Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye'de coğrafya nereye gidiyor? (Türk Coğrafya Kurumu)  (Okunma Sayısı 8254 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
piriii_reis
Sürekli Üye
***

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 110


« : 01 Şubat 2010, 13:52:44 »


   12 Mart 1942de kurulan Türk Coğrafya Kurumu  o dönemde devletin maddi ve manevi desteğini alarak görevlerini başarıyla yerine getirmiştir.dönemin cumhur başkasnı İnönü tarafından şu sözlerle kurumdan övgü ile bahsetmiş "türk coğrafya kurumuna çok kıymet ve ehemmiyet veriyorum.Kurum;tarih tetkik,seyahat,tabiat alanlarında ve bu sebeple kültürde edebiyatta çok hizmet edebilir.çalışmasına yakından ilgili olacağım.İyi dileklerim bunu kuranlarla ve orada çalışacaklarla beraber olacaktır" Bu kurumun 1943 yılından itibaren çıkarmaya başladığı "Türk Coğrafya Dergisi" 1975 yılına kadar düzenli olarak çıkarılabilmiştir.  
    
   1940 ve 1950'li yıllarda altın devrini yaşayan türk coğrafya kurumu 1960'lı yıllarda devlet tarafından verilen desteğin kesilmesi ve üyelerinin duyarsızlığı yüzünden 1970'li yıllarda büyük bir çöküş içine girmiş ve faaliyetlerini sürdüremez hale gelmiştir.1982 yılında kirasını ödeyemediği için Ankara'nın Cebeci semtindeki bir depoda bulunan kitapları tahliye edilmiş.Türk Coğrafya Kurumu çok kısıtlı imkanlarla ayakta kalma mücadelesi vermekte ve makale yazarlarından aldığı parayla 1992 yılından itibaren türk coğrafya dergisinin 27. sayısını çıkarmaya başlamıştır.

Türk coğrafya kurumunun başlangıcı ve sonu arasındaki bu tezat Türkiye'de coğrafyanın gelişimini değil,maalesef çöküşünün açık bir kanıtıdır


                                                                                      


                                                                                                                     Özçağlar A.Coğrafyaya Giriş(2006).274-275
Kayıtlı
Tasdelenİ.
Uzman Üye
*****

Performans: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 360


Özel İdare Anadolu Lisesi Şahinbey/GAZİANTEP


« Yanıtla #1 : 01 Şubat 2010, 14:36:23 »

Bu yazıyı kaleme alan bizim hocamızdı DTCF'den.aynen katılıyorum.
Kayıtlı
aksaray1980
VIP Üye
******

Performans: 44
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 753


"Varlığımdaki yegane mükemmellik Türk olrk doğmdr'


« Yanıtla #2 : 01 Şubat 2010, 23:42:56 »

Önümüzde kocaman bir pasta vardı herkez pastadan aldı. Coğrafyacılara birşey kalmadı. Coğrafya bir meslek dahi olamadı.Coğrafyacıların sayesinde
Kayıtlı

Ben gelmedim dava için benim işim sevgi için... (y.E)
maksimus
Deneyimli Üye
****

Performans: 26
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 178



« Yanıtla #3 : 02 Şubat 2010, 00:53:34 »

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu Ankara'da yeralırken acaba Türk Coğrafya Kurumu'nun İstanbul'da ne işi var? Hangi gerekçelerle İstanbul'a taşınmıştır? Kurumun Ankara'da olmaması gelişimi için engel teşkil etmektemidir? Kuruma üye olan akademisyen coğrafyacılar gereken desteği vermektemidirler? Sanırım bu soruların cevabı bizler için önem teşkil ediyor.
Kayıtlı
yusufdukkel
Uzman Üye
*****

Performans: 85
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 436



« Yanıtla #4 : 02 Şubat 2010, 08:41:52 »

Akademisyen Coğrafyacılarla iş bitmiyor ki.Herkes çok yoğun ama ortaya birşey çıkmıyor nedense. Coğrafyacılar olarak ne zaman ideolojikçekişmeler başta olmak üzere, yerimizde saymamamıza neden olan ıvır zıvır konularla uğraşmaktan vazgeçip, meselenin aslında memleket meselesi olduğunun farkına varırsak o zaman ileri doğru ilk adımlarımızı atmaya başlayacağız.Siyesetin vatan kurtarmanın tek yolu olduğunu düşünenler,akademisyenim, öğretmenim diye ortaya çıkmasınlar. Herzaman heryerde söylediğim birşey var."Herkes sadece işini, ve en iyi şekilde yapsa hiçbir problemimiz kalmayacak."Herkes aslında gerçekte olması gerekenden başka herşey olduğu için ortada laftan başka birşey olmuyor maalesef.
Kayıtlı

İskenderun Demirçelik Anadolu Lİsesi
piriii_reis
Sürekli Üye
***

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 110


« Yanıtla #5 : 02 Şubat 2010, 09:38:56 »

Aynen katılıyorum..
Dünya da Coğrafyacıların bir çok dalda meslek sahibi olabilmesine karşın ülkemizde coğrafyacılığın bir meslek olarak görülmemesiyle,Türk Coğrafya Kurumunun bu içler acısı hale düşmesindeki neden pek farklı değildir.
Kayıtlı
ihsancicek
VIP Üye
*****

Performans: 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 267


« Yanıtla #6 : 02 Şubat 2010, 10:36:04 »

Türkiye'de coğrafya sosyal bir bilim olmaktan çıkmadıktan, Üniversitede en azından eşit ağırlık ile öğrenci almadan, lise ve üniversitedeki ders programları düzelmeden coğrafyacıyım diyen kişi proje üretip bir yaraya merhem olmadan kimse bize coğrafyacı ünvanını vermez ve TCD'de hayalet bir kurum olarak durur. Coğrafyacıların yaptığı iş problem çözmeden ve dernek değil bir mslek odası olmadan hiç bir şey çözülmez. Şu anda ancak kişisel parlamalr olur ama coğrafya kurumsal olarak ilerleyemez.
Kayıtlı
piriii_reis
Sürekli Üye
***

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 110


« Yanıtla #7 : 02 Şubat 2010, 11:23:41 »

Çok haklısınız hocam sosyal bilimler insanı toplumu ele alır tarih siyaset bilimleri gibi ama coğrafya da böyle bir şey yok.Ayrıca coğrafyacı şekil,uzay ilişkilerini görebilme kavrama ve çeşitli konuları anlamlandırabilmesi için kesinlikle yeterli düzeyde matematik bilmeli.
Projeler üretip çeşitli çalışmalar yapmaktan ziyade sadece öğretmenlik alanında hizmet verirsek tabi ki coğrafyacılığı meslek diye saymazlar birazda kendimizde aramalıyız suçu.Katılıyorum size hocam
Kayıtlı
albedo
Genel Moderator
******

Performans: 1558
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1793


Kemal Akalın


« Yanıtla #8 : 02 Şubat 2010, 14:47:14 »

Merhabalar..
Arkadaşımıza bu konuyu gündeme getirdiği için teşekkür ederim. Ben de bu günlerde buna benzer bir konu ile Türk Coğrafya Kurumu hakkında sizlerle bir şeyler paylaşmak istiyordum.

Değerli hocamız, bu yazıyı sanırım 2006 yılında kaleme almış. Son yıllarda Türk Coğrafya Kurumu hakkında bu ve buna benzer pek çok eleştiri duydum ve okudum. Sayın hocamızın yazısında üyelerin ve coğrafyacıların ilgisizliğinden bahsediliyor olsa da, kurum ve kurumun başındakilerin eleştirisini ( diğer yorumlara bakarak ta) görüyoruz.

Bir kere bu tür kurumları eleştirirken, kurumun salt kurum olarak bir anlamı olmadığını, kurumların yönetimleri, üyeleri, faaliyetleri, çevre ilişkileri, devlet yada kamu ile ilişkileri gibi pek çok unsura bağlı olarak belirdiğini ve faaliyetlerini sürdürdüğünü bilmemiz gerekiyor.
Yapılan eleştirilerden bir tanesi, devlet desteğinin kesilmesi ve kurumun merkezinin Ankara’dan İstanbul’a taşınmasıdır. Sayın arkadaşlarım, bu günlerde sendika üyelerinin aidatlarının devlet tarafından ödenmesi - ödenmemesi konusunda olduğu gibi, sivil toplum örgütlerinin devlet tarafından desteklenmesinin doğru olup olmadığının tartışılması gerekiyor. Türk Coğrafya Kurumu bir sivil toplum örgütüdür ve kamu yararına çalışan dernek statüsündedir.
Tüzüğünde :

“”””II - Kurumun Amacı Ve Bunu Gerçekleştirmek İçin Ne Surette Faaliyette Bulunacağı :
Madde 3 :
Kurumun Amacı : Türkiye'de Coğrafyanın Ve Diğer Yer Ve Beşeri Bilimlerin Gelişmesine Ve İlerlemesine Çalışmak, Türkiye'nin İlmi Metotlarla Coğrafyasını İncelemek, Coğrafya İle İlgili Milletlerarası Bilimsel Çalışma Ve Yayımları İzlemek Ve Türk Yurdunun Coğrafi Değerlerini Tespit, Koruma Ve Geliştirme Çalışmalarına, Kendi İmkanlarıyla Yardımda Bulunmaktır.”””” 

olarak amacı ve izleyeceği yollar belirlenmiştir. TTK ve TDK nun devletin himayesi ve korunması altında bu kadar olması, bu kurumların devletin ve hatta hükümetlerin politikalarını yürütmelerini kolaylaştırmak için olduğunu düşünüyorum. Buradan, devlet kavramının dışında olunması gibi bir anlam çıkartılmasın lütfen. Söylemek istediğim, sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin de sivil toplum kavramı içerisinde gerçekleştirmelerinin doğru olacağıdır. Bu anlamda kurumun üzerinde devlet desteğinin olmamasının doğru olduğunu düşünüyorum.

Türk Coğrafya Kurumu’nun sıkıntı içinde olduğu, faaliyetlerini genişletemediği ve üyelerinin duyarsız olduğu doğrudur.
Kurumun bugün toplam üye sayısı 300( üçyüz) civarındadır. 10 Ocak 2010 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurula oy kullanmak üzere katılan üye sayısı 26 ( yirmi altı) dır. Kurum üyelerinin aidat borçları 40.000 TL civarındadır.
Bu rakamların altını doldurursanız, kurumdan neden şikayet edildiğini anlarsınız.
Kurumun neden dergi basmadığı konusuna gelince, sadece şunu sormam yeter sanırım: Kaç coğrafyacı Türk Coğrafya Dergisi’nden aldı bu güne kadar? Kaç coğrafyacıda TCD var.
Kurum artık basılı dergi yapmanın zor ve zahmetli olduğunu düşünerek 53. sayıdan itibaren sadece internet baskısının yapılmasını kararlaştırdı. Bunun sadece maliyet açısından değil ulaşılabilirlik açısından da yerinde olduğunu düşünüyorum.

İhsan Çiçek hocamın söylediklerine katılıyorum. Biraz daha açmak istiyorum. Ne yazık ki bugün ortaöğretimde Matematik ve Fen derslerinden başka hiçbir ders, öğrencileri yönlendirmede kriter olarak alınmıyor. Hatırlarsanız birkaç yıl önce üniversite sınav sorularının son sınıf konularından çıkmadığı şeklinde tartışmalar olmuştu. En iyi siz biliyorsunuz ki, o dönemde son sınıf coğrafya müfredatından ( Türkiye’nin Beşeri ve Ekonomik Coğrafyacı) 9 tane soru çıkıyordu. Tarih, Felsefe gibi derslerde de durum  buna benzerdi. Ama hiçbir tartışmada bunlar konuşulmadı. Varsa yoksa Matematik dersi. Sorarım size, okullarınızda velilerinizin, okul idarecilerinin bizim dersimize yaklaşımı nasıl, fen ve matematik derslerine yaklaşımları nasıl. Buradan, bu dersleri kıskandığım gibi bir sonuç çıkmasın, ben coğrafyacıların okullarında nasıl çalıştıklarını, neler yaptıklarını biliyorum ama ne yazık ki bu bir tespit.
Ortaöğretimdeki coğrafya müfredatındaki değişiklik, bana göre coğrafyanın önünü açabilecek adımlardan biri idi. Ama erken doğum ve yetersiz beslenme nedeniyle güdük kalmış bebekler gibi, olgunlaşamadan, tartışılmadan, denenmeden, tüm okullarda hazırlıksız, altyapısını hazırlamadan, kitapsız uygulamaya konması, programı daha çıkarken savunulacak hale getirmiştir. Yoksa bana göre 4 (yazıyla dört ) net ÖSS sorusu cevaplama başarısı !!! gösteren eski program yerine bir şeylerin konması gerekliydi ve doğruydu. 

Yine İhsan hocamın söyleminden devam ediyorum; burada üniversitelerin coğrafya bölümlerine çok iş düşmektedir. Coğrafyanın önündeki yolları doğru şekilde öğrencilerine açmaları ve burada doğru şekilde kılavuzluk etmeleri gerekmektedir. Ortaöğretimde müfredat değişikliğinin gerçekleşmesinden bu yana 5 yıl geçti. Hangi Eğitim Fakültesi, programlarını, öğretmen adaylarını buna uygun eğitim verecek şekilde düzenledi?

Tüm eleştirilere karşın, Türk Coğrafya Kurumu son yıllarda önemli çalışmalar da gerçekleştirmiştir. Kurumun internet sayfasına girildiğinde görüleceği gibi,
•   Yeni programın tanıtılmasına yönelik Coğrafya Öğretmenleri Çalıştayları
•   Ortaöğretim öğrencilerine yönelik proje yarışmaları
•   IGU ile geliştirilen ilişkiler ve 2020 Uluslar arası Coğrafya Kongresi adaylığı
•   2009 Coğrafya Öğretmenleri İÇ-BATI ANADOLU Arazi Çalışması
•   Doğu Afrika ve Güney Amerika Overlandi
•   Ulusal Coğrafya Kongresi
•   Ulusal Sosyal Bilimler Sempozyumu
•   Ulusal Coğrafya Öğrenci Sempozyumu
•   GEOMED Uluslararası Coğrafya Sempozyumu Kemer (Antalya)(düzenlenecek)
•   2010 Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü-Coğrafya Lisansüstü Öğrencileri Semineri (yapılacak)
•   Çeşitli projelere destekler gerçekleştirilmiştir.

Bunların yeterli olduğunu söylemiyorum. Daha fazlası, daha etkilisi yapılması için çalışmak gerekiyor.

Bütün bunların ötesinde, derneğin tüzüğünde üyelik şartları şu şekilde belirlenmiştir:

Madde 6: Türk Coğrafya Kurumuna üye olabilmenin şartları aşağıda belirtilmiştir.

a) Üniversitelerin Coğrafya bölümlerinin lisans programlarından mezun olanlar.

b) Üniversitelerin Coğrafya Bölümlerinde yüksek lisans ve doktora programlarında eğitim görenler ve mezun olanlar.

c) Yönetim Kurulunun uygun gördüğü ve kabul ettiği kişilerden coğrafya bilimine akademik düzeyde, yayınlarıyla, bilimsel çalışmalarıyla katkıda bulunarak, kurum amacına hizmet edebilecek olanlar.

  Değerli coğrafya öğretmenlerimden, kuruma üye olmalarını ve üye olarak kurum için, kurumun geleceğini şekillendirmeleri için çalışmalarını talep ediyorum. Bu tür kurumlara sadece üye olmak değil, üye olduktan sonra da etkin çalışmak gerekiyor.
Üyelik için
Türk Coğrafya Kurumu tüzüğüne göre gerekli şartlara sahipseniz, üyelik başvurusu için;

1- Üyelik Formu'nu eksiksiz doldurunuz

2- Size referans olacak, mevcut kurum üyelerinden iki tanesinin isim ve imzalarını alınız. ( Bu kişilere ulaşmada zorluk çekiyorsanız imza konusunda sizlere yardımcı olabiliriz.)

3- İki vesikalık fotoğrafınızı ve nüfus cüzdanı fotokopisini ekleyiniz.

4- Hazırladığınız formu posta yoluyla aşağıdaki adrese gönderiniz.

Başvurunuz Kurum Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilecektir. Üyeliğinizin gerçekleşip gerçekleşmediğini web sayfamızdaki listemizden yada telefonla öğrenebilirsiniz.

Adres:
Ahmet Ertek
Yönetim Kurulu Başkanı

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü 34111 LALELİ / İST.
Tel: (0212) 520 75 20 ( 6 HAT / 15759 ) Faks: (0212) 512 79 11

TÜM COĞRAFYACILARI KURUMLARINA ÜYE OLMAYA ve KURUMLARI İÇİN ÇALIŞMAYA DAVET EDİYORUM.

                              Kemal AKALIN
                           Coğrafya Öğretmeni
                            TCK Denetleme Kurulu Başkanı
Kayıtlı

Tekirdağ KNG MTAL Coğrafya Öğretmeni                             Lodos, herşeyi titretiyor...
zere
Uzman Üye
*****

Performans: 43
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 491


Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar


« Yanıtla #9 : 02 Şubat 2010, 16:05:28 »

Atatürk'ün kurduğu hangi kurumu yasattık ki coğrafya kurumunu yaşatalım.Tarih ve coğrafya kurumları gitti sıra şimdi dil kurumunda görün bak yakında onuda işlevsizleştirip sonunu getirecekler.
Kayıtlı
ihsancicek
VIP Üye
*****

Performans: 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 267


« Yanıtla #10 : 02 Şubat 2010, 16:22:29 »

TCK yı, TTK ve TDK ile kıyaslamayın. Bu iiki kurum özel yasaları olan ve Atatürk'ün mirasından pay alan kuruluşlardır. TCk'nın böyle bir olanağı yoktur. Sadece kamu yararına bir dernektir.
Kayıtlı
ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #11 : 02 Şubat 2010, 17:49:58 »

Kemal Hcam fikirlerinize sonuna kadar katılmakla birlikte, TCK'nın da tez elden köklü değişikliklere gitmesi gerekmektedir.Bunlardan birincisi ve en önemlisi bence tüzüğün acilen değişmesidir.Sivil Toplum Örgütü şeklinde çalışmamız gerekmekte ve bu durumda TCK'nın koruyucu bir başkana ihtiyacı yoktur.TMMOB'a bağlı odalar nasıl devlet teşviki olmadan ayakta kalıyorlarsa TCK da bunu başarabilecek güçtedir.En önemli dayanak noktaları da coğrafya öğretmenleri ve üniversiteler olmalıdır.Geçmişte TCK'ya üye olan ve çok aktif biçimde coğrafya öğretmenlerinin varlığı bilinmekte.Nitekim şu anda da TCK'da elini taşın altına koyanlar coğrafya öğretmenleri olmuşlar.(TCK Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerinde açıkça görülüyor.)Kurumun coğrafya öğretmenlerine daha fazla önem vermesi ve coğrafya öğretmenlerinin de kurumun eski günlerine gelmesi için yoğun gayret göstermeleri dileklerimle....(Üyelik formumu da en kısa zamanda göndereceğim.Ayrıca TCK içerisindeki göreviniz nedeniyle tebrik ederim.)
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
zere
Uzman Üye
*****

Performans: 43
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 491


Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar


« Yanıtla #12 : 02 Şubat 2010, 21:57:27 »

Akademisyen Coğrafyacılarla iş bitmiyor ki.Herkes çok yoğun ama ortaya birşey çıkmıyor nedense. Coğrafyacılar olarak ne zaman ideolojikçekişmeler başta olmak üzere, yerimizde saymamamıza neden olan ıvır zıvır konularla uğraşmaktan vazgeçip, meselenin aslında memleket meselesi olduğunun farkına varırsak o zaman ileri doğru ilk adımlarımızı atmaya başlayacağız.Siyesetin vatan kurtarmanın tek yolu olduğunu düşünenler,akademisyenim, öğretmenim diye ortaya çıkmasınlar. Herzaman heryerde söylediğim birşey var."Herkes sadece işini, ve en iyi şekilde yapsa hiçbir problemimiz kalmayacak."Herkes aslında gerçekte olması gerekenden başka herşey olduğu için ortada laftan başka birşey olmuyor maalesef.
cografya.biz olarak gelinen nokta beni son derece memnun etti.Bu görüşlere aynen katılıyorum,demekki insanların siyasi görüşleri,dini inançları yada farklı konulardaki düşünceleri önemli değildir.Bu düşünceleri burada açıklamanın ve digerlerini de kötülemenin bir anlamı yoktur.Önemli olan cografya ya ve buradaki cografya ogretmenleri olarak biribirimize yaptıgımız katkıdır.Çözüm ise gayet basittir.Çünkü bu bir etki tepki olayıdır ve bu tartısmalarında galibi asla olmayacaktır.Ben bu açıklamalardan sonra bu tip yaklaşım ve tartısmaların bittigine inanıyorum ve bu tartısmalara bir son veriyorum.Umarım yine siyasi tartısma yapmak zorunda kalmayız.Siyaset yada inanç konularını bu siteden tamamen kaldırıp cografyaya yogunlaşalım...
Kayıtlı
Badem303
VIP Üye
******

Performans: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 567



« Yanıtla #13 : 08 Şubat 2010, 19:54:27 »

         Şimdi aykırı bir fikir sunmak istiyorum.. Devlet destegi olan coğrafyadan biraz şüphe ediyorum milliyetçilik için coğrafya kaçınılmazdı Almanyada cografya dersleri... İsmet inönüde  bence ülkemize zarar veren kararlar aldı.
          Yabancı dile hakim olmayan Akademisyenler 3 kere yurt dışına gidip 15 yıl bunu anlatan....  Yardımlaşmayan. Araştırma görevlilerini meslege aşık tiplerden degilde politik yönlerden seçenler... Kasım kasımm kasılan coğrafyacılar zarar verdii.... özür içimden geldigi gibi yazdımm...
Kayıtlı
serefakar
Uzman Üye
*****

Performans: 15
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 280



« Yanıtla #14 : 08 Şubat 2010, 21:42:28 »

ben bu konuda çok kötümser değilim. coğrafya bilimi ve coğrafyacı  (hernekadar diye bir meslek olmadığı görüşü hakim olsada) toplum içinde hakkettiği yeri hızla almaktadır. Belki başka açılardan bakıyoruz ama ben kıyaslama yaparak konuşuyorum. Gelinen nokta azımsanmayacak kadar önemlidir. Beni kaygılandıran coğrafyacı Arkadaşlardan bazılarının henüz kendi değerleninin farkına varamamış olamlarıdır. Sevgili meslektaşlarım şundan emin olun Tüm bıranşlar içinde en çok değer kazanan sizlersiniz. en çok pirim yapan bıranş coğrafyadır. Yukarıdaki coğrafyanın gelişmesi, daha fazla itibar kazanması ve tam manasıyla kurumsallaşması adına yapılan önerilerin  hepsine katılmakla birlikte kıyıda köşede kalmış bir bıranş olduğumuza dair en küçük bir imayı dahi şiddetle redderim. Sevigili meslektaşlarım hepiniz çok özelsiniz. lütfen bunun farkedin. 
Kayıtlı

YOLCUYUZ ŞU CİHANDA SILA BABIMIZ MAKBER
SONSUZA GİDEN YOLDA BIKMADAN BİZİ BEKLER..

Fatih Anadolu Lisesi/Afyonkarahisar
Şeref AKAR
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic