Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye'nin Yaşlılık Atlası (Raporlar ve Haritalar)  (Okunma Sayısı 7106 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« : 30 Ekim 2012, 15:19:34 »


Türkiye'nin İlk Yaşlılık Atlası Çıktı



TÜBİTAK’ın desteğiyle Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü Profesör İsmail Tufan başkanlığında gerçekleştirilen çalışma Türkiye’de 60 yaş üstü nüfusun yaşam tarzı, sorunları ve ihtiyaçlarını ortaya koymaktadır.

2000 yılında başlanan ve 12 yılda tamamlanan araştırma demografik verilere göre Türkiye'de yaşam süresinin giderek uzadığının altını çizmektedir. Türkiye'de 1990 yılında ortalama yaşam süresi erkeklerde 59, kadınlarda 63 yıl iken, 2010'da ortalama ömür erkeklerde 69, kadınlarda 73 yıla çıkmıştır.

Yaşlılığı 60 ve sonrası dönem olarak kabul eden Türkiye Gerontoloji Atlası araştırmasına katılan 35 bin 236 yaşlı ile yüz yüze görüşülmüştür. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılanların yüzde 83'ünün gelirinin olmadığı, yüzde 63'ünün sosyal güvenceden yoksun olduğu, bakıma muhtaç olma konusunda ciddi endişeler taşıyan yaşlıların ölüm nedenlerinin başında kalp hastalıklarının geldiği gibi çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır.

Çarşambalı Dursune Duran 93 yaşında, 3 kez evlenmiş, 6 çocuğu, 18 torunu olmuş...

(Türkiye'nin ilk Gerontoloji Atlası çalışmasının sonuçlarına National Geographic Dergisi mayıs 2012 sayısında genişçe yer verilmiştir. Ayrıca Türkiye'deki yaşlıların yaşam koşullarıyla ilgili farklı verilerin paylaşıldığı Yaşlılık Atlası Yapı Kredi Emeklilik'in  katkılarıyla dergi ekinde okuyucularına sunulmuştur. )

Araştırmadan çarpıcı başlıklar:

-Araştırmaya katılanlardan yüzde 16.2'si okuryazar, değil, yüzde 26.2'si diplomasız okuryazar, yüzde 45.3'ü ilkokul, yüzde 4.7'si ortaokul, yüzde 5.1'i lise ve yüzde 2.4'ü üniversite mezunu

-Türkiye'de ortalama yaşam süresinin en yüksek olduğu yerleşim 82.4 yıl ile Nazilli, en düşük olduğu il ise 67.8 yıl ile Yozgat.

-Yaşlıların yüzde 53'ü olanaklar, koşullar ve hizmet yeterli olmadığı için akraba ziyareti, alışveriş gibi günlük yaşam aktivitelerini yerine getirememekte

-Araştırmaya katılanların yüzde 83'ünün geliri, yüzde 62.9'unun ise sosyal güvenliği bulunmamakta. Sosyal güvenlikten yoksun yaşlıların en yoğun bulunduğu il yüzde 89.8 ile Iğdır

-Türkiye'de yaşlıların yüzde 88'i düzenli doktor kontrolü yaptırmıyor, yüzde 33'ü ise bakıma ihtiyaç duyuyor.

-Yaşlıların en büyük korkuları; %92 oranında çocuklarına yük olmak olurken, %85 oranında hastalanmak ve yüzde 83 oranında bakıma muhtaç kalma

-Yaşlılar vakitlerini en çok televizyon seyrederek (%93), sohbet ederek (%55 ),  radyo dinleyerek (%48) geçirmeyi tercih ediyorlar.

-Huzurevi tercih etmeyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 81-60 yaş üstü yaşlıların yüzde 76'sı bakım sigortası istiyor.



http://www.youtube.com/watch?v=T7ATbl4mkh0&playnext=1&list=PLWJDwMjM1Uvb3pHgADQoYHoZv1HUxege3&feature=results_main

http://www.youtube.com/watch?v=SyoAfI-WqSQ&feature=BFa&list=PLWJDwMjM1Uvb3pHgADQoYHoZv1HUxege3&index=17

http://www.youtube.com/watch?v=yLzQ_HLmSeU&feature=BFa&list=PLWJDwMjM1Uvb3pHgADQoYHoZv1HUxege3&index=18

http://www.youtube.com/watch?v=1d7rRW8HFAo

-----------------------------------------

Kanser ve Tümör Oranı (Araştırma sırasında yaşlılar arasında en az rastlanan ölüm nedeni. En çok Ardahan'da görülmüş, onu yüzde 6,9 ile Ankara izliyor.)

-----------------------------------------


-----------------------------------------

-----------------------------------------


Solunum Yolları Hastalıkları(Akciğer hastalıkları nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yaşlılarda en çok görüldüğü yer % 35,2 ile Bartın)

----------------------------------------

----------------------------------------


ALZHEİMER yüzünden yaşlılarda ölümün en çok görüldüğü il Erzincan. Daha sonra yüzde 15,4 ile Çankırı ve Sivas, 14,9 ile Erzurum ve yüzde 14,5 ile Çanakkale geliyor.

-----------------------------------------


Beyin Kanaması, Yüksek Tansiyon, Kan Dolaşımı Hastalıkları
yüzünden yaşlılarda görülen ölümlerde ilk sırayı %34,9 ile Rize alıyor.

----------------------------------------

----------------------------------------

----------------------------------------

----------------------------------------

----------------------------------------


NORMAL ÖLÜM veya ÖLÜM NEDENİ TEŞHİS EDİLMEYEN yaşlıların en çok bulunduğu il Adana, en az bulunduğu il ise Düzce.

---------------------------------------


KALP HASTALIKLARI ve KRİZİ nedeniyle ölen yaşlıların illere göre dağılımında öne çıkan iller yüzde 45 ile Şanlıurfa ve yüzde 43,4 ile Kırıkkale.

--------------------------------------

--------------------------------------



Kaynak : National Geographic Türkiye Mayıs 2012 - Türkiye Yaşlılık Atlası

------------------------------------------------------------------------------------

ARKADAŞLAR BİRİNCİ TÜRKİYE YAŞLILIK RAPORU'NU (Prof. Dr. İsmail TUFAN) COĞRAFYACILAR OLARAK MUHAKKAK İNCELEMEMİZ GEREKİR:
http://www.itgevakif.com/pdfs/I.T%C3%BCrkiyeYa%C5%9Fl%C4%B1l%C4%B1kRaporu_itufan_sicher.pdf

-------------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE YAŞLANIYOR (İNTERAKTİF VERİ): http://interaktif.ntvmsnbc.com/turkiye-yaslilik-haritasi/index.html

-------------------------------------------------------------------------------------


KANSER

------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye'de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı

Ülkemizde yaşlı ve yaşlılıkla ilgili toplumsal kalıplara tarihsel açıdan bakıldığında eski Türklerde atanın - kadın ya da erkek -  daimöa korunduğu anlaşılmaktadır. Cmhuriyet döneminden itibaren Türkiye'de toplum ve aile yaşamında hızlı ve önemli değişimler olmuştur. Hılzı değişimler toplumsal kurumları, davranış vedeğerleri değiştirmiş, ailedeki değişimler yaşlının statüsünü ve fonksiyonlarını etkilemiştir. Ancak Türkiye'de aile yapısı değişirken, ailenin fonksiyonları aynı yönde değişmemiştir. Bir yandan geniş aileden yeni çekirdek aileler ayrılmış, öte yandan fonksiyonel açıdan aile ve akrabalık sistemi oluşmuştur. Sonuç olarak kır ve kentte aileler ayrı hanelerde otursalar da akrabaları arasında karşılıklı yardım ve destek beklemektedir. Madddi desteğin yanında çocuk bakımında ana-babadan yardım istenilmekte, yaşlı ana babanın bakım ve geçim sorumluluğu ise yetişkin çocuklara düşmektedir.

Tüm diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de artık yaşlılık olgusunun ve yaşlılık politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yaşlanmaya bakış açısı, yaşlıya bakım sağlanmasının ötesinde, toplumla bütünleşme, kaybolan statü ve rollerin yeniden kazanımı, işlevlerin arttırılması, boş zamanların etkili değerlendirilmesi gibi konuların tartışılmasını içermektedir.

BELGEYİ İNDİRİN: http://www.yaslilikrehberi.org/media/51240/eylempla.pdf

Yayınlanma Yılı : 2007
Yazar : Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü

-----------------------------------------------

Yaşlıların Konuta İlişkin Tercihlerinin İncelenmesi

Araştırma, yaşlıların konuta ilişkin tercihlerini belirlemek ve konut düzeninde istedikleri kolaylıkları saptamak, araştırma sonucunda, elde edilen bulgulara göre; yaşlılara olduğu kadar, konuyla ilgili kurum ve kuruluşlara da geçerli önerilerde bulunmak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür.

Yayınlanma Yılı : 1989
Yazar : Bilgin Oya

BELGEYİ İNDİRİN: http://www.yaslilikrehberi.org/media/10233/98_yaslilarin_konuta_iliskin_tercihlerinin_incelenmesi.pdf

----------------------------------------------------
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
alpino
Üye
**

Performans: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 70



« Yanıtla #1 : 02 Kasım 2012, 18:36:06 »

Hocam gönderdiğiniz çalışmalar gerçekten çok güzel. Teşekkür ederiz.
Kayıtlı
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #2 : 13 Kasım 2012, 13:02:40 »

"GENÇ ÜLKE EFSANESİ BİTTİ"

“Nüfusun kadar zengin ve güçlüsün” tezi eğer doğruysa, Türkiye’yi kötü günler bekliyor. Hızla yaşlanan Türkiye’de genç nüfus oranı korunmazsa ‘genç Türkiye’ efsanesi bitecek.
2030’lu yıllar düşünüldüğünde Başbakan Erdoğan’ın ‘3 çocuk’ tavsiyesinde haklı olduğu görülüyor. Öncelikle kıyı şehirlerden başlayan ‘yaşlanma’ oranı eğer ülke geneline yayılırsa, Avrupa’nın yaşadığı genç nüfus sıkıntısı Türkiye için de geçerli olacak.

Avrupa’da en hızlı yaşlanan ülke olan Türkiye’de 65 yaş üzeri nüfus 2005’te yüzde 5.7 iken 2010 yılında yüzde 7.1’e çıktı. Eğer çocuk yapma oranı bir an önce yükselmezse Türkiye’nin yaşlı nüfus oranı 2050’de yüzde 18’e yaklaşacak.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nca hazırlanan ‘Türkiye’nin Gençlik Haritası’ genç nüfusun en fazla batı illerinde azalmakta olduğunu ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2009 yılı verilerine göre hazırlanan haritada genç yaş aralığı 15-24 yaş olarak belirlendi.

Genç nüfus oranı en az şehir: Muğla
Türkiye’nin özellikle kıyı şehirlerinde genç nüfusun azalmakta olduğu görülüyor. 802 bin 381 kişilik nüfusa sahip olan Muğla’da genç nüfus 116 bin 586 kişi, yani yalnızca yüzde 14’lük bir orana sahip. Bu oranla Türkiye’nin ‘genç nüfusu en düşük ili’ olan Muğla, yaşlılıkta diğer kıyı şehirleriyle birlikte öne çıkıyor. Muğla’yı Balıkesir, Kastamonu, Antalya, Kırklareli ve Bartın izliyor.

En genç nüfus Hakkari'de
256 bin 761 kişilik nüfusunun 62 bin 617’si gençlerden oluşan Hakkari’de ise genç nüfus oranı yüzde 24.3. Bu oranla birlikte Hakkari, Türkiye’nin ‘genç nüfus oranı en yüksek ili’ oldu. Hakkari’yi genç nüfus yüksekliğinde Tunceli, Şırnak, Bingöl, Siirt, Muş, Bitlis, Van, Ağrı ve Diyarbakır izliyor.

3 çocuk tavsiyesi doğru
Eğitim seviyesi Türkiye’nin Batı illerine göre daha düşük olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde doğurganlık oranının daha yüksek olduğu göze çarpıyor. Bu da genç nüfus oranının azalmamasını sağlıyor. Ancak özellikle yurdun Batı bölgelerindeki şehirlerde hızla yükselen ‘yaşlanma’nın önüne geçebilmek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet üyeleri çareler arıyor. Bunun için bir dönem, ‘3 çocuk’ sahibi olan çiftlere ödül verilmesi bile gündeme gelmişti.

Türkiye’nin ‘genç nüfus’ oranını koruması sürekli iş gücü, istihdam çeşitliliği ve ülke ekonomisi için çok önemli. Zira yapılan araştırmalar, yaşlı nüfusu ağırlıkta olan ülkelerde çalışan insan sayısı bakımından sıkıntılar oluştuğunu gösteriyor. Yani, genç nüfus yoksa ülke ekonomisini ayakta tutacak olan istihdam gücü de olmuyor. Bu da ülkenin dibe vurması anlamını taşıyor.



Türkiye'nin şu anda nüfus artış hızı yüzde 1.4’e düşmüş durumda. Bu nüfusun hızla yaşlandığı anlamına geliyor. Nüfusun korunması için bu aranın en azından yüzde 2.5 olması gerekiyor. Eğer oran yükselmezse 2038 yılında Türkiye nüfusunun yüzde 60’dan fazlası  ‘yaşlı’ olacak. Başbakan Erdoğan, bu kabus senaryosunu yaşamamak için ‘en az 3 çocuk’ yapma gerekliliğinin altını çiziyor.
‘Yaşlanma' dünyanın da sorunu
Nüfusunun yüzde 14’ünden fazlası 65 yaş üstü bireylerden oluşan toplumlar, sosyal-bilimsel olarak ‘yaşlı’ diye adlandırılıyor. Dünya genelinde nüfus artış oranının düşmesi ile dünya yaşlı nüfusu sayısı sürekli arttı. 2020’de yaşlı nüfusunun 1 milyara, dünya nüfusunun 7,5 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Dünya nüfusunda her ay 800 bin kişi yaşlılığa adım atıyor. Dünya genelinde nüfusu 1 milyonun üzerinde bulunan 152 ülkeden 41’inin yaşlı nüfus oranı yüzde 10’un üzerinde ve bu ülkelerden 32’si Avrupa kıtasında. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) nüfusunun yüzde 13’ü yaşlılardan oluşurken Avrupa Birliği’nde (AB) ise bu oran daha da yüksek: yüzde 16.


İllere göre genç nüfus oranları
http://www.buyuyenturkiye.com/haber/Genc-uelke-efsanesi-bitti
 
Star gazetesi yazarı Ergun Babahan'ın genç nüfus konusunda 3 Şubat 2010 tarihinde kaleme aldığı yazısı:

Erdoğan çok haklı: En az 3 çocuk yapın

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 3 çocuk sahibi olun önerisi özellikle kentli orta sınıf tarafından alaya alındı.
Kentli orta sınıf genelde iki, hatta şu anda tek çocuktan yana.
Ben de kentli orta sınıftan biriyim ve şu anda iki çocuk sahibiyim.
Üstelik bu bir tercih. İtiraf etmek gerekirse, ikinci çocuk fikri bile ürkütücüydü. (ki bugün en az 3 çocuğum olsun isterdim.) Çünkü, orta sınıf için her çocuk ciddi bir yükümlülük demektir. Tek sınıf atlama şansı eğitim olduğu için siz de varınızı yoğunuzu çocuğunuzun eğitimine yatırırsınız ki, gelir seviyeniz sabit değilse bu durum ürkütücüdür.
Çünkü eğitim, özellikle özel okul eğitimi giderek katlanılmaz hale gelmektedir. Gelelim Başbakan Erdoğan’ın önerisine. Şu anda önümde Foreign Affairs Dergisi’nin son sayısı var.
Kapak konusu, “The New Population Bomb’’ veya ‘’Yeni Nüfus Bombası.’’
Yazarı, Jack A. Goldtstone ve John T. Hazel.
Biri Virginia diğeri George Mason Üniversitesi’nde öğretim görevlisi.
Dedikleri özetle şu, nüfusun kadar zengin ve güçlüsün.
Bunu tarihi örneklerle sıralıyorlar.
Mesela 18. Yüzyılın başlangıcında Avrupa nüfusu dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20’siymiş.
1. Dünya Savaşı öncesi Avrupa nüfusu dörde katlanmış ve Avrupa ile Avrupa’nın eski sömürgesi Kuzey Amerika’nın toplam nüfusu Çin’i geçmiş. 2003’e geldiğimizde ise Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın toplam nüfusu dünya nüfusunun ancak yüzde 17’sine tekabül eder hale gelmiş. Üstelik nüfus artış hızı, gelir dağılımıyla paralel bir çizgi izlemiş. Sanayi Devrimi, nüfus artışıyla birlikte Avrupa’yı dünyanın en zengin bölgesi yapmış ama şu anda trend aşağı doğru.

Çalışmanın verdiği mesaj şu:

Bugünden itibaren ekonomik büyümenin sağlanacağı ülkeler Brezilya, Çin, Hindistan, Endenozya, Meksika ve Türkiye.
Çin’in bile yaşlılık konusunda sıkıntıları olacağı belirtiliyor.
Avrupa nüfusunda emeklilerin sayısı artıp çalışanların sayısı azalacak.
Avrupa’nın bu açıdan Türkiye’ye mahkum olması kaçınılmaz. Ancak tek başına nüfus artık yeterli değil. Okuma-yazma oranı da yeterli değil.
Biz, önümüzdeki bu çalışmaya göre Başbakan Erdoğan’ın tavsiyesini dinlemenin ülkenin geleceği açısından en doğru çözüm olduğu inancındayız. Ama bir şartla.
O çocuklara okuma-yazmanın ötesinde eğitim verme, sokak köşelerinde mendil satmalarını engelleme kaydıyla.
İyi yetiştirilemeyen nüfusa sorumluluk, gerçek eğitimli gençlik ise güçtür. Çocuk aynı zamanda keyiftir.
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic