Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Coğrafya 9 ve 10'da Değişiklik Yok....  (Okunma Sayısı 5162 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« : 04 Eylül 2007, 18:58:46 »


Merhaba
Bugün okulumuza ulaşmış bulunan 9. ve 10. sınıf coğrafya kitaplarını inceleme fırsatı buldum. Tüm kitaplar tamamlanmış olmasına rağmen 11. sınıf kitaplarının henüz ulaşmamıştı.

Kitaplarımızda en dikkat çekici nokta, beklenen ölçüde hiç bir değişimin olmamasıydı. Şöyle söylersek;

- Baskı kalitesi yine düşük (görsel unsurlar zayıf)
- Konu sıralaması ve dağılımı aynı
- İçerik aynı
- Hatalı olduğu düşünülen ve özellikle de Sami ile siz değerli www.cografya.biz üyelerinin hazırladığı rapordaki kimi bölümler dikkate alınmış
- Ancak her iki kitapta özünde ilk baskının aynı idi.

Şimdi buradan yola çıkarak bir projeksiyon yapmaya ve olayları değerlendirmeye çalışalım. Sami arkadaşımız her ne kadar bu konunun tartışılmasını artık arzulamadığını belirtmişti. Ben de yeni bir polemik başlatmak arzusunda değilim. Ne var ki bir takım gerçekleri bütün yaşanan sevimsizliklere rağmen vurgulamak ve dile getirmek zorundayız. Umarım Sami'nin başına bu yazıdan dolayı yeni sıkıntılar açılmaz....

"Değişmeyen tek şey değişmektir." Diyordu bir felsefeci bundan tam ikiyüzyıl önce... Her varlık, zaman denilen aslında kendi uydurduğumuz göreceli süreç içinde büyük bir değişim geçirir. Toplumların ve kişilerin bakış açısına göre bu değişim süreci olumlu veya olumsuz yönde değerlendirilebilir. Örnekle açıklarsak; coğrafyanın bugün gelinen noktada almış olduğu biçimsel durum kimilerimiz için doğru ve bu bakımdan olumlu olabileceği gibi, kimilerimiz içinde olumsuz olabilir.

Ben coğrafyamızın geldiği noktayı olumlu olarak değerlendiriyorum. Gerçekten de program yapılırken, program felsefesini ve içeriğini hazırlayan iki değerli coğrafyacı Sayın Dr. Salih Şahin ve sayın Dr. Servet Kocabağ'ı canı gönülden kutlamak gerektiği kanaatindeyim. Program bütün eksik ve yanlışlarına rağmen Türkiye Coğrafya eğitimi sürecinde büyük bir dönüşümü işaret etmektedir. Bu gerçeği görmezden gelmek gerçek anlamda bir haksızlık olacaktır. Programın en önemli olumlu yönlerine bakalım....

Birincisi artık dünyada tümüyle terk edilmiş olan bölge temelli coğrafya bu programla kaldırılmıştır. Gerçekten bu nokta bile tek başına programın en büyük olumlu katkısıdır. Dar bölgecilik miadını doldurmuş, terk edilmiştir.

(Bölge kavramının gelişimini hemen açıklamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü coğrafyacıyız ama neden bölge var bilmiyoruz. Hele bir de kitaplarda yazılanlar var ki bunlarla bölgeyi anlamak ve anlatmak mümkün değil. İnsanoğlu yeryüzüne dağıldığında henüz mülkiyet kavramı yoktu. Klanlar halinde yaşayan insanoğlu dağınık sürüler halinde yaşarken araç yapma becerisi edindikçe bunları hep bir sonraki kuşağa taşımış, artan gıda tüketimi doğal olarak bir zeka ve el becerisi gelişimi sürecini tetiklemiştir. Bu evrede insan için henüz yurt ve toprak kavramları da yoktur. Ancak yerleşik yaşama geçişin başlaması ile birlikte özel mülkiyetin ortaya çıkması, ilkel anlamda ilk bölgenin de oluşumunun temelidir. Bir alana sahip olma duygusu doğal olarak onun sınırlarını belirleme ya da ona bir sınır koyma durumunu da açığa çıkartmıştır. Giderek gelişen özel mülkiyet kavramı klanların, aşiretlerin ve ailelerin kendilerine ait özel mülkiyet alanlarının ve en dar anlamıyla kendi bölgelerinin oluşumuna neden olmuştur. Giderek gelişen insanlık kent devletleri ile birlikte daha geniş bölgelere - algının gelişmesiyle birlikte daha geniş bir dünyaya- dağılmaya ve bölge kavramının kapsamını, geliştirmeye devam etmiştir. Bu noktada her klanın veya aşiretin kendi alanı artık giderek yurt, vatan olma özelliği kazanmıştır. Lafı uzatmadan söylersek bölge kavramının temelinde özel mülkiyet ve mülkiyetin gelişimi vardır. Modern dönemde coğrafyacılar-özelde de sömürgecilerin coğrafya temsilcileri- bölge kavramını bilimsel bir rasyonalite ile sınıflandırmış ve kapsamlarını geliştirmiştir. Ancak iletişim devrimi ile birlikte sınırların gevşemesi, para, bilgi ve belgenin sınır tanımaksızın bir yerden başka yere gidebilmesi klasik anlamıyla bölge kavramının da sonunu getirmiştir. Coğrafyacıların son elli yıldır yaşadığı en büyük sıkıntı bölge denilen şeyin artık nasıl nitelenebileceğini kesin olarak ortaya koyamamalarıdır.) Görüldüğü gibi bölgecilik artık çok büyük ehemmiyet taşımıyor ve dünyada da eğitsel süreçlerde kullanım özelliğini yitiriyordu.  Ancak bizde bir kısım bölgeci-tasvirci akademisyen coğrafyacılar yerine yeni bir şey koyamadıkları bu kavramı ısrarla eğitim sürecinin içinde tutmuşlardır.

Diğer taraftan ülkemizin içinde bulunduğu sosyal-etnolojik yapı bilindiği üzere son otuz yıldır büyük bir çalkalanma yaşamaktadır. Bu çalkantılı dönemde zaten etnik yapısı kimi eller tarafından sürekli bozulmaya çalışılan bir ülkede, bölge temelli ayrıştırıcı bir coğrafya eğitimi olumsuz sonuçlar doğurmaktaydı. Vatandaşlar birbirlerini kimi coğrafi yönlerle sınıflandırmaya başladığında zaten sıkıntılı olan yapı bir istemeden de olsa bizler tarafından kurcalanmaktaydı. İşte bu nedenle de bölgeciliği terk etmekten başka çare yoktu.

Ha bölgecilik bir "öcü" müdür? Tabi ki değil. Şu anda yaşanan sıkıntı; program hazırlanırken bölgeciliğin yerine neyin konulduğunun bilinememesi ve oldukça pedagojik olan bu yöntemin yerine nasıl bir anlayışın geleceğinin anlaşılamamış olmasıdır. Bugün artık "Türkiye Coğrafi Bölgeleri" konusu yoktur ve bu nedenle programı hazırlayanları kutlamak gerekmektedir.

Programın diğer bir olumlu yanı ders saatlerinin artmasıdır. Bu başarı için de programı hazırlayan ve onu çeşitli platformlarda müdafaa eden bu iki değerli coğrafyacıyı kutlamamız gerekiyor. Bugün itibariyle coğrafya tüm ortaöğretim sürecinde %60 oranında genişlemiştir. Bu büyük bir başarıdır. Ancak ders saatlerinin dağılımında bir acelecilik göze çarpıyor. Bunu en güzel örneği aynı konu kapsamını alan SÖZ-TM ve SAY 10. sınıflardaki ders saati farklılığıdır. Aynı konular SÖZ-TM 10 sınıflarda 4 saat, SAY sınıflarda 2 saat verilmektedir. Bu durum çok ciddi sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Bunu uzatmayacağım. Ama meslektaşlarım bu konuda tümüyle bana katılacaktır. Şahsi kanaatim SAY 10. sınıflarda farklı bir konu dağılımının uygulanması, bu öğrencilerinde coğrafyaya karşı yaşadıkları antipatiyi giderecek çözümlerin üretilmesidir.

Programın aslında yarattığı en güzel değişim, yapılandırmacı yaklaşım ve öğrenci merkezli eğitim süreçlerinin işletilmesidir. Fakat ülkemizde ilköğretim kademesinde OKS temelli tamamen ezbere dayalı bir öğrenme süreci içinde şekillenmiş olan bireyleri 15 yaşından sonra bugünkü programın arzuladığı biçimde değiştirmek imkansız gözüküyor. Bunu ciddi ciddi yaşayan bir eğitimci olarak şunu belirtmekte fayda var; yapılandırmacı yaklaşım denilen bu metodolojiyi ülkemiz şartlarında yeniden yorumlayalım. Bizim gerçeğimizi, bizim öğrencimizi ve geldikleri yapıyı yeniden değerlendirelim.  Bunu yaparken de asla eskiye bir dönüş yapmayalım. Çünkü eskiye dönülmesi için köşede bekleyenler var. Bunlar bu ezberci coğrafyadan nemalananlardır. Ve hala daha bizlere coğrafya mezunu bile olmayanların kitaplarını dağıtmaya çalışmaktalardır.

Yukarıda kısaca söylemeye çalıştığım nedenlerle programın canı gönülden destekçisiyim. Arkasındayım ve bütün sıkıntılara rağmen uygulamaya çalışanlardan biri olacağım.

Gelelim kitaplara....
Son bir yıldır en çok konuştuğumuz dilimizde tüy biten, artık gına geldi dediğimiz konu MEB kitaplarıdır.

Anlaşıldığı kadarıyla MEB kurullarında ciddi bir koordinasyon eksikliği, bilgi ve beceri zaafiyetinin yanı sıra hatalardan ders çıkarmayan bir kadro bulunmaktadır. Komisyon ile programı yazanlar arasında doğrudan bir ilişkinin bulunmadığı kendileri tarafından dile getirilmişti. Bugün görüyoruz ki bu kopukluk sürmektedir. Komisyonun yeni bir kitapla ödüllendirilmesi bakanlığımızın bu kadroyu oldukça beğendiğini gösteren en somut delildir. Bizler hangi görüşten olursak olalım nasıl ki sayın cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL bu ülkenin ve bizlerin cumhurbaşkanı ise komisyonda bakanlığımızca görevlendirilmiştir. Ve bizim yazarlarımızdır meslektaşlarımızdır. Bu gerçeği en baştan vurgulamak isterim.

"En başta demiştim değişmeyen tek şey değişmektedir."   Değişmemekte ısrar etmek, değiştirmemekte ısrar etmek bir hatadır. Bu hatanın bedelini bu senede yaklaşık 3 milyon lise öğrencisi ve 12.000 coğrafya öğretmeni çekecektir. Bunun vebali ağırdır. Ve bence kimsenin coğrafya ile bu şekilde ısrarcı biçimde uğraşmaya hakkı yoktur.

"Coğrafya kitaplarımızın nitelik zafiyetinden yararlananlar dişlerini karıştırıyor."

Kaos teorisi çağımızın en ilgi çekici teorilerinden birisi… Başlangıçta pek çok çevre tarafından kabul edilmese de zamanla etkisini hissettiren ve kendisini gösteren bir bilimsel yaklaşım kaos teorisi olarak adlandırılıyor. Hatta hepimizin duyduğu meşhur bir söz vardır
“ Çin’de kelebek kanat çırpsa Kaliforniya’da fırtına olur.” şeklinde. Kelebek etkisi denilen bu olay Holywood’un kült filmlerinden kelebek etkisine isim babalığı da yapmıştır. Teorinin özü şu günlük hayatta bize alakasız, saçma ve anlamsız gelen her şey kendi içinde bir mana taşır ve her şey birbirini doğrudan etkiler. Örneğin benim bu yazıyı yazarken bir harfi yanlış yazıp beş dakika sonra onu düzeltmek için bir saniyemi harcamam basit ama benim hayatımda neden olduğu bir saniyelik değişim bakımından çok önemlidir. Meteorolog Ed Lorenz bir gün bilgisayarına girdiği verilerin anlamsız sonuçlara yol açtığını görür. Bir çıktı üzerinden her gün birkaç veriyi farklı girdiğinde bir sonraki sonucun ilk sonuçla hiçbir alakasının olmadığını ve hatta aynı verileri tersten girdiğinde de asla en başa dönemediğini fark eder. Bu durum kaos veya kaotik bir durumdur. Meteorolog Ed Lorenz’in buluşu aslında şunu gösterir. Bizler en iyi meteorolojik olanaklara sahip olup mükemmel tahminlerde bulunsak da sıcaklığı etkileyen faktörlerin çok çeşitli ve karmaşık olması doğru tahminde bulunma olasılığını ciddi biçimde etkiler ve hatta doğru tahmin diye bir şey yoktur. Kaos teorisine ne diye girdin be adam diyenleri duyar gibiyim. Görünen o ki coğrafya’da ciddi bir kaos var. Bu kaosun yüzlerce binlerce bileşeni var.

Coğrafyamızın bileşenlerini ve bu noktada MEB kitaplarını tümevarım yoluyla değerlendirelim.

1.   Coğrafya kitaplarımız nasıldır?
2.   Coğrafya kitaplarımız eğitim ihtiyaçlarımızı karşılayacak düzeyde midir?
3.   Coğrafya kitaplarımız okullarda kullanılmakta mıdır?
4.   Coğrafya kitaplarımızın istenen düzede olmamasının nedenleri nelerdir?
5.   Coğrafya kitaplarımızın istenen düzeyde olmamasının kime ne faydası vardır?
6.   Coğrafya kitaplarımızın yerine derslerde neler kullanılmaktadır?
7.   Coğrafya kitaplarımızın istenen düzeyde olmamasından kimin ne kadar ekonomik kazancı vardır?
8.   Coğrafya kitaplarımız düzeltilmemesinde ısrarcı olanlar kimlerdir?
9.   Coğrafya kitaplarımızın düzeltilmemesinde ısrarcı olanları kimler ısrarla o mevkide tutmaktadır?
Sorulara biraz da dışsal faktör ekleyelim.
10.   Türkiye’de coğrafya yazarlığı yapanların kaçı MEB kadrosu bulunan öğretmenlerdir?
11.   Türkiye’de en çok yardımcı ders kitabı kimler tarafından satılmaktadır?
12.   Türkiye’nin en büyük yayın dağıtım firması kimlere aittir?
13.   Bir öğretmen inanılmaz muhteşem harika felan filan bir kitap yazsa bunu kendi imkanları ile kaç kişiye ulaştırabilir?
14.   Siyasal erk sahipleri ile yayın dağıtım ve satış süreçleri arasında ne gibi ilişkiler vardır?
15.   Kimler kitaplarımızın bu haliyle kalmasından mutlu olur?

Kaosumuzu biliyorduk. Şimdi de tümevarım yapıyoruz. Ben sadece soruları sordum. Hayat ve zaman herkese göre göreceli olduğundan bu sorulara herkes kendi cevap verecek ve kendi kaosuna kendi çözümünü bulacaktır. Benim görevim buraya kadardı.

Teşekkürler………………..
Kayıtlı

Jön_Türk
VIP Üye
******

Performans: 164
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 732



« Yanıtla #1 : 04 Eylül 2007, 19:40:08 »

  Ders kitaplarının  hiçbir değişiklik yapılmadan  bu haliyle bırakılması öğrenci ve öğretmenleri farklı kaynak arayışı içerisine sokarki bu durumdan maksimum oranda faydalanacak olanlar özel yayınevlerinden başkaları olmayacaktır.
  İzleyenler varsa bilirleir "Ölü Ozanlar Derneği" filmi klasikler arasında yer alır. O filmde edebiyat öğretmeni  öğrencilerinden kitabın ilk sayfasını yırtmasını ister. Bu gidişle bizlerde öğrencilerimze ders kitaplarını yırtmasını istersek acaba tepkimiz çok şidettli ve acımasız mı olur?(Tabii böyle bir şey olmayacak!)
  Amacına hizmet etmeyen bir metaryelin sırf kamuoyunda prim kazanmak adına öğrencilere ücretsiz olarak dağıtılması ne derece doğru bir davranıştır.Bu kitapları her ne kadar beğenmesekte harcanan emeğe ve paraya yazık değilmi?
 
Kayıtlı
fuzuli
Genel Moderator
******

Performans: 1266
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2055


« Yanıtla #2 : 04 Eylül 2007, 20:04:54 »

Aslında öss ve oks temelli bu durum varolduğu müddetçe yeni coğrafya programını tam anlamıyla uygulamamız mümkün değil 
Kayıtlı

Bazıları dünya sadece kendi etrafında dönüyor zanneder...
öykünur
Uzman Üye
*****

Performans: 17
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 288


« Yanıtla #3 : 04 Eylül 2007, 20:22:34 »

coğrafya dersine çevre mühendisleri girse dahamı iyi olur acaba ders kitapları ile benim aldığım eğitim hiç örtüşmüyor bütün konular  havada kalıyor sanki............
Kayıtlı
fuzuli
Genel Moderator
******

Performans: 1266
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2055


« Yanıtla #4 : 04 Eylül 2007, 20:33:06 »

bence de yeni program(özellikle doğal sistemler ve çevre konuları) fen bilimlerine oldukça yakın ve gerçekten de bizim bu bağlamda bu eksiğimizi kapatmamız gerekiyor 
Kayıtlı

Bazıları dünya sadece kendi etrafında dönüyor zanneder...
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*****

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« Yanıtla #5 : 04 Eylül 2007, 21:24:48 »

Sevgili Doğu;

Konunun tartışılması veya yeni kitaplarla ilgili meslektaşlarımızın yapacakları olumlu veya olumsuz eleştrilerin yapılmamasını istememin sebebini daha önce de açıklamıştım. Ve demiştim ki "eleştri eleştri mantığını bilene yapılır"
Mallesef yapılan onca yanlışa ve de bunalar açık açık ifade edilmesine rağmen sonuç ne oldu? Sonuç ortada.
11. Sınıf kitabıyla da ilgili olarak farklı bişeylerin çıkacağını da düşünmüyorum. Çünkü mantalite aynı. O yüden ürün de aynı olacaktır. Kitapların hazırlanması esnasında yaşanan sıkıntılar, içine girilen kısır döngüler sağlıklı bir ürünün ortaya çıkması engellemiş ve bu kendisini bu kitabın dağıtımında göstermiştir.

Müfredat, Komisyonlar, MEB Kurumları..... vb. konularda herhangi bir şekilde birşeyler demeye gerek yok sen güzel bir şekilde açılmışsın. Ben sadece bu dediklerinin altına imzamı atabilirim.

Temennim coğrafya biliminin hakettiği yere en kısa zamanda oturmasıdır.

Kayıtlı

ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #6 : 06 Eylül 2007, 07:24:38 »

Sayın hocalarım desenize iş yine başa düştü.Etkinlik hazırlama, yardımcı kitaplar bulma,öğrencilerimize notlar hazırlama vb.Ben zaten kitaplarımızı sadece bir ders sonra verilecek olan konuyla ilgili olarak bilgi sahibi olmaları açısından kullanıyorum.Allah kolaylık versin hepimize.
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
ferat54
Site Yöneticisi
*******

Performans: 1681
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1528



« Yanıtla #7 : 06 Eylül 2007, 08:12:54 »

Merhaba
ısrarcı olanları kimler ısrarla o mevkide tutmaktadır?
Sorulara biraz da dışsal faktör ekleyelim.
10.   Türkiye’de coğrafya yazarlığı yapanların kaçı MEB kadrosu bulunan öğretmenlerdir?
11.   Türkiye’de en çok yardımcı ders kitabı kimler tarafından satılmaktadır?
12.   Türkiye’nin en büyük yayın dağıtım firması kimlere aittir?
13.   Bir öğretmen inanılmaz muhteşem harika felan filan bir kitap yazsa bunu kendi imkanları ile kaç kişiye ulaştırabilir?
14.   Siyasal erk sahipleri ile yayın dağıtım ve satış süreçleri arasında ne gibi ilişkiler vardır?
15.   Kimler kitaplarımızın bu haliyle kalmasından mutlu olur?



Doğu Hocamın dediğine kelimesi kelimesine katılıyorum.Bence en can alıcı noktada 10.11.12.13.14.15. sorulardır.Bu sorulara cevap verilebilirse sanırım işin aslınıda kavrayabiliriz.

teşekkürler
Kayıtlı

HAKB
Uzman Üye
*****

Performans: 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 273


« Yanıtla #8 : 06 Eylül 2007, 10:20:38 »

Arkadaşlar  doğu ateş arkadaşımızın dediği tuzaklara düşmemek için Kitapları açıp bir ingilizce öğretmeni gibi etkinlikleri yaptırmalı ve kitaba dersimize sahip çıkmalıyız.Detayları kendimiz not tutturabiliriz ,imkanımız çerçevesinde slayt vs .gösterebiliriz.Yoksa kitabın boşluğunu doldurayım diye kazanılan paraların nerelerde kullanıkdığını bimediğimiz yayınlara trilyonlar kazandırırız.zaten bence o yayınlar hala yeni sisteme uyumlu değil eski şekli değiştirip satıyorlar . Tam hatırlamıyorum ama Ösym veya Yök .açıkladı artık soru tipleride değişecek o yüzden bu kitaptaki etkinlikler belki ÖSS sorusu olacak ,o yüzden kitap ne kadarda iyi olmasada vebal altında kalmamak için  işlemek,etkinlikleri doldurmak zorundayız bence.
Kayıtlı
cepni
Üye
**

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 86



« Yanıtla #9 : 06 Eylül 2007, 13:00:56 »

bu kitaplar zaten öss sınavındaki soruları yapmak için yeterli değil..bu yüzden biz öğretmen olarak daha fazla çaba sarfediyoruz.acaba ne zaman ders kitaplarının verdikleri ile öss soruları paralellik gösterecek???
Kayıtlı
elgiz
Elgiz HENDEN
Uzman Üye
*****

Performans: 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 401


« Yanıtla #10 : 07 Eylül 2007, 21:04:07 »

yanılmıyorsam ıkı  yıl  önceydı Türk  Eğitim Dernegi başkanının tv de bir programdaki konuşmasını  dinlemiştim ve sölediği aynen şöle idi "MEB okullarda öğrettiğini ÖSS de sormaz, ÖSS de sordugunu okullarda öğretmez" sanırım kitaplar yada sınav için başka söze gerek  yok 
Kayıtlı
albedo
Genel Moderator
*****

Performans: 1558
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1793


Kemal Akalın


« Yanıtla #11 : 12 Eylül 2007, 09:32:27 »

Merhaba
ısrarcı olanları kimler ısrarla o mevkide tutmaktadır?
Sorulara biraz da dışsal faktör ekleyelim.
10.   Türkiye’de coğrafya yazarlığı yapanların kaçı MEB kadrosu bulunan öğretmenlerdir?
11.   Türkiye’de en çok yardımcı ders kitabı kimler tarafından satılmaktadır?
12.   Türkiye’nin en büyük yayın dağıtım firması kimlere aittir?
13.   Bir öğretmen inanılmaz muhteşem harika felan filan bir kitap yazsa bunu kendi imkanları ile kaç kişiye ulaştırabilir?
14.   Siyasal erk sahipleri ile yayın dağıtım ve satış süreçleri arasında ne gibi ilişkiler vardır?
15.   Kimler kitaplarımızın bu haliyle kalmasından mutlu olur?



Doğu Hocamın dediğine kelimesi kelimesine katılıyorum.Bence en can alıcı noktada 10.11.12.13.14.15. sorulardır.Bu sorulara cevap verilebilirse sanırım işin aslınıda kavrayabiliriz.

teşekkürler
Hocam cevap bellidir. Doğu hocam da çok iyi hatırlar, bu soruların cevapları bu sitede verildi. Ancak verilen cevaplar rahatsız edici bulundu. İsim vermenin gereği yok. Bu iş uzar gider.
Kayıtlı

Tekirdağ KNG MTAL Coğrafya Öğretmeni                             Lodos, herşeyi titretiyor...
madi06
Uzman Üye
*****

Performans: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 455



« Yanıtla #12 : 12 Eylül 2007, 09:48:57 »

yanlışlıklara devam...
Kayıtlı
erten
VIP Üye
******

Performans: 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 653


« Yanıtla #13 : 12 Eylül 2007, 10:10:50 »

Doğu Hocam'ın bu değerli Çalışmasına aynen katılıyorum.
10.sınıf Fen veTm,Sosyal alanlardaki(2-4)uygulaması tamamen yanlış.
Sene içerisinde Ortak sınav yapamıyoruz.
Ortalama yükseltme sınavlarında Coğrafya2 dersi adı altında Bütün öğrencilere aynı sınav sorularının yapması isteniyor.(gerçi bunu okul idaresi düzenleyebilir)Dersin adı Coğrafya 2 olunca Farklılık Gözükmüyor.
Kitap melesine gelince Bütün Branşlarda Sıkıntı olduğunu gözlüyorum.
Doğu hocam; Bu değerli çalışmanızı inşallah birileri duyar,okur.
Eğitime yaptığınız katkıdan büyük mutluluk duyuyorum.Ellerinize sağlık,Kolay gelsin.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic