Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yanlış gübre kullanmanın faturası 8 milyar dolar  (Okunma Sayısı 1213 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
engins
VIP Üye
******

Performans: 115
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 953


« : 04 Temmuz 2007, 07:09:45 »


Yanlış gübre kullanmanın faturası 8 milyar dolar 
Türkiye'de tarımın en temel problemlerinden biri, gübre ve ilaca harcanan para. Ürün maliyetinin yüzde 35'ini bu iki kalem oluşturuyor. Ziraat Odaları Birliği'ne göre, sadece toprak tahlili yapmadan gübre kullanmanın tarıma verdiği zarar 8 milyar dolar.
 
 
 
Kalite düşüklüğü sebebiyle toplam üretimin ancak yüzde 3'ü ihraç edilebiliyor. Çiftçi gelirlerini düşüren diğer bir konu da, arazilerin miras yoluyla sürekli bölünmesi. Bu sorun en çok Karadeniz Bölgesi'nde yaşanıyor. Türkiye'de işletme büyüklüğü 55 dekar. Avrupa ülkelerinin ortalaması ise 175 dekar. Verimli toprakların parçalanması, makineli tarımı, dolayısıyla da sektörün fiyat rekabetinde ayakta kalmasını engelliyor. Mirasla bağlantılı bir başka sıkıntı ise varislerin bir araya gelerek tapu meselesini çözememesi. Bu durumdaki yaklaşık 1 milyon çiftçi, devletin verdiği desteklemeden mahrum kalıyor.
 


--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye'de verimi düşüren unsurların başında arazilerin miras sebebiyle parçalanması geliyor. 18 milyon hektar tarım arazisi ve 3,1 milyon tarım işletmesi bulunuyor.

İdeal boyutta bir işletmenin büyüklüğü; kuru tarım alanında 200 dekar, sulu arazilerde 100 dekar olduğu dikkate alındığında işletme sayısının 1,5 milyon olması gerekiyor. Seracılık gibi diğer unsurlar da eklendiğinde 2 milyon işletme bulunması normal. Sektör temsilcileri, öncelikle 4 milyon hektar arazinin henüz sulamaya açılmamış olmasını da en önemli sıkıntılardan biri olarak gösteriyor. Mevcut alanlar da miras yoluyla bölünüp parçalanıyor ve ekonomik olmaktan çıkıyor. Türkiye'de ortalama işletme büyüklüğü 55 dekar, bu da 4-5 parçadan oluşuyor.



25 Avrupa ülkesinin ortalaması ise 175 dekar. Bu rakam, Türkiye ortalamasının 3 katına denk geliyor. Türkiye'de tarım kesiminin milli gelirden kişi başına aldığı pay bin 389 dolar. AB'de ise 9 bin 286 dolar. Aydın Tarım İl Müdürü Saadettin Öztürk, parçalanmış arazilerde üreticinin istediği kârı elde edemediğini vurguluyor. Verimli arazilerin miras uğruna çarçur edilmesinin önüne geçmek için bir dizi mevzuat değişikliği gündemde.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker bu kapsamda Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılarak, 'bölünemez parsel büyüklüğü' belirlendiğini kaydediyor. Kanunla bölünemez parsel büyüklüğü 10 dekardan 20 dekara çıkarıldı. Ancak miras hukuku ile ilgili engeller henüz aşılabilmiş değil. Türk Medeni Kanunu'nun 'Miras Hukuku' kısmında değişiklik yapılmasına yönelik çalışmalarda son aşamaya gelindiğini aktaran Bakan Eker, "Önce parçalanmanın önüne geçmeliyiz. Diğer bir konu da arazileri toplulaştırmaktır.

Toplulaştırmayla birlikte aynı zamanda tarla içi hizmetleri de getireceğiz. Daha verimli ve daha modern tarım yapma imkânı olacak." diyor. Hukukçular ise arazilerin parçalanmasını engellemede Miras Hukuku'nda değişikliğin tek başına yeterli olmayacağı görüşünde. Sektör temsilcilerinin çözüm teklifi özetle şöyle: "Bir arazi düzenleme kuruluşunun kurulması gerek. Arazilerin bir araya getirilmesi zor, bu sebeple her köyü bir ünite olarak kabul etmek gerekiyor."

1 milyon çiftçi verasete takılıyor

Tarımla ilgili olarak gündeme gelen bir diğer önemli konu destekler. Tarım destekleri, Çiftçi Kayıt Sistemi üzerinden veriliyor. Ancak her çiftçi, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne dahil değil. Ecri misil ödeyerek Hazine arazilerini işleyenler ile vârisleri bir araya gelemediği için veraset intikalini yaptıramayanlar desteklerden faydalanamıyor. Ülke genelinde 1 milyondan fazla çiftçi, 10 milyon hektara yakın tarım arazisi desteklerden mahrum kalıyor. 22 Temmuz'da yapılacak seçimlerden sonra iktidara gelmek isteyen her parti de bu desteklerin daha artırılacağı vaadinde bulunuyor. Tarım Bakanlığı'ndan alınan bilgilere göre 2002'de 1,8 milyar yeni lira olan tarım destekleri bu yıl yüzde 180 artışla 5,3 milyar yeni liraya çıktı. Prim destekleri ise 5 yılda 6 kat artarak 186 milyon yeni liradan 1 milyar 150 milyon yeni liraya, hayvancılık destekleri aynı sürede 83 milyon yeni liradan 710 milyon yeni liraya, kooperatif destekleri de 820 milyon yeni liraya çıktı. Çiftçilerin maliyet artışları ise ürünlerin fiyatlarından daha fazla. Temel tarım ürünleri fiyatlarında 2006 yılı ortalaması olarak yüzde 2,4 artış olurken, girdilerdeki artış ortalama yüzde 15,8 olarak belirtiliyor. Maliyetlerin yanı sıra 2006 kışında oluşan don ve dolu afetinin çiftçilere getirdiği ilave yük yaklaşık 382 milyon yeni lira.

'Yanlış gübre'nin maliyeti 8 milyar dolar

Bilinçsiz toprak kullanımı ve üretim tarzı yüzünden tarım istihsalinde büyük bir verimsizlik söz konusu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar'ın verdiği bilgiye göre, bunun ülke ekonomisine faturası yıllık 45 milyar dolar. Rakamın sadece 8 milyar doları yetersiz ve yanlış gübre kullanımından kaynaklanıyor. Birlik, problemin çözümü için her yerde toprak tahlili kurulmasına ilişkin çalışma başlattı. Çiftçilerin, sahip oldukları toprakların hangi ürünler için daha elverişli olduğunu öğrenebilmesi için tarım il müdürlükleri veya ziraat odasına müracaat etmesi yeterli. Bayraktar, teknik eleman istihdamıyla üreticinin hata yapmasının önüne geçmek istediklerini vurgulayarak, "AB ülkeleri karşısında rekabet gücümüz fazla. Ancak toplam üretimin yüzde 3'ünü ihraç edebiliyoruz. Çünkü istenen kalitede sebze-meyve elde edilemiyor. Avrupa'nın talep ettiği meyve çeşitlerinin yetiştirilmesi için teknik elemanların sahada çalışmaları önem taşıyor." ifadelerini kullanıyor. Ürünlerin kalitesi nakliye sırasında da düşüyor. Kamyonlarla şehirlere taşınan ürünler yolda aşırı sıcak ya da soğuklardan zarar görebiliyor. Taşıma işleminin soğutmalı araçlarla yapılması ve hallerde soğutma sisteminin kurulması gerektiği belirtiliyor. Sektörden bir kaynak, "Dondurma, süt ürünleri ülkenin bir ucundan öbür ucuna nasıl naklediliyorsa sebze-meyvede de aynı standartlar yakalanmalı. Kolaycılığı bir kenara bırakmalı kabzımallar. Gelişmiş hiçbir ülkede 40 derece sıcakta patlıcan, biber açık kasa kamyonlarla taşınmaz. Tarım Bakanlığı'nın bu konuda artık kanuni düzenlemeye gitmesinin vakti geldi de geçiyor. Maliyet getireceği yönündeki itirazlar komisyoncu lobisinin ekmeğine yağ sürüyor." değerlendirmesini yapıyor. Hal Yasası'nda yapılan değişikliklerde konuya temas edilmemesi ise manidar bulunuyor. Küçük ilçe belediyelerine de hal açma yetkisi tanıyan yasa, 'Bir ürünün birden fazla hale girip çıkmasına yol açacak' diye eleştirilmişti. Özellikle büyük market zincirleri uygulamanın maliyetleri yükselteceğini öne sürerken, sebze ve meyve komisyoncuları zaten yüzde 100 kâr eden marketlerin zararının az olacağı ve bu şekilde ürünlerin kayıt altına alınacağı görüşünde.

AB uyardı: Gıda güvenliği hâlâ yetersiz

Ürün kalitesindeki eksikliklere AB'nin 2006 yılına ait ilerleme raporunda da yer verilmesi, konunun önemini gözler önüne seriyor. Raporun 'Tarım' başlığı altında, Tarım Yasası'nın yürürlüğe girdiği belirtilmekte; ancak yasanın gıda güvenliği ve tüketici bağlantılı konulara yeterince öncelik vermediği belirtildi. Türkiye'nin üretimle bağlantılı destekleme sisteminin, reforme edilen Ortak Tarım Politikası ile de uyuşmadığı kaydedildi. Türkiye'nin, Ulusal Kalıntı İzleme Programı'nda önemli bir ilerleme sağladığı belirtilirken, AB'ye göre tohum kalitesi, bitki sağlığı, bitki koruma ve zirai karantina açısından mevzuat AB ile uyumlu değil. Tarım konusunda Türkiye'nin en çok kıyaslandığı ülke olan Polonya'nın Başmüzakerecisi Jerzy Prewa, eleştirilerden ders alınmasını tavsiye ediyor: "Biz de 1990'larda sizin için söylenen işsizlik, verim düşüklülüğü ve fakirlik gibi sorunlarla boğuşuyorduk. Önemli olan çözüm paketidir." AB'ye üyelik stratejik hedefi doğrultusunda öncelikle yeniden yapılandırma kararı aldıklarını anlatan Prewa'nın verdiği bilgilere göre tarımın modernize edilebilmesi için iyi programlar belirlendi ve bunlar uygulandı. Kırsal kesimdeki hayat şartları ve altyapının geliştirilmesinin ardından AB Ortak Tarım Politikası'na entegre edildi. Rekabetçi olabilmek, ürünleri uluslararası pazarlarda satabilmek için yatırımlar yapıldı. Belirlenen politika doğrultusunda hükümetler mali kaynaklar vermeyi taahhüt etti. 1999 ve 2000 döneminde Avrupa Birliği ile çok yakın bir işbirliğine gidildi ve aşamalı bir şekilde tarım ürünlerinde ticaret serbestleştirildi. 2004'te tarımsal sektörü destekleme yöntemlerinde değişikliğe gidildi. 2004-2006 döneminde, Polonya tarımı kırsal kesimlerde geliştirmek için 7,2 milyar Euro kaynak kullandı. Bu kaynağın yüzde 17'si pazara müdahaleyle ilgili fonlara ayrıldı. Kaynağın çiftçilere ulaştırılabilmesi için çok dikkatle hazırlanmış bir doğrudan ödeme desteği yöntemi uygulandı. Daha önce hektar başına 104 Euro ödenirken yaklaşık 1,5 milyon çiftçiye yapılan ödemenin miktarı hektar başına 130 Euro'ya çıktı. Ancak ödeme yapılırken hepsine bir anda verilmedi, 10 yıllık bir geçiş dönemi belirlendi.

Kanun değişti, bütçede millî gelirin yüzde 1'i artık tarıma

Türkiye, Polonya ve diğer AB ülkelerindeki uygulamalardan hareketle Tarım Kanunu'nda değişikliğe gitti. Gayri safi milli hasılanın binde 7'si olarak belirlenen oran yüzde 1'e çıkarıldı. Buna göre tarım, merkezî bütçeden her yıl milli gelirin yüzde 1'i kadar pay alacak. Verimlilik artışı ve büyük şirketlerin yatırımlara hız vermesi ile tarım sektörünün GSMH'ye katkısı son 4 yılda 21,8 milyar dolardan 38,9 milyar dolara yükseldi.

Zirai ihracat 4 milyar dolardan 8,6 milyar dolara yükseldi. 2002 yılında yıllık tarımsal ithalat ve ihracat değerleri hemen hemen aynı iken, geçen yıl 1,4 milyar dolar ihracat fazlası sağlandı. Çiftçi borçları yeniden yapılandırıldı, 765 bin üreticinin borcu 1,5 milyar yeni lira azaldı. 2002 yılında yüzde 59 olan tarımsal kredi faiz oranları düşürülerek, kredi türüne göre yüzde 7-13 aralığına çekildi.

2002 yılında Ziraat Bankası aracılığıyla verilmiş olan tarımsal kredi tutarı 228 milyon yeni lira iken Mayıs 2007 itibarıyla aynı rakam 4,2 milyar yeni liraya ulaştı. Meclis Genel Kurulu'nda verilen iki önergeyle de gerek bitkisel gerekse hayvansal üretimde ıslah çalışması yapan kurumların, gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca destekleneceği, ürün bazında tek bir ürün konseyi kurulabileceği hükmü getirildi. Tarım Bakanı Mehdi Eker, Türkiye'de tarımın son 3 yılda pozitif anlamda büyüdüğünü belirterek, "4 milyar dolar olan tarım ürünleri ihracatı 8,5 milyar dolara yükseldi." diyor.

Bakanlığın 4 yılda gerçekleştirdiği bazı çalışmalar şöyle: 2 bin 500 ziraat mühendisi ve veteriner hekim 20 bin köyde ücretsiz danışmanlık yapıyor. Süne mücadelesinde kaydedilen başarı ve sertifikalı tohumluk kullanımının teşvik edilmesiyle birlikte buğday üretiminde artış sağlandı. Ancak dünya buğday rekoltesindeki daralmaya paralel olarak 20 milyon tonluk azalma oldu. Buna rağmen, buğday ihtiyacı yurtiçinden temin edilir hale geldi. 2002'de 2,1 milyon ton olan mısır üretimi son üç yılda iki kat arttı. Üretim iç talebe cevap veriyor. Çeltik üretimi dört yıllık süreçte 360 bin tondan 675 bin tona ulaştı. Aynı dönemde ayçiçeği üretiminde yüzde 25'lik yükseliş gerçekleşti. Traktör satışları da 5 kat artarak 8 bin 100'den 32 bine ulaştı. Çiftçiye kullandırılan kredi miktarı ise 2006'da 3 milyar 295 milyon yeni lira oldu. 1999-2002 döneminde 97 bin hektar alanda toplulaştırma çalışmasına başlanmış iken, 2003-2006 döneminde rakam 384 bin hektar olarak gerçekleşti.
 
Kayıtlı

Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic