Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Prof. Dr. Cemalettin Şahin’ den Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’ na cevap  (Okunma Sayısı 14075 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
azraasmin
Deneyimli Üye
****

Performans: 43
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 197


« : 21 Ekim 2010, 16:04:44 »


İnternette böyle bir yazı dolaşıyor sizler ne düşünüyorsunuz

Prof. Dr. Cemalettin Şahin’ den Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’ na cevap


      Sayın Prof. Dr. M. Kadıoğlu’nun ‘’ BASİT BİR METEOROLOJİ HARİTASINI ANLAMAYAN VE YANLIŞ EĞİTİLEN MİLYONLAR ‘’ başlığıyla 10.05.2010 tarihinde internet ortamında yayımladığı yazısında hem coğrafyacıları hem de coğrafya eğitimi veren akademisyenleri hedef alarak değindiği konulara sırasıyla açıklık getirmek istiyorum. Kadıoğlu’nun bu eleştirilerinin bir kısmı, MEB Coğrafya 9 ders kitabına dayandırılırken, bir kısmının dayanağının belli olmadığı anlaşılmaktadır.

•   Atmosferik nem, meteoroloji ve klimatoloji’ nin en karmaşık konularının başında gelir. Nem konusunun anlaşılabilmesi için birbiriyle bağımlı, iç içe girmiş birçok temel bilgiye sahip olmak gerekir.

     Karışma oranı, buhar basıncı, gerçek buhar basıncı, doymuş buhar basıncı gibi temel bilgilerin orta öğretim kitaplarında verilmesi mümkün değildir. Ancak bunlar, üniversite seviyesinde klimatoloji eğitimi gören öğrencilere mutlaka verilmesi gereken bilgilerdir.

     Atmosferdeki su, suyun hal değişimi, atmosferdeki su dolaşımı, nem konusuyla ilgili kavramların ve konuların başında gelir. Yine atmosferik nemle ilişkili ve çoğunlukla birbiriyle karıştırılan temel kavramların çok iyi öğrenilmesi gerekir. Bunlar içinde en önemlileri mutlak nem, özgül nem, karışma oranı ve buhar basıncıdır.

     Yukarıdaki kavramların ortak noktası, hepsinde söz konusu olan suyun gaz hali yani su buharıdır. Bu nedenle nem tiplerinin hemen hepsini belirlerken ve formüle ederken nem kavramı yerine su buharı değerini kullanmak gerekir.

•   Mutlak Nem

     Hava parseli içindeki su buharı miktarını ifade eder. 1 m³ havadaki toplam su buharının gr cinsinden ağırlığıdır. Örneğin, 1 m³ havadaki toplam su buharı 60 gr ise bu parselin mutlak nem değeri 60 g/m³ tür.

     Doğal olarak, yükselen ya da çöken hava parselinin etrafındaki basıncın düşmesi veya artması sonucu parselin hacmi değişir. Dolayısıyla parseldeki su buharı miktarı sabit kalsa bile, mutlak nem değeri değişir. Bu nedenle mutlak nem, atmosferik çalışmalarda yaygın olarak kullanılmaz ( Ahrens 2007 Sa : 89 – 92 ve Lutgens, 2007 sa : 103 - 105 ). Bağıl nem ( nisbi nem ) kavramı kullanılır.

•    Nisbi ( Bağıl ) Nem

     Meteorolojik çalışmalarda, özellikle de tahmine yönelik değerlendirmelerde en çok kullanılan nem tipidir. Başka bir ifadeyle atmosferik nemin fonksiyonunu en iyi tanımlayan bağıl nemdir. Buna rağmen sıkça, diğer nem tipleriyle karıştırılmakta ve zaman zaman yanlış tanımlanmaktadır.

     İlk olarak şunu belirtmek gerekir. Bağıl nem değeri, havadaki gerçek toplam su buharını göstermez. Havanın doyma noktasına ( dolayısıyla yoğuşmaya – yağış durumuna ) ne kadar yakın ya da uzak olduğunu gösterir.

     Bağıl nem, farklı yayınlarda farklı şekilde tanımlanmakla beraber en doğru tanımı; ‘’ Havadaki toplam su buharının, aynı sıcaklık ve basınç koşullarındaki havanın doyması için gerekli maksimum su buharına oranıdır. ‘’ şeklinde olanıdır ve genellikle % olarak ifade edilir.

     Başka bir deyişle havanın bulundurduğu toplam su buharı miktarının, aynı havanın su buharı taşıma kapasitesine ( bulundurabileceği en fazla su buharı miktarına) oranıdır.

                                            Mevcut su buharı miktarı
         Bağıl Nem  =                                                                  X 100 veya X 1000
                                                        Su buharı kapasitesi

                      
     Buhar basıncı ve karışma oranlarına göre yapılan bağıl nem tanımlamaları seviye üstü olduğu için burada değinilmeyecektir.
        
     Bağıl nem değeri sıcaklığa göre değişir. Bağıl nem ile sıcaklık ters orantılıdır, havanın sıcaklığı düşerse bağıl nem yükselir, sıcaklık artarsa bağıl nem düşer.

     Havadaki toplam su buharı ile bağıl nem arasında doğru bir orantı vardır. Toplam su buharı artarsa bağıl nem değeri yükselir, toplam su buharı azalırsa bağıl nem değeri de düşer. Bağıl nem değeri, psikrometre ve higrometre cihazlarıyla ölçülür.

     Atmosferik nem ile ilgili kavramlar mümkün olduğu kadar sadeleştirilerek yakarıda formüle edilmiştir. Ancak yine de temel bazı fizik kavramlarının bilinmesine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Örneğin atmosferdeki nem ile atmosferdeki su buharı kavramları aynı olarak bilinmektedir. Coğrafya 9 ders kitabında bağıl nem formülündeki yanlışlık da bundan kaynaklanmaktadır. Bu konuda sayın Kadıoğlu haklıdır. Formülün düzeltilmesi gerekir. Bu tür hataların yapılmaması için, coğrafya ders kitaplarındaki kavramların en azından fiziki coğrafya anabilim dalından mezun olmuş ve klimatoloji dalında akademik kariyer yapmış uzman kişiler tarafından yazılması gerekir. Bu kitapların yine ilgili konularda yetişmiş uzmanlar tarafından denetime tabi tutulması, hataların en az düzeye inmesini sağlayacaktır.

     Ayrıca üniversitelerin coğrafya bölümlerinde iki temel ders olan Klimatoloji ve Doğal Afetler derslerinin, bu konulara hakim akademisyenler tarafından yazılması, alan dışından olanların internet ortamından derlemiş olduğu yalan yanlış bilgilerden oluşmaması gerekir.
        
     Coğrafyanın temel kavramlarından olan klimatolojik ve meteorolojik konular matematik ve fizikle ilgilidir. Sözel puan türüyle coğrafya bölümlerine ve eğitim fakültelerinin coğrafya öğretmenliği anabilim dallarına alınan lise mezunlarının, klimatolojinin temel bilgilerini yeterince alabilmesi, anlayabilmesi, kavrayabilmesi mümkün değildir. Bunun için coğrafya ve coğrafya öğretmenliği bölümlerine mümkünse sayısal, en azından eşit ağırlıklı puanla öğrenci alınması gerekir.  

•   Mutlak nem higrometre ile ölçülmez Sayın Kadıoğlu bu konuda haklıdır.  Higrometre ve psikrometre mutlak nemi değil bağıl nemi ölçer.

•    Dr. Kadıoğlu, 9. sınıf coğrafya kitabında Tornadoya tropikal rüzgar denildiğini ve bunun yanlış olduğunu ifade etmektedir. Sn. Kadıoğlu bunda haklıdır. Çünkü Tornado ( hortum ), Tropikal bir rüzgâr değildir. Ancak buna eklenmesi gereken bir husus da tornadonun rüzgâr olmadığıdır. Rüzgâr olmayan bir meteorolojik olay, tropikal, denizel veya karasal rüzgâr hiç olamaz. Tornado; Dünya’nın birçok yerinde görülebilen, kendisine özgü rüzgârı, bulutu ve yapısı olan bir fırtına tipi’dir. Dolayısıyla ne rüzgârdır, ne de tropikal rüzgârdır.

     Bu durum, Şahin C. ve Sipahioğlu Ş. tarafından yazılmış ve bir örneği de kendisine gönderilmiş bulunan ‘’ Doğal Afetler ve Türkiye ‘’ adlı kitapta açıkça belirtilmiş olduğu halde Sn. Kadıoğlu hala bu konuda yanlışlık yapmaya devam etmekte olduğunu göstermektedir. Çünkü bu eleştirisiyle Sayın Kadıoğlu’nun “Fırtına”  ile “Rüzgâr” kavramlarını da birbirine karıştırdığı anlaşılmaktadır. Kendisine yukarıda belirtilmiş olan kitabı iyi okumasını ve anlamasını tavsiye ediyorum.

    Sn. Kadıoğlu, Hurricane ve Tornado hakkında yazdıklarında haklıdır. Çünkü bunlar birbirinden farklı fırtına tipleridir. ( Şahin. Sipahioğlu, Doğal Afetler ve Türkiye ).

     Hurricane daha çok tropikal denizler üzerinde oluşan, rüzgâr hızının 120 km/saat ve üzerine çıktığı bir tropikal fırtına tipidir.

     Tornado ise farklı enlemlerde görülebilen ve daha çok karalar üzerinde oluşup, denizler üzerinde etkisini kaybeden bir dönen fırtına tipidir (Şahin, Sipahioğlu. Doğal Afetler ve Türkiye ).

•   Kadıoğlu’ nun yazısının 3. paragrafında kasırga ile ilgili bazı ifadeler dikkat çekmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki kasırganın ‘’ şiddetli rüzgâr ‘’ olarak tanımlanması yanlıştır. Kasırga, bir Tropikal fırtına tipidir. Ancak burada, Sn. Kadıoğlu’ nun kasırgayı bir rüzgâr adı olarak bildiği anlaşılmaktadır. Çünkü Kadıoğlu ‘’ Her sakallıyı dedem sanmak gibi her şiddetli rüzgara da kasırga denmez ki ! ‘’ diyerek, kasırganın bir çeşit şiddetli rüzgâr olduğunu, ancak her şiddetli rüzgârın kasırga olmadığını ifade etmektedir. Bu çok yanlış bir temel meteoroloji bilgisidir. Şahin, Sipahioğlu 2009’ un sözlük kısmında da belirtildiği gibi fırtınada sadece rüzgâr bulunmaz. Bunun yanında sağanak yağış, gök gürültüsü, şimşek ve yıldırım gibi atmosferik olaylar da meydana gelir. Yani Sayın Kadıoğlu, rüzgâr ve fırtına kavramlarının ne olduğunu bilmemektedir.

•   Dr. Kadıoğlu, sayınlığa yakışmayan bir ifade kullanarak yazısının 4. paragrafında ‘’ Ama Türkiye denilen bu ülkede çok kuvvetli düz esen rüzgarlara bizim millet kasırga koptu filan der ‘’ diyerek hem bu kez coğrafyacıları bırakıp kendisiyle kavga etmekte, hem de Türkçe’ye, bilimsel ifadeye, yazı diline, bilim insanına ve sahip olduğu akademik kariyere yakışmayan basit bir üslup kullanarak birçok hatayı bir arada işlemiş bulunmaktadır.
 
     Buradan bir kez daha açıkça anlaşıldığı gibi, Dr. Kadıoğlu Fırtına ile Rüzgâr kavramlarını henüz tam olarak kavrayamamıştır.

     Açık olarak belirtmek gerekirse Dr. Kadıoğlu önce 3. paragrafın son cümlesinde ‘’ her şiddetli rüzgâra kasırga denmez ki ‘’ demekte daha sonra da 4. paragrafta halkın ifadesini referans göstererek bir rüzgâra kasırga denmesini istemektedir. Böylece birbirini takip eden iki paragrafta kendisiyle çelişmekte ve bir bilimsel cinayet işlemektedir.

          Burada kendisine hatırlatmak zorunda kaldığım önemli 3 nokta var:

1.   Halk, bilim insanı değildir. Öyle olsaydı bilim insanı kavramı olmazdı. Halk dedi diye bilimi katlederek cinayet işleyeceksen neden devletin bir çuval parasını heder ederek ABD’ de doktora yaptın? Elbette halkın binlerce yıllık yaşam deneyimlerinden çıkardığı çok önemli tespitler ve ifadeler vardır. Ancak bunlar her zaman doğru ve bilimsel olmayabilir. Burada gerçek bilim insanlarının görevi, doğru ve yanlışı ayırarak halkı uyarmaktır. Yazdıkları eserlerle doğruları ortaya koymaktır.

     Halk dedi diye rüzgâr fırtına olamaz. Yani kendi ifadesiyle her sakallı Kadıoğlu ‘ nun dedesi değildir. Halkın fırtına ile rüzgâr arasındaki farkı bilmesi de gerekmez. Halk hızlı esen rüzgâra fırtına diyebilir. Ama bu bilimsel olarak doğru değildir.


2.   Sayın Kadıoğlu’ nun bir konuyu daha bilmediği ortaya çıkmıştır. O da ‘’ kasırga ‘’ nın, kendisinin sandığı gibi rüzgâr değil fırtına olmasıdır. Bu konuda kendisine Şahin, C – Sipahioğlu Ş ‘ nin Doğal Afetler ve Türkiye adlı kitabını iyice okuyup anlamasını bir kez daha tavsiye ediyorum.

3.   Yazısının 4. paragrafında geçen “çok kuvvetli düz esen rüzgarlara‘’, şeklindeki ifadesi eğer ‘’ düz esen, çok kuvvetli rüzgarlar ‘’ değil de Kadıoğlu’ nun yeni icadıysa bizleri de bu konuda aydınlatmasını bekliyorum. Sn. Kadıoğlu bu yüksek bilgisi ve Türkçe ifadesiyle acaba aşağıdaki rüzgar tipleri konusunda da biz coğrafyacıları aydınlatabilir mi?
        
•   Çok kuvvetli yan esen rüzgâr.
•    Az kuvvetli verevine esen rüzgâr.
•   Orta kuvvetli kıvrımlı esen rüzgâr.
•   Pek çok kuvvetli salınarak esen rüzgâr.


•   Dr. Kadıoğlu, yazısının 4. paragrafında bir gaf daha yapmıştır. ‘’ Her meteorolojik olayı yerel adıyla anacaksak o zaman ABD’ deki yağmura ‘’ rain ‘’ , Almanya’ dakine de ‘’ regen ‘’ demeliyiz ‘’ diyerek kendisinin Türkçe, İngilizce ve Almanca’ yı da daha doğrusu ‘’ dil ‘’’ in ne demek olduğunu bilmediğini de ortaya koymuştur. Dr. Kadıoğlu’ na dildeki sözcük ve terim kavramlarının ne olduğunu, aralarındaki benzerliğin ve farklılığın neler olduğunu öğretmek benim görevim değildir. Üstelik Kadıoğlu’ nun bunları öğrenmek için yaşı oldukça ileridir. Çünkü uyarılarıma rağmen yanlış bildiği bazı temel meteorolojik kavramların doğrusunu öğrenmemekte ısrarlı görünmektedir. Yukarıdaki cümleyle meteorolojik kavramlardaki bilgi hataları birlikte değerlendirildiğinde şu çıkarımı yapmak mümkündür: Kadıoğlu’ nun meteorolojik konuları iyi kavrayamamış olmasının temelinde ana dili olan Türkçe’ yi ve doktora dili olan İngilizce’ yi iyi bilmemesi yatmaktadır

•       Basra Alçak Basıncı konusunda Dr. Kadıoğlu’ na 01.03.2007 tarihli yazıyla cevap vermiştim. Ama kendisi hala bu konuyu da öğrenmek istememektedir. Önceki açıklamamı tırnak içinde aynen aktarıyorum. ‘’ Sayın Kadıoğlu “Basra Alçak Basınç Merkezi” diye bir merkezin evrensel meteoroloji literatüründe geçmediğini belirtmektedir. Ancak 50 yılı aşkın bir süreden beri Türk Klimatolojistleri ve Meteorolojistleri Türkiye’nin hava olayları ve dolayısıyla iklimi üzerinde çok etkili olan bu merkeze bir isim vermişlerdir. Bu merkez, Türkçe kitapların pek çoğunda belirtildiği gibi, muson sistemiyle ilişkilidir. Bu sistemin Türkiye iklimini yakından ilgilendiren kısmı, Basra Körfezi ve çevresinde bulunduğu için, bu şekilde isimlendirilmiş olmasıdır. Bu durum üniversite seviyesindeki öğrencilere açıklandığı gibi, liselerde de açıklanmaktadır. Nasıl ki Dünya literatüründe “lodos”, “karayel”, “kıble” yoksa ve bunlar sadece Türkiye’de kullanılıyorsa, “Basra Alçak Basınç Merkezi” isminin Türkiye’de kullanılması da yadırganacak bir şey değildir. Önemli olan bu merkezin Türkiye iklimi üzerine olan etkisini güzel bir biçimde ortaya koymaktır. Zaten kendisi de evrensel litaratürde farklı isimlerle anılan tropikal fırtınalara “Tayfun” denmesini öneriyor. Demek ki her ülke kendine uygun ismi koyabilmektedir. Eğer bu konuda bir eksiklik varsa, durum akademik seviyede bazı çalışmaların yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Kitap yazarlarının hatası bulunmamaktadır. ‘’

         2010 yılındaki yazısında halkın kullandığı ifadeyi doğru kabul ederek, hızlı esen rüzgara kasırga demeyi kabul eden ve bunu bize de öneren Kadıoğlu, 50 yılı aşkın süredir Türk bilim insanlarının kabul ettiği bir konuyu hangi bilimsel gerekçe ile reddetmektedir? Basra alçak basıncının yerine kendisinin başka bir önerisi var mıdır? Cevabını bekliyorum.

•      Sayın Kadıoğlu 5. paragrafta da indirgenmiş izoterm haritasının bulunmadığını belirtmektedir. Aynı konudaki bilgisizliğini yine 01.03.2007 tarihli cevabi yazımla belirtmiş olduğum halde yanlıştaki ısrarını devam ettirmektedir.           ‘’ İndirgenmiş izoterm haritası ‘’ vardır ve kullanılmaktadır. Çünkü küçük ölçekli haritalarda, (atlaslardaki dünya haritalarında) gerçek sıcaklık değerlerinin izotermlerle doğru ve tam olarak gösterilmesi mümkün değildir. Onun için hem sıcaklıkta hem de basınçta indirgeme vardır ve kullanılmaktadır. Dr. Kadıoğlu’ nun bu hatası, coğrafyanın önemli bir konusu olan ‘’ harita ‘’ ve ‘’ haritacılık ‘’ konularını bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Harita – ölçek – alan – ayrıntı ilişkilerini bilmeyen bir kişi, Profesör unvanına sahip olsa bile, kamuoyu önünde böyle gülünç durumlara düşmekten kurtulamaz. Kendisine meteorolojide de çok kullanılan harita ile ölçek ilişkisini öğrenmesini tavsiye ediyorum ki bir daha böyle komik duruma düşmesin. İndirgeme kavramını Dr. Kadıoğlu’ nun şu kaynaklardan öğrenmesini tavsiye ediyorum.

1.   Meteorology Today. Ahrens C. Arnold. Thomson Brooks/cole Canada 2007.
2.   Atmosphere. Lutgens, F.K. – Tarbuck, E. J. Pearson Prentice Hall, New Jersey, 2007.
3.   Meteoroloji sözlüğü.  A. Demirel, D M G M Yayını. Ankara, 2004
4.   Meteoroloji sözlüğü. Muammer Gümüş, D M  İ G M Yayını, Ankara 2007.

     Dr. Kadıoğlu aynı eleştiriyi daha önce de yapmış ve eleştiriye internet ortamında 01.03.2007 tarihinde vermiş olduğum cevabi yazının 12. maddesinde de konuyu kendisine yabancı yayınlardan örnekler vererek açıklamıştım. Anlaşılan kendisi konuyu öğrenmemekte ısrarlı görünüyor. Bir kişiye öğrenmek istemediği bir şeyi zor kullanarak öğretmeye kalkışmak insan hakları ihlali sayılacağı için ve angarya niteliği taşıdığından, anayasamıza göre suç sayılacağından artık ben kendisini öğrenmeye zorlamıyor, cehaletiyle baş başa bırakıyorum.

•   Dr. Kadıoğlu, yoğuşma kavramını da beğenmeyerek bunun yerine yoğunlaşma ifadesini uygun bulmaktadır. Bu da bilimsel bir cinayettir. Aynı zamanda meteoroloji mühendisi olan ve Profesör unvanına sahip olan bir kişiye hiç yakışmayan seviyesiz bir hatadır.

     Yoğunlaşma, fiziksel bir kavram olup, bir cismin birim hacminin ağırlığının ortalamasını ifade eder. Ancak meteorolojide kullanılan yoğuşma kavramı, havadaki su buharının yoğunlaşmasının ötesinde, buhar halindeki su zerrelerinin bir çekirdek etrafında birleşerek sıvı veya katı hale geçmesini de ifade eder.

      Dr. Kadıoğlu’ nun anlayabilmesi için konuyu basit şekilde ifade etmem gerekirse,

      Yoğuşma = Atmosfer içinde yoğunlaşma + su buharının hal değişimidir.

       Yoğunlaşma ve yoğuşma kavramlarının birbirinden ayrı olduğunu coğrafyacı Sırrı ERİNÇ, 1962 ( Bin dokuzyüz altmış iki ) yılında yazmış olduğu Klimatoloji ve Metodları adlı kitabında belirtmiştir. Dr. Kadıoğlu’ na bu kitabın yeni baskısını bularak yoğuşma ve yoğunlaşma kavramlarını iyice öğrenmesini tavsiye ediyorum. Dr. Kadıoğlu eğer bu konuda yeni ve yabancı yayınlar istiyorsa şu kitapları öneriyorum.

1.     Meteorology Today. Sayfa 107 – 110.
2.   Atmosphere : Sayfa 102.
3.   Physical Geography.McKnight TL–Hess,D.
            New Jersey 2005. Sayfa:136– 140.
4.    Klimatology. Oliver. J. – Hidore, J. New Jersey, 2002. Sayfa : 65 – 67.
5.    Physical Geography. Strahler, A. – Strahler, A. USA. 2005. Sayfa : 143.
6.    Dictionary of Physical Geography.Tomas,
                         D–Goudip, A.USA.2002.Sayfa: 100

        Bu kitaplara yüzlercesi daha eklenebilir. Zaten yoğunlaşma ve yoğuşma kavramları, Dr. Kadıoğlu’ nun iyi bilmesi gerektiği İngilizcede de ayrı kelimelerle ifade edilmektedir.

               Yoğunlaşma = Concentration
              
                Yoğuşma = Condensation

         Buna göre Doktor Kadıoğlu meteorolojinin dışında, doktora yaptığı ülkenin dili olan İngilizce’den de sınıfta kalmıştır.      
 
         Dr. Kadıoğlu yazısında yukarıdaki konulardan başka;  ‘’ yağmur, risk, kariyolis, eksterm olaylar, afet, taşkın, deprem uyarısı, çömel gibi kavramlarda da inanılmaz hatalar var‘’ diyerek yuvarlak bir ifadeyle konuyu geçiştirmiştir. Eğer bunların nerede nasıl yazıldığını ve konu hakkında kendi doğru bildiklerini de yazarsa, kendisini bu konularda da aydınlatmayı görev olarak üstleniyorum.

         Dr. Kadıoğlu’ nun yazısı ve yukarıda ona vermiş olduğum cevaplardan anlaşılacağı gibi, coğrafya ders kitapları dışında Profesör Dr. Kadıoğlu’ nun da doğru bildiği pek çok yanlış vardır. Hal böyle iken Dr. Kadıoğlunun, haddini ve bilimsel sınırını aşarak ‘’ coğrafya öğretmenlerimizin aldığı eğitimden ve kullandığı kaynaklardan dolayı bu konuları doğru bir biçimde yazabileceklerine artık inanmıyorum ‘’ gibi bilimsellik dışı, ön yargılı ve şovenist bir tutum sergilemesini yadırgıyor ve bunu kendisinin bazı açılardan tatmin olmamasına bağlıyorum. Çünkü kendisi coğrafyayı, coğrafya öğretmenlerini ve coğrafyacı akademisyenleri hem kişisel hem de kurumsal olarak karalama kampanyasına girişmiştir. Bunu yaparken de kendi konusunda onlarca bilimsel hata yapmış ve çam devirmiştir.

        Milli Eğitim Bakanlığı’nın coğrafya öğretmenlerine hazırlatmış olduğu lise ders kitaplarında bir takım eksiklikler, fazlalıklar ve yanlışlıklar olabilir ve vardır da. Ancak biz akademisyenlere düşen; bunları abartarak, çarpıtarak, argo ve yakışıksız ifadelerle, bilim insanına yakışmayan üslupla ve bir yanlışı anlatırken başka yanlışlar yaparak, şovenist bir duyguyla internet ortamında durumu ajite ederek saldırmak değil, sorumlu ve basiretli bilim insanı gibi konuya yapıcı yaklaşarak hataların düzeltilmesi için gerekli girişimleri yapmaktır.

         Dr. Kadıoğlu’nun, Milli Eğitim Bakanlığı’nın seçtiği lise öğretmenlerine yazdırmış olduğu ders kitapları üzerinden tüm Türkiye’deki lise coğrafya öğretmenlerine ve coğrafya eğitimi veren kurumlardaki öğretim elemanlarına, çoğu kez cahilliğinden kaynaklanan bir cesaretle sataşma ve saldırma üslubu ancak kendisine yakışan bir tarzdır.

         Sayın Kadıoğlu’na önerilerim, kendi konusu olan Meteoroloji ile ilgili konularla uğraşması ve bu konularda kendilerinin yetersiz ve yanlış eğittikleri meteoroloji mühendislerinin çeşitli televizyon kanallarında hava raporu sunarken yaptıkları hataları düzeltmek için çaba göstermesidir. Bazı örnekler vererek bu konuda kendisine yol gösteriyorum.


1.
Kayıtlı
azraasmin
Deneyimli Üye
****

Performans: 43
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 197


« Yanıtla #1 : 21 Ekim 2010, 16:05:29 »

devamı

    Aynı gün farklı kanallarda hava raporu sunan ve meteoroloji uzmanı olarak takdim edilen sunucuların birbirilerinden çok farklı bilgiler vererek izleyicileri yanıltması ve şaşırtması.

2.   Geçmiş günlere ait TRT’ de verilen yer haritası ve uydu görüntülerinin referans gösterilerek, içinde bulunulan gün veya yakın gelecek için hava tahmininin yapılması.

3.   Meteoroloji ve Klimatolojinin alfabesinde verilen en temel, en basit bilgilerden olan ısı ve sıcaklık kavramlarını birbirine karıştıran ve ‘’ hafta sonu havanın ısısı ortalama 5 ° c düşecek ‘’ veya ‘’ ısı çarpmasına dikkat ‘’ diyebilen hava raporu sunucularının devirdikleri çamlar.

4.    Yüksek basınç merkezi ile hava kütlesini karıştırarak ‘’ Sibirya Yüksek Basınç merkezi hafta sonuna kadar Anadolu’ ya gelecek ‘’ diyen hava tahmincilerinin işlemiş oldukları bilimsel cinayetler.

5.   Rüzgârın hızı ile kuvvetini, karıştıran hava durumu sunucularının cahillikleri.

6.   Hava kütlesiyle hava parseli kavramlarını birbirine karıştıran hava durumu sunucularının gafları.

7.    Dalga boyu ile dalga yüksekliğini ayırt edemeyen sunucuların bilgisizlikleri.

8.   ‘’ Yağış yağacak ‘’ diyen sunucuların Türkçe ve meteorolojik bilgi yetersizlikleri.

9.   Anadolu insanının; en önemli geçim kaynaklarından biri olan tarımın başta gelen yönlendiricisi olan ve bolluk, bereket olarak nitelendirilen yağışı ve yağışlı havayı ‘’ kötü hava ‘’ olarak tanımlayan kötü sunucuların basiretsizlik, mantıksızlık ve densizlikleri.

    Yukarıdaki bu hataları yapanların hiçbir tanesinin coğrafyacı olmadığını, bir kısmının Sayın Mikdat Kadıoğlu’nun öğrencisi ve meslektaşı olduğunu da kendisine hatırlatmak zorundayım.

10.   Kendisine editörlük ya da danışmanlık yaptığı bazı tercüme kitaplardaki bilimsel hatalara bakmasını önerebilirim. İstemesi halinde kendi konusuyla ilgili olan bu hataları coğrafya öğretmenleri ve meteoroloji mühendislerinin internet siteleri aracılığıyla kendisine bildirerek bunların doğrularını en yeni kaynakları referans göstererek belirtebilirim.

     Mikdat Kadıoğlu, coğrafya ve coğrafyacılara yaptığı bilimsel temelden yoksun, çoğu yanlış saldırılara ara vererek son günlerde bir çam daha devirmiş ve kadınlara hakaret etmiştir. 10.07.2010 tarihli Hürriyet Gazetesinde ‘’ İstanbul’ un havası kadına benzer ‘’ başlıklı yazıda yine bilim insanına yakışmaz, ilkel, kadın düşmanı bir tutum sergilemiştir. Çünkü bu yazıda kendisi ‘’ İstanbul’ un havası İstanbul’ un kadınına benzer ne zaman ne yapacağı belli olmaz ‘’ diyerek insanlığın yarısı olan KADIN’ ı ne zaman ne yapacağı belli olmayan, tutarsız, kararsız, dengesiz, güvenilmez bir varlık olarak göstermeye çalışmıştır. Bu yargı,  Kadıoğlu’ nun yakınındaki kadınların kendisi üzerinde bıraktığı etkiden kaynaklanabilir. Ama kendi üslubuyla ona cevap vereyim. ‘’ HER KADIN SENİN BİLİĞİN KADINLAR GİBİ OLMAZ Kİ! ‘’

     Dr. Kadıoğlu’ na şöyle sesleniyorum: Sen eğer gerçek meteorolojiyi, onun yanında birazcık da coğrafya ve İstanbul’ un coğrafi konumunu bilseydin ve eğer elleri öpülesi kadınları tanıma basiretine ve şansına sahip olabilseydin bu densizliği ve patavatsızlığı yapmazdın.

     Önce kadın, sonra Türkiye’ deki kadınlar daha sonra da İstanbul’daki kadınlar en az Miktad Kadıoğlu kadar kararlıdır, güvenilirdir, tutarlıdır, dengelidir ve dolayısıyla saygıya layıktır. Bu yazıyı yazmadan önce eğer; sağ ise annesine, var ise eşine, var ise kızına var ise kız kardeşine göstermiş olsaydı, kendisi bu densizliği ve cahilliği yapmamış olurdu.

     Bu adam hakkında kadın örgütlerinin bir şey yapıp yapmadıklarını bilemiyorum. Ama en azından kadın coğrafya öğretmenlerinin kendisine gereken cevabı vermesini beklerim.

     Ayrıca kişisel olarak ben hürriyet gazetesi başta olmak üzere İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne ve YÖK’ e gerekli başvuruda bulunacağımı sizlere duyuruyorum.

     Miktad Kadıoğlu’nun bir kısmı yukarıda belirtilen cahilliklerinin, patavatsızlıklarının ve densizliklerinin kaynağını yazar yüzyıllar önce ne güzel ifade etmiş :

         CEHLİN BU KADARI ANCAK TEDRİS İLE MÜMKÜNDÜR.


               
                     24.07.2010                                                          SAYGILARIMLA

                                                                                         Prof. Dr. Cemalettin ŞAHİN

               

           










Kayıtlı
engo1907
Deneyimli Üye
****

Performans: 56
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 165



« Yanıtla #2 : 21 Ekim 2010, 19:43:06 »

klimatolog şengün sipahioğlundan yararlanarak yazılmış bir makaledir kesin.zaten fakültede devamlı kullanırdı adamı.Derse girmez devamlı onu bunu eleştiren bir yapısı vardır cemalettin hocanın...
Kayıtlı

Bir gün herkes fenerbahçeli olacak...
kaldera28
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 6


« Yanıtla #3 : 25 Mayıs 2011, 07:12:56 »

engo1907 sizin galiba cemalettin hocaya karşı bir kuyruk acınız var.burada mevzu bahis cemalettin hocanın kişiliği,karakteri yada tavırları değil burada söz konusu olan durum türkiyedeki coğrafya öğretimine yapılan hakaret.olaya lütfen bu zaviyeden bakalım.
Kayıtlı
ibrahimaltan
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #4 : 25 Mayıs 2011, 18:43:54 »

Sayın kaldera 28 e
engo 1907 rumuzlu arkadaşa  kuyruk acısı ithamında bununmuşsunuz ama bu tavrınızla sanki siz de kuyruk bağı yaklaşımında bulunmuşsunuz.Yukarıdaki meselenin coğrafya ile ilgili olduğu ve kişisel tavırla ilgisi olmadığı konusunda haklısınız ama diğer arkadaş da yeri olmasa bile doğruları belirtmiş.
Kayıtlı
ERD
Deneyimli Üye
****

Performans: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 181



« Yanıtla #5 : 25 Mayıs 2011, 19:02:48 »

Cemalettin şahinin dersine girmiş ve nefret etmiş biri olarak, yuarıda yazılanların bir tek kelimesi bile C. şahine ait olamayacağına yem,in edebilirim, her zaman yaptığı gibi oradan buradan aşırmıştır
Kayıtlı
Badem303
VIP Üye
******

Performans: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 567



« Yanıtla #6 : 25 Mayıs 2011, 19:26:45 »

buda netin faydası işte zamanında önemsemedigi ogrencileri zamanı gelince objektif degerlendirmelerle herşeyi gözler önüne serer...
Kayıtlı
engo1907
Deneyimli Üye
****

Performans: 56
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 165



« Yanıtla #7 : 25 Mayıs 2011, 19:27:34 »

Kaldera 28 isimli arkadaşım cemalettin şahin e karşı hiç bir husumetim olmadı zaten olamazda.benim okuduğum dönemde ben burda gördüklerimi yazdım sadece ve benle aynı üniversitede okuyan onlarca arkadaşımında benimle aynı görüşü paylaştığını biliyorum.cemalettin şahinin yaptığı tek şey eleştiridir.üniversitede derse girdiğide görülmüş bir şey değildir zaten.iş eleştiriye geldimi onu çok iyi yapar.burda makalede bahsedilenlerinde ERD arkadaşımın dediği gibi kendisine ait olmadığına inanmak mümkün.kaynağın kime ait olduğu belli .onu da GAZİ de okuyanlar iyi bilir....
Kayıtlı

Bir gün herkes fenerbahçeli olacak...
atahan
Üye
**

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 100



« Yanıtla #8 : 25 Mayıs 2011, 20:45:34 »

Mikdat Kadıoğlu hoca yapayım,imar edeyim derken bazı şeyleri yıkmış belki de kasdını aşmış olabilir.Ancak Cemalettin hocanın yapıcı bir yönü olmadığını yakinen görmüş ve tespit etmiş biriyim.Görünüşte Cemalettin hoca coğrafyacıları savunuyor. İyi niyetle bunu yaptığına da eminim.Fakat keşke kendisi bir çok coğrafyacıyı harcadığını da kabul edecek kadar insaf sahibi olsaydı.İşte buna emin değilim.....
Kayıtlı
ferhatca80
Uzman Üye
*****

Performans: 187
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 238


Balıkesir


Site
« Yanıtla #9 : 25 Mayıs 2011, 21:20:58 »

Deprem olur jeolog çağrılır, iklimle ilgili konularda meteorolog çağrılır, nüfusla ilgili konularda sosyolog çağrılır ama ben bugüne kadar hiçbir coğrafyacının tv programlarında uzman olarak çağrıldığını görmedim. Cemalettin Hoca'nın Kadıoğlu'na böyle bir cevap yazması güzel; ancak kendisini bir uzman olarak tv programlarına çağrılmamış olması onun nezdinde coğrafyacıların ulusal kanallarda ne kadar ciddiye alındığının göstergesi olabilir.
Kayıtlı
kurgan_1917
Sürekli Üye
***

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #10 : 25 Mayıs 2011, 22:59:02 »

Cemalettin Hoca, herşeyden önce zihin kirliliği yaratarak Miktad Kadıoğlu'na bel altı vurmaktadır. Örneğin; kadınları savunuyor gibi görünürken Miktad Hoca'nın yanındaki kadınlardan nasıl bahsettiğini yazının son bölümünde dikkat ederek okumanızı öneririm. Gereksiz bir meslektaş dayanışmasına ihtiyaç yoktur. Aslında kendiside coğrafyacı şovenizmi yapmaktadır. Kendisi çok haklı olsa bile bu küfürbazlığa varan tavrıyla hiç bir şey başaramayacaktır. Aksine öğrencilertininde dediği gibi hep olumsuz yönleriyle anılacaktır.
Kayıtlı

Barış BAYRAKTAR
bora
Uzman Üye
*****

Performans: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 372



« Yanıtla #11 : 26 Mayıs 2011, 03:05:31 »

Prof.Dr.C.Şahin gerçekten çok güzel bir cevap yazmış. Lise ders kitaplarınıda beğenirdim.
Kayıtlı
atahan
Üye
**

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 100



« Yanıtla #12 : 26 Mayıs 2011, 05:47:54 »

Coğrafyacıların tv programlarına çağrılmaması tartışmaya açık bir konu.Ancak bilim adamlarının birbirleri hakkında bu şekilde hakaretamiz ifadelerle birşeyleri savunduklarını zannetmeleri gerçekten üzücü ve düşündürücü.Akademik kimliklerine de yakışmayan bir tutum.Mevlanaların,Yunusların varisleri olan insanlar olarak ,bu hoşgörüsüzlüğün sürüyor olması da ayrı bir tartışma konusu.
Kayıtlı
atahan
Üye
**

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 100



« Yanıtla #13 : 26 Mayıs 2011, 06:06:35 »

İnsan, Cemalettin hocanın yazdıklarına bakınca (BİLİMSEL KONULARDA)şöyle düşünmekten kendini alamıyor.''hocam, madem bu kadar ayrıntıları çok üst seviyede ve mükemmel düzeyde biliyorsunuz,lütfedip de biz öğrencilerinizin seviyesine azıcık inip bir şeyler öğretme gayreti içinde olsaydınız''diyesi geliyor.Ben çok samimi duygularla bunu hep arzu etmişimdir.Onun biraz kırıcı ve yaralayıcı üslubuna rağmen, hep bilgilerinden niye istifade ettirmiyor diye düşünürdüm.Ancak bunun, onun uzlaşılmaz yapısıyla alakalı olduğu kanaatine sonradan vardım.Herşeye rağmen Cemalettin hoca da dahil olmak üzere(bize coğrafyayı sevdirmek için küçük bir gayreti olmasa da) tüm hocalarımıza Allahtan sağlık ve mutluluk dolu günler temenni ederim.
Kayıtlı
Badem303
VIP Üye
******

Performans: 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 567



« Yanıtla #14 : 26 Mayıs 2011, 15:32:47 »

Aman laf açılması şimdi herkes kendi hocasını eleştirmeye kalkar altından kalkamayız valla:) Şahsen benim bir ton eleştirim var.....
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic