Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ağaydılar Irgat Oldular  (Okunma Sayısı 3454 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Zeki GÜRBÜZ
Genel Moderator
******

Performans: 1698
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3882


Çine Anadolu Öğretmen Lisesi


« : 01 Nisan 2007, 19:26:10 »


"Arkadaşlar bu nasıl iş?Yıllarca su yok diye domates bile yetiştiremediğimiz topraklarda nasıl olur da bilinçsiz sulamayla çoraklığa yol açarız?Ne zaman herşeyi doğru yapmayı öğreneceğiz?
Okuyun lütfen;"

Harran ovasında bilinçsiz sulamadan dolayı binlerce dönüm arazi çoraklaştı. Topraklarda yıllarca sefa süren ağalar köylülerle birlikte Çukurova'da pamuk topluyor artık...               
 
Bilinçsiz sulama ile birlikte taban suyunun yükselmesi ve artan tuzlanma GAP'ın bereket kaynağı olarak bilinen Harran Ovası'nda tarımı tehdit ediyor. Şanlıurfa'nın Harran ve Akçakale İlçelerindeki çok sayıda köyde çoraklaşan topraklar nedeniyle binlerce dönüm arazi kullanılamaz hale gelirken, arazi sahipleri yaşanan çoraklaşmanın önüne geçilmesini belerken, yetkililer ise yanlış sulama tekniklerinin arazi üzerinde tehdit oluşturduğunu ifade ediyor.

Fırat Nehri sularının Harran ovasının topraklarına akması ile, beklenen bereket, şimdilerde yanlış sulama teknikleri ve yetersiz drenaj kanalları nedeniyle yerini yavaş yavaş kuraklığa bırakıyor. Harran ve Akçakale ilçelerinde, taban suyunun yükselmesi ile birlikte oluşan tuzlaşma nedeniyle yüzbinlerce dönüm arazide çoraklaşma belirgin bir şekilde kendini göstermeye başlarken, birçok arazi ise yıllardır ekim yapılamadığı için terk edildi.

Akçakale ilçesine bağlı Yukarı Deren Köyü'nde. bir çok arazi taban suyu seviyesinin yükselmesi nedeniyle oluşan tuzlanma nedeniyle terkedildi. Köylüler kendi imkanları ile kazdıkları drenaj kanalları ile arazilerini yükselen taban suyundan kurtarıp, çoraklaşmasına engel olmaya çalışmalarına rağmen başarılı olamadıkları için, bilerce dönüm arazilerinde 4-5 yıldır ekim yapamadıklarını ifade etti.

AĞA'YDIK, IRGAT OLDUK
Köylüler, bir zamanlar binlerce dönüm arazileri bulunduğu için yörede toprak ağası olarak isimlendirildiklerini ve iyi bir yaşam sürdüklerini ancak, son yıllarda arazilerinin çoraklaşması nedeniyle geçimlerini sağlamak için Çukurova bölgesine pamuk toplamay gittiklerini ve ırgatlık yaptıklarını söyledi.

Köy sakinlerinden 43 yaşındaki İsa Çiftçi, köyde sahibi olduğu binlerce dönüm arazisinde, 4 yıldan bu yana tuzlanma sonrası oluşan çoraklaşma nedeniyle ekim yapamadığını söyledi. Arazisini tuzlanmadan kurtarabilmek için çalışmasına rağmen başarılı olamadığını ifade eden Çiftçi, "4 yıldan bu yana arazilerimizi kullanamıyoruz. Taban suyunun yükselmesiyle oluşan tuzlanma nedeniyle 4 yıldır arazilerimizi ekemiyoruz. Suyu tahliye etmek için kendimiz drenaj kanalları açtık ama yine de başarılı olamadık. Her yıl binlerce YTL zararımız var. Köyümüzdeki binlerce dönüm arazi, tuzlanma sonrası oluşan çoraklaşma nedeniyle kullanılamıyor. Toprağımızı ekip biçemediğimiz için şimdi bütün köy, çoluk çocuk pamuk toplamak için Adana'ya, çukurovaya ırgatlığa gidiyoruz" dedi.

Köylülerden 32 yaşındaki Abdülgani Ceylan ise, geçmişte ağa gibi yaşadıkları topraklarının çoraklaşmasıyla ırgat olduklarını ifade ederek"Yıllardır tarlalarımızı kullanamıyoruz. Taban suyunun yükselmesi ve tuzlanma nedeniyle yıllardır bu tarlalarımızı ekemedik ve çoraklaşma oluştu. Düne kadar binlerce dönüm arazimiz vardı, ekip biçiyorduk ve hepimiz buralarda birer ağa gibi yaşıyorduk. Ama şimdi ırgat olduk. Artık Çukurova'ya, Ege'ye doğru çalışmaya gidiyoruz. Ailelerimizle birlikte yevmiye hesabı ırgatlık yapıyoruz. Şu anda bütün Harran Ovası bu tehlike ile karşı karşıya. Devletin bu duruma bir el atmasını istiyoruz. Kaybettiğimiz tarlalarımızın yeniden tarıma ve bize kazandırılmasını bekliyoruz."

Tuzlanma nedeniyle bereketinden uzaklaşan araziler, çiftçileri kara kara düşündürürken bir zamanlar arazi sahibi olmanın zevkini yaşayan 81 yaşındaki Halef Yıldız ise, çoraklaşan arazilerinin kullanamaz durumda olduğunu ve arazi sahibi olmanın zevkinin kalmadığını kaydetti.

OVA'NIN YÜZDE 30-40'INDA TABAN SUYU ARTIYOR
Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Çullu, Harran Ovası'nda şu anda 150 bin dönüm civarındaki bir arazide tuzlaşma nedeniyle toprağın kullanılamadığını söylerken, bölgenin yüzde 30-40'lık bölümünün ise aynı tehditle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

GAP projesi çerçevesinde ilk olarak Harran Ovası'nın sulandığını ve bunun bölge ekonomisi üzerinde çok ciddi artışlar kaydettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çullu, yanlış sulama tekniği nedeniyle taban suyunun yükseldiğini ve tuzlaşma oluştuğunu belirtti. Harran ovasının iklim özellikleri ve toprak yapısının çok özel sulama metodlarını gerektirdiğini anlatan Çullu, "Harran Ovası'nın gerek topoğrafik yapısından dolayı, gerekse de aşırı sulamadan dolayı, taban suyu oluştu. 1995 yılından sonra kademeli olarak artan taban sularından dolayı oluşan aşırı yüksek buharlaşma nedeniyle, bu durum kısa sürede toprakta tuzlanmaya neden oldu. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, taban suyunun yükselmemesidir. Uygun sulama metodları veya drenaj kanallarını fazla açarak taban suyunu belli bir derinliğin altında tutmak gerekiyor. Bunu gerçekleştirebilirsek, iklim sıcakta olsa hiçbir şekilde tuzlaşma olmaz. Son yıllarda yapılan ölçümlere göre ovanın yaklaşık yüzde 30-40'lık bölümünde taban suyunun arttığı görülüyor. Ovanın güney kesiminde şu anda 150 bin dönüm civarındaki arazide tuzluluk problemi var. Tuzlaşmanın şiddetli olduğu yerlerde ürün verimi ciddi şekilde etkileniyor. Bu konuda ilgili kurumların çalışmaları var. Zaten bu çalışmalar olmasa, ovanın önemli bir kısmı gidecek. Bu çalışmalar ile tuzlulaşma kısmen durduruluyor."

Harran Ovası'nın çok özel toprak yapısına sahip olduğunu ve bu durumun bölgenin en büyük şansı olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Ali Çullu, "Çok özel bir toprak yapısına sahip olan Harran Ovası'nda tuzlanma gerekli tedbirler alındığında çok kısa sürede iyileştirilme imkanı var. Üniversite ve diğer kamu kurumlarının yaptığı araştırmalar bu sonucu ortaya koyuyor. Ama şu anda problem devam ediyor" diye konuştu.

Çullu, çiftçilerin yapılan uyarıları dikkate almasını ve çok sulamak yerine uygun sulama tekniklerini tercih etmesini aksi taktirde toprakların tuzlanma ve çoraklaşma riski bulunduğunu sözlerine ekledi.
Bu da haberin videosu http://www.youtube.com/watch?v=XNnp_Rj8d1o&eurl=http%3A%2F%2Fwww%2Ehaber7%2Ecom%2Fhaber%2Ephp%3Fhaber%5Fid%3D231355

haber7-Muhammet Taşçılar
 
Kayıtlı



    
       
        YURDUM
Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin...
vuslat
VIP Üye
******

Performans: 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 780


« Yanıtla #1 : 01 Nisan 2007, 19:40:30 »

Hocam teşekkürler. İş işten geçmeye başlayınca biz müdahale ediyoruz.
Kayıtlı
ÖzleMSabaH
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2738
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1336



« Yanıtla #2 : 01 Nisan 2007, 19:46:58 »

Ne zaman herşeyi doğru yapmayı öğreneceğiz?
evet zg09 hocam bu sorunun cevabını inanın en az sizin kadar merak ediyorum.
bilgi için teşekkür ediyorum öğretmenim...
Kayıtlı

Cahit ERAYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2063
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4836


Cahit Eraydın coğ.öğrt.


« Yanıtla #3 : 01 Nisan 2007, 19:50:34 »

Adamlar yıllarca susuzluk çektiler gap projesi sayesinde suya kavuşunca nasıl kullanacaklarını bilemediler çok sulamanın zararlı olacağını bilmiyorlardı,onların bu konuda önceden çok sıkı bir şekilde bilinçlendirilmeleri gerekirdi.Üzüntü verici bir durum tabi ,neticede her yönüyle ülke ekonomisine zarar....
Kayıtlı



Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
Emre Ütenler
Moderator
*****

Performans: 204
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 668



« Yanıtla #4 : 01 Nisan 2007, 20:17:35 »

Haber için teşekkürler!Gerçektende dramatik bir haber!Milyarlarca dolarlık yatırım yap sonuç bu olsun!Çok yazık!
Kayıtlı

Emre ÜTENLER                               Eskişehir Atatürk Lisesi Coğrafya Öğretmeni

http://www.esatalise.k12.tr
Abdullah Arslan
Üye
**

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 73


« Yanıtla #5 : 01 Nisan 2007, 21:44:09 »

Haber için teşekkürler. Ne zaman bilim adamlarına değer verirsek o zaman çoğu işi doğru yaparız.
Kayıtlı
engins
VIP Üye
******

Performans: 115
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 953


« Yanıtla #6 : 02 Nisan 2007, 09:17:47 »

  Her şeyin başı eğitim.Çiftçi de olsa eğitimli olmalı,bilinçli olmalı.Bu konuda bize görev düştüğü gibi çiftçiye de düşüyor.GAP'tan yararlanma başlandığında sulamanın önemi ve teknikleri hakkında bir konferans verilseydi kaç çiftçi giderdi sizce? Bence hiç yada çok az.Belki bu tür bir konferans bundan sonra verilse müşteri daha çok olur herhalde.
Kayıtlı

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
izmirbuca
Uzman Üye
*****

Performans: 160
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 407



« Yanıtla #7 : 02 Nisan 2007, 10:45:05 »

İşte herşeyin başı bilgisizlik...
Kayıtlı

AVŞAR BEYİ
Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi
Fatma Saygın Anadolu Lisesi
DeDe
Ahmet Aydoğmuş
Genel Moderator
******

Performans: 1411
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1505


« Yanıtla #8 : 02 Nisan 2007, 13:27:22 »


* Harran Ovasında tuzluluk problemi ne aşamadadır?

GAP’ta sulanan alanlarda beliren tuzlanma riski çiftçilerin yoğun ve aşırı su kullanmalarından ve Bölge’nin çok sıcak ve buharlaşma hızının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Şanlıurfa Harran Ovası’nda 121 300 ha alan sulamaya açılmıştır. Toplam alanın 50 000 ha’da taban suyu problemi vardır. Sözkonusu alanın 6 920 ha alanında (I. Kısım Arıcan Kapalı Drenaj Sistemi 2 620 ha, II. Kısım Arıcan Kapalı Drenaj Sistemi 4 300 ha) drenaj sistemi ihale usulü ile inşa edilmiştir. Bu alanın 1 400 ha alanı tuzlanmış ve 2 000 ha alanı ise alkalileşmiştir.

Ayrıca KHGM pür emanet olarak 1 800 ha alanda çalışmalara devam etmekte olup, toplam 8 720 ha alanın 6 000 ha’ı (% 69) tamamlanmıştır. 2 720 ha alanda mevcut bütçe, teknik personel ve ekipmanlar dahilinde çalışmalar devam etmektedir.

9 300 ha alanın da (III. Kısım Arıcan Kapalı Drenaj Sistemi 5 300 ha, IV. Kısım Arıcan Kapalı Drenaj Sistemi 4 000 ha) etüdü tamamlanmış ve inşaatın yapılması için KHGM’den onay beklenmektedir. 8 280 ha alanın da etüdü tamamlanmıştır. Geri kalan 23 700 ha alan etüt aşamasındadır.


  Yukardaki bilgi gap.gov.tr sitesinden.Tuzlanma problemi gerçekten büyük sorun.Yönetim de üstüne düşeni yapıyor.Muhabirin haberi de çok acılı olmuş,Olayı daha dramatikleştirmek için epey çaba sarfetmişe benziyor.
Kayıtlı

Emekli Coğrafya Öğretmeni Batıkent / ANKARA
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« Yanıtla #9 : 02 Nisan 2007, 13:30:16 »

[youtube=425,350]XNnp_Rj8d1o[/youtube]

Harran
Kayıtlı

M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« Yanıtla #10 : 02 Nisan 2007, 13:36:01 »

Çevre ile ilgili olarak çok önemli çalışmalar yürüten Worldwatch İnstitute (WRİ) raporlarında baraj ve santrallerden kaynaklanan sorunlara hep dikkat çekmektedir. Örneğin Afrika‘daki Viktoria gölü de, bu tür sorunlardan kaynaklanan önemli zararlara uğradı. Balık türlerinin yüzde 60‘i yokoldu. Yine Missisipi nehri üzerinde kurulan kontrol noktaları, kendileriyle birlikte bazı tehlikeler getirdi.

Şili‘de Biobio suyu üzerinde inşa edilen Pangue Barajı çok değişik açılardan eleştiriliyor. Yöredeki örgütler, barajın çevresine etkileri konusunda bir araştırmanın yapılmadığını ve bu nedenle barajın toplumsal, kültürel, ekolojik ve ekonomi alanında büyük zararlara yolaçabileceğini ileri sürüyorlar. İsveç ve Norveç‘in ilgili kuruluşları bu projeye yardım ediyorlar. Her ne kadar Norveç‘in Norad‘ı başlarda projenin çevreye olası etkileri nedeniyle yardımda bulunmadıysa da sonradan bu kararını değiştirdi ve projeye yardım etti.

Malezya‘da Rejang suyu üzerinde bir bölümü İsveç-İsviçre ortaklı ABB firması tarafından inşa edilen proje (Bakun Hydroelectric Project) de çok değişik çevrelerden eleştiri aldı. Hatta Malezya‘da bir mahkeme, projenin çevre yasasına aykırı olduğunu kararlaştırmasına rağmen devlet yöneticileri anşadan vazgeçmediler. İsveç Doğayı Koruma Derneği‘nin verilerine göre 5 halk topluluğundan yaklaşık 7 bin insan göç etme ile karşı karşıya kaldı. Yaklaşık 69 bin hektarlık orman kesilme tehdidi altında. İnternational Rivers Network‘un verilerine göre, 90‘dan fazla hayvan ve bitki türü büyük zararlar görebilirler. Bu nedenle uluslararası alanda ABB‘ye karşı büyük bir kampanya var.

Çin‘de Yangtsey suyu üzerinde inşa edilen Sanxia Barajı da sert eleştirilere uğrayan projelerden biridir. Rotterdam‘daki Uluslararası Su Mahkemesi, barajın inşası ile doğa ve sosyo-ekonomik yaşam üzerinde büyük tehlikelerin oluştuğunu belirterek Çin hükümetinin dikkatini çekti. Amerika, Japonya, Almanya ve Kanada baraj inşasına karşılar ve kendi şirketlerinin de inşa işlerinde yer almamalarını istiyorlar. Çin hükümetinin verilerine göre, yaklaşık 1,8 milyon insan baraj bölgesinden göç etmek zorunda kalacaklar. Binlerce köy ve 104 küçük şehir baraj suları altında kalacak.

Kaliforniya, Assuan ve Aral gölü alanında meydana gelen gelişmeler GAP açışından da önemli ve bunlardan sonuç çıkarılması gerekir. Çünkü benzeri gelişmelerin GAP yöresinde de yaşanabileceği genel olarak vurgulanan kanılardan biridir.

Amerika‘da Kaliforniya bölgesinde sulama baraj inşasından önce başladı. 1910 yılında 200 bin hektarlık bir alanın sulamasıyla başladı. Derin ve yerüstü drenaj alanında önlemler alınmadığı için toprak tuzlanması tarımdaki birçok probleme neden oldular. Bu yörede her sulamada hektar başına 800 kilo tuz verildi ve bu da yörede büyük bir alanda tarımın artık yapılmamasına neden oldu.

Baraj inşalarından sonra problemler artarak büyüdü. 1935‘te Hoover baraji tamamlandığında büyük iddialarla savunuldu. Hoover‘i diğer barajlar izledi: Parker, İmperyal, Davis, Laguna Palo ve diğerleri. Sadece Kaliforniya‘da irili ufaklı 27 baraj inşa edildi. Kaliforniya‘da büyük plantasyonların yoğun olduğu yöreye verilen isim de tesadufi değildi. “İmperyal“ sı sermaye sahiplerinin bölgeye çekilmesi ve onların olası amaçlarını ifade etmede bir sinyal gibiydi adeta. Ne var ki doğa yaşanan gelişmelere karşı cevabını suyun tuzlanması ile verdi. 1950‘lerde yehlike artık gözle r önünde idi. Zarar sadece bununla da kalmadı ve Colorado suyu yoluyla Meksika‘ya kadar yayıldı. Tuzlu su, Meksika köylülerine büyük zarar verdi. Meksika hükümeti bu nedenle 1961 yılı sonunda Amerika‘yı protesto etti. Protestoların artması nedeniyle Amerika, Meksika toprakalrındaki tuzun azaltılması için birkaç yüz milyon dolar harcama yapmak zorunda kaldı. Barajların kendileriyle birlikte getirdiği tahribatlar, her geçen gün rtarak büyüdü.

Yanlış plan ve programlardan kaynaklanan büüyk zararlara gösterilen örneklerden biri de Assuan Barajı‘dır. Bu baraj da tıpkı diğer barajlar gibi büyük propagandalarla inşa edildi. Öyle gösteriliyordu ki Assuan Barajı adeta Mısır‘ın “cennet“i olacaktı. Doğrudur baraj kendisiyle birlikte tarıma önemli bazı sulama olanakları sağladı ve bu, Mısır gibi sussuz ve çölleşmiş toprakları hiç de az olmayan bir ülke için yeni bir umudun başlangıcı idi. Fakat çok geçmeden olumsuz sonuçlar da birbir ortaya çıktı: Çölleşme, toprak tuzlenması, bazı hastalıkların artması, doğa üzerindeki tahribatlar ve benzerleri gibi. Büyük iddialarla yaptırılan bir proje, öylesine sonuçlar ortaya çıkartmıştı ki daha sonra bizzat Mısır Tarım Bakanı Sayed Marei‘nin ağzından feryat ve figanlar yükseliyordu. Yine birkaç yıl sonra Mısır Cumhurbaşkanı bilimsel bir kongrede toplantıya katılanlara çağrıda bulunarak, onların bilgi ve tecrubeleriyle Mısır‘a yardım etmeleri halinde, Mısır‘ın Assuan Barajı‘ndan kaynaklanabilecek bazı problemlerin üstesinden gelebileceğini belirtti.

Sovyetler Birliği döneminde Aral Gölü bölgesinde bazı yanlış plan ve programlar ya da sonuçları pek tahmin edilmeyen bazı adımlar nedeniyle “felaket“ olarak değerlendirilebilecek tahribatlar meydana geldi. Pamuk tarlalarının sulanması amacıyla her yola başvuruldu, hatta suların akıntı yolları değiştirildi. Amu Derya ve Sari Derya sularıyla iki büyük kanal (biri 300 diğeri 1100 kilometre uzunlukta) inşa edildi. Peki sonuç ne oldu? Bir dönem dünyanın 4. büyük gölü olan Aral Gölü 1960-1992 dönemindeki uygulamalarla, alanının yüzde 50‘sini, kapasitesinin ise yüzde 70‘ini kaybetti. Gölde litre başına tuz miktarı 10 gramdan 37 grama yükseldi. Balık hemen hemen kalmadı. Yöredeki toprak sulaması, gölün kurumuş bölümünün tuzu nedeniyle bozuldu. 1995 verilerine göre bölgede yaşayan yaklaşık 4 milyon insan kimi gözlemciler tarafından “felaket“ olarak değerlendirilebilecek koşullarda yaşıyordu ve tuzlu ve kimyasal ilaçlarla bozulmuş suyu içmek zorundaydı. Suyun kalitesi kötüleştikçe kimyasal ilaçlara ağırlık verildi. Bu tür nedenlerle hastalıklar da arttı. Örneğin bölgede çocuk ölümleri oranı diğer bölgelere nazaran dört kat daha fazla. Aral Gölü ve çevresinin kurtarılması için ulusal ve uluslararası kimi girişimler var, fakat bunların ne kadar başarılı olacakları bilinmemekte.
Kayıtlı

Bülent AVCIOĞLU
Genel Moderator
******

Performans: 1057
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 952



« Yanıtla #11 : 02 Nisan 2007, 13:42:25 »

teşekkürler...
Kayıtlı

Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak
Neler yapmış bu millet, en yakın tarihe bir sor bak.
ihmer
Uzman Üye
*****

Performans: 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 406


« Yanıtla #12 : 02 Nisan 2007, 14:07:08 »

Gap'tan bahsettiğimizde hep öğrencilere bu durumun olacağından bahsediyordum.Eğitimsizlik ve yeterri kadar bilinçlendirmeme.......
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic