Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Manyas Kuş Cenneti 'Susuz' Kaldı  (Okunma Sayısı 3775 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Zeki GÜRBÜZ
Genel Moderator
******

Performans: 1698
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3882


Çine Anadolu Öğretmen Lisesi


« : 03 Nisan 2007, 22:22:57 »


Manyas Kuş Cenneti 'susuz' kaldı 
 
  BALIKESİR'in Manyas İlçesi'ndeki Kuş Cenneti’nde, kuşların göç etmeye başladığı Mart ayında ilk kez sular çekildi. Pelikanlar için yapılan yapay yuvalar, yerleşim alanlarında su olmaması nedeniyle, göçten gelen binlerce pelikan toprak alana kuluçkaya yatmak zorunda kaldı. Karabataklar, gri balıkçıl ve kaşıkçı kuşların yuva yapacakları ağaçlar da karada kaldı.

Toplam 64 hektarlık alana sahip olan, kuş topluluklarının barınağı olma özelliğe sahip Manyas Kuş Cenneti, 1959 yılında Bakanlar Kurulu tarafından ‘Milli Park' ilan edilirken 1976 yılında da Avrupa Konseyi tarafından ‘A' sınıfı diplomaya layık görüldü. Manyas Kuş Cenneti, Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alındı. Son yıllara kadar 250 türden, 3 milyon kadar göçmen kuşa ev sahipliği yapan Manyas Kuş Cenneti'nde bu yıla kadar sular, göçmen kuşların geleceği şubat ve mart aylarında yükselerek, yuvaların ve söğüt ağaçlarının bulunduğu alanı kapladı.

Kendilerini güvende hisseden kuşlar rahatlıkla su içindeki ağaç ve sular içindeki sazlara kuluçkaya yatıyordu. Ancak, son dönemde yetersiz yağışlar nedeniyle göldeki su seviyesi bir türlü yükselmeyince göçten gelen kuşlar, yapay yuvalarda kuluçkaya yatmak zorunda kaldı.

Normalde su üstündeki sazlara yuva yapıp kuluçkaya yatması gereken göç pelikanların toprak alanlara kuluçkaya yatmaya çalıştığı görüldü. Yırtıcı hayvan saldırısından endişe eden pelikanlarla birlikte diğer kuşlar da tedirgin oldu.

En az 2 metre su yüksekliğinin bulunması gereken tepeli pelikanların yuvalarının bulunduğu bölgede hiç su bulunmazken, karabatak kuşları da, geçen yıl su içinde olan ve yuvalarının bulunduğu söğüt ağaçlarının karada olması nedeniyle henüz kuluçkaya yatmadı.

Kuş Cenneti Muhtarı Mehmet Ekin, göldeki seviyenin geçen yılın temmuz ve ağustos ayındaki düzeyde bile olmadığını söyledi. Muhtar Ekin, “Maalesef küresel ısınma bu yıl Türkiye'yi de etkiledi, su yok. Ağaçların altında su olursa kuşlar yavrularını rahatça büyütecek” dedi.

      

Kaynak:Hürriyet
Kayıtlı



    
       
        YURDUM
Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin...
Emre Ütenler
Moderator
*****

Performans: 204
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 668



« Yanıtla #1 : 03 Nisan 2007, 22:38:36 »

Teşekkürler!
Kayıtlı

Emre ÜTENLER                               Eskişehir Atatürk Lisesi Coğrafya Öğretmeni

http://www.esatalise.k12.tr
baksu
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2641
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4317



« Yanıtla #2 : 04 Nisan 2007, 04:56:12 »

bilgilendirme için teşekkürler hocam
Kayıtlı


Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bi cevabım var.
Lakin bi lafa bakarım, laf mı diye...
Bi de söyleyene bakarım, adam mı diye...

                                        
Cahit ERAYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2063
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4836


Cahit Eraydın coğ.öğrt.


« Yanıtla #3 : 04 Nisan 2007, 06:05:33 »

Çok üzücü bir durum,bunun örnekleri yurdumuzda başka yerlerdede var ,yazık doğal yaşam yavaş yavaş yok oluyor sanki..
Kayıtlı



Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
mnur
VIP Üye
******

Performans: 49
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 507



« Yanıtla #4 : 04 Nisan 2007, 07:32:13 »

bilgiler için teşekkürler
Kayıtlı

Mustafa NAZ
Genel Moderator
******

Performans: 1921
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2958



« Yanıtla #5 : 04 Nisan 2007, 07:34:04 »

Paylaşım için teşekkürler.
Kayıtlı

Tarsus Cengiz Topel Anadolu Lisesi
izmirbuca
Uzman Üye
*****

Performans: 160
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 407



« Yanıtla #6 : 04 Nisan 2007, 11:51:40 »

Dünyada eşi benzeri olmayan doğal güzelliklere sahibiz. bu tabii güzelliklere bu kadar zarar verebilen bir ülke daha var mı acaba.
iş işten geçtikten sonra güzelliklerin farkına varacağız, ama çok geçmiş olacak
Kayıtlı

AVŞAR BEYİ
Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi
Fatma Saygın Anadolu Lisesi
MUHARREM BUZ
Muharrem BUZ
Site Yöneticisi
*******

Performans: 1771
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2527


Uzunköprü Muzaffer Atasay Anadolu Lisesi


« Yanıtla #7 : 04 Nisan 2007, 12:02:55 »

Pek cok gölümüz aynı sorunla karşı karşıya. Paylaşımınız için teşekkürler.
Kayıtlı


Yaş kırk dört yolun yarısı +9
Dante gibi ortasını geçtik ömrün.
ceylin
Yeni üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #8 : 04 Nisan 2007, 13:40:47 »

teşekkürler
Kayıtlı
selahattin
VIP Üye
******

Performans: 99
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 553


dj.selo


« Yanıtla #9 : 04 Nisan 2007, 14:07:13 »

 tesekkürler . ..
Kayıtlı
engins
VIP Üye
******

Performans: 115
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 953


« Yanıtla #10 : 04 Nisan 2007, 15:19:15 »

Kuş gölü malesef uzun süreden beri bu sıkıntıyı yaşıyor.En az 15 yıldan beri olumsuzluklar yaşanan gölde son yıllarda bu sorunlar kendini daha fazla hissettirmeye başladı.
Kayıtlı

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
filiz7
Deneyimli Üye
****

Performans: 19
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 159


« Yanıtla #11 : 04 Nisan 2007, 15:48:23 »

Göllerimizin suyu çekiliyorsa, ormanlarımız tahrip ediliyorsa ve bunlar gibi pek çok sorunla karşı karşıya kalıyorsak bunun tek sorumlusu biziz. Doğal kaynaklarımızı bilinçli kullanmıyoruz, çevremize sürekli zarar veriyoruz.
Ayrıca paylaşımınız için teşekkürler hocam
Kayıtlı

Kayıtsız kalmak geleceğini yok etmektir. Küresel ısınmaya kayıtsız kalmayın!
azem70
VIP Üye
******

Performans: 41
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 669



« Yanıtla #12 : 09 Nisan 2007, 08:27:18 »

  Bilgilendirmelerinizden dolayı teşekkürler.
  Sorun sadece Ülkemizde değil, Diger ülkelerdede var. (Örneğin Baykal gölünün su seviyesinin düşmesi. TEMA VAKFININ hazırlamış olduğu bir sunu var.) Ama bizim ülkemizde bu durum daha hızlı yaşanıyor. Kapalı havzaların akarsularına baraj yapılmaması gerektiği halde yapılması olayı hızlandıran etkenlerden bir tanesi.

Sulak alanların yarısı kurudu (SABAH Gazetesi 18.01.07)
Türkiye'nin, 40 yılda Van Gölü'nün 3 katı büyüklüğünde sulak alanını kurutma, doldurma ve su rejimine yapılan müdahaleler sonucu kaybettiği, önlem alınmadığı takdirde gelecek yıllarda önemli derecede su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi.


Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) Su Kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, yaptığı açıklamada Türkiye'deki toplam 2,5 milyon hektarlık sulak alanın, 1 milyon 300 bin hektarının son 40 yılda kaybedildiğini söyledi.

'VAN GÖLÜ'NÜN 3 KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE'
Kaybedilen alanın Van Gölü'nün 3 katı kadar olduğunu anlatan Dıvrak, bu alanların kurutma, doldurma ve su rejimine yapılan müdahaleler sonucunda ekolojik özelliklerini yitirdiklerini vurguladı.


Dıvrak, sulak alanların içme suyu sağlama, taşkın kontrolü, yer altı sularının beslenmesi, besin depolama, iklim değişikliğinin kontrolü, doğal arıtım, balıkçılık, saz kesimi, turizm ve rekreasyon olanakları sağlamak gibi hayati işlevleri bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bugüne kadar Amik ve Avlan gölleri, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış, Eşmekaya sazlıkları gibi sulak alanlarını kaybettiğini belirtti.


Dünyada iklim dengelerinin giderek değiştiğini, bunun sonucu Türkiye'de de son derece kurak bir kış mevsimi yaşandığına işeret eden Dıvrak, gerekli önlemler alınmazsa gelecek yıllarda sulak alanların yanı sıra özellikle Ege, Akdeniz ve orta Anadolu'daki yağışlarda önemli ölçüde azalma ve buna bağlı kuraklık yaşanacağını kaydetti.

Dıvrak, Türkiye'nin her bölgesinin iklim değişikliğinden aynı şekilde etkilenmeyeceğini dile getirerek, ''İklim değişikliği gibi bir sorun olmasa bile su yönetimi ve suya olan bakışı değiştirmezsek Türkiye 2030'lu yıllarda ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalacak'' diye konuştu.


ÖNEMLİ SULAK ALANLARIN DURUMU
Buket Bahar Dıvrak, Türkiye'deki önemli sulak alanların içinde bulundukları durumu şöyle özetledi:

''Konya Havzası Eşmekaya Sazlıkları: Eşmekaya Barajı yapılırken tamamen kuruyan, şu an ne baraj ne de sazlık bulunan bölge 2005 yılında doğal sit statüsünü kaybetti. Yine Konya Havzası'nda bulunan ve 1985 yılında yaklaşık 16 bin hektar olan alan Hotamış Sazlıkları, 1990 yılında 8 bin hektara düştü, bugün ise tamamen kurumuş durumda.

Ereğli Sazlıkları: Alanı besleyen kaynaklar üzerine yapılan barajlar, tahliye kanalları ve yer altı sularının tarımsal sulama amacıyla aşırı derecede çekilmesiyle çok büyük ölçüde kurudu. Yaz aylarında tamamen kuruyan alanın tek su kaynağı ise Ereğli ilçesinin kanalizasyon kanalı.

Tuz Gölü: Türkiye'nin ikinci büyük gölü ve en büyük Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Tuz Gölü, şu an olması gereken büyüklüğün yarısı kadar. Konya ve Aksaray şehirleriyle Kulu-Şereflikoçhisar-Cihanbeyli<wbr></wbr>-Eskil ilçelerinin evsel ve endüstriyel atıkları ve ayrıca binlerce ton tarımsal atık, herhangi bir arıtıma tabi olmadan yıllardır Tuz Gölü'ne akıtılıyor.

Beyşehir Gölü: Türkiye'nin en büyük tatlısu gölü ve milli park alanı olan göl, tarımsal sulama amacıyla su çekilmesi nedeniyle giderek küçülüyor ve sığlaşıyor. Küçülmenin yanı sıra kirlilik de Beyşehir için önemli bir sorun olarak kabul ediliyor.


Suğla Gölü: Doğal göl olma özelliğini kaybederek önemli ölçüde kurudu. Şimdi su depolama alanı olarka kullanılıyor.

Meke Gölü: Konya Havzası'nın diğer sulak alanları gibi kuruma sürecinde ve parçalara ayrılmış durumda. Gölün küçülmesinde azalan yağışlardan daha çok havza bazında sürekli düşen yer altı su seviyesinin etkili olduğu bildiriliyor.Sultansazlığı: Sazlığı besleyen su kaynaklarının tarımsal amaçlı kullanımı için kesilmesi nedeniyle yüzde 90 oranında küçülmüş durumda.


Bafa Gölü: Gölü besleyen Büyük Menderes Nehri ile göl arasına yapılan setler, barajlar ve Söke sulamasına verilen su gibi nedenlerle göl susuz ve oksijensiz kalmakta, küçülmekte ve toplu balık ölümleri yaşanmakta.


Manyas Gölü: Sığırcı Deresi ile kuzeyden, yani Bandırma tarafından gelen kirlilik baskısı devam ediyor. Kuşların önemli barınma, kışlama ve üreme alanı olan bu deltada, geçmişte DSİ'nin gölün güney bölümüne etki eden baraj çalışması sonucu su seviyesi yükselmiş ve Avrupa Konseyi tarafından iyi korunan milli parklara verilen ''A'' sınıfı diploması geri alınmıştı. Manyas Gölü, alana yapılan su müdahalelerinin geri dönülmesi çok zor, pahalı ya da imkansız sorunlara yol açabildiğini gösteriyor.


Doğu Karadeniz Havzası: Sahip olduğu bitki, kuş, memeli ve sürüngen türleri ile bu havza da taş ocakları, kirlilik, plansız altyapı, kontrolsüz turizm, yasadışı avlanma, toprak kayması gibi sorunlarla boğuşuyor.

(A.A)

Alıntıdır
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic