Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Su Savaşları (Belgesel+Veri)  (Okunma Sayısı 5331 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« : 18 Temmuz 2011, 19:14:52 »





Ortadoğu'da Su Savaşları Senaryosu

BM’nin hazırladığı Su Raporu’na göre Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekecek, ayrıca 2040 yılında elindeki su rezervleri yüzünden Türkiye’ye savaş açılacak...

Fransa eski Devlet Başkanlarından François Mitterrand’ın eşi Danielle Mitterrand, 27 Ekim 2005 günü, Fransa’da düzenlediği bir basın toplantısında, Türkiye’nin Dicle ve Fırat sularını kurmuş olduğu barajlarla kelepçeleyip, Suriye ve Irak halkını susuzluğa mahkum ettiğini ileri sürdü. Türkiye’ye karşı bölücü-işbirlikçi Kürtlere verdiği destekle bilinen Mitterand’ın bu çıkışı, Türkiye’nin bu konuda köşeye sıkıştırılmak istendiğinin ilk işaretlerindendir.

Dünyada su zenginliği kişi başına 10 bin metreküple ölçülmektedir. Bu oran Türkiye’de 1.830, Irak’ta 2.110, Suriye’de 1.420, İsrail’de 300 metreküp civarındadır. Nüfus yoğunlukları, gelişme hızları hesaba katılırsa su zengini olmadığımız, ama şimdilik kendimize yettiğimiz görülmektedir. Türkiye kasıtlı olarak su zengini bir ülke olarak lanse edilmektedir. Türkiye’nin yıllık toplam su potansiyelinin 186 milyar metreküp olduğu, sadece Tuna Nehri’nin yıllık su potansiyelinin 206 milyar metreküp olduğu kıyaslanırsa su bakımından zengin olmadığımız meydana çıkacaktır. Zenginmişiz gibi göstermekle Irak ve Suriye ile aramız daha derin kin, intikam ve nifak tohumlarıyla açılmak istenmektedir.

BM’nin hazırladığı Su Raporu’na göre Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekecektir. Ayrıca 2040 yılında ise elindeki su rezervleri yüzünden Türkiye’ye savaş açılacaktır. Aynı teşkilat Su Zirvesi nedeniyle bir rapor hazırlamış. Bu raporda Türkiye ile ilgili çarpıcı tahminler yer almaktadır. 2I. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle Ortadoğu ve Arap Yarımadası’nda büyük bir sıkıntı çekileceği belirtilmektedir. Kritik tarihler ise 2005, 2025, 2040. Şu anda dünya üzerindeki 188 ülkenin 50’sinde kullanma suyu sıkıntısı çekilmektedir. 2005 yılının kuraklık için dönüm noktası olduğu kaydedilmiştir. Türkiye 2005 yılından itibaren kuraklığın baş göstereceği ülkelerden birisi. Su sıkıntısı Türkiye dışında Arap yarımadası, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da başlayacak.

BM raporu 2040 yılını Türkiye için ‘Kritik Yıl’ olarak görüyor. Aynı yıllarda Suriye ile Irak su sıkıntısından kırılacak, tarlalarda ekin yetişmez hale gelecek. Dicle ve Fırat Nehirleri Türkiye’nin can damarı haline gelecek. BM, bu tarihte bölgede sınır aşan nehirler yüzünden savaşların çıkmasından şüpheleniyor. Irak ve Suriye’nin ‘Hiç düşünmeden’ Türkiye’deki barajlara füze saldırısı düzenleyeceği de ihtimaller arasında denilmektedir.

Türkiye, Ortadoğu’nun önemli su kaynaklarını elinde tutan ve kontrol eden bir ülke olması hasebiyle sürekli bir tehdit altındadır. İsrail, Lübnan ve Suriye arasında çok ciddi anlaşmazlıklara neden olan Golan Tepeleri’nin en büyük stratejik öneminin bölgenin sahip olduğu su kaynaklarından teşekkül etmesidir. Su kıtlığı devam ettiği sürece İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği aşikardır. Litani Nehri Lübnan’a hayat vermektedir. Bu nehirle birlikte irili-ufaklı başka su kaynaklarını da içinde bulunduran Lübnan’da verimli bölgelerde yaşayan ve yönetimde söz sahibi olan Hıristiyanlarla, Litani Nehri Havzası’ndan uzakta yaşayan Müslümanlar ve Filistinliler arasında Suyun paylaşımı için kavgalar sürmekte ve derin anlaşmazlıklar yaşanmaktadır.

İsrail’in Su Planı

Bölgede su sıkıntısı çeken ülkelerin başında İsrail gelmektedir. İsrail, Ürdün ve Suriye ile çatışma halindedir. İsrail’in Nil Nehri’nden su çekmek için Habeşistan ile yakın işbirliği içinde olduğu gözden kaçmamaktadır. Mısır, İsrail’in Nil Nehri üzerindeki ince tarihi hülyalarını bildiği için ordusu bünyesinde bir Tugayı bataklık savaşlarında savaşmak üzere eğitmiştir. Hazır bekleyen bu birliğin amacı, Nil’in çıkış noktasında Mısır’ın menfaatlerini ihlal eden, Nil’in serbest akışını engelleyen bir gelişme olması halinde savaşa giren ilk birlik olmaktır. Irak Savaşı’nın ana ekseninde petrol kaynaklarının ele geçirilmesi, denetiminin sağlanması yanında Ortadoğu’ya hayat veren Fırat, Dicle, Asi, Ürdün, Nil Nehirleri’nin üzerinde pazarlıklar yapılması ve baskı aracı olarak kullanılması yatmaktadır.

Strateji uzmanlarına göre Irak Savaşı, petrol gibi suyun paylaşımının yeniden yapılandırılması ve İsrail’e aktarılması için yeni imkanlar oluşturulması maksadıyla yapılmıştır. Dünya ile adeta dalga geçen İsrail devleti suyunu Şeria Irmağından, Suriye’ye ait olduğu halde işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden, Güney Lübnan’daki su kaynaklarından, Suriye ile bir kısmını elinde tuttuğu Taberiye Gölü ve Filistin Toprakları’ndan sağlamaktadır. Filistinliler kendilerine ait olan bu suların ancak yüzde 10’nu kullanabilmektedirler. Elindeki siyasi, iktisadi imkanlarla dünyada belirleyici rol oynayan İsrail’in hedeflerine ulaşması için bölgedeki devletlerin güçten düşürülmesi, ekonomik varlıklarının zayıflatılması gerekmektedir. Irak Savaşı yeni bir başlangıçtır. Öyle görülüyor ki, Ortadoğu’da ileriki yıllarda petrol değil, su savaşı olacak, bu nedenle Türkiye ve bölgedeki bazı ülkelerle karşı karşıya gelecektir. Bu noktada Türkiye’nin en büyük yatırımı GAP, saldırıya uğraması muhtemel birinci hedefir. 1950 ve 1951 yıllarında, gizli operasyonlarla Irak’tan İsrail’e götürülen Irak Yahudilerinin yine gizli operasyonlarla Kuzey Irak’a döndürülmeleri operasyonu halen sürüyor. Türkiye, ulusal hakimiyet ilkesi ihlal edilerek, İran’ın nükleer tesislerinin bombalanmasına seyirci kalırsa, kendi topraklarına yapılacak muhtemel tecavüzlere de kapı aralamış olacaktır.
---------------------------------------------------------------------------

Su Savaşları

Nehirlerin sahiplerine bağlı özel ordular tarlalarını izinsiz sulayan köylülere ateş açabilir mi?Bankalar acil su ihtiyacı olan tüketicilere su kredisi vermeli mi? Evlerin su depolarına alarm sistemi takılmalı mı? Bu sorular “şimdilik” bir kurgu-bilim filminden sahneler gibi görünüyor.Ama bu sadece “şimdilik”!Çünkü dünya siyasetinin izlediği rota çok kısa bir süre içinde bu sorulara cevap aranması gerekeceğini gösteriyor…
Bir zamanlar Suriye zenginliğini ve güzelliğini sudan alırdı.Fransız filozof Constantin François de Volney 18.asrın sonlarında kaleme aldığı seyahatnamesinde suyun Suriye’ye kattığı güzelliği övüyordu. Ama Suriye için suyun getirdiği bereket geçmişte kaldı.

Suriye son yılın en kurak dönemini yaşıyor.Suriye’de yer altı sularının seviyesi düşüyor. Artık nehirler daha ince ve göller daha küçük.Hatta Şam’ın meşhur çeşmelerinden uzun süredir tek bir damla bile düşmedi.Bir zamanlar ördeklerin ve balıkların süslediği havuzlar da artık eski günlerinden çok uzakta.

Tarım ülkesi Suriye son iki yılda beklediği tarım üretiminin sadece yarısını yapabildi. Tarım ve hayvancılıkla geçinenlerin kayıpları %80’e yaklaştı. BM verileri Suriye’deki kuraklığın sonucunda en az 250.000 kişinin göç ettiğini bildiriyor.Hızlanan sanayileşme ve yüksek nüfus hızı Suriye için suyu dikkatli kullanılması gereken,değerli bir meta haline getirdi.Suriye’nin nüfusu 27 milyon ve bunun %60’ı 15 yaşın altında.

Su tasarrufu kampanyaları düzenleniyor.Ama kampanyalar sorunu çözmüyor.Ayrıca, Suriye’nin su varlığı ve suyun Suriye’deki geleceği sadece Suriyeliler için önem taşımıyor.Belki çoğu Suriyeli için su eksikliği “susuzluk” anlamına geliyor.Ama “başkaları” için su “stratejik” öneme sahip,hem ticaret hem de politika için.

Suriye çok su kullanan tarım işletmelerine ürünün bedelini peşin ödeyerek, su tüketimini azaltmaya çalışıyor. Evlere su haftada bazen iki bazen üç gün veriliyor. Bu arada Türkiye ve Almanya gibi birçok ülke de Suriye ile su konusunda işbirliği yapıyor. Suriye’nin suyunun %70’i Fırat ve Dicle nehirleri ile Türkiye’den geliyor. Ancak yaşanan kuraklığın da etkisiyle Türkiye de su sıkıntısıyla uğraşıyor.Türkiye, Suriye’ye 500 m3/saniyenin üzerinde Karakamış’tan su akıtıyor.Suriye ayrıca bu suyu Irak’a da veriyor.

Ayrıca Suriye’nin kendisi gibi su sorunu yaşayan bir komşusu daha var: İsrail.Su kaynağına sahip ve İsrail’in denetimindeki Golan Tepeleri her şeyi daha karmaşık hale getiriyor.Şam,bugün hassas bir denklemde,kırılgan dengeler üzerinde yürüyor.

Küresel ısınma ile beraber küresel siyasetin tansiyonu da yükseliyor. Arap-İsrail gerginliklerinin birçok boyutu var, ama “su kaynaklarının denetimi” bir süre sonra diğer boyutların önüne geçebilir. Çünkü sadece Suriye değil, Lübnan, Ürdün ve Filistin de su sorunu yaşıyor. Başka bir deyişle; İsrail susadıkça, onlar kaygılanıyor. Lübnan’ın “hidrostratejik merkezi” Şeba çiftlikleri de İsrail’in denetiminde. 22 kilometrekarelik bu saha su kaynaklarının olduğu Hermon Dağı’nı ve Ürdün için kritik olan Hasbani ve Banyas nehirlerinin kaynağına sahip.

1965’te Suriye ve Ürdün iki nehrin suyunu sulama için kanallara verdi. İsrail ise kanalları tahrip etti ve iki yıl sonra da bölgeyi denetimine aldı.

Nihayetinde Araplar gibi İsraillilerin de yaşamak için suya ihtiyacı vardı. Ama su konusu hiç kimsenin “empati” duyacağı bir konu değil.Güney Lübnan’da 2002’de Wazzani Nehri’nden yerleşimlere su taşıması için bir sistem kuruldu.

İsrail bu projeyi hemen akabinde “savaş nedeni” saydığını açıkladı. İsrail, 2006’da Lübnan’a girdiğinde bu sistemi imha etti.

Ürdün, 1994’te İsrail ile imzaladığı barış antlaşması doğrultusunda sınırının güvenliğinin karşılığında İsrail’e yılda 75 milyon metreküp su veriyor.


Orta Doğu denkleminde Ürdün Nehri veya Şeria Nehri özel bir öneme sahip.Bu nehir Lübnan’ın Hermon Dağı’ndan doğuyor, Golan’dan, Şeba’dan ve İsrail’in Batı Şeria ve Ürdün ile sınırını teşkile eden Taberiye Gölü’nden geçerek Ölü Deniz’e dökülüyor.Suriye ve Lübnan’ın aksine, İsrail, Filistin ve Ürdün bu nehrin suyuna mahkûm.


Bir zamanlar yılda 130 milyar metreküp su taşıyan nehir, son elli yılda 100 milyon metreküp azaldı. İsrail nehirden yılda 500 milyon metreküp su kullanıyor. Nehir her yıl Ölü Deniz’e yaklaşık 200 milyon metreküp su ulaştırabiliyor.Ölü Deniz’in su yüksekliği her yıl bir metre azalıyor.Nehir Ölü Deniz’e neredeyse sadece çamur taşıyor.Nehir ayrıca aşırı kirlenme yaşıyor.Sanayi,turizm,evsel atıklar ve ziraat nehri yavaş yavaş öldürüyor.

Su Sorunu sanılanın aksine sadece Orta Doğu’da yaşanmıyor. Avrupa da aynı sorunla uğraşıyor. Ekonominin altın kuralı -düşen arz fiyatı arttırır- su konusunda da geçerli. Almanya, İngiltere ve Fransa’da su özelleştiriliyor. Örneğin Berlin’in suyunun %49,9’u 1999’da Alman RWE ve Fransız Veolia’ya 1,58 milyar avroya satıldı. Bugün Berlin suya Köln’den neredeyse %80 daha fazla ödüyor.

Fransa’da da benzer bir durum var. Fransız tüketici örgütü UFC su firmalarının %26 ila %42 kar ile çalıştığını ortaya çıkardı.Avrupa’da çok yerde olduğu gibi Arjantin’de suyun özelleştirilmesi sorunlu oldu ve sorunlar sürüyor.Nitekim Arjantin’de de -Avrupa’da da olduğu gibi- suyun yeniden devletleştirilmesi tartışmaları var.Nitekim Arjantin’de 15 yıl suyu dağıtan ve satan Suez firması ile anlaşmaya son verildi, ama firma devletten 1,7 milyar USD tazminat talep ediyor.

BM verilerine göre 2050’de dünyada dört milyar insan susuzluk yaşayacak. O zamana kadar su sorunlarının büyüyeceği kesin. Örneğin Kanada dünya tatlı su kaynaklarının %9’una sahip, ama nüfusu dünya nüfusunun %1’i kadar...

Kanada’nın sınır komşusu ABD’de birçok bölgede su sorunu başladı ve 2015’in kritik olabileceği ifade ediliyor. Belki NAFTA sayesinde Kanada ve ABD bu sorunu çözebilir. Ama altyapısı eskiyen Doğu Avrupa ülkeleri, nüfusunun %75’lik bölümü temiz içme suyuna erişimde zorluk yaşayan Çin’de şartlar farklı gelişebilir.

Her konuda olduğu gibi su konusunda “kriz” dönemi, aynı zamanda “fırsat” anlamını taşıyor. Pictet-Fund Water, ilk su tahvillerini piyasaya verdi. Portföyün değeri 2003’te 200 milyon avro iken, bugün 1,7 milyar avro seviyesinde. Söz konusu meblağın işletilmesinden gelen getirisi ile beraber 211 milyar avro olduğu da iddia ediliyor.

Ayrıca Dünya Bankası’nın hesaplamalarına göre dünyada her yıl su altyapısına yaklaşık 80 milyar USD yatırılması gerekiyor.Çoğu devlet açısından bu ödev çok pahalı ve özel sektör elbette kar garantisi olduğu ve devlet risk paylaşımını kabul ettiği sürece bu ödevi üstlenmeye hazır.

Dünya su kaynaklarını yitiriyor. Nil nehri kuruyor.Ganj nehri kirletiliyor.Dünyada 8 saniyede, bir çocuk, temiz su yokluğundan hayatını kaybediyor... Ortadoğuyu gelecekte su savaşları bekliyor.

Türkiye bu savaşların içinde yer alacak mı ?

" Geleceğin Hazinesi: Beyaz Petrol " belgeselinde dünyanın ve Türkiye'nin kaderine hükmeden suyun hikayesi, barışın ve savaşın anahtarı " SU " her yönüyle ele alınıyor
-------------------------------------------------------------------------
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #1 : 18 Temmuz 2011, 19:15:19 »

Artan küresel su stresi

Artan küresel su stresi . 1998 tarihli BM Orta Nüfus Projeksiyonları dayalı Nüfus Aksiyon, Uluslararası göre, 2025 yılına kadar 48 ülkede 2,8 milyardan fazla insanın su stres, ya da kıtlık koşullarında karşı karşıya gelecek. Bu ülkelerin, Batı Asya, Kuzey Afrika ve Sahra-altı Afrika'da 40. Önümüzdeki yirmi yılda, nüfus artışı ve artan talepler, bütün Batı Asya ülkeleri su kıtlığı koşulları içine itmek için tahmin edilmektedir . 2050 yılına kadar, dört milyar insan kombine bir nüfusa sahip ülkelerin su stresi ya da kıtlığı bakan sayısı, 54 artabileceğini, öngörülen dünya nüfusunun 9,4 milyar yaklaşık% 40 (Gardner-Outlaw ve Engleman, 1997; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 1997) . - Yaklaşık 200 milyon kişi nüfusa sahip pek çok Afrika ülkeleri, ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya. 2025 yılına kadar, yaklaşık 230 milyon Afrikalı su kıtlığı ile karşı karşıya olacak ve 460 milyon (Falkenmark 1989), su sıkıntısı çeken ülkelerde yaşıyor olacak tahmin edilmektedir. - Bugün, 31 ülkede, dünya nüfusunun% 8 daha az muhasebe, kronik tatlı su sıkıntısıyla karşı karşıya. Önümüzdeki 25 yıl içinde su kısa vadede muhtemel ülkeler arasında Etiyopya, Hindistan, Kenya, Nijerya ve Peru. Parçaları diğer büyük ülkelerde (örneğin Çin) zaten kronik su sorunları yüz (Tibbetts, 2000 Hinrichsen ve ark, 1998). - Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Körfezi'nden deniz suyu tuzluluğu giderme yoluna başvurdu. Bahreyn, Suudi Arabistan tatlı dörtte üçü fosil yeraltı suları, bildirildiğine göre ortalama yılda 5,2 km3 (Postel, 1997) oranında azalıyor

http://maps.grida.no/go/graphic/increased-global-water-stress

STRES

Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #2 : 18 Temmuz 2011, 19:27:24 »

KIYMETLİ SU HAVZALARI HARİTA:
http://www.grida.no/images/series/vg-water2/0201-majorbasins-EN.gif



Rezervuarlar havuzuna su ve çeşitli amaçlar için kullanılan yapay göller, ırmaklar akan arasında fiziksel bariyerler inşa tarafından üretilen. Rezervuarları Dünya çapında depolanan su hacmi 4286 km3 (Groombridge ve Jenkins, 1998) olduğu tahmin edilmektedir.

Sulak alanlar, bataklıklar, bataklık, bataklıklar, önledi, lagünler ve taşkın ovalarında. Alana göre dünyanın en büyük 10 sulak alanlar şunlardır: Batı Sibirya Ovası (780,000-1,000,000 km2), Amazon Nehri (800.000 km2), Hudson Körfezi Ovası (200,000-320,000 km2), Pantanal (km2 140,000-200,000), Yukarı Nil Nehri ( Güney Pasifik (69.000 km2), Kongo Nehri (40,000-80,000 km2), Üst Mackenzie Nehri (60.000 km2) ve Kuzey Amerika kır çukurların (40.000 km2 50,000-90,000), Chari-Logone River (90.000 km2) Hudson Bay Lowlands km2) (Pidwiny 1999). Sulak alanların toplam küresel alanda 2.900.000 km2 (Groombridge ve Jenkins, 1998) olduğu tahmin edilmektedir. En sulak alanlar 0 ile 2 m. derinlik aralığı 1m hakkında sürekli sulak alanların ortalama derinliği tahmin, sulak alanların küresel hacmi 2.300 km3 ve 2900 km3 arasında olabilir.

AFRİKANIN SINIRLARI AŞAN SU HAVZALARI:
http://www.grida.no/images/series/vg-water2/0201-africabasinsEN.gif




KITA HACMİ:

Buzullar ve buzullar dünyanın kara yaklaşık% 10'unu kapsamaktadır. Bunlar, Grönland ve Antarktika konsantre ve dünyanın tatlı su% 70 içerir . Ne yazık ki, bu kaynakların çoğu insan yerleşimi çok yer ve insan kullanımı için kolaylıkla erişilebilir değildir. Untersteiner; Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırması (USGS) göre, dünyanın dondurulmuş tatlı su% 96 (UNEP, 1992, yaklaşık 180.000 km3 ölçme 550.000 buzulların km2 ve dağlık icecaps üzerinde yayılmış kalan 4%, Güney ve Kuzey Polonyalılar . , 1975; WGMS, 1998, 2002).

Yeraltı suyu, tatlı su, göller, rezervuarlar, nehirler ve sulak alanların takip en bol ve kolay ulaşılabilir bir kaynak, açık farkla. Analiz belirtir:

- Yeraltı suyu dünyanın kolayca kullanılabilir tatlı su kaynağının% 90 (Boswinkel 2000) temsil etmektedir. Yaklaşık 1.5 milyar kişi içme suyu temini (WRI, UNEP, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Bankası, 1998) için yeraltı bağlıdır.

- Yılda geri çekilebilir yeraltı suyu miktarı kabaca küresel su çekilmesi yaklaşık% 20 (WMO, 1997) temsil eden, 600-700 km3 olduğu tahmin edilmektedir.

- Geri ve dünya çapında yılda tüketilen yeraltı suyu miktarı kapsamlı bir resim yok.

Çoğu tatlı su gölleri, Kanada tek başına bulunan dünyanın göllerin yaklaşık% 50, yüksek rakımlarda bulunmaktadır. Birçok göl, özellikle kurak bölgelerde, buharlaşma soğurken tuzları konsantreleri yoluyla tuzlu hale gelir. Hazar Denizi, Ölü Deniz ve Büyük Tuz Gölü, dünyanın en büyük tuz gölleri arasında yer almaktadır.

Rivers Antarktika (UNEP, Oregon State Üniversitesi ve ark, hazırlanmakta) hariç olmak üzere, dünyanın yüzölçümünün% 45.3 (231.059.898 km2) kapsayan yaklaşık 263 uluslararası nehir havzalarının hidrolojik, bir mozaik oluşturur. Dünyanın nehirlerde su toplam hacmi 2115 km3 (Groombridge ve Jenkins, 1998) olarak tahmin edilmektedir.

HARİTA: http://www.grida.no/images/series/vg-water2/0200-water-region-EN.gif


BAŞKA AÇIDAN STRES (KIRMIZI TARAMALARA DİKKAT):







Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #3 : 18 Temmuz 2011, 19:43:58 »

KÜRESEL SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI

http://www.nextgenpe.com/media/media-news/infographics/100105-Infra-WaterFootprint.png



KÜRESEL SU BULUNABİLİRLİĞİ:

http://www.un.org/events/water/images/WaterYearGraph.jpg



GLOBAL BARAJ YOĞUNLUĞU:

http://www.riverthreat.net/data/image_files/Dam_Density.png




DİĞER GLOBAL TEHDİT HARİTALARINI TOPYEKÜN İNDİRMEK İÇİN:

http://www.riverthreat.net/data/image_files/All_Threat-IndicesIMAGES.zip    ŞUNU DA İNDİRİN:

http://www.riverthreat.net/data/image_files/All_DriversIMAGES.zip

SON OLARAK ARKADAŞLAR AŞAĞIDA LİNKİNİ VERDİĞİM TRT ÇALIŞMASINI MUHAKKAK İNDİRİP İZLEMELİSİNİZ; ÇÖZÜNÜLÜĞÜ BİRAZ DÜŞÜK AMA ORJİNALİNİ BULABİLİRSENİZ VE BİZİMLE PAYLAŞIRSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM.

İÇERİK:


"Haluk Koç'un sunduğu programdaki konuşmacılar:

-Levent Tezcan (Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji Mühendisliği)
-Jacqueline McGlade (Avrupa Çevre Ajansı Genel Direktörü)

Programın içeriğinde hidrojeoloji, hidroloji (subilim), yerüstü ve yeraltı suları, su kaynakları, sınır aşan sular, akifer (suveren), havza yönetimi, suyun stratejik önemi, paylaşılamayan sular, suyun özelleştirilmesi ve daha fazlası var.. Ortadoğu, Afrika, Asya."

http://vimeo.com/16320693
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
prenses barbunya
Yeni üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 37


« Yanıtla #4 : 19 Temmuz 2011, 08:18:51 »

ilgilendigim ve merak ettigim bir konuydu. cok guzel bır yazı. tesekkur ederımm;D
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic