Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kaz Dağı Kazılmasın!  (Okunma Sayısı 1922 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
M.Sami KÖROĞLU
Admin
Site Yöneticisi
*****

Performans: 2999
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5010


Adıyaman


Site
« : 14 Ağustos 2008, 11:15:53 »


“Şu Kaz Dağı’nın adını değiştirmeli... ‘Kaz’ denildikçe akıllarına sadece kazmak geliyor...”

Bu söz, 24-25 Temmuz 2008’de Çanakkale’de toplanan mimarların bölgeyi “tüm değerleriyle savunma” kararlarına da esin kaynağı oldu.

Çanakkale Boğazı denince akla “köprü” gelmesine; “Troya” ve “Assos” denince akla “turizm otoyolu” gelmesine; “Gelibolu” denince de akla artık “barış” yerine hâlâ “savaş anıtları”nın gelmesine karşı “ulusal sorumluluk kampanyası” başlatmaya karar veren mimarlar, toplantının sonuç bildirgesinde kamuoyuna da şu çağrıyı yaptılar;

“Çanakkale coğrafyasının bu saldırılara karşı savunulması için tüm sorumluları uyarıyoruz. Sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının ve halkımızın bu duruma karşı çabalarını, Troya ve Çanakkale savaşlarındaki gibi, yörenin güçleriyle birleştirmeye çağırıyoruz...”

“İstanbul Tehlikesi”
Mimarlar Odası, kimi MYK toplantılarını ülkenin farklı bölgelerinde ulusal katılımla gerçekleştirmeyi sürdürüyor. Hemen tüm kentlerden oda temsilcileri ile yöre mimarları ve sivil toplum kuruluşlarının katıldıkları bu buluşmalardan sonuncusu Çanakkale’deydi.

Özellikle Çanakkale, Balıkesir ve Edremit Körfezi yerleşmelerinden katılımcıların dile getirdikleri sorunlar arasında sadece Kaz Dağı’ndaki “kazma hırsı” yoktu. İstanbul’un metropoliten yüklerini bölgeye yayma girişimlerinin Trakya topraklarıyla birlikte “Çanakkale coğrafyası”nı da tehdit ettiği, güncel gelişmelerle birlikte irdelendi.

Sonunda ortaya çıkan bildirgenin başlığı bile mimarlar buluşmasında ne denli yaşamsal saptamaların yapıldığını göstermeye yetmişti; “Tarihsel ve Doğal Değerleri Kültürel Değerlerle Buluşturan Kaz Dağı, Troya ve Gelibolu Simgelerine Yönelik Saldırılara Karşı Çanakkale Coğrafyasının Savunulması İçin Güçbirliği Çağrısı...”

Bu anlamlı çağrıyı Cumhuriyet okurlarının da bilgisine sunuyorum;

“Çanakkale’yi Savunalım!”...
“Çanakkale başta 3 milli park alanı olmak üzere, uluslararası önemi olan sayısız doğal, kültürel ve tarihsel özelliklere sahip ender coğrafyalardan biridir. Gelibolu, Troya ve Kaz Dağı milli parklarıyla ünlenen bu coğrafyanın, tarihteki birçok savaşa konu olması, bu bölgeye, evrensel barış özlemi ve bağımsızlığımızı geleceğe taşıyarak övünebileceğimiz efsanevi bir karakter kazandırmıştır.

Ne yazık ki bu coğrafyaya yönelik saldırılar, günümüzde başka boyutlar kazanarak sürmektedir:

Çanakkale’ye özel projelerle yük getirmekte olan, ancak yargı tarafından iptal edilen 1/100.000 İstanbul Metropoliten Planı’nın, yeniden onaylanması gündemdedir.

1998 yılında uluslararası bir fikir projesi yarışmasıyla elde edilen ‘Gelibolu Barış Parkı Projesi’ne ilişkin uygulamalar, ‘barış’ kavramından giderek uzaklaşıldığını göstermektedir.

Troya Milli Parkı tüm planlama çalışmalarını göz ardı eden bir kültür endüstrisinin bir iş alanı haline getirilmek istenmektedir.

Kaz Dağı (İda), Homer’den beri su, toprak, hava gibi varsıllıklarıyla yazının konusu olmuştur. Mitolojinin, arkeolojinin, tarihin ve tarımın birikimleriyle İda, altından çok üstüyle değerlidir. Anamalcı altıncılar, tam bir talancılıkla Kaz Dağı’na da saldırmışlardır. Bergama’da hukuk dışı olarak yaptıkları gözler önündedir.

Bu olumsuz gelişmelere karşı, Mimarlar Odası olarak görüş ve önerilerimiz şunlardır:

Bölgeyi de etkileyen İstanbul Metropoliten Planı yeniden onaylanmamalı; ülke planından kent planlamaya uzanan planlama bütünselliği sağlanmalı, Çanakkale ve Çanakkalelileri dikkate alan bir Marmara Bölgesi Bölge Planı’na ulaşılmalıdır.

Antik çağlarda Troas olarak adlandırılan bölgenin turizm potansiyelini ortaya çıkartacak, koruma / kullanma dengesini gözeten, tüm doğal ve kültürel değerleri ve milli parkları bütüncül bir planlama anlayışı ile ele alan bir turizm planlaması ve alan yönetimi bölge planının başlıca girdisi olarak değerlendirilmelidir.

‘Gelibolu Barış Parkı Projesi’nin barış kültürünün sembolü olarak uygulanması süreci hızlandırılmalıdır.

Uzun Devreli Gelişme Planı tamamlanan Troya Milli Parkı’nda, planın uygulama süreci hızlandırılmalı; bu planla tanımlanan Troya Müzesi projesi, Gelibolu’da olduğu gibi uluslararası mimari proje yarışması ile elde edilmelidir.

Kaz Dağı’nı ve ülke olarak geleceğimizi tahrip edecek altın madeni girişimlerine son verilmelidir.

Bu nedenlerle bölge yeniden savunulmayı beklemektedir. Yakın geçmişteki Çanakkale Köprüsü, Assos Yolu dayatmalarına karşı direnen Çanakkale halkının bunu başarabileceğine inanıyor ve Çanakkale coğrafyasının bu saldırılara karşı savunulması için tüm sorumluları uyarıyoruz. Bütün sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının ve halkımızın bu duruma karşı çabalarını, Troya ve Çanakkale savaşlarında olduğu gibi yörenin güçleriyle birleştirmeye çağırıyoruz...”

Kaynak: Oktay Ekinci
Kayıtlı

Merih Kayra Zencir
VIP Üye
******

Performans: 1124
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1111



« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2008, 18:14:05 »

hocam heralde bizde kaz dağı emir gibi dağı kazmak gibi algılanmış.çok haklısınız.
Kayıtlı

Kayracan
kt
VIP Üye
******

Performans: 649
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3775



« Yanıtla #2 : 15 Ağustos 2008, 18:55:40 »

“Şu Kaz Dağı’nın adını değiştirmeli... ‘Kaz’ denildikçe akıllarına sadece kazmak geliyor...”

 ya da `yolmak`...
Kayıtlı

Dünyayı güzellik kurtaracak...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic