Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Karadeniz  (Okunma Sayısı 3683 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« : 17 Temmuz 2011, 18:50:39 »



Karadeniz Bulgarca: Черно море (Çerno more);
Rumence: Marea Neagră;
Rusça: Чёрное море (Çyornoye more);
Ukraynaca: Чорне море (Çorne more);
Abhazca: Амшын Еиқәа (Amşın Eyk'wa);
Lazca: Uça zoğa;
Gürcüce: შავი ზღვა (Şavi Zğva) ), güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yeralan kuzeyinde Ukrayna, kuzeydoğusunda Rusya, doğuda Abhazya ve Gürcistan; güneyde Türkiye ve batıda Romanya ve Bulgaristanla çevrili, Atlantik Okyanusu'na Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi aracılığıyla bağlanan bir iç denizdir. İstanbul boğazı vasıtasıyla Marmara, Kerç boğazı Azak Denizi'ne bağlanmaktdır.

Karadeniz, 8 bin 350 kilometre kıyı şeridine sahip, 461.000 km² alan kaplayan (Azak Denizi dahil, Marmara hariç), en geniş yeri doğudan batıya 1.175 km, en derin noktası 2.210 m olan, Marmara Denizi vasıtasıyla Ege Denizi’ne bağlanan, batıdan doğuya böbrek formunda bir denizdir. Karadeniz üzerinde bulunan önemli liman kentleri Köstence (kent nüfusu 401,613), Mangalia, Burgaz, Varna (kent nüfusu 357,752), Odessa, Sivastopol, Yalta, Kerç, Novorosiysk (kent nüfusu 281,400), Soçi, Suhumi, Poti, Batum, Trabzon, Samsun, Ordu (kent nüfusu 435,000),Giresun(Kent Nüfusu 100,000) ve Zonguldak'tır.

Tuzluluk oranı %1,8 dolayındadır. M.Ö. 6'ıncı binyıla dek bir tatlı su gölü olan Karadeniz, bu tarihten sonra tuzlu bir denize dönüşmüştür. Amerikalı deniz jeologları William Ryan ve Walter Pitman Buz Çağı'nın ertesinde Akdeniz'in sularının 150 metre daha alçak olan Karadeniz'e boğaziçi setini yıkarak birden bire dolarak Karadeniz Tufanı adı verilen sel baskınına sebep olduğunu bu olayın Nuh Tufanı efsanesininde kaynağı olduğunu iddia etmiştir. Okyanusbilimci Robert Ballard'ın Sinop açıklarında yaptığı çalışmalarda bulunanlar bu tezi doğrulamışsa da çeşitli bilim adamları alternatif görüşler öne sürmüştür. Karadeniz sürekli bir su buharı ve ısı kaynağıdır, suları fazla donmaz. Karadeniz kıyılarının uzunluğu 1600 km civarındadır. Dağlar kıyıya paralel uzandığından fazla girintili çıkıntılı değildir.

Büyük beş ırmak Karadeniz'e dökülür: Dinyeper, Dinyester, Don Irmağı, Kuban Irmağı, bütün doğu ve orta Avrupa’yı kapsayan Tuna. Tuna tek başına her yıl 203 kilometre küp tatlı suyu Karadeniz’e taşır [3]. Bu miktar Kuzey Denizi’ne akan bütün tatlı sulardan fazladır. Türkiye'den ise belli başlı dört ırmak Karadeniz'de sonlanır: Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh (sonuncusunun büyük bölümü Türkiye'de olmasına karşın Gürcistan'da Batum'dan denize dökülür). Bu denize dökülen Avrupa ve Asya akarsularıyla birlikte Karadeniz havzasının alanı denizin kendisinden 5 kat daha geniştir ve yaklaşık 2.2 milyon km2'dir. Alaettin bahçekapılı. Karadeniz ve Çevre tuzluluk oranı oldukça fazladır.

Karadeniz'in flora ve faunası evsel ve endüstriyel kirlenme nedeniyle her geçen gün fakirleşmektedir. Irmaklardan gelen organik madde miktarı deniz suyundaki bakterilerin normalde ayrışabileceğinden daha fazla olduğundan, bakteriler deniz suyunda normalde bulunan çözünmüş oksijen yerine deniz suyunun bir bileşeni olan sülfür iyonlarından oksijeni temin ederler. Bu işlemin sonucunda ortaya son derece zehirli hidrojen sülfür (H2S) gazı çıkar ve 200 metrenin altında yaşamı engeller. Karadeniz dünyanın en büyük hidrojen sülfür rezervidir. 150-200 metre arasında değişen derinliklerin altında yaşam yoktur. Suda oksijen bulunmaz ve H2S yüklüdür. Hidrojen Sülfür bulunduğu yerdeki tüm eko sistemi öldürür, sahil balıkçılığını yok eder ve eğer yüzeye çıkarsa gemilerin altını yarattığı kimyasal bileşimle siyah renge boyar. Özellikle Tuna Nehri tüm Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar'ın endüstri ve evsel atık sularının boşaltıldığı bir yüzeysel su olup, doğal yaşam için ölümcül miktarda organik ve inorganik maddeyi Karadeniz'e getirmekte kirlilik oradan Boğazlar yoluyla da Marmara Denizi'ne taşınmaktadır. 1980'lerin ortasında bir geminin balast suyu ile Karadeniz'e gelen ve orijini Doğu Amerika kıyıları olan Mnemiopsis leiydi (Taraklı deniz anası) adlı canlı türünün doğal düşmanı olmadığı için Karadeniz'i istila etmiş, balık larvalarının temel besinleri olan zooplanktonları ve bizzat balık larvalarını yiyerek balık sayısında önemli oranda düşme yaşanmasına sebep olmuştur.

Samsun-Sarp Sınır Kapısı arasında 542 kilometrelik mesafede inşa edilen ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yatırımlarından birisi olarak gösterilen Karadeniz Sahil Yolu inşası sırasında sahil boyunca yapılan dolguların deniz canlılarına zarar verdiği çok sayıda bilim adamınca iddia edilmiş ve yolun yapımı bitmiş olmasına karşın, inşaası ve sonuçları kamuoyunda hararetli tartışmalara sebep olmuştur.
Doğal yaşam
et çeşitliliği açısından zengin olmayan denizde açık sularda, yunus ve domuz balığı kolonilerinin yanısıra arasında kıyılara dek vuran palamut ve hamsi sürülerine rastlanmaktadır. Bununla birlikte ekolojik sorunlar yüzünden günümüzde uskumru balığı kaybolmuş, palamut ve lüfer miktarı azalmış hamsi ise soyunu korumuştur. Çünkü o sadece Karadeniz'özgüdür. Pisi, dere pisisi, kalkan balıklarının ve çaça azalmış, kofana, torik, çinekop cinsleri tükenmiştir. Dünyanın en lezzetli balığı hamsinin stoğu, boyu ve ağırlığı azalmış, havyarı için avlanan ve nehir ağızlarında yaşayan Mersin balığının, kirlilik ve aşırı avlanma sonucu nesli tükenmiştir.

* Ahtopol (Bulgaristan)
* Anapa (Rusya)
* Albena (Bulgaristan)
* Alupka (Kırım)
* Alushta / Aluşta (Kırım)
* Artvin (Türkiye)
* Balchik / Balçık (Bulgaristan)
* Batumi / Batum (Gürcistan)
* Chakvi (Gürcistan)
* Costineşti (Romanya)
* Emona (Bulgaristan)
* Eupatoria / Gözlöve / Kezlev (Kırım)
* Theodosia / Kefe (Kırım)
* Giresun (Türkiye)
* Gagra (Abhazya)
* Sinop(Türkiye)
* Golden Sands (Bulgaristan)
* Gonio (Gürcistan)
* Gurzuf (Kırım)
* İnebolu(Türkiye)
* İstanbul(Türkiye)
* Jupiter (Romanya)
* Kiten (Bulgaristan)
* Kastamonu (Türkiye)
* Kobuleti (Gürcistan)
* Koktebel (Kırım)
* Kvariati (Gürcistan)
* Mamaia (Romanya)
* Mangalia (Romanya)
* Neptun (Romanya)
* Nesebar (Bulgaristan)
* Novorossiysk (Rusya)
* Obzor (Bulgaristan)
* Odessa / Hacıbey (Ukraya)
* Olimp (Romanya)
* Ordu (Türkiye)
* Pitsunda (Abhazya)
* Pomorie (Bulgaristan)
* Primorsko (Bulgaristan)
* Rize (Türkiye)
* Rusalka (Bulgaristan)
* Samsun(Türkiye)
* Saturn (Romanya)
* Sinop (Türkiye)
* Sochi / Soçi (Rusya)
* Sozopol (Bulgaristan)
* Sudak (Kırım)
* Sunny Beach (Bulgaristan)
* Şile (Türkiye)
* Sveti Vlas (Bulgaristan)
* Trabzon (Türkiye)
* Tuapse (Rusya)
* Ureki (Gürcistan)
* Vama Veche (Romanya)
* Venus (Romanya)
* Yalta (Kırım)
* Zonguldak (Türkiye)
* Tasilşasi(Nehatil)
* Karasu (Türkiye)














Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #1 : 17 Temmuz 2011, 19:01:04 »



KARADENİZİ KİRLETEN AKARSU ŞEBEKESİ:

Akdeniz’in tuzlu suyu boğazlar vasıtasıyla Karadeniz’e girerken soğuk tatlı su Karadeniz’e haritada görülen nehirler vasıtasıyla dökülmektedir. Karadeniz’i besleyen nehirlerin dağılım alanına bakıldığında kuzeydeki ülkelerin Karadeniz’i Türkiye’den çok daha fazla kirlettiği açıktır.



Karadeniz’i Kimler Nasıl Kirletiyor?

Karadeniz boğazlar vasıtasıyla Akdeniz’in tuzlu ve sıcak suları ile beslenirken 2.200.000km2 alandan türeyen nehirlerin soğuk tatlı suları Karadeniz’e akmaktadır. Özellikle Karadeniz’in kuzeyinde yer alan ülkelerin nehirleri Karadeniz’e ağır metal ve nitrojen yanında fosfor gibi diğer kimyasal atıklar boşaltmaktadır. Bunun sonucu olarak ta deniz kirlenmesi Karadeniz deki yaşam kalitesini değiştirmektedir.

 Haritada görüleceği gibi Karadeniz’i kuzeyden Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Ukrayna ve Rusya kirletirken güneyden çok daha az Türkiye kirletmektedir.

Karadeniz’in kirlenmesine neden olan başlıca faktörler:

1- Karadeniz komşu ülkelerde 1960 yılından sonra başlayan sanayileşme dönemi.

 2- 1986 yılındaki Çernobil faciası.

 3- Nükleer deneylerin atmosferik etkileri.

 4- Deniz ulaşımına bağlı kirlenme.

 5- Karadeniz’e komşu ülkelerdeki nüfus artışıdır.

Bu olumsuzluklara karşı Karadeniz’in en azından mevcut durumunun korunması veya temiz tutulmasını sağlayan olumlu koşullar ise:

1- Karadeniz’e komşu ülkelerde eğitim düzeyinin zamanla artması ve temiz çevre bilincinin gelişmesi.

 2- Karadeniz’e komşu ülkeler arasındaki işbirliği.

 3- Fabrika ve maden işletmelerinin arıtma tesislerinin zorunlu hale getirilmesidir.

Haritada görüleceği gibi kuzeyde en büyük kirlilik Macaristan’ın altın yataklarından ve Ukrayna’nın Donbass kentinden kaynaklanmaktadır.

 Kuzeybatıda Karadeniz’i en fazla kirleten nehirler Tuna, Dinyeper ve Dinyester dir. Tuna nehri yılda 60.000 ton Fosfor, 340.000 ton Nitrojen, 6.000 ton Çinko, 4500 ton Kurşun, 1000 ton  Krom, 900 ton bakır, 60 ton Civa ve 50.000 ton petrol atığını Karadeniz’e boşaltmaktadır.

SANAYİLEŞMEYLE KİRLENEN KARADENİZ:

Karadeniz’i en fazla kuzey ülkeler kirletmektedir. Yuvarlak daireler Karadeniz’i kirleten büyük sanayi kentlerini göstermektedir. Haritaya göre Karadeniz’i güneyden en çok kirleten İstanbul olmasına karşın, kuzeyde Macaristan’ın maden sahaları ve Ukrayna başta olmak üzere birçok Karadeniz’e komşu ülkeler tarafından kirletilmektedir.  Mavi çizgiler ise kirlenmeye neden olan deniz taşımacılını göstermektedir.




PETROL ATTIKLARI İLE KİRLENMİŞ KARADENİZ:

Uydudan alınan görüntülerden oluşturulan fotoğrafta görüleceği gibi Karadeniz deniz taşımacılığı sonucu atık yağ ve petrollerle batı bölgelerde önemli ölçüde kirlenirken doğu da bu kirlenme çok daha azdır. Türkiye’nin doğu Karadeniz sahilleri göreceli olarak çok daha temizdir.



Çernobil Faciası Karadeniz’i Nasıl Kirletti?

1986 yılında Çernobil kazasında atmosfere karışan nükleer atıklar daha sonra yağmurla yeryüzüne geri dönmüş ve Karadeniz’in büyük ölçüde kirlenmesine neden olmuştur. Haritada görüleceği gibi en büyük kirlenme kuzeydoğu Karadeniz Bölgesinde gelişmiş güneye doğru kirlenme gittikçe azalmıştır. Çernobil kazasında Karadeniz’in Türkiye sahilleri nükleer kirlenmeden en az etkilenen bölgedir.


NÜKLEER ATTIKLARLA KİRLENMİŞ KARADENİZ:

1986 yılında oluşan Çernobil faciası Karadeniz’in en fazla kuzey ve doğusunu(Ukrayna, Romanya, Bulgaristan’ı) etkilemiş, Türkiye’nin batı sahilleri hariç, doğu sahilleri ( Sinop-Rize arası)nükleer atıklardandolayı daha az kirlenmiştir.

Tuna’nın Zehirli Kızıl Çamuru Karadeniz’i Ne Kadar Etkiler?

Macaristan’ın Ajka kentindeki zehirli çamur akıntısı Karadeniz’e ulaşmadan önce büyük ölçüde çevreyi kirletir. Başka deyişle zehirli atıklar birinci derecede Tuna nehrinin Karadeniz’e ulaşmak için kat ettiği Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya ve Ukrayna gibi ülkelerin sorunlarıdır. Tuna nehrindeki zehirli kimyasal atıkların önemli bir kısmı bu ülkelerin topraklarında tutulduktan sonra çok daha az bir kısmı Karadeniz’in delta, sığ deniz ve derin deniz ortamında birikecektir. Haritada görüleceği gibi bu tür zehir içeren çamurların karadan en fazla 150km kadar uzağa gitme olasılıkları vardır. Yani kirlenme yersel olup Karadeniz’in tümünü bu günkünden çok daha fazla kirletip mevcut ekolojik koşulları bozma şansı yoktur. Tuna nehrinin Karadeniz’e bir yılda boşalttığı tonlarca fosfor ve nitrojen yanında diğer ağır metaller ( krom, bakır, kurşun, çinko ) dikkate alındığında Macaristan’daki kazanın fazla dramatik sonuçlar vermeyeceği sonucu çıkarılır.

KARADENİZE GİREBİLECEK ZEHİRLİ ÇAMURLARIN ULAŞACAĞI BÖLGE:

Tuna nehrine girebilecek zehirli çamurların Karadeniz’in sığ ve derin kısımlarında, karadan 150km uzakta ulaşabileceği alan kare içinde gösterilmiştir.

Çevre İle Birlikte İnsanlarda Kirleniyor!

Hiç kuşku yok ki her şeyin bir karşılığı varsa daha rahat ve modern bir yaşamın da bir bedeli vardır. Oda çevre kirliliğidir.  Sanayileşme ve nüfus artışına bağlı gelişen çevre kirliliği zamanla çevresine bağımlı yaşayan insanların kirlenmesine neden olmuştur. Kirlenmenin ileri aşaması başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara neden olmaktadır. Çünkü doğada bulunan tüm elementler insan vücudunda milyonda mertebesinde kritik bir eşik değerinde vardır. Siyanürde buna dahil dir. İnsan vücudunda kritik düzeyde bulunan bu elementlerin azalması veya artması hastalığın başlamasının nedenidir. Kirli toprakta yetişen bitki, onu yiyen hayvanlar ve etle beslenen insanlar kirlenme zincirini oluşturmaktadır.

Çağdaşlaşma ve sanayileşme geliştikçe bu tür çevre ve insan kirlenmesi de devam edecektir.

SONUÇ: Karadeniz’e komşu ülkelerin nüfusu, sanayisi ve refah düzeyi arttıkça ve de çevre duyarlılığı gelişmedikçe yakın gelecekte Karadeniz daha da kirlenip balıkların yaşayamayacağı bir çöp deposu olacaktır.

Bu günkü koşullarda göreceli olarak Karadenizin en az kirlenmiş bölgesi güneydoğu Karadeniz Bölgesi, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize bölgeleridir.

Macaristandan kaynaklanan kirlenme birinci derecede Tunanın akış yönündeki ülkelerin sorunudur. Karadenize girebilecek olan çok daha az miktardaki zehirli çamur karadan 150km açıkta, Karadenizin sığ ve derin kısmında çökelecektir.

Prof. Dr. Osman BEKTAŞ
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic