaya temel olacak standartlar, insanda ve canlılarda alınmasına izin verilen doz ve kirletici sınır değerleri ve uyulması gereken kurallar eksiklerle doludur. Örneğin yürürlükteki Çevre Yasası'nda zararlı ışınlar ve radyasyon ile ilgili düzenleyici bir madde yoktur. Türkiye’nin bugün itibarıyla izin verilen yıllık radyasyon dozu A.B.D.’nin 4, Almanya’nın 3,3, İngiltere’nin 2 katıdır. Türkiye Çernobil Kazası’nı bu dozların beş katına izin veren bir mevzuatla yönetmiştir.
4.   Kamu yaşamında iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmanın yolu olan demokrasi ve siyaset, toplumun bütün katmanlarının yönetime katılması ile yapılır. Çevreyi ve sağlığı etkileyen nükleer santral gibi önemli yatırım kararlarında danışma ve karar verme süreçlerine katılıma dair birey hakları, ülkemizde eksik ve engellerle doludur. Önemli kararların oluşumunda ve uygulanmasında bilgili tartışmayı oluşturan; kamuoyunun ve çeşitli sektör ve toplum katmanlarının uygun, doğru ve zamanındaki bilgilendirmesini sağlayıcı, halk katılımını güçlendiren toplantılar ve işleyiş yolları Türkiye’de göstermeliktir ve veya kurumlaşmamıştır.
5.   Enerji ve nükleer enerji yalnızca sanayi sektörünün değil; tarım, orman, turizm, sağlık gibi tüm sektörlerin içinde bir yerdedir. Yalnızca nükleer enerji ve sanayi sektörünün katkısı ve katılımıyla alınan kararlar ülke ve enerji sorunlarını çözemez.
6.   Küresel ısınmanın çözümü nükleer santrallar değil; başta ABD, Rusya ve Çin olmak üzere tüm dünya ülkeleriyle birlikte ülkemizde de kömür, petrol ve doğalgaz tüketiminin ciddi olarak azaltılması ve bunun için de önce kamu ve özel sanayi kuruluşlarından başlayarak tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzlarımızda zorunlu değişikliklerdir. Küresel ısınmanın çözümü diye nükleer santral yatırımı yağmurdan kaçarken bataklığa saplanmaktır.
7.   İstatistik önemli bir bilim ve tekniktir. Ülkemiz, en çok görülen, en çok sakat bırakan ve en çok öldüren hastalıklarının; hastalık nedenlerinin, nüfusunun yaklaşık %30'unun yaşadığı köy ve beldelerde gerçekleşen ölümlerinin ve toplam kanserlerinin vb. gerçek sayısını hâlâ bilememektedir. Nükleer teknolojiye göre çok daha basit olan istatistik tekniği olmayan bir ülke, nükleer santrallarından gelecek çevre ve sağlık risklerini izleyemez, değerlendiremez, yönetemez, iletemez, algılayamaz, denetleyemez, ve toplumunu radyasyonunun zararlı etkilerine karşı koruyamaz.
8.   Meclis’teki söz konusu yasa önerisi ile kendisine nükleer santralların ruhsatlandırma ve teknoloji seçimi ile ilgili önemli görevler verilmek istenen; ülkemizin nükleer enerjinin yönetimi ve denetlenmesi ilgili temel kurumu durumunda olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun kuruluş ve çalışma ilkelerini belirleyen 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu; 13 Temmuz 1982 tarihli baskıcı bir dönemin yasasıdır. Kurum, çok sektörlü ve çok bilimli kurullara sahip değildir; bilimsel ve idari özerkliği yoktur; nükleer enerjiden yana tek yanlı,  bir yaklaşım sergiler ve siyasal etkilere açıktır. Böyle bir kurumun nükleer enerji yatırımları konusunda ruhsatlandırmaya yetkili tek üst kurum olması, yönetsel ve bilimsel anlamda multidisiplinerliğe aykırı ve ülkemiz açısından sakıncalıdır.
9.   Ülkemizde çevreyi tehdit etme olasılığı bulunan büyük sanayi yatırım ve kuruluşlarına Umumi Hıfzısıhha Yasası gereği Sağlık Bakanlığı tarafından verilen Gayrı Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatı ve Çevre Yasası gereğince Çevre Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Raporu uygulamaları genel toplumu ve ekosistem içindekileri koruyucu değil; göstermeliktir. ÇED, dinamik bir süreç olup bir rapordan öte bilimsel olarak bir fayda-maliyet bütçesidir. ÇED raporu, herhangi bir faaliyetin çevre kaynaklarına olası risklerini ve tahriplerini tahmin ederek bunları en aza indiren bir önlemler projesi ile ilgili ekosisteme zararsız bir faaliyet olduğunu kanıtlamış olmalı ve ilgili ekosistemin yaşayan canlılarının iznini almalıdır. Yani halkı hiçe saymamalıdır. Oysa ÇED, ticari bir iş olarak özel firmalara yaptırılmaktadır. Bu nedenle işletme ÇED'e değil; ÇED işletmeye uydurulmakta; bazı (madencilik, petrol arama gibi) sektörler kapsam dışında tutularak ÇED anlamsızlaştırılmaktadır. Ülkemizin uygulanmayan mahkeme kararları ile dolu bozuk çevre koruma sicili bizlerin ve tüm yurttaşların nükleer santrallar konusunda son derece ihtiyatlı olmasını gerektirmektedir.
10.   Nükleer santrallar, hiçbir ülkede sigorta şirketlerince sigortalanmaz; çünkü bir nükleer kaza sonucunda oluşacak ve kuşaklar boyu sürecek, Çernobil Felaketi'nde olduğu gibi bir kaç ülkenin ekolojik felâket bölgesi ilan edilmesine neden olabilecek insan ve çevre sağlığı kayıplarının maddi ve manevi boyutu, tahmin edilemeyecek ve karşılanamayacak ölçüde büyük olabilir.
11.   Yüksek teknoloji ürünü olan, her türlü terörist saldırısına karşı korumalı makam arabası içinde bayıldığı sırada şöför ve korumalarının eğitimsizliği ve bilgi hatası nedeniyle hapis kalan başbakanımızın nasıl balyozla kurtarılmak zorunda kalındığı belleklerdedir. Bu durum, doğduğu ortamdan koparılmış bilginin nasıl yıkıcı eğilimler ve beklenmeyen sonuçlar taşıyabildiğine iyi bir örnektir. Her ülkenin enerji ve doğal kaynak, ekonomik, sosyo-kültürel, hukuksal, bilimsel, eğitilmiş insangücü ve ahlâki vb. altyapısı farklıdır. Nükleer santralların, zaten var olan yüzyıllar boyu radyasyon kaynağı olacak atıklarıyla, barışta ve savaşta, kaza ve düşmanca saldırılara maruz kalma riskleri ile ülkenin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye düşürecek denli yüksek parasal kayıplara neden olabilme riskleri; eksik ve yetersiz alt yapısı nedeniyle ülkemiz için daha fazladır. Bu nedenle başka ülkeler örnek gösterilerek Türkiye'ye nükleer santral kurulmamalıdır. Örnek gösterilecekse nükleer teknoloji ve santral sahibi ülkelerin teker teker örneğin A.B.D.’nin 1979 yılındaki Three Miles Island nükleer santralı kazasından sonra niçin nükleer santral yatırımlarının durdurduğu hiçbir yanlış anlamaya gerek bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır.
12.   Riskin en büyüğü atıkların yönetimi ile ilgilidir. Ne yazık ki, bazılarının yarısının yok olması için 210 000 (iki yüz on bin) (teknetyum) ila 15,8 milyon (onbeş milyon sekizyüz bin) (iyot-129) yıl gereken radyasyonlu atıkları tehlikesiz olarak yöneten bir teknoloji henüz geliştirilememiştir. Bu nedenle bu atıklar çok yüksek maliyetlerle kimi ülkelere satılmaktadır. Yalnızca bu durum bile, nükleer lobinin neden bizim ülkemizi seçtiğini göstermeye yeterlidir. Ülkemize nükleer santral yapmak isteyenlerin, santrallardan çıkacak radyasyonlu atıkları nasıl yöneteceklerini de şimdiden açıklamaları gerekir.
13.   Nükleer santrallar, gerek yatırım ve işletme aşamasında; gerekse atıkları ve ekonomik ömür sonu sökümü yüzyıl süren radyasyonla kirlenmiş santral parçaları nedeni ile kirli, yatırımı ve ürettiği enerji maliyeti pahalı olduğu kadar tümüyle dışa bağımlı ve yakıt kaynakları sınırlı teknolojilerdir. Buna karşın ülkemiz doğal, aynı zamanda teknik ve ekonomik potansiyel bakımından hidroelektrik, rüzgar, güneş, biyokütle, biyoyakıt, biyogaz gibi çok daha bol, yeterli, ucuz, yerli, temiz ve yenilenebilir enerjisi kaynaklarına, yerli enerji üretme teknolojilerine ve büyük bir enerji tasarrufu potansiyeline sahiptir.
14.   Ülkemiz, imzaladığı uluslararası anlaşmalarla, nükleer silah yapmayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle Türkiye'ye nükleer santral yapma gerekçelerinden birisi ”nükleer silah üretmek” olamaz. Üstelik, nükleer santral ve nükleer bomba yapma teknolojisini oluşturacak 'doğal bir sanayi süreci' ülkemizde oluşmamıştır.
Yukarıda açıkladıklarımızdan anlaşıldığı gibi, Türkiye’ye nükleer santral yapma kararı bilimsel değil, siyasal bir seçimdir.
Saygılarımızla bilgilerinize sunarız.
 




                                                                                                                                       10 Mart 2007

Kayıtlı
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #1 : 10 Mart 2007, 19:00:58 »

Yaklaşık 165 bilim insanının bir araya gelerek imzaladıkları “Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi” kamuoyuna 3 büyük ilde birden açıklandı.
 

Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi‘nin açıklanması için Ankara‘da gerçekleştirilen basın toplantısı, Elektrik Mühendisleri Odası Genel Merkezi‘nde yapıldı. Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder‘in açış konuşmasının ardından Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi‘ni Prof. Dr. İnci Gökmen açıkladı.

Prof. Dr. Gökmen, nükleer santral yapımıyla ilgili girişimlerin ilk kez gündeme gelmediğini anımsatırken, dünyada yaşanan kazalara ve bu kazaların yarattığı olumsuz sağlık etkilerine dikkat çekti. İnci Gökmen, nükleer santralların Türkiye‘de ele alınış biçimini de eleştirirken, atıkların, radyasyonun risklerini gündeme getirdi. Yasa tasarısında suç ve ceza tanımlarının bile bulunmadığını belirten Gökmen, katılımcılığın da sağlanmadığının altını çizdi. Prof. Gökmen, nükleer santralların iddia edildiği gibi küresel ısınmanın çözümü olmadığını vurgularken, "Fosil yakıt kullanımının frenlenmesi, tasarruf çok önemli. Bu tür önlemler alınmadıkça küresel ısınma sorunu çözülemez" dedi. ÇED ve gayri sıhhi müessese ruhsatı uygulamalarını eleştiren Gökmen, "Maalesef çevre yararına işletilmemekte, bunun takibi de yapılmamakta. Bunu yapan firmaların para kazanacağı bir şey olarak görülmekte, çevre tahribatına bir kılıf olarak uygulanmakta" diye konuştu.

Amerika‘nın atıklar için milyarlarca dolar harcayarak depo hazırladığı, ancak bugün oraya bir tek atık konulamadığını ifade eden Gökmen, "Belki sadece atık depolamak için bizde nükleer santral kurulacağı bile akıllara gelebiliyor" dedi.

NÜSED Genel Sekreteri Derman Boztok, nükleer silahların ve denemelerinin dünyada yasadışı kabul edilerek tamamen ortadan kaldırılması talebini gündeme getirdi. Boztok, ABD‘nin NATO çerçevesinde Türkiye‘de bulunan 90 nükleer başlığının ülke dışına çıkartılıp yok edilmesi gerektiğini ifade ederken, "Türkiye, Ortadoğu ve dünyanın nükleer silahlardan arındırılması" talebinin altını çizdi.

NÜSED Başkanı Leziz Onaran da, nükleer konusunda çok yalanlar söylendiğini ve bir çok konunun saklandığına işaret etti.

Prof. Dr. Ahmet Saltık, Türkiye‘de Çekmece ve Ankara Üniversitesi kampusü içindeki TAEK reaktörlerinde tıbbi anlamda nükleer konusundaki gereksinimlerin karşılandığını, bu nedenle ileri sürülen "tıbbi gereksinimlerin karşılanması ve dışa bağımlılığın kaldırılacağı" iddialarının büyük ölçüde gerçek olmadığını söyledi. Saltık, nükleer santral yapımında firmaların yüksek teknolojiyi ve birkaç önemli parçayı ellerinde bulundurduklarını, bu nedenle nükleer santral yapımının Türkiye‘nin dışa bağımlılığını azaltıcı değil, tersine hızla artırıcı etki yapacağını kaydetti.

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder, nükleer santral konusunun Türkiye‘nin 30 yıldır gündeminde tutulduğunu, bugün yasa tasarısının TBMM‘de görüşülmekte olduğunu anımsatırken, bu yasa çıkarılsa bile nükleer santralın yapılmaması için mücadelenin sürdürüleceğini belirtti. Bu mücadele için kamuoyunun bilinçlendirilmesi yönünde çalışmalar yürütüldüğünü bildiren Önder, Sinop‘ta ve Akkuyu‘da düzenlenen mitinglere, 100 bine ulaşılan imza kampanyasına ve nükleer santral yapılmasının gündeme getirildiği yörelerdeki insanların yoğun tepkisine dikkat çekerek, "Yasa çıksa dahi bunun yaptırılmaması yönünde yapılacak daha çok şey var" diye konuştu.

Prof. Dr. Mustafa Şerif Onaran ise, dünyanın enerji ihtiyacına dikkat çekerken, "Dünyayı kurtaracak şey belki enerjidir, ama batıracak olan şey de enerjidir" dedi. Onaran, nükleer enerji santrallarının en çağdaş teknoloji ile yapılsa bile tehlikeyi içinde barındırdığına işaret ederek, "Çocuk oyuncağı değil, ama oyuncak. Bunlarla oynamak geleceğimiz için tehlikedir" diye konuştu.

Elektrik Mühendisleri Odası Genel Merkezi‘nde yapılan basın toplantısına, ODTÜ‘den Prof. Dr. İnci Gökmen ve Ali Gökmen, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı‘ndan Prof. Dr. Ahmet Saltık, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden Araştırma Görevlisi Ilgın Özkaya, NÜSED Başkanı Prof. Dr. Leziz Onaran, Genel Sekreteri Derman Boztok, NÜSED üyeleri Ercan Tanrıkulu ve Prof. Dr. Mustafa Şerif Onaran, Elektrik Mühendisi Arif Künar ile Sinop‘tan Dr. Sabriye Demirci katıldılar.

Kayıtlı
a_bulent
Yeni üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 13



« Yanıtla #2 : 10 Mart 2007, 20:59:02 »

Ülkem için ,enerji kaynağı olarak Nükleer enerji bence kaçınılmaz...olmalı
Kayıtlı

Güzel ülkem,güzel insanlarım
Cahit ERAYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2063
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4836


Cahit Eraydın coğ.öğrt.


« Yanıtla #3 : 10 Mart 2007, 21:02:29 »

Teknoloji geliştikçe doğanın dengesi ve insanın sağlığı bozuluyor....Teşekkürler bilgilendirmeler için.
Kayıtlı



Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
engins
VIP Üye
******

Performans: 115
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 953


« Yanıtla #4 : 10 Mart 2007, 21:13:02 »

  Avrupanın en geri ülkelerinde bile nükleer enerji kullanılırken bence bizde de kullanılmalıdır.Zararlı değil mi? Tabii ki zararlı ve riskli.ANcak bülentin de dediği gibi ülkem kalkınacaksa canım feda. Siyanürle altın aranmasına da nükleer enerjiye de evet.Yeterki ülkemiz kalkınsın
Kayıtlı

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #5 : 10 Mart 2007, 23:43:17 »

10 mart 2006 sinop ta nükleer karşıtlarının düzenlediği panele katıldım.
bildiriye imza atan bilim adamlarından beşini dinledim.

bu konuda yeterince bilgim olmasına rağmen.
yurdumuzun yenilenebilir enerji kaynakları rezervlerinin % 3 -5  gibi kullanıldığı bir ortamda ,rezervi yalnız bizde değil dünyada bile az olan uranyum ve toryuma dayalı nükleer enerjiyi kullanmak ne kadar akılcı olabilir.
rüzgar,güneş,jeotermal ,biogaz,biokütle, hidroelektrik varken nükleer riske evet demek
bana pek doğru gelmiyor.

nükleer enerji hayali kuranlar çernobil  ,tree miles ıslands ve nice nükleer santral kazalarını incelesinler.
insan yaşamının nasıl riske atıldığını görürler.

sitede bu konuda yeterli döküman var.
çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğine ipotek koymamalıyız.
doğal gaz gelirken hava kirliliği ortadan kalkıcak dendiğinde mutlu olduk ;
ancak hidroelktrik santrallerimizi % 20 kapasitede çalıştırıp bu kadar paranın yurtdışına akması yurt kalkınmasına mı hizmet etmektedir.
nükleer santraller de kurulması ,işletilmesi ,sökülmesi sırasında en pahalı enerji kaynağı olacaktır
yurdumuzun kaynaklarının gelecektede nükleer lobilerden beslenen emperyalistlere aktarılmasıdır.

Kayıtlı
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #6 : 11 Mart 2007, 11:46:41 »


Kayıtlı
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #7 : 11 Mart 2007, 11:50:04 »


Kayıtlı
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #8 : 11 Mart 2007, 11:51:31 »

Kayıtlı
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #9 : 11 Mart 2007, 11:53:02 »

Kayıtlı
aysel
Uzman Üye
*****

Performans: 48
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 344



Site
« Yanıtla #10 : 11 Mart 2007, 11:54:18 »

Kayıtlı
cepni
Üye
**

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 86



« Yanıtla #11 : 11 Mart 2007, 12:37:24 »

NÜKLEER ENERJİYE HAYIR DİYORLAR.TAMAM.AMA BU BİLİM ADAMLARIMIZ NÜKLEER ENERJİNİN YERİNİ TUTABİLECEK BİR ENERJİ ÜRETME YÖNTEMİ ORTAYA KOYUYORLAR MI?
KARŞI ÇIKMAK KOLAY,VAR MI ÇÖZÜM ÖNERİSİ?
ÜLKEMİZİN NÜKLEER ENERJİYE İHTİYACI VARDIR,BU BİR GERÇEK,AMA TABİKİ ALTERNATİF BULUNDUĞU ZAMAN NÜKLEERE HAYIR DERİZ,ALTERNATİF NERDE PEKİ?Huh?Huh?Huh?
İŞ KONUŞMAKLA OLMUYOR BEYLER?
BİZ DE İNSANIMIZI SEVİYOR VE İNSAN HAYATINA ÖNEM VERİYORUZ,AMA GÜNÜMÜZ ŞATLARINDA ''YAŞAMAK'' İÇİN BUNA İHTİYACIMIZ VARRRRRR
Kayıtlı
Zeki GÜRBÜZ
Genel Moderator
******

Performans: 1698
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3882


Çine Anadolu Öğretmen Lisesi


« Yanıtla #12 : 11 Mart 2007, 15:42:45 »

Ülkemizde insanlar hergün yere tükürürken sigaranın izmaritini cadde ortasına atarken çevreyi düşünmüyoruz ama nükleer santral deyince hepimiz çevreci oluyoruz.Dünyayla rekabet ve düzlüğe çıkmak için nükleer santral kaçınılmaz...
Kayıtlı



    
       
        YURDUM
Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin...
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #13 : 11 Mart 2007, 15:52:33 »

İnsan tabiki yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak ister.Ancak bizde buna geçiş bile çok uzun yıllar alacak gibi geliyor. Çevre bilinci çok ileri düzeyde olan ülkeler bile nükleer gücü kullanıyor. Biz de enerji bakımından bağımlı bir ülke konumuna düşmek istemiyorsak, yenilenebilir kaynaklara geçene kadar nükleer enerjiden yararlanmalıyız diyorum.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic