Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İhman Edilen Gelecek  (Okunma Sayısı 2442 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
elgiz
Elgiz HENDEN
Uzman Üye
*****

Performans: 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 401


« : 16 Aralık 2009, 21:01:41 »


İHMAL EDİLEN GELECEK
24 Eylül 2009.
2009-2010 eğitim-öğretim yılının ikinci günü.  Bir okulun Cuma günü İstiklal Marşı töreninde bir okul müdürünün konuşmasını aktarmak istiyorum sizlere.

Öğrenciler tören alanında toplanmış. İlköğretim öğrencileri oldukları, okulun da ilk günleri olduğu için uzun bir tatil sonrası arkadaşlarını,  öğretmenleri görmedikleri için hepsi son derece heyecanlı, herkes etrafına bakıyor, arkadaşlarını arıyor ve neler olacak, diye merakla bekliyorlar. Bu arada tören alanına gelip mikrofonu eline alan müdürünün konuşması şöyle başlıyor:

“Konuşmayın! Kıpırdamayın! Bakın sizlere kaç kez söyledik temizliğe dikkat edin diye. Ama yapmıyorsunuz. Okulda öle renkli allı pullu spor ayakkabısı giymeyeceksiniz. Spor ayakkabısı giyecekseniz, bu siyah olacak anladınız mı? Okul kıyafetinin tişörtü dışında başka bir şey giymeyeceksiniz. Erkek öğrenciler gömlek giyiyorsa kravat takacak. Haaaaaa öle gevşek gevşek değil doğru düzgün olacak. Uzun saçlı kız öğrenciler saçlarınızı ö-re-cek-si-niz. Okula girerken saçlar örülüp okulun bir köşesinde saçlar açılmayacak, açık saçlar, öğretmen gördüğünde, cepten tokalar çıkarılıp örülüyormuş gibi yapılmayacak. Uzatmak istiyorsanız saçlarınızı temiz bakmak koşulu ile isterseniz 2 metre uzatın ama temiz bakmak zorundasınız. Erkek öğrenciler! Hafta sonu berbere gideceksiniz ve o uzun saçlar ke-si-le-cek. Tören bittiğinde 1 ve 2 sınıf öğrencileri dışındakiler yerinden kıpırdamayacak, bekleyecek. Anlaşıldı mı? Eğer bu okula gelecekseniz bunları yapacaksınız. Bu kurallar her biriniz için geçerli kimse ayrıcalıklı değil.
Hadi bakalım, şimdi sizden Türkiye’nin düşmanlarını çatlatacak şekilde bir milli marş söylemenizi istiyorum. Tamam mı?” (Öğrenciler sessiz bir şekilde “tamam” diyor ) “Duydunuz mu?” Öğrenciler “evet” diyor ve müdür bir kez daha “duydunuz mu?” diye tekrar edip öğrencilerin seslerinin yükselmesini ve “evet” diye cevap vermelerini sağlıyor. Sonuçta olan da şu:  bir kasetçalardan, okulun hoparlörlerinden İstiklal Marşı yükseliyor; öğrencilerin sesini duymaksa imkânsız.

Bunları neden yazdım? Okulların açıldığı şu günlerde eğitim, eğitim diye her yerde konuşuluyor. Eğitim deyince acaba ne demek istiyoruz. Okulların daha ilk günlerinde öğrenciler hep ne yapacaklarını ve ne yapmayacaklarını söyleyen bir öğretmenle karşılaşırsa düşünün bütün bir yıl ne yaparlar. Sürekli karşınızda size ne yapmayacağınızı ve ne yapacağınızı söyleyen birinin varlığını düşünün, hayatınızı nasıl yaşarsınız? Ya da sizin bir hayatınız olur mu? Sizin varlığınızın yok sayıldığı bir yerde, sizin düşüncelerinizin önemli olmadığı bir yerde, kimi eğitmeye çalışıyoruz ya da neyi öğretmeye çalışıyoruz?

Çocuklarımız günün en çok zamanını okulda geçirdiğine göre, okulda karşılaşacakları davranış ya da iletişim biçimi bu şekilde mi olmalıdır?

Eğitimdeki en büyük sorun bina, eğitim malzemesi, derslik, kitap ya da parasal kaynakların sınırlı olması değildir. Eğitimdeki en büyük sorun öğretmenlerin üniversitelerinden mezun olduktan sonra yeterince eğitilmemiş olması, kendilerini geliştirmek için kendilerine fırsat yaratmamış olmaları ya da onlar için fırsatların yaratılmamış olmasıdır. Öğretmenler öğretmeye başladıkları anda kendi başlarına kalıyorlar. Nasıl bir yol izlemeleri gerektiği konusunda yollarını kendi başların bulmaya çalışıyorlar. Bu yüzden, işte çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmenlerimizin, öğretmeye başladıkları dönemden itibaren daha çok eğitime ihtiyaçları var.  İletişim becerilerini geliştirmeyen ya da kullanmayan bir öğretmen öğrencileri ile iletişim kuramaz, kurduğu iletişim ancak yukarıdaki gibi sadece ve sadece olumsuzluklar üzerine yoğunlaşır. Ve öğrenciyi okuldan, öğretmenden, eğitimden, öğretimden uzaklaştırır. Başka bir deyişle, geleceklerini hazırlamaktan uzaklaştırır.

Düşünün, eğer bu okul müdürümüz ilk günlerdeki konuşmasında öğrencilerin bu iki günde neleri iyi yaptığına odaklansaydı, daha yılın başlangıcında öğrencileri ile yaptığı konuşmada öğrencilerin okul kurallarından hangilerine uyduğunu anlatsaydı, diğer kurallara da bunlara gösterdikleri özeni göstermelerini isteseydi, neler olurdu acaba? O törenden ayrılan öğrenciler ne hissederdi dersiniz?

Kendini ve yaptıklarını sorgulamayan öğretmen, soran, sorgulayan bir gelecek nesil yetiştiremez; öğrenmeyen öğretmen, öğrenmeye meraklı bir geleceği biçimlendiremez. Mutlu olamayan bir öğretmen, mutlu gelecekler oluşturmada etkili olamaz.

Önce öğretmenlere yatırım yapıp daha çok onların gelişmesine destek olmak gerektiğini düşünüyorum.  Böylece onlar da çocuklarımıza destek olacaklardır. Böylece geleceğin oluşturulmasında herkesten daha etkili olacaklardır.
Öğretmenleri ihmal etmek geleceği ihmal etmekle sonuçlanır; unutmayalım.

Elgiz Henden
Kayıtlı
kt
VIP Üye
******

Performans: 649
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3775



« Yanıtla #1 : 16 Aralık 2009, 21:20:12 »

  Kaç okulda böyle bir durum var demeyeceğim.  Kaçında yok ?!
Kayıtlı

Dünyayı güzellik kurtaracak...
marzuba
VIP Üye
******

Performans: 385
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 992



« Yanıtla #2 : 16 Aralık 2009, 21:43:10 »

 Herhalde bunu yazan arkadaşın çalıştığı okul güllük gülistanlık diye düşünüyorum. Bu konuşmalar garibine gittiğine göre.
 Biz sosyal hizmetler uzmanı olduk hala öğrencide tık yok. polisin birkaç öğrenciyi götürmediği gün yok, kanın akmadığı gün yok, öğrenci mi  sokakta görsen çoğu öğrenciyi tanımazsın, eve kız çocuğu gelmedi diye okula dayanan anne ve baba mı ararsın, tuvaletler sigara dumanından görün müyo ve en önemlisi bunlar karşısında öğretmenin ve idarenin yapacağı hiç mi hiç bişi yok.
 Çünkü her öğrenci bir godomanın akrabası çıkıyor ve cezalar ya ilçeden ya da ilden geri dönüyo.
 Elgiz hocam herhalde uzayda yaşıyor ya da ben uzayda eğitim veriyorum.İletişim iletişim alan kişi yada iletişime açık olan birine karşı kurmayı çabalayacağımız bir tarzdır.Ve bunu ildeki RAM görevlileri bile sağlayamıyorsa anne baba sağlayamıyorsa öğretmmen nesıl sağlayacak.Öğretmenin sosyal hizmetler uzmanı gibi ekstra bir görevi olduğunu da düşünmüyorum.Az yumuşak ve iletişime geçmeye çalışan öğretmenle geçilen dalga göçrüntüleri bir gün sonra internette sevvis halinde dışarda görüşürüz tehditleri vs.....Başka birşey yazmaya gerek olduğunu zannetmiyorum.
  Eğitim bitmiştir ve bunu dramatize etmenin gereği yoktur.Olması gerekenleri üfürmenin de.Yapılabiliyorsa yapacak arkadaşları okuluma bekliyorum.Hert türlü yöntem denenmiştir ve malesef en kötü sonuç alınmıştır.
  Gerçi arkadaş haklı düz liselerin özellikle getirildiği hal  budur.Amaç başarıya ulaşmıştır. iyice bitirmek için de ANAYASANIN ARKASINDAN  DOLAŞILMAYA çalışılıyor.
Kayıtlı

Eyyy devlet çık artık,şişemizin kadehimizin içinden!!!!
elgiz
Elgiz HENDEN
Uzman Üye
*****

Performans: 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 401


« Yanıtla #3 : 16 Aralık 2009, 21:54:04 »

Sayın Hocam yazı benım,
okulların güllük gülistanlık olmadıgını biliyorum ancak  olması  için calışmak  gerek  diyorum. Mevcut durumu değiştirmek için bir şeyler yapmalı diyorum. Eğitimde ne büyük sorunun öğretmen ihtiyaçları oldugunu  söyluyorum.

Öğrencilere gençlere ulaşmanın yolunun öğretmenlerden geçtiğini düşünüyorum. Ailenizle geçirdiğiniz zaman daha fazlasını öğretmen olarak  gençlerle geçiriyoruz, öğrenciler içinde durum aynı .
Dolayısıyle okul, kitap, derslik, eğitim malzemesi yerine öğretmene yatırım yapalım diyorum.

Öğrenciler olmazsa hiç bir şey kitap,okul, derslık eğitim malzemesi hatta öğretmenin varlığında bile söz edilemez.

Çözümün öyle yada böyle öğretmene yapılan yatırımda oldugna  inanıyorum. Bu  benim düşüncem.
Kayıtlı
marzuba
VIP Üye
******

Performans: 385
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 992



« Yanıtla #4 : 16 Aralık 2009, 21:56:48 »

 Kesinlikle katılmıyorum öğretmenin sosyal hizmetler uzmanı gibi bir görevi yoktur.Öğretmen öğrenci ile diyalok kurar.Okullarda öğrenci kalmamış malesef.
Kayıtlı

Eyyy devlet çık artık,şişemizin kadehimizin içinden!!!!
MLM
Uzman Üye
*****

Performans: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 408


« Yanıtla #5 : 17 Aralık 2009, 08:11:59 »

"ihman" edilen değil "ihmaledilen"..."diyalok" değil diyalog...

her neyse...

roma döneminden beri gelmiş geçmiş tüm eğitimcilerin görüşlerine bakın isterseniz, ana fikir "öğretmenin öğrenciye evladına davranıyormuş gibi davranmasıdır."...

sahi öğrencilerebiçtiğimiz misyon nedir? 5*7 saat çanta gibi oturmaları mıdır? ya da bizim ideolojimizi gelecek nesillere aktaran mutant olmaları mıdır? kusurabakmayın ama 90 yıldır sistem gençlere işte o mutant muamelesini yaptı...bana da size de...

sahi pedagog nedemek biliyormusunuz? ilk anlamı...eski yunan daki anlamı...

pedagog, eski yunanda çocukları okula götüren kölelere denirdi biliyormusunuz...

biraz vicdan...biraz inanç...herşeyi çözer...bilmem hangi renk spor ayakkabı giymekle, saçları uzatıp açmakla kravatı gevşetmekle resmi ideoloji yara almaz dostlar...statüko da bozulmaz...hiç merak etmeyin... ama biz bunları yaptığı için gençlere bağırıp çağırırsak bir insanlığı yıkmış oluruz...

saygı ve selametle...
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic