Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ülkemizde Coğrafya ve Coğrafyacılar Hakkında  (Okunma Sayısı 4976 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« : 07 Mart 2008, 14:41:46 »


   
   Coğrafya ilk çağlardan itibaren insanların ve bilim adamlarının ilgi konusu olmuştur.Bunda temel faktör coğrafyanın bizzat insanın kendisini ve çevresini esas almasıdır.İnsanlarda yaşadıkları çevreye ve evrene karşı merak duygusu olmuştur.Bu merak duygusu daha ilk çağlardan itibaren ciddi anlamda bilimsel çalışmaların yapılmasına vesile olmuştur.Bugün dahi çalışmaların bir çoğu bu temellerin üzerinde yer almaktadır.
   Türklerde de coğrafya her zaman en çok ilgilenilen bilimler arasında yer almıştır.Orta Asya Türk tarihiden günümüz tarihine kadar coğrafya adına bir çok önemli çalışmalar ve dünyada ilkler ortaya konulmuştur.Türk devletlerinin en önemli konumlarında muhakkak coğrafya ile uğraşan bilim adamları mevcut olmuş ve devlet yöneticileri tarafından saygı ile karşılanmış, bilimsel tüm çalışmaları desteklemişlerdir.

   Peki ne oldu da şu anda coğrafya bilimi ve coğrafyacılar hak ettiği yerde değiller?
   Bu durumun temel nedeni olarak coğrafyanın yeteri kadar anlatılamadığından daha doğrusu doğru bir şekide anlatılamadığından kaynaklandığını düşünmekteyim.Coğrafyaya salt terimler bilimi olarak bakılma yanlışından kurtulunmadığı sürece, coğrafyanın aslında hayatın kendisi olduğunun açıklanmadığı sürece ve en önemlisi yetkili kurum ve kuruluşlar ile (TCK, üniversiteler gibi) devlet tarafından hakettiği yere getirilmediği sürece de daha çok yerimizde sayar ve bir terimler ve ezberler bilimi olarak kalırız.
   Bir ülke düşünün devlet başkanlarının danışmanlarından hiçbirisi coğrafyacı değil.(oysaki jeopolitik kavramında en yetkin kişilerin başında coğrafyacılar gelir.) Önemli devlet kuruluşlarında coğrafyacının c si dahi yokken veya kadrolarda göstermelik bir kaç tane varken yol katedemeyeceğimiz açıktır.
   Peki coğrafyanın bu durumunda tek suçlu devlet kuruluşları mı?Tabiki hayır.Biz eğitimcilerde  büyük oranda bu duruma katkı sağlıyoruz.Halkımızda geçmişten gelen bir anlayışı halen yıkamadık."Hocam benim çocuğa çok kızıyorum.Coğrafyadan nasıl geçemez.İki dağ isimi, iki il adı ezberlemek bu kadar mı zor.Ben şu yaşımda ondan daha iyi not alırım.Yok yok şimdiki nesil çalışmıyor."İşte bu düşünceyi velilerimizden sıyırmak çok önemli.Doğrudur geçmişte yapılan yanlışların faturalarını bizler ödemekteyiz.Ama başa gelen de çekilir.Biz eğitimcilerin önündeki bürokrasi engeli de ayrı bir konu tabiki.
   Ülkemizde coğrafya biliminin ve coğrafyacıların yerinin tam anlamıyla belirlenmesi için acilen çok geniş katılımlı Ulusal Coğrafya Kongresi düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyim.Sesimizin daha gür çıkması ve anlaşılabilmesi için çok gerekli olduğunu düşünmekteyim.Umut fakirin ekmeğidir.Elbet coğrafya bilimi ve coğrafyacılar hal ettikleri yerlere gelecektir.Umudumuzu yitirmemek dileklerimle...
   

Not:Biraz acele ile yazdığım için anlam bozuklulukarı olabilir.Umarım konunun özünü anlatabilmişimdir.Saygılarımla...
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
sabahgüneşi
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 07 Mart 2008, 15:43:56 »

matematikte 2*2 sürekli 4 ederken,edebiyatta hece ölçüleri aruz vezinleri vs...aynı iken coğrafya bilimi ise gün geçtikçe kendini yeniliyor...

uğur hocam size katılmamak imkansız toplantılara gittiğim zaman(öğrenci velisi olarak) nasıl olsa coğrafyası iyi veya coğrafya öğretmeni ile görüşmeye gerek yok(!) biz matematikçi geometrici ile görüşelim söylemlerini birçok veliden duymuşumdur(ki yanlış)...ama sadece coğrafya değil velilerimiz bu tür söylemlerde bulundukları,diğer sözel dersler için de geçerli,burda söz konusu olan coğrafya olduğu için bu şekilde örnek verdim...dilerim;coğrafyacı olarak sizler,eğitim olarakta günlük yaşantımız Coğrafya hakettiği yeri,konumu alır...

devlet kuruluşlarına gelince;o dönemin hükümeti neye ihtiyacım hangi personele ihtiyacım var diye düşünmüyor,kimi kayırabilirim,kimi terfi ettirebilirim vs... düşünüyor.(bir kpss mağduru olarak)...tabiki bu benim şahsi görüşüm,daha yazılacak çok şey var ama(!)

sanırım iş yine sizlere düşüyor...
Kayıtlı
lores
VIP Üye
******

Performans: 161
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 733


ereğli lisesi (anadolu)


« Yanıtla #2 : 07 Mart 2008, 15:49:16 »

düşüncelerinize katılmamak  içten bile değil.
Kayıtlı

“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” M. K. ATATÜRK
Serkan ALTUNER
VIP Üye
******

Performans: 141
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 632



« Yanıtla #3 : 07 Mart 2008, 16:26:21 »

matematikte 2*2 sürekli 4 ederken,edebiyatta hece ölçüleri aruz vezinleri vs...aynı iken coğrafya bilimi ise gün geçtikçe kendini yeniliyor...

uğur hocam size katılmamak imkansız toplantılara gittiğim zaman(öğrenci velisi olarak) nasıl olsa coğrafyası iyi veya coğrafya öğretmeni ile görüşmeye gerek yok(!) biz matematikçi geometrici ile görüşelim söylemlerini birçok veliden duymuşumdur(ki yanlış)...ama sadece coğrafya değil velilerimiz bu tür söylemlerde bulundukları,diğer sözel dersler için de geçerli,burda söz konusu olan coğrafya olduğu için bu şekilde örnek verdim...dilerim;coğrafyacı olarak sizler,eğitim olarakta günlük yaşantımız Coğrafya hakettiği yeri,konumu alır...

devlet kuruluşlarına gelince;o dönemin hükümeti neye ihtiyacım hangi personele ihtiyacım var diye düşünmüyor,kimi kayırabilirim,kimi terfi ettirebilirim vs... düşünüyor.(bir kpss mağduru olarak)...tabiki bu benim şahsi görüşüm,daha yazılacak çok şey var ama(!)

sanırım iş yine sizlere düşüyor...
Kayıtlı
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 07 Mart 2008, 16:33:00 »

Uğur hocam bu sıkıntıyı ve ciddiye alınmama olayını çok yaşıyoruz maalesef. Mesela dersanede öğrenciler genellikle ilk etapta edebiyat matematik gibi derslere çalışıyorlar coğrafya'yı genellikle en sona bırakıyorlar. Hatta deneme sınavlarında sadece edebiyat matematik çözüp çıkan okadar çok öğrenciye rastlıyorum ki.

Burada iş aslında bizlere düşüyor coğrafyayı okullarda 'çantada keklik' ders olmaktan çıkarmalıyız. Seçici olmalıyız ölçme ve değerlendirme yaparken çok dikkat etmeliyiz ki coğrafya dersi ciddiye alınsın..
Kayıtlı
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 07 Mart 2008, 16:40:00 »

Arkadaşlar nasıl ki üniversitede bizleri zorladılar (bu arada benim saçlarımın bir bölümünü almışlardı) biz de artık okullarda öğrencilerimizi zorlamak durumundayız..
Kayıtlı
ahmetselim
VIP Üye
******

Performans: 143
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1114


Özcan KULAKSIZ Üsküdar Mithatpaşa M.T.A.L


« Yanıtla #6 : 07 Mart 2008, 16:56:15 »

acaba coğrafyadan başka bilgilerin hergün değiştiği bir bilim dalı varmıki yani sürekli değişiklikleri takip etmeliyiz zorluk çıkartmakta çözüm değildir sevdirmeli ve saygı duymalarını sağlamalıyız coğrafyaya tabiki coğrafyacılara da
Kayıtlı

"Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz. “Yürüyeceğim” de, bas ve yürü!"
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #7 : 07 Mart 2008, 20:43:03 »

   Değerli arkadaşlarım  ilginiz ve düşünceleriniz teşekkür ederim.
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #8 : 07 Mart 2008, 21:18:02 »

  Ayrıca şunları da belirtmek isterim.Türk Coğrafya Kurumu aynen Türk Tarih Kurumu gibi etkili olsun ve bu meslekteki herkesi kucaklasın ve tck.org.tr hepimizin sesi olsun. Ama her şey çok yavaş ilerliyor. Çok ilginçtir, Türkiye coğrafyası konusundaki çoğu bilgiler valilik sitelerinden temin ediliyor veya öğrenci-öğretmenlere ait notlardan internete yayılıyor. Yazarı belli olmayan bir sürü bilgi tekrar öğrenciler tarafından öğreniliyor veya ödev olarak toplanılıyor.

Bir coğrafyacı nasıl bir mesleğe sahip olduğunun halen farkında değildir. Her geçen gün değeri artan coğrafya konusunda bir şeyler yapmak, işi gücü olan  bizlerin görevidir.

Bakın ülkede bir çok gelişme oluyor, tamamı coğrafyanın çalışma konusu olduğu halde neden biri çıkıp görüş sunmuyor?. Oysa bu ülkenin, olayları coğrafya bakış açısıyla değerlendirecek insanların görüşlerine ihtiyacı vardır. Nasıl olurda Ülke stratejilerini belirleyenler içerisinde coğrafyacı olmaz ? Coğrafyacı diye bir meslek neden halen yok ?
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
breave01
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 07 Mart 2008, 21:28:06 »

Alıntı sahibi: okuyanus üzerinde 03 Mart 2008, Saat:22:11:12
bir bilim mensuplarının temsil edebilme kabilyetleri ölçüsünde yükselir

Bu yazıya cevap olarak alttaki yazıyı yazmıştım.

Belki de çok iyi temsil edemediğimiz için "coğrafyayı" hak ettiği yerlere taşıyamadık. Bildiğim kadarıyla devlet personel kadrosunda "coğrafyacı" diye bir meslek yok. Sadece eğitim sektöründe çalışabiliyoruz. Oysa çeşitli bakanlıklar, meteoroloji, belediyeler, il özel idareleri (örnekleri çoğaltmak mümkün) gibi alanlarda coğrafyacıların kesinlikle "coğrafyacı" olarak boy göstermesi lazım.

 
Bakın ülkede bir çok gelişme oluyor, tamamı coğrafyanın çalışma konusu olduğu halde neden biri çıkıp görüş sunmuyor?. Oysa bu ülkenin, olayları coğrafya bakış açısıyla değerlendirecek insanların görüşlerine ihtiyacı vardır. Nasıl olurda Ülke stratejilerini belirleyenler içerisinde coğrafyacı olmaz ? Coğrafyacı diye bir meslek neden halen yok ?

Uğur hocam, coğrafyayı ve coğrafyacıyı yaptığımız çalışmalarla ve sesimizi yükseltmeyle ancak yine biz coğrafyacılar hak ettiği yere ulaştırırlar diye düşünüyorum.
Kayıtlı
Kıraç
VIP Üye
******

Performans: 479
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1014


« Yanıtla #10 : 08 Mart 2008, 19:35:43 »

Değerli uğur hocam   bu güzel değerlendirmeler ve konu için çok teşekkürler..
Uğur hocam öncellikle  yaptığın yorum ve değerlendirmelerde çok haklısın  ve bende sana yürekten katılıyorum.. Bende  bu önemli konuya dilim döndüğünce  bazı  ilaveler yapayım..
Ülkemizde  coğrafya bilimi maalesef istenildiği yada hak ettiği değeri kazanmış değildir  bunun bir sürü neden vardır.
*Öncellikle bu  nedenlerin başında  ülkelerin kalkınmış düzeyleri gelmektedir. Kalkınmış toplumlar bilgi ve teknoloji toplumlarıdır. Oysa biz  maalesef  bilgi ve teknoloji toplumu olamadık. Biz bilime sırtı dönük yaşayan bir toplumuz. Bunu günlük yaşamımızda net olarak görebilmekteyiz. Örneğin Türkiye’nin  bir deprem ülkesi olduğu gerçeği  yıllar önceden bilinmesine ve bu konuda  devlet  yönetenler uyarıldığı halde hiçbir tedbir alınmamıştır. Biz ne zaman depremi kültürümüze ve günlük yaşamımıza aldık? Bölgesel ölçekte(Marmara) gerçekleşen  büyük bir depremle  büyük acılar yaşayarak. Marmara depreminden sonra medyamız, tvlerimiz , ve devlet yöneticilerimiz sanki deprem yeni keşfedilmiş  gibi anlatma ve tanıtma çabalarına girdiler oysaki bu deprem vardı. Biz bunu  bölgesel ölçekte yaşayınca öğrendik.
*Dünyayı sosyal bilimciler yönetiyor. Coğrafya bir sosyal bilimdir. Oysa ülkemizdeki yöneticiler ne kadar  sosyal bilimcidir? Her şeyden önce bir ülkede Başbakan olacak kişinin mutlaka  siyaset , coğrafya, tarih, jeopolitik  ve strateji  eğitimi alması lazımdır. Yani Yönetici olmanın bir okulu olmalıdır. Devletleri yönetecek kişilerin mutlaka iyi bir coğrafi bilgiye sahip olması gerekir. Dünyadaki   jeopolitikçiler ve siyaset bilimciler  şunu  vurgulamaktadır; “Bir  ülkenin coğrafyası  o ülkenin kaderini belirler” Bu çok doğru bir yaklaşımdır. Peki kendimize soralım Mustafa  Kemal Atatürk   hariç ülkemizi yöneten hangi  yöneticiler önemli bir jeopolitik bilgiye , dünya siyaseti ve tarih bilgisine sahip yada ufku geniş iyi bir stratejisti?
*Biz Türkiye olarak tanzimattan beri   taklitçi bir toplum olma hastalığından kurtulamadık. İyi bilim adamları yetiştirmedik. İyi olanların  da  kıymetini bilemedik ve  beyin göçü ile  kaybettik. Peki biz bu değerli bilim  insanlarımıza sahip çıkmasak , onların projelerini sahiplenmesek ve gereken maddi imkanları sağlayamasak biz nasıl bilgi ve teknololji üreten bir topluma dönüşeceğiz. Ülkemizde kalan bilim adamlarını  da açlıkla karşı karşıya bırakmışız insanlar değil proje üretmek, araştırma yapmak, kendini geliştirmek  ay sonunu bile zor getirebiliyor. Ekonomik anlamda yeterliliğe sahip olmayan bilim adamlarımızda çareyi yabancı kaynakları tercüme etmekte ve o şekilde bilim yapmakta buluyor. Ulu önderin dediği gibi “Bilim  Tercüme ile değil Tetkikle olur”
*Ülke yöneticilerimiz  başta coğrafya olmak üzere diğer tüm bilim  alanlarına gereken  ilgiyi ve değeri vermeli. Politikalarını ve  kalkınma programlarını bu çerçevede geliştirmeleri gerekmektedir. Ülke yöneticilerimiz mutlaka coğrafyaya gereken önemi vermeli hatta bunu  devletimizin bir milli politikası haline getirmeli çünkü Türkiye’nin geleceği  coğrafi potansiyel zenginliğine ve jeopolitiğine  bağlıdır.  Kalkınmış toplumlarda  coğrafyanın önemi çok fazla bu konuda birkaç örnek vermek istiyorum. Örneğin bölgesel planlamalarda coğrafyacı bulundurma zorunluluğu vardır. Tarım projelerinde  mutlaka  bir coğrafyacı ve klimatoloğ bulundurma zorunluluğu vardır. Oysaki biz dünyanın 9. büyük    ve Cumhuriyet tarihimizin en  büyük   projesi  olan  GAP’ta hiç coğrafyacı bulundurmadık. Yine Avrupa’da  öğretmenler içinde en fazla maaşı coğrafya öğretmenleri almaktadır.
*Bu konuda birazda   biz coğrafya öğretmenleri olarak kendi öz eleştirimizi yapmalıyız diye düşünüyorum.. Biz coğrafya öğretmenleri ne kadar  coğrafi bilgiye sahibiz? Gerçekten coğrafyayı kavradık mı yoksa ezbere mi öğrendik? Bazen bakıyorum biz coğrafyayı halen sayısal değerlerden ibaret ve  ansiklopedik  bilgilerden müteşekkil  olduğunu  zannetmekteyiz.
Yine   cografya.biz sitesine üye coğrafya  öğretmeni arkadaşlarımın bir resim veya şekil hakkında bir sürü  yorum yaparken böyle ciddi ve coğrafyayı geliştirici konulara tek yorum yapmadığı ve ilgi göstermediğini görmekteyim tabi bunlar  çok üzücü durumlar..
Saygılarımla..
Kayıtlı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRKİYE'NİN GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİDİR....
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #11 : 08 Mart 2008, 19:50:49 »

   Kıraç kardeşim düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim.Her bir fikir yeni ufuklar anlamına gelmektedir.Ayrıca son paragrafına da içten katılıyorum.Açıkçası ben daha fazla fikirler bekliyordum.
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
uğur01
Uzman Üye
*****

Performans: 168
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 400


« Yanıtla #12 : 08 Mart 2008, 19:58:05 »

ben lise 2 öğrenciyim ve liseye gelene kadar coğrafyanın gerçekten zevkli ve diğer derslerden farklı olduğunu anlamamıştım taki lise 1 deki coğrafya öğretmenimle tanışana kadar  ve bu yıl dersime yeni giren öğretmenimi tanıyana kadar bu konuda öğretmene gerçekten çok iş düşüyor eğer hoca mesleğini çok sever bilgilere fazlasıyla sahip olursa öğrenci coğrafya dersini sever bence coğrafya diğer sayısal derslerden daha çok üstüne düşülmesi gereken bir konu sayısalda formüller var ama coğrafya bir yorum ve sevgi işidir paylaşım için teşekkürler
Kayıtlı

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?
                      M.K.ATATÜRK
Forza_Bjk_01
Üye
**

Performans: 21
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #13 : 08 Mart 2008, 20:20:26 »

TşkLer GüzeL biLgiLer SağoLAsınız éLLerine SağLk =)
Kayıtlı
ali_2641
VIP Üye
******

Performans: 716
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1348



« Yanıtla #14 : 14 Mart 2008, 10:46:47 »

insanların coğrafya hakkındakı goruslerı karsısında yakınmamak elde değil.ben üniversiteyi kazanınca bölümümü sorunca coğrafya öğretmenliği yanıtını alan hemen hemen herkes şurann başkenti neresi,bu ülke hangi kıtada gibi sorularla karşılaştım.Coğrafya bunlardan ibaret bir bilim dalı değil.insanların kafasındaki bu görüşlerden onların beyninden en kısa zamanda uzaklaştırmalıyız...buda bizim gibi gençlere düşen en önemli vazife bana göre...
Kayıtlı

« Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.»M.Kemal ATATÜRK
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic