Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Petrol Kuyusunu Cami Kitabesinde Buldu  (Okunma Sayısı 2934 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gunban
VIP Üye
******

Performans: 1535
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2505


Güzel günler göreceğiz; güneşli günler, .....


« : 09 Mayıs 2008, 09:19:49 »


Petrolle ilgili hergün yeni haberler geliyor. İşte bunlardan biri daha!


Petrol kuyusunu cami kitabesinde buldu

Erzurum'daki Caferiye Camisi kitabesinde Balıklı Köyü'ndeki neft kuyusu olduğunun yazdığını belirten Doç.Dr. Hüseyin Yurttaş iddialı: Araştırma yapılırsa petrol rezervi bulunacak

ERZURUM - Osmanlı döneminde 1645 yılında Hazine memuru Ebubekir oğlu Hacı Cafer tarafından yaptırılan Caferiye Camisi kitabesinden ‘petrol’ müjdesi çıktı. Caminin giderlerinin karşılanması için Hacı Cafer’in Erzincan’ın Balıklı (Pürk) Köyü'nde ‘neft kuyusu’ bağışladığı ve bunu caminin kitabesine yazdırdığı ortaya çıktı.

Tarihi yapılarla ilgili araştırma yaparken ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını belirten Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Doç.Dr. Hüseyin Yurttaş, aynı konuyu Tarihçi İbrahim Haluk Konyalı’nın 1960 yılında kaleme aldığı ‘Erzurum Tarihi’ adlı kitabında işlediğini söyledi. Doç.Dr. Hüseyin Yurttaş, “O dönemde yaşayanlar, imkanlar ölçüsünde ‘neft’ olarak nitelendirdikleri petrol kuyularını açmış ve kullanmışlar. Kitabede cami giderlerinin karşılanması için Hacı Cafer tarafından tarım arazileri ile birlikte eski adı Pülk olan Balıklı Köyü'ndeki neft kuyusu da vakfedilmiş. Eğer bölgede araştırma yapılırsa, petrol rezervi bulunacak” dedi.

Erzurum Kalesi yakınında, Cumhuriyet Caddesi’ne bakan Caferiye Camisi’nin kadınlara ayrılan üst bölümünde yer alan ve mermer taş üzerine Osmanlıca kitabede, ilginç bir ipucuna rastlandı. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde anlattığı Caferiye Camisi’nin Osmanlı padişahlarının 18’incisi Sultan İbrahim (1640- 1648) döneminde Hacı Cafer tarafından yaptırıldığını belirten Atatürk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Doç.Dr. Hüseyin Yurttaş, Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan caminin çok önemli bir eser olduğunu dile getirdi.

‘Erzurum Tarihi ve Tarihi Eserleri’ kitabı için araştırma yaparken, İbrahim Haluk Konyalı'nın ‘Erzurum Tarihi’ adlı kitapta caminin kitabesiyle ilgili ilginç bilgilere rastladığını kaydeden Doç. Dr. Yurttaş, şunları söyledi:

“Cafer Efendi, külliyesini tamamladıktan sonra hayır eserlerinin yaşayabilmesi için padişahtan gelir kaynağı olabilecek bir yer istemiştir. Tercan’ın Pürk Köyü verilmiştir. Cafer Efendi de Pürk Köyü'nün toprakları içinde bulunan neft kuyusu, tuzla ve boyahaneyi camiye vakfetmiştir. Külliye vakfiyesinin bir sureti Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 414- 416 sayfasına kaydedilmiştir. Ebubekirzade Cafer Efendi'yi, 1650 yılında yeniçeriler tarafından öldürülmüştür.

Dönemin insanları mal varlıklarını ölmeden önce kurdukları vakıflar aracılığıyla cami, çeşme ve medreseler için bağışlamışlar. Bunu birçok eserde görmek mümkün. Caferiye Camisi de bunlardan biri. Ancak burada farklı olan ‘neft kuyusu’nun bağışlanmış olmasıdır. Bu Türkiye açısından çok önemli bir olay. O bölgede bir araştırma yapılsa, büyük ihtimalle petrol bulunacak.”

 MTA araştırma yapmış

Eskiden Erzincan’ın Tercan İlçesi'ne bağlı olan şimdi ise Çayırlı İlçesi'ne bağlanan Balıklı Köyü’nün muhtarı 48 yaşındaki Ahmet Hulusi Tahan, “Köyümüzün adı eskiden Pürk’tü. Ben beş dönemden beri muhtarlık yapıyorum. MTA, 1970’li yıllarda köyde petrol arama çalışması için bir sondaj yaptı. Sondaj yaparken matkabı kırdılar. Gittiler, sonra bir daha gelmediler” dedi. Balıklı ve Cennetpınar bölgesinde petrol olduğunun yıllardır konuşulduğunu anlatan muhtar Hulusi Tahan şöyle konuştu: “Belki kuyularda vardı ama şimdi kapanmış. İlkbaharda MTA Bölge Müdürlüğü'nden yeniden geldiler. Yeniden arama çalışması yapacaklarmış.”

 Kitabede ne yazıyor?

‘Vakfiye-i Cami-İl Hac Cafer’ başlığında yazılan kitabe şöyle: “Cami-i mezburun kıblesinde bina eyledüğüm ricale mahsus hamamı ve Tebriz kapusunun karşısında olan debbağhane ile mumhane ve Gürcü kapusundan taşra kaleden çıkan su ile suvarılan çukur çevirme bostan ve Erzincan kapusundan taşra handek kenarı ile aşağıya giden yola muttasıl çevirme bostan ve camiyi mezburun hareminin şimalen dıvarına, muttasıl üç kıta bakkal dükkanı ve kuyumcular çarşısında üç dükkan kuşeleri ve Erzurum nahiyesi kariyerlerinden Mülk nam kariyede malikanem olan nısıf çiftliği ve nahiye-i Tercan’da mülk Name-i hümayun ile temlikim olan Pürf nam karyenin mahsulü ve rüsümatını ve sınırında malim ile hafr ve iharç eylediğim naft kuyumuz ve mümkün olursa memlihasını ve Micingirt sancağında hali ve harabe kariyelerinden ihya eylediğimiz Zanzak ve alakilise naman kariyerlerin senede şartı üzre yüz İstanbuli gilal miraye verildikten sonra iki kariyeden hasıl olan mahsülat.”

 Caferine Camisi'nin öyküsü

Cami 1645 yılında Hacı Cafer tarafından yaptırıldı. Caminin önündeki dört yuvarlak sütun üzerine oturan üç küçük kubbeli son cemaat yeri bulunuyor. Ayrıca son cemaat yerinin sol tarafında camiyi yaptıran Hacı Cafer’e ait türbe yer alıyor. Bu türbe içerisinde Hacı Cafer’in 1650 tarihli mezarı bulunuyor.

Kare planlı caminin üzeri sekiz köşeli bir kasnağa oturan kubbe ile örtülü. Bu yapı tek kubbeli Osmanlı camiler plan düzeninde. Kubbe eteğinde Kaside-i Bürde yazılı bir firiz dolaşıyor. Caminin mihrabı sanat tarihi yönünden bir özellik taşımamakla beraber minberi Osmanlı ağaç işçiliğinin güzel örnekleri arasında sayılıyor. Caminin, kesme taştan yapılan tek şerefeli minaresi bulunuyor. (dha)

09/05/2008-RADİKAL

Kayıtlı


Dört nala gelip uzak Asya\'dan
Akdeniz\'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim........
sabahgüneşi
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 09 Mayıs 2008, 09:24:18 »

ortada bu kadar bulgu varken matkap kırıldı diye MTSnın araştırmayı yarıda bırakıp gitmesi oldukça ilginç(!)
umarım araştırma yapılır bizde son günlerde gelen aşırı zamlardan nasibimizi almışken biraz olsun rahatlarız...
zaten türkiyenin altı üstünden zengin Smiley

paylaşım için teşekkürler Gngör öğretmenim... böyle güzel haberler vermeye devam etmeniz temennisi ile... Smiley
Kayıtlı
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 09 Mayıs 2008, 09:30:44 »

Memleketin altı da üstüde zengin ancak iyi idare edilmiyor yıllardır..
Kayıtlı
tegagaic
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 09 Mayıs 2008, 10:17:25 »

Arkadaşlar ne derece doğru bilmiyorum ama yıllar önce Türkiye'nin var olan petrolünün sadece çok az bir kısmını çıkarmasına izin veren bir antlaşmaya imza attığını okumuştum bir yerde.Bu doğruysa biz daha çok bekleriz.
Kayıtlı
GÜNER
VIP Üye
******

Performans: 163
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1202


« Yanıtla #4 : 09 Mayıs 2008, 10:39:22 »

Kendimize yetecek bir petrolü bile bulabilsek ülkemizdeki gelişmeleri hayal etmek bile ne güzel.
Kayıtlı
vefikpaşa
Uzman Üye
*****

Performans: 24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 240


« Yanıtla #5 : 09 Mayıs 2008, 19:57:41 »

bildiğim kadarıyla ilk petrol kuyusu fransa da 1838 yılında açılmıştır.dolayısıyla 1645 te olmayan ve bilinmeyen birşeyden bahsedilme ihtimali ne kadar gerçekçi olur?  ürkiyenin altı petrol denizidir,çıkarttırmıyorlar!a gerçekten inanılmasını,gerçekten anlamıyorum.tabii ki herkesin takdiri kendine ,ancak gencecik öğrencilerin bu boş ümitlerle avutulmasını doğru bulmuyorum.hatta çok zararlı diye düşünüyorum.ümit etmek iyidir ancak beklentinin gerçekleşme ihtimali olması şartıyla ,kaldı ki çalışmak ümit etmekten daha yararlı sonuçlar verir.bunun için ne derler bilirsiniz "umut fakirin ekmeği ,umar ha umar".Herşeye rağmen somut aramalar sonucunda zengin bir petrol havzasına ulaşmak dileğiyle.saygılar
Kayıtlı

Güçlü olmak, düşmanını değil, öfkeni yenebilmektir
aydınkarataslar
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 10 Mayıs 2008, 00:00:46 »

Sayın vefikpaşa öğretmenim 1645'te bahsedilen neftin(petrol) günümüzdeki gibi ulaşım araçlarında,elektrik üretiminde veya sanayide kullanımı elbette ki sözkonusu değil ama yakıt ve aydınlatma amaçlı kullanımı var.İnternette biraz arama yaparsanız çok ilginç kullanım şekillerine ulaşabilirsiniz.Örneğin Sümer hükümdarı Adab'ın İstanbul Müzesinde bir heykeli varmış,heykelin göz çukurlarında asfalt bulunuyormuş,yine o dönemde su kanallarının duvarlarında asfalt kullanılmış...vs.
Kayıtlı
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« Yanıtla #7 : 10 Mayıs 2008, 09:17:58 »

şanlıurfa adıyaman diyarbakır ve mardinde onlarca petrol kuyusu bulunmuştur.fakat bu kuyular madenlerin çıkarılması koşullarına uygun olmadıkları için kapatılmışlar.
bilginize
Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic