Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Coğrafyadan Vatana (Kitap Tanıtımı)  (Okunma Sayısı 5896 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« : 04 Temmuz 2008, 07:35:22 »


Kitap Adı: Coğrafyadan Vatana
Yazar: Prof.Dr. Remzi Oğuz ARIK
Basım Yılı: 1969 (Kitabın ilk yayınlanması 1956)
Basım Yeri: İstanbul
Yayınevi: Milli Eğitim Basımevi
Sayfa Sayısı: 267

    Arkadaşlar yukarıda künyesini yazdığım kitabı belki bir çoğunuz okumuşsunuzdur.Oldukça etkili bir anlatımla Coğrafi mekanın vatan haline dönmesini; Coğrafya, Felsefe, Tarih, Arkeoloji ve Edebiyat ekseninde ''Cografyadan Vatana, Gurbet-İnmeyen Bayrak, Köy Kadını ve Memleket Parçaları '' adı altında dört bölüm altında işlemektedir.Coğrafii mekanların canlılar üzerindeki etkilerinin, vatan kavramının çok güzel anlatıldığı bir kitap.Hala okumayanlar varsa kesinlikle tavsiye ederim.Kitaptan bir bölüm fikir vermesi açısından aşağıdadır.
                                                                 
                                                          KÖYLÜ ve KEVEN

   Gözlerinizi, yalnız el ve ayaklarınızı değil, gözlerinizi de didikleyen, parçalayan bozkırın çalılarıyla yorulunca, bir mucizeye rastlarsınız: Kevenler!
   
   Dikenleşen çiçekleri, kabuklaşan ufacık yapraklarıyla görünmekten ziyade siniyor hissini veren kevenler, bozkırın sert, hüzünlü bağrında açan bir ottur ki ona kabuk, toprak, taş diyeceğiniz gelir. O her ot gibi yeşil değildir, yeşermek bozkır otunun sanki nasibi olmamıştır. Güdük gövdesi toprağın üstünde yükselemediğindendir ki her yanı boz, esmer bir renge bulanmıştır. Minik, açılmaktan korkan yaprakçıkları, güneşe bakmaya zor cesaret eder gibi, hafif yeşilliğini iki büklüm saklar: Üstünde ürediği toprak gibi! Boz, korkunç boşluğun, sert çoraklığın bağrında gözleri biraz aldatan, aldattığı için biraz dinlendiren: onun denmesi caizse esmer yeşilliğidir. Bunun içindir ki, ayağınızı dalayan, yırtan keven… bütün çorak görünüşüne rağmen, Bozkır’ın bir mucizesidir.

   Köylülerin kevenle münasebeti, şehirlininki gibi gözüyle değildir. Bozkır köylüsünün, ancak bir günlük ekmeğine yetirebildiği didişmesi arasında, zevkinin gıdasına ayıracak vakti yoktur. Onun dikkati bugün, midesi ile derisinin iptidai isteklerine saplanmıştır. Bu istekler ve onu kendine verecek, getirecek vasıtaları: köylünün bundan başka ehemmiyet verdiği şey, yalnız bunları tehlikeye düşürenlerdir.

   Bu vasıtaların başında köylünün hayvanı gelir. Kevenle köylünün münasebeti, işte asıl hayvanı yüzündendir.

   Kuraklık bozkırın tabi halidir, kıtlık köylünün kaderidir. Bu kaderin orağı köylünün mahsulünü biçti mi, onun dilinde “yer demir, gök bakır!” çaresizliğini, gözünde canından evvel hayvanın açlığını bulursunuz. Mahsulünü böceğe, çürümeye, kuraklığa yem eden kader, hayvanın tek yiyeceği olan samanı da elinden çıkarmıştır. Tarlasında beli bükülen köylü bu sefer bozkırın çakılları arasında dizler. Elinden tutan, daha doğrusu elini ayağını tutup onu yere çökerten kevendir.

    O diken diken çiçek, o kabuk kabuk gövdecik köylünün umudu haline yükselir. O zaman kevenin kopma istemeyen sapıyla köylünün aç, umutsuz hücumu arasında yaman bir dövüş başlamıştır.

   İnsan koparmak istedikçe ot çelik kadar sert ve lastikli liflerini gerer. İnsan onun dibini açık kökünü bulmak istedikçe ot yerin metrelerce derinliğine saldığı kollarını gömer ve gizler. Sonunda insan dibini bulamadığı otun gövdesini keser, toplar, döver; hayvanın ağzında çiğnenecek hale sokar ve ancak o zaman nefes alır.

   Çelikleşen liflerini bir burgu gibi yerleri oymakta kullanarak, bir damla suyu yedi kat yerin dibinden arayan şu bodur, dikenleşmiş otla; kuraklığın, kıtlığın bıçağı altında gözleri dönen, kayalar dibinde, dağlar başında bir lokmayı yerden, gökten soran şu insanın talihi ne kadar birdir!

Yazar Biyografisi

Arkeoloji profesörü, yazar, düşünce ve siyaset adamı: Remzi Oğuz Arık

1899 yılında Kozan’ın Kabaktepe köyünde doğan ve Oğuzlar'ın Varsak boyundan olan Remzi Oğuz Arık, çocukluk yıllarını köyünde geçirmiş ve ilk öğrenimine orada başlamıştır. Sonraki yıllarda, ağabeyi ve ablasının görev için bulunduğu Balkanlara göçmek zorunda kalan Remzi Oğuz Arık, on yaşından itibaren annesi ile bütün Balkanları dolaşmıştır. Ardından, büyük yokluklar içinde geçen öğretim hayatı başlayan Remzi Oğuz Arık, önce İşkodra İdadisi’nde, oranın işgali üzerine de İstanbul’a gelerek Mercan İdadisi'nde, İzmit Lisesi’nde ve İstanbul Muallim Mektebi'nde eğitim görmüştür.

Remzi Oğuz, I. Dünya Savaşı'nın son yılında Talimgah’a katılmıştır. Bir kaza sonucu ağır yaralar alan Arık, uzun süre tedavi görmüş, bu arada da kalabalık ailesini geçindirebilmek için büyük uğraşlar vermiştir. İstanbul’un işgal acıları yaşadığı günlerde "Turan" özlemiyle Asya’ya gitme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Yüksek öğrenimine İstanbul Darülfünunu’nun İçtimaiyat şubesinde başlayan Arık, 1926’da açılan bir sınavı kazanarak Paris’e gönderilmiştir. Renkli ve anlamlı bir öğrenim dönemi geçirerek, oradaki arkadaşları üzerinde etkili olan Remzi Oğuz Arık, eğlenceye düşkün olan arkadaşlarını "Bugün Anadolu için ne yaptın?" uyarıları ile doğru yola çevirmiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde sanat tarihi, Louvre Arkeoloji Enstitüsü’nde de arkeoloji öğrenimini tamamlayarak 1931’de yurda dönen Arık, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde görevlendirimiştir. 1933 yılında Millî Eğitim Bakanlığı’nın arkeoloji uzmanı olmuş, bu arada Gazi Eğitim Enstitüsü’nde tarih dersleri vermiştir. Göllüdağ, Alacahöyük, Çankırıkapı, Karaoğlan, Hacılar, Alaettintepe ve Bitik kazılarını yöneten Arık, sonraki yıllarda Ankara Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü'ne atanmıştır.

1939 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde öğretim üyeliğine getirilen Arık, orada "Arkeoloji Profesörü" ve "Enstitü Müdürü" olmuş ve aynı zamanda sanat tarihi dersleri de vermiştir. Arık, 1942-1944 arasında Hüseyin Avni Göktürk ile birlikte çıkardığı Millet dergisinde Türk ulusçuluğunun, Anadolu’da oluşan din, dil, soy ve kültür birliğine dayanması gerektiği düşüncesini yaymaya çalışmıştır. 1942 yılı sonunda fakültedeki görevinden Hasan Ali Yücel ve Şevket Aziz Kansu ile olan mücadele sonucunda ayrılmak zorunda kalan Arık, 1943-1945 yılları arasında yeniden müze yöneticiliği görevlerinde bulunmuştur.

1949 yılında yeni açılan Ankara İlahiyat Fakültesi’nde İslam Sanatları Tarihi Profesörü oluncaya kadar Müze Müdürü olarak hizmet veren Arık, 1950 seçimlerinde DP’den (Demokrat Parti) Seyhan milletvekili olduğu için İlahiyat Fakültesi'nde de ancak bir yıl görev yapabilmiştir. DP'yi kendi hizmet felsefesine uygun bulmadığı için oradan da ayrılan Arık, 1952’de Türkiye Köylü Partisi’ni kurarak, o partinin "Genel Başkanlığı" görevini üstlenmiştir. Ancak çok kısa bir süre sonra, 3 Nisan 1954 tarihinde geçirdiği elim kaza sonucu Adana’dan Ankara’ya hareket eden THY uçağının düşmesi ile hayatını yitirmiştir.

ESERLERİ

Adana Ticaret Rehberi (1924), Alacahöyük Hafriyatı (1937), Karaoğlan Kazıları (1938), Köy Kadını-Memleket Parçaları (1944), İdeal ve İdeoloji (1947), Truva Klavuzu (1953), Coğrafyadan Vatana (1956), Veraset ve Cemiyet (1957), Türk İnkılabı ve Milliyetçiliğimiz (1958), Gurbet-İnmeyen Bayrak (1968), Türk Gençliğine (1968).

Biyografi kaynağı: www.adanadan.biz

Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
sabahgüneşi
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2008, 07:39:33 »

Teşekkürler Uğur öğretmenim kendi adıma...
ben okumamıştım ve verdiğiniz örnek bölümden gördüğüm kadarı ile güzel ve okunası bir kitap gibi duruyor,tekrar teşekkürler...
Kayıtlı
baksu
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2641
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4317



« Yanıtla #2 : 04 Temmuz 2008, 07:52:50 »

cografya.biz de paylaşımların bu mantıkta  olmasını diliyorum. teşekkürler uğur hocam.
Kayıtlı


Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bi cevabım var.
Lakin bi lafa bakarım, laf mı diye...
Bi de söyleyene bakarım, adam mı diye...

                                        
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #3 : 04 Temmuz 2008, 07:53:37 »

Hocam bilgilendirme için teşekkürler.
Coğrafya'ya yeni yüzler yeni bilim adamları gerekiyor.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
seyhoglu
VIP Üye
******

Performans: 71
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 696


« Yanıtla #4 : 04 Temmuz 2008, 08:15:01 »

Hocam teşekkürler.Yıllar önce milli eğitim yayınevinde alıp okuduğum çok güzel bir kitap.Herkese okumasını tavsiye edebilirim.
Kayıtlı
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #5 : 04 Temmuz 2008, 09:01:50 »

Yıllar önce okuma imkanı bulduğum güzel bir kitaptı.
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #6 : 04 Temmuz 2008, 09:23:44 »

Üniversitedeyken okuduğumuz kitaplar 1960yılı basımıydı.
Hala unutamıyorum.Millet marsa insansız robor gönderirken biz 1950-1960ların kitaplarını okuyorduk.
Kitaptaki bazı ifadeler binaenaleyh, filhakika....
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*******

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« Yanıtla #7 : 04 Temmuz 2008, 09:35:59 »

Sevgili Uğur Hocam;

Bu güzel paylaşımınız için teşekkürler. Zaman zaman kıyıda köşede kalmış bu tür içeriklerden meslektaşlarımızın haberdar olması ne kadar güzel.

Coğrafya.Biz in yapmaya çalıştığının bu olduğunu vurguılamak istiyorum. Herkes herşeyden haberdar olamaz veya herşeyi bir anda öğrenemez. Ama Paylaşılan küçük detaylarla çoklara varılabilir.

Teşekkürler.

Kayıtlı

aydınkarataslar
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 04 Temmuz 2008, 09:58:36 »

Diğer paylaşımlar yanında bu tür paylaşımların da artması dileğiyle paylaşımınız için teşekkürler Uğur Öğretmenim.
Kayıtlı
ugur19
Site Yöneticisi
*******

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #9 : 04 Temmuz 2008, 10:35:49 »

   Kitaba ulaşamayan arkadaşlarım muhakkak okul kütüphanelerine baksınlar.Eminim bir çok okulumuzun kütüphanesinde bu eseri bulabileceklerdir.(Aynen benim gibi.)
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
madi06
Uzman Üye
*****

Performans: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 455



« Yanıtla #10 : 04 Temmuz 2008, 10:47:18 »

okumamıştım..sayenizde bu kitabı ilk fırsatta okuyacağım...teşekkürler..
Kayıtlı
u.karacan
Uzman Üye
*****

Performans: 210
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 280


« Yanıtla #11 : 05 Temmuz 2008, 15:52:59 »

Bu kitap 1986 ya da 1987 yılında DTCF Farabi salanu önünde MEB yayınlarının biz öğrenciler için açtığı indirimli kitap satış standından aldığım kitaplardan biriydi.Beğenerek okudum.kitaplığımda hala duruyor.hatırlatılmışken tekrar okuyacağım.Birde o yıllarda Arkeoloji den Prof.dr Oluş Arık DTCF Dekanıydı.Sanıyorum Oğuz Arık hocadan sonraki kuşaktı.
Kayıtlı

Ne kadar bilirsen bil,söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.(hz.Mevlana)
bilgin_mutlu84
VIP Üye
******

Performans: 443
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 738

İnegöl Özel Altın Nesil Koleji


« Yanıtla #12 : 05 Temmuz 2008, 17:04:57 »

teşekkür ederim uğur hocam kitabı en yakın zamanda temin edeceğim
Kayıtlı

Emeğe Saygı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic