Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bizler sadece öğretmenmiyiz?  (Okunma Sayısı 3358 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mustcim
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5



« : 18 Eylül 2009, 20:26:11 »


1998 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya bölümünden mezun oldum askerlik sürecimde dahil 11 yıldır coğrafya öğretmenliği yapıyorum. Meseleğimi seviyorum. Ancak her sel felaketinde, her depremde ya da yaşadığımız herhangi bir doğal afette konuyla ilgisi olmayan ne kadar insan varsa hepsi ortaya çıkıyor ama ne yazık ki bir tek coğrafyacı bile yok. Beşeri coğrafya ile ilgili konularda da durum pek farklı değil. Ne nüfusla ilgili ne yerleşmelerle ilgili ne de ekonomiyle ilgili bir tek kişi çıkıpta ben coğrafyacıyım bu konu beni ilgilendirir demiyor. Bu durum galiba biraz bizden de kaynaklanıyor. Olaylara çok uzak ve tepkisiz kalıyor bazı noktalarda haklarımızı savunmuyoruz. İçimizden bir çoğumuz Fen-Edebiyat fakültelerinden mezun oldu. Yani aslında bilim insanı olmak için yetiştirildi. Ama ülkemizde coğrafya ne kadar bir bilim dalı olarak kabul ediliyor? Yerel yönetimlerde hiç ilgisiz iş kollarına kontenjan açılırken niye coğrafyacılara yer yok? Doğal afetlerde daha fazla can ve mal kaybı yaşayalım diye mi? Lütfen bu konuya ilgi gösterelim artık gelişmiş ülkelere yakışır bir biçimde bu ülkeninde coğrafyacılarının olduğunu gösterelim. Bu tartışmayla belki bir platform oluşturur ve sesimizi daha gür duyurabiliriz. Tüm fikir ve düşüncelerinizi bekliyorum.
Kayıtlı
rhturk
VIP Üye
******

Performans: 627
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2026


...zamana bıraktım...


« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2009, 21:48:39 »

Bölge planlamasında amaç, coğrafi çevrenin doğal, beşeri ve ekonomik kaynaklarını en verimli bir şekilde açmaktır. Bölge ya da şehir planlaması uygulamasında coğrafi görüşün büyük önemi vardır.  Yatırımların fay hatları üzerine denk getirilmesi, sismik olaylar yönünden büyük sakıncalar getirir. Aynı şekilde bir et ve mamulleri kombinasını kentin çok yakınında veya kısa zamanda kent yerleşim bölgesinde kalacak bir konumda kurmak, bir termik güç santralini nüfus yerleşim bölgesinde kurmak, çevre ve hava kirlenmesi, trafik yoğunluğunu arttırması gibi etkileri bakımından büyük sakıncalar yaratır. Erzurum Et Kombinası, bu konuda olumsuz bir örnektir.
 Duman ve is yayan fabrikaların şehir yerleşim sahalarına göre konumları seçilirken ilk dikkate alınacak husus hâkim rüzgâr yönüdür. Çünkü hâkim rüzgâr yönü ile şehir yerleşim sahası arasındaki bir konuma kurulacak bu tür fabrika şehirde geniş ölçüde hava ve çevre kirlenmesine yol açacaktır. Elazığ, Ergani, Trabzon ve Çorum çimento fabrikaları bu konuda tipik birer örnektir.
Aynı şekilde zehirli gazlar yayan bir fabrikayı verimli tarım bölgeleri içinde veya kenarında kurmak tarım faaliyetlerine büyük zararlar verir. Bu konuda en dikkat çekici örnek Samsun Bakır İzabe Tesisleri’dir.
Yerleşim yeri planlamaları yapılırken de gerek fiziki gerekse tüm beşeri veriler coğrafyacılar tarafından toplanarak bunların analiz edilmesi ve bunlarla ilgili haritaların çıkarılması gerekmektedir.  Çünkü dağılım ilkesini uygulayacak yegâne meslek sahipleri coğrafyacılardır. Ve bu da gösteriyor ki coğrafyacının uygulamalı coğrafya becerisi mutlaka planlamada kullanılmalıdır.
Türkiye’de coğrafya ilminin henüz öğretmenlik mesleği dışında herhangi bir önem kazanmasının bazı köklü nedenleri vardır:
1.   Türkiye’de üst düzey yöneticiler, henüz coğrafya ilminin ne olup ne olmadığını tam olarak anlamış değillerdir. Aydın kesimde bile bu ilim dağ, şehir, ırmak, köy adı ve sayıları ezberleten bir ilim olarak tanınmaktadır.
2.   Ülkemizde D.P.T’ nin kompozisyonu ve genel olarak ilmin pratiğine bakış açısı da coğrafya ilminin uygulamalarda yararlanılır bir ilim durumuna gelmesini büyük ölçüde güçleştirmiştir.
3.   Ülkemizde coğrafya ilmi ve coğrafyacıların aleyhine sergilenen tabloda bazı akademik coğrafyacıların da büyük payı vardır. Çünkü ; a) kurdukları Jeomorfologlar Derneği yolu ile Türk Coğrafya Kurumu’nu devreden çıkarmışlar jeomorfolog olan ve olmayan olarak ikiye bölmüşlerdir. b)  Coğrafyacılar arasında ferdiyetçi felsefe nedeniyle mesleğin önemini, sorunlarını ve uygulamadaki yerini devlet yöneticilerine anlatmak bu güne kadar mümkün olmamıştır.
Bugün baktığımız zaman coğrafyacıların planlamadaki rol ve görevleri, Batı ülkelerinde çoktan belirlenmiştir. Artık bu ülkelerde coğrafya meslek erbabı eğitim- öğretim hizmetleri ile birlikte, şehir ve bölge planlaması ya da ekonomik planlamalarda yetkili elemanlar olarak görev yapmaktadır. Hatta A.B.D’ de coğrafyacıların % 70’ ten fazlası planlama, pazarlama, bankacılık ve petrol işletmeciliği gibi öğretmenlik dışı mesleklerde çalışmaktadırlar. Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde bu oranlar yine % 50’nin üzerindedir.
 Bu duruma bakarak ülkemizde de eğitim-öğretim dışında  coğrafyacıların istihdam edebilecekleri şu meslek çevreleri olmalıdır.
1.   Eğitim-öğretim: a) Öğretmenlik mesleği  b) Eğitim Planlaması Sahası
2.   Planlama: a) D.P.T’ nin merkez örgütü  b) Şehir Planlaması c) Bölge Planlaması d) Kırsal Yerleşmelerin Planlaması e)  Genel olarak Ekonomik Kaynakların Planlaması
3.   İstatistik Enstitüsü: a) D.İ.E’ nin merkez örgütü  b) D.İ.E’nin Bölge Müdürlükleri
4.   Turizm Sektörü: a) Sektörün Merkez Örgütü   b) Turizm Bölge  Müdürlükleri
5.   Diğer Sahalar: a) D.S.İ ve Köy Hizmetleri Bölge Müdürlükleri b) M.T.A Örgütü  c) Ormancılık Faaliyet Sahası
Kayıtlı

C o ğ r a f y a     a y a k l a     y a z ı l ı r ..
yusufdukkel
Uzman Üye
*****

Performans: 85
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 436



« Yanıtla #2 : 18 Eylül 2009, 22:17:05 »

Bizler kendimizi ortaya koymadan varlığımızı, potansiyelimizi, uzmanlık alanımızın önemini insanlara anlatmadan kimsenin bizleri dikkate almamasından şikayet etmemeliyiz bence.Edebiyat fakültesinde Coğrafya eğitimi verilen ülkenin coğrafyacılarıyız.Lisede haftada 2(iki,II) ders saati ayrılmış bir bilimin öğreticileri ve uygulayıcılarıyız.Tüm bunlar bir yana kendi arasında bir birliktelik sağlayamamış, (birbirinin kuyusunu kazan, kimisi boğazına kadar siyasete gömülmüş akademisyen üyeleri de olan) memleketinde herkesin bir uzmanlık alanı varken her konuda uzman olan bir topluluğun üyeleri değil miyiz? Hani kurumlarımız, meslek odalarımız nerede? Hangi coğrafya içerikli kitap 50 000 baskı yapıyor?Hoş değil ama hangi coğrafyacının kitabının korsanı var? Çok değerli hocalarımız, pırıl pırıl öğretmenlerimiz var. Tübitak'ın liseler arası proje yarışmasına bunca yıldır kaç coğrafya projesi katıldı. Tübitak Coğrafyayı yarışma kategorilerine bile almıyor.Israrla Yer bilimleri kategorisini öne sürüyor.Lisede Jeoloji dersi alan kaç öğrenci varki?Neden böyle?Çünkü köşe başlarını mühendisler,tıpçılar tutmuş.Tübitak taçalışan kaç coğrafyacı var?
Bir alanı boş bırakırsanız birileri büyük bir hevesle o boşlukları doldurur. Devletimizin kurucusu büyük devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK' ten sonra Coğrafyanın önemini gören devlet adamımız olmamış anlaşılan.Türk Coğrafya Kurumu'nun  kurulması için büyük çaba harcamış ama ömrü vefa etmemiştir. Onun gidişiyle de Coğrafya önem sırasının altlarına doğru hızla düşmüştür. Bir mesleği, bir bilimi ayağa kaldırıp onu saygın hale getirecek olan onun mensuplarıdır.
Kayıtlı

İskenderun Demirçelik Anadolu Lİsesi
mustcim
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #3 : 19 Eylül 2009, 11:36:49 »

Arkadaşların bu konuya biraz duyarsız kaldığını görüyorum. Lütfen bu konuyu ciddiye alalım hem ülkemizin hemde kendi geleceğimizin daha iyi olabilmesi için mutlaka sesimizi duyurmalıyız.Lütfen herkesi konudan haberdar edelim.
Kayıtlı
mustcim
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5



« Yanıtla #4 : 19 Eylül 2009, 14:00:54 »

rhturk ve yusuf dukkel arkadaşlara yorumları için teşekkür ederim. Ancak yardımlarınıza ihtiyacım var bu konuyla ilgili daha fazla kişiye ulaşmalıyız.
Kayıtlı
sandaletos
VIP Üye
******

Performans: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 572



« Yanıtla #5 : 19 Eylül 2009, 16:51:09 »

Bizler sadece öğretmen miyiz?
Evet bizler sadece öğretmeniz,olmamamız gerekiyordu ama günün koşulları bize bu durumu dayattı.Sadece öğretmen olduğumuz için meb deyiz.Bugün üniversiteler-akademik,bilimsel bilgi üreten yerler??-objektifliğini  koruyup,akademik personel için yeterli anlamda kontenjan ayırsaydı ki olması gereken budur bügun coğrafya öğretmeni değil COĞRAFYACI olacaktık.Ama gerçek şu ki biz sadece coğrafya öğretmeniyiz!..
Kayıtlı
aligulersoy
VIP Üye
******

Performans: 46
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 904


« Yanıtla #6 : 20 Eylül 2009, 00:18:32 »

Merhaba arkadaşlar! "Suyun bulanık olduğu bu zaman"da söylenecek çok şey var. Bu dağınıklığın ve siyasî, idarî, akademik platformlarda dikkate alınmamanın çözümü birlik olmaktan geçer. Bu birliğin adresi şu an çok pasif gibi görünmekle birlikte "Türk Coğrafya Kurumu"dur. Sendikalar ve diğer meslek örgütleri de bu konuda harekete geçirilebilir. Asıl can alıcı çözüm ise içimizden birilerinin TBMM çatısında görev alması (vekil olarak) ve bu çatı altında bilimlerin kraliçesi Coğrafyanın nitelikli öğretimi (özellikle üniversitelerde), mezun coğrafyacıların gerekli alanlarda istihdam edilmesi için çalışmalarda bulunmalarıdır. Unutmadan, bütün arkadaşların bayramını kutlar, esenlikler dilerim...
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic